Alastor bastonunu yere vuruyor ve geyik gölgeye dönüşüp kayboluyor. Ayaklarım yere değdiği an dizlerim titriyor. Kan kaybı ve şok birleşince az kalsın yüzüstü kapaklanıyordum.
Alastor: Ta-daaa! Geldik bile, küçük tilki. Burası benim... şey, bizim güzel otelimiz.
Tam o sırada kapılar güm diye açıldı. Sarı-saçlı, boynuzlu, aşırı enerjik bir kız elinde tepsiyle dışarı fırlıyor. Üstünde “HELLO” yazan bir önlük var.
Charlie: Aman Tanrım! Alastor, bu kim? YENİ BİR MİSAFİR Mİ?! Hem de ne kadar genç... ve... yaralı.
Yanından uzun, sinirli suratlı bir kadın çıkıyor. Tek gözüme, yaralı koluma, tilki kulaklarıma bakıp kaşlarını çatıyor. Elinde bir mızrak var. Ciddi duruyor.
Vaggie: Charlie, geri çekil. Alastor, bu da ne? Sokaktan yaralı çocuk mu topluyorsun? Kaç yaşında bu?
Alastor: Vaggie~, görgü kuralların nerede? Misafirimiz Taehyun. On altı yaşında, yeni vefat etti, avcı kurbanı. Ve evet, tilki formunda. Ayrıca temas sevmiyor. Bilginize.
Charlie bir anda yanımda bitiyor. Kokusu vanilya ve sıcak çikolata gibi. Gözleri dolmuş.
Charlie: Ah canım benim... Taehyun, değil mi? Ben Charlie, buranın sahibiyim. Çok korkmuş olmalısın. Vaggie, ilk yardım çantası, hemen!
Vaggie söylenerek içeri giriyor. Charlie bana elini uzatacak gibi oluyor, sonra Alastor’un “temas sevmiyor” lafını hatırlayıp geri çekiyor. Bunun yerine önümde diz çöküyor, göz hizama geliyor.
Charlie: Korkma tamam mı? Burası güvenli. Elimizden geldiğince güvendesin. Söz veriyorum, iyileşeceksin. Biz burada insanlara... yani ruhlara... ikinci bir şans veriyoruz.
Angel Dust: İkinci şans mı? Tatlım, burası Cehennem. Tek şansın benle aynı odada kalmamak olurdu.
Pembe, dört kollu, örümcek gibi bir iblis kapı pervazına yaslanmış. Beni baştan aşağı süzüyor. Tek gözüme takılınca ıslık çalıyor.
Angel Dust: Vay, vay, vay. Alastor, bu sefer baya egzotik bir şey getirmişsin. Küçük tilki~ Kaybolmuş gibi duruyor. Kayıp kedi yavrusu gibi... ama daha tüylü.
Charlie: Tamam! Plan belli! Bir: Vaggie, Taehyun’un yaralarını temizle. İki: Ona bir oda hazırlayacağız. Üç: Niffty’ye söyleyin, kan lekesini halılardan iyi çıkarıyor! Dört: Hepiniz... nazik olacaksınız!
Vaggie elinde kocaman bir ilk yardım çantasıyla geri dönüyor. Bana bakıyor, iç çekiyor.
Vaggie: Gel. Lobi kanepenin orası müsait. Ve... hareket ettirme kolunu. Daha çok kanasın istemem. Adın Taehyun’du, değil mi?
Başımla onaylayıp gösterdiği koltuğun oraya yöneldim. Vaggie ise ilk yardım çantasını sehpaya koyuyor.
Vaggie: Üstünü biraz sıyırabilir misin? Kolundaki yaranın etrafını görmem lazım.
Charlie hemen yanına bir tabure çekip oturuyor. Mesafeli duruyor, elini uzatmıyor. Sadece gülümsüyor.
Charlie: Taehyun... burası korkunç görünüyor olabilir, biliyorum. Ama gerçekten yardım etmek istiyoruz. Otelin amacı bu. Kefaret, iyileşme, ikinci şans... Adını koyamadığın her şey için.
