İçeriğe geç

Hazbin Hotel'deki Tilki

Bölüm 26 · 2 dk okuma

Hazbin Hotel'deki Tilki

Bölüm 26

Kırmızı Gökyüzünün Altında

Alastor hâlâ orada, kapıya yaslanmış, o sabit, rahatsız edici sırıtışıyla bana bakıyordu. Ama bu sefer lafı uzatmadı. Ellerini kaldırdı, sanki teslim oluyormuş gibi.

Alastor: Pekala, pekala! Anlaşıldı, küçük tilki. Senin inin, senin kuralların. Ben de sadece... izleyici olarak kalacağım.

Bastonunu yere hafifçe vurdu. Gölgesi, olduğu yerden kapıya doğru uzadı ve kapı kendi kendine aralandı.

Alastor: Sana sadece bir şey söyleyeceğim, Taehyun. O depoya gidersen, yalnız olmayabilirsin. Ama bu sana kalmış. İyi eğlenceler~

Ve dönüp gitti. Adımları koridorda yankılandı, sonra sessizliğe karıştı.

Yalnız kaldığımda, yerde buruşmuş zarf hâlâ duruyordu. Eğilip aldım, tekrar okudum. Aynı kelimeler, aynı soğuk el yazısı. Ama şimdi daha da ağır geliyordu.

Taehyun: Yalnız git... öyle mi?

Yalnız gideceksem eğer... kimseye gözükmemeliydim. O zaman kapıdan çıkamazdım. En az bir kişi orada olurdu. Peki ya... pencereden atlasam?

Pencereye gidip aşağı baktım. Atlanabilir bir yükseklikteydi. O zaman çıkış yolum belli.

Yavaşça pencereye çıktım. Dengemi bulduktan sonra aşağı atladım. Ve dediğim gibi, sapasağlam bir şekilde aşağı indim.

Yere indiğimde tozlu toprağın kokusu burnuma doldu. Cehennem'in havası ağır ve sıcaktı, ama buradaydım işte. Otelin arkasındaki dar sokakta duruyordum. Kimse beni görmemişti. En azından umuyordum.

Elimdeki buruşuk zarfı tekrar açıp okudum. "Pride Ring'in kuzeyinde, eski bir demiryolu deposu." Kuzey... Hangisi kuzeydi burada? Kırmızı gökyüzünün altında yön bulmak zordu. Ama belki de bir işaret vardı.

Etrafıma bakındım. Otelin solunda uzanan bir cadde, sağında ise daha dar, loş bir sokak vardı. Hangi yöne gideceğime dair hiçbir fikrim yoktu. Belki birine sormalıydım. Ama kime? Alastor olmazdı. Charlie'yi de bu işe bulaştırmak istemiyordum. Vaggie zaten beni fazla koruyordu.

Tam o sırada sokağın başında, bir fenerin altında oturan yaşlı bir iblis gördüm. Sırtı kambur, teni soluk yeşil, elinde eski bir gazete tutuyordu. Gözleri olmasa da, başını bana doğru çevirdiğinde beni fark ettiğini anladım.

Yaşlı İblis: Genç bir tilki... bu saatlerde buralarda ne arıyorsun? Burası pek güvenli bir mahalle değil.

Taehyun: Affedersiniz... kuzeye giden yolu arıyorum. Eski bir demiryolu deposuna gitmem lazım.

Yaşlı iblis, başını iki yana salladı. Gazetesini katlayıp dizine koydu.

Yaşlı İblis: Eski depo mu? Oraya giden pek olmaz artık. Terk edilmiş, paslanmış bir yerdir. Ama madem gideceksin... ana caddeden devam et, ikinci ışıklı kavşaktan sola sap. Sonra düz git, demiryolu raylarını görünce takip et. Oraya varırsın.

Taehyun: Teşekkür ederim.

Hızla ana caddeye yöneldim. Adımlarım hızlıydı, kalbim ise daha da hızlı atıyordu. Bu bir tuzak olabilirdi. Ama Chan'ın bana söyleyeceği bir şey varsa, bunu öğrenmeliydim.

Birkaç dakika yürüdükten sonra paslı demiryolu raylarını gördüm. Raylar, kızıl gökyüzünün altında sonsuza uzanıyor gibiydi.

Rayları takip etmeye başladım. Etraf sessizdi, sadece adımlarımın ve uzaktaki bilinmeyen seslerin yankısı vardı. Bir süre sonra, rayların bittiği yerde devasa, harabe bir yapı belirdi. Eski bir tren deposu. Çatısı çökmüş, duvarları pas ve sarmaşıklarla kaplıydı. Kapısı aralıktı.

İçeriden bir ses gelmiyordu. Ama kapının önünde, yere çizilmiş bir ok vardı. İçeri girmemi söylüyordu.

Derin bir nefes aldım. Kulaklarım dikilmiş, kuyruğum huzursuzca sallanıyordu. Ama geri dönmeyecektim. Yavaşça kapıyı ittim ve içeri adım attım.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

27. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.