İçeriğe geç

Hazbin Hotel'deki Tilki

Bölüm 7 · 4 dk okuma

Hazbin Hotel'deki Tilki

Bölüm 7

Çatlakların Güzelliği

Artık elimde ekstradan sandviç ve Husk'ın alet çantası var. İkisi de iyi oldu. Şu an biraz açım ama yorulduktan sonra yemek yemek daha iyi olurdu.

Ama şimdilik ilk adım: Aynayı kırmak. Ama bunu nasıl yapsam daha iyi olurdu? Husk haklı, çekiç yüzünden kolumdaki dikişler patlayabilirdi. O zaman... direkt aynanın üzerine atlarım.

Batsa bile acımaz zaten. Hem de Cehennem'de tekrar ölemeyeceğime göre en mantıklısı bu olurdu sanırım. Hem eğlence hem de iş. Mantıksız gibi ama aslında çok mantıklı.

Birkaç adım geriye gelip, sonra üstüne atlayacaktım. Önce geri çekildim. Sonra hafifçe koşup üstüne atlayacaktım ki önümde Alastor belirdi. Ben de dengemi koruyamayıp yere kapaklandım.

Taehyun: Hey, kesinlikle bir anda önümde belirmekten gerçekten vazgeçmen lazım.

Alastor bastonuna yaslanmış, sırıtışı her zamankinden daha geniş. Radyo paraziti gibi bir kıkırdama çıkarıyor.

Alastor: Ah-ha~! Özür dilemem gerekir mi? Hayır. Çünkü çok eğlenceliydi~

Bastonunu yere vuruyor. Kırık aynaya bakıyor, sonra da dikişli koluma.

Alastor: “Batsa bile acımaz” ha? Ne kadar da... dramatik. Ama yanlış. Cehennem’de ikinci kez ölmezsin, doğru. Ama acı çekersin, küçük tilki. Hem de defalarca. Ve Vaggie seni tekrar dikerken ben onun azarını çekmek zorunda kalırım. Tercih etmem. Planın yaratıcı, kabul ediyorum. Ama yöntemin... acemice.

Doğrulup bana dönüyor. Gözlerindeki radyo kadranları dönmeyi bırakıp bana odaklanıyor. Ses tonu bir anda o neşeli sunucu tonundan çıkıyor. Daha alçak, daha ciddi.

Alastor: Taehyun. Dün gece o dolabı taşırken dikişlerin kanadı. Gördüm. Bugün de kolunu kullanırsan, o dikişler atar. Atınca ne olur biliyor musun? Kolun fazlasıyla kan kokar. En kibar iblis bile kokuna dayanamaz.

Taehyun: Şu an yardım istemiyorum. Eğer yardımcı olmak istiyorsan... belki birkaç malzeme bulabilirsin. Japon yapıştırıcısı, fırça, altın ve turuncu boya lazım. Aynayı süslemek için lazım olacak. Ve lütfen aynayı kırmak konusunda bana karışma, ne yaptığımı gayet iyi biliyorum.

Bastonunu çevirip yere tık diye vuruyor. Sırıtışı bir anlığına siliniyor, sonra geri geliyor. Daha keskin.

Alastor: Ahhh~ Demek öyle. "Karışma" öyle mi? Cesur, bayılırım. Ama aptalca cesaretle zarif cesaret arasında ince bir çizgi var, küçük tilki.

Kapıya yaslanıp kollarını kavuşturuyor. Gözlerindeki kadranlar yavaşça dönüyor.

Alastor: Japon yapıştırıcısı... fırça... altın ve turuncu boya. Hmm. Altınla çatlak onaracaksın demek. Kırığı altınla onarmak. Yara izini sanat eseri yapmak ne kadar da... şiirsel. Malzemelerini getirtirim. Otel’in deposu sürprizlerle dolu. Ama...

Bana doğru bir adım atıyor.