O sırada Angel Dust dört kolunu birbirine bağlamış, kapıdan seni izliyor. Bir koluyla tırnaklarını törpülüyor.
Angel Dust: Aman ne duygusal. Vaggie, çocuğu bayılmadan önce dikebilir misin? O tilki kulakları çok tatlı, delik deşik olmasın.
Vaggie Angel’a ters bir bakış atıp antiseptiği açıyor.
Vaggie: Bu yanacak. Hazır ol. Üç... iki...
Pamuğu yaraya bastırdığı an acıyla küçük bir tıslama çıkardım. Kuyruğum istemsizce kabardı ve kulaklarım dikildi.
Charlie: Ahh kıyamam sana! Elini tutmak isterdim ama... istersen yastığı sıkabilirsin.
Üstünde “Smile!” yazan sarı bir yastığı kucağıma bıraktı.
Alastor: O ormanda ne olduğunu anlatmadın hala, küçük tilki. Ama sorun değil. Acelemiz yok. Sonuçta... hepimizin sonsuz zamanı var. Yine de merakımı mazur gör. On altı yaşında bir insan nasıl tilki formuyla Cehennem’e düşer? Avcın seni vurmadan önce neye benziyordun, Taehyun? Hmm?
Vaggie: Alastor. Çocuğun kolunu dikiyorum. Sorgunu sonra yap. Çocuğun kolu paramparça olmuş.
Antiseptikli pamuğu çekiyor, yara temizlenmiş. Şimdi iğne-iplik çıkarıyor. Göz ucuyla bana bakıyor, sesi biraz yumuşuyor.
Vaggie: Bak Taehyun, dikiş atacağım. Derin ama temiz kesik. Şanslısın, atardamar gitmemiş.
Charlie: İstediğin zaman konuşursun, tamam mı? Kimse seni zorlamayacak. Alastor bazen... şey... fazla meraklı. Ama kötü biri değil. Yani... çoğunlukla.
Charlie, Alastor’a dönüp kaşlarını kaldırıyor. Alastor sadece omuz silkip sırıtıyor.
Angel Dust kapıdan sesleniyor, dört kolundan biriyle sigara yakmış.
Angel Dust: Hey, ufaklık. Tilki demişken... Kuyruğun gerçek mi, takma mı? Çünkü baya kabardı az önce. Tatlıymış.”
Sırıtıyor ama Vaggie’nin bakışını görünce ellerini kaldırıyor.
Angel Dust: Tamam, tamam. Dikişe dön sen, kaskafalı.
Alastor: Pekala, pekala. Vaggie Hanım’ın ameliyat saatine saygı duyalım. Ama not düştüm, küçük tilki. Hikayeni sonra anlatacaksın. Faiz işliyor~
Bir anda Charlie’ye dönüyor, neşeli sunucu sesine geri dönüyor.
Alastor: Prensesim, bu kadar genç bir misafirimiz olmamıştı uzun zamandır. Oda işini ben halledeyim mi? Batı kanadındaki boş oda... manzaralı. Hem de en sessiz olanı.
Charlie: Harika fikir!
Vaggie: Alastor, ciddiyim. Odadan, manzaradan önce şunu bitirmem lazım.
İğneyi derine batırıyor. Dişlerimi sıkıp yastığa daha sert sarıldım. "Smile!" yazısını gördüğümde yazı benimle dalga geçiyormuş gibi hissettim. İronik.
Vaggie: İyi gidiyorsun. Az kaldı. Bu arada, Charlie haklı. Burada kimse seni sorguya çekemez. İyileşene kadar dinlenirsin.
Alastor: Aman Vaggie, ne kadar da... hemşire ruhlusun bugün.
Charlie: Alastor! Ciddi ol biraz. Taehyun hala şokta.
Vaggie son düğümü atıyor ve ipliği kesiyor.
Vaggie: Bitti. İki gün boyunca hareket ettirmemeye çalış.
Alastor: Ta-daa! Tıbbi fasıl bittiğine göre, oda turu!
Parmak şıklatıyor. Lobinin tozlu avizesi bir anda yanıyor, kırmızı halı kendi kendine düzeliyor.