Alastor: Anlaşma yapalım, Taehyun. Ben sana boya, fırça, yapıştırıcı getiririm. Bu günlük karşılık istemem, yarın için söz veremem. Ama sen de bana bir şey vereceksin: Söz. O aynayı kırarken dikişlerin atarsa, Vaggie’ye “Alastor durdurmadı” demeyeceksin. “Kendi aptallığımdı” diyeceksin. Anlaştık mı?

Elini uzatmıyor. Sadece bakıyor. Tek gözümün içine.

Alastor: Biraz vakit ver. Altın boyayı Niffty’nin saçından kazımadan önce depodan bulurum.

Kapıdan çıkarken duruyor, arkaya bakmadan konuşuyor.

Alastor: Bu arada... turuncu ve altın. Tilki renkleri. Oda gerçekten senin olmaya başlıyor, Taehyun~

Odadan gitti. Ama garip geldi. Alastor kimseye günahını bile vermeyecekmiş gibi birine benziyor. Ama yardım da ediyor. Hem de karşılıksız. Hm... Araştırılacak bir şeye benziyor, tabii fırsat bulabilirsem.

Kısa bir süre sonra kilidi kendiliğinden açıldı. Alastor içeri süzüldü.

Alastor: Ta-daa! Bir Japon yapıştırıcısı, bir samur fırça, bir altın, bir de... balkabağı turuncusu.

Malzemeleri masanın üstüne diziyor. Tek tek. Düzenli. Göz ucuyla dikişli koluma bakıyor, ama bu sefer yorum yapmıyor.

Alastor: Kintsugi için önce kırman lazım, biliyorum. Ama madem temas sevmiyorsun, ben de izlemeyi seviyorum... Ya da... gururun ağır basarsa... sen atlarsın, ben de kenardan alkış tutarım. Kanı kim temizler sonra, o ayrı konu.

Kollarını kavuşturup duvara yaslanıyor. Sırıtıyor ama gözleri ciddi.

Alastor: Seçim yine senin, Taehyun. Gurur mu, mantık mı?

Taehyun: Gölgeye gerek yok. Aklımda bambaşka bir fikir var. Ama biraz fizik bilgisi gerektiriyor.

Alastor kaşını kaldırıyor. Bastonunu çevirip masaya tık diye vuruyor. Gölge bir an tereddüt edip yere geri çekiliyor, halının desenine karışıyor.

Alastor: Fizik bilgisi... On altı yaşında bir tilkiden duymayı beklediğim son şeydi. Dünya’da okulun iyiymiş demek. Ya da Cehennem sana zeka tazminatı verdi. Eğer işe yarar ve zekanı kanıtlarsan... belki üçüncü iyiliğim bedava olur, küçük tilki~

Önce çekici yerden aldım, geri çekildim. Çekici sol elimle tuttum, sağ kolum dikişli olduğu için onunla denge sağladım ve dönmeye başladım. Yeterince hızlandığımı hissedince çekici bıraktım.

Tam hesapladığım gibi sağ alt köşeye denk geldi ve tüm aynayı yere devirdi ve binlerce parçaya ayırdı. Ve çekiç de tam hesapladığım yerde kaldı. Ne duvara, ne de yere zarar vermedi. Sanırım biraz fazla sevindim...

Taehyun: BİNGO! Bu iş böyle yapılır işte.

Aynayı bin parçaya ayıran çekiç sesiyle beraber camlar yıldız gibi saçılıyor. Sevinçle zıpladığımda kulaklarım da dikiliyor.

Alastor bastonunu yere bir kez vuruyor.

Alastor: Hah! Açısal momentum ve kaldıraç kuvveti. Demek fizik dersinde uyumuyordun, Taehyun~

Yerdeki cam parçalarına bakıyor. Hiçbiri duvara sıçramamış. Hepsi düzgün bir daire çizerek aynanın etrafına yayılmış. Dikişli koluna göz atıyor. Kanama yok.

Alastor: Bravo, küçük tilki. Hem aynayı kırdın, hem kendini korudun, hem de Vaggie'nin azarından kurtuldun. Üçte üç.

Eğilip yerden bir cam parçası alıyor. Parmaklarının arasında çeviriyor.

Bölüm sonu

1 yorum