Alastor: Şimdi beni iyi dinle, küçük tilki. Çünkü bu kısım önemli. Babanıza göre annenizin kanı lanetliymiş. Alnınızdaki yıldız... iblis işaretiymiş. Sen ve Taeyang, 23 Temmuz’da babanızı öldürmeyi planlamışsınız. Chan bunu öğrenmiş. Babasına söylemiş. Ve babanız sizden önce davranmış.
Bir adım geri çekiliyor.
Alastor: Ama Taeyang kaçmış. Baban Cehennem’in başka bir Ring’inde. Birilerinden duyduğuma göre Greed’de. Chan? Hala Dünya’da. Taeyang’ı arıyor. O not... veda değil. Söz. “Sıra bende” demiş. 11 yaşında bir çocuk Cehennem’e nasıl düşer biliyor musun? Günah işleyerek, çünkü Cehennem yaşı önemsemez.
Taehyun: B-biz lanetli miymişiz? Konu bu değil. Ne demek "Sıra bende"?! O çocuk daha 11 yaşında. Umarım düşündüğümü yapmaz...
Alastor: Cehennem’e düşmenin en hızlı yolu kan dökmek. Taeyang 11 yaşında ama... siz zaten 23 Temmuz’da birini öldürmeyi planlamışsınız. O çocuk intikamın ne demek olduğunu senden öğrendi. Chan’ı öldürmeye çalışacak. Ve başarırsa... buraya düşecek. Pride Ring’e.
Taehyun: A-ama bunu yapmasını istemiyorum. Gereksiz yere kendi canına kıyacak. Benim için... kendini feda mı edecek..?
Alastor bastonunu yere koymuyor. Sadece bakıyor. O her zamanki radyo cızırtısı bu sefer yok. Gözlerindeki kadranlar yavaş dönüyor, sanki frekans arıyor.
Alastor: Evet, edecek. Çünkü sen ona "korumak" ne demek onu öğrettin, Taehyun. Ama nasıl yaşanır onu öğretemeden gittin. "Sıra bende" intikam değil. O notu mezarına bırakmış çünkü Dünya'da konuşacak kimsesi kalmamış. Anneniz yok. Baban Greed'de çürüyor. Chan peşinde. O da senin yaptığını yapacak.
Kuyruğun titriyor. Kulakların tamamen yatmıştı.
Taehyun: O zaman... onun ölmesini sağlayacak kişi benim... Benim yüzünden mi buraya geliyor? Hepsi benim suçum mu?..
Alastor bir süre hiçbir şey demiyor.
Alastor: Buraya gelenlerin çoğu tam bu noktada başka birini suçlar. Sen ilk refleks olarak kendini suçladın. Sen ona “korumayı” öğrettiysen, bu onun sadece bir tarafı. İnsanlar, tilkiler, kim olursa olsun, tek bir dersten oluşmaz. Eğer gerçekten kardeşin için korkuyorsan… bir sonraki sorunun “Benim suçum mu?” değil.
Kısa bir duraksama.
Alastor: "Onun bunu yapmasını nasıl engellerim?” olmalı. Birini korumak uğruna kendini canavara dönüştürmek… seni canavar yapmaz. Ama durup hiç bakmadan buna karar vermek… tehlikeli olur.
Taehyun: Destek olma konusunda hiç iyi değilsin. Şu an böyle yardımcı olmuyorsun. Aksine beni suçlayıp, daha da kötü yapıyorsun.
Alastor, bastonuna yaslanıp başını hafifçe yana eğiyor. Sırıtışı bir anlığına ciddileşiyor, gözlerindeki radyo kadranları yavaşlıyor ve o tanıdık neşeli tonu bu sefer daha soğuk bir sese bürünüyor.
Alastor: Yardım mı? Ah, küçük tilki... Sen benden teselli mi bekliyorsun? Burası Cehennem! Burada teselli, seni sadece daha hızlı yer. Ben sana gerçekleri veriyorum; yani senin için en keskin olanı.
Bir adım daha yaklaşıyor, gölgesi yine odanın duvarlarında geyik boynuzlarını andıran sivri hatlarla büyüyor.
Alastor: Bak, Taehyun... Duygularınla oynamak senin için lüks. 11 yaşındaki kardeşin, senin mirasını kendi başına taşımaya çalışıyor. Sen 'suçluyum' diye söylenirken, o Dünya'da hala aranıyor olabilir. Suçluluk, bağımlılık gibidir küçük tilki. Bir süre sonra onsuz yaşayamazsın. Eğer o çocuk buraya düşerse, senin olduğun gibi değil, senin düştüğün gibi düşecek. Yaralı, öfkeli ve eli kanlı.
Derin bir nefes alıyor, radyo paraziti sesi odayı kısa bir süre doldurup tekrar susuyor.
Alastor: Eğer onu kurtarmak istiyorsan, burada oturup yas tutamazsın. Eğer o çocuk Chan'ı öldürürse, sadece bir katil olarak Cehennem'e düşmekle kalmayacak; aynı zamanda senin o ormandaki son anını, o 'yaratığa' dönüştüğün anı hayatının merkezi yapacak. Onu Cehennem'e sen çekmiyorsun, onu Cehennem'e senin hikayen çekiyor. O senin gibi olmaya çalışıyor çünkü senin gittiğin yer, onun için artık tek 'ev'. Komik değil mi? Bazıları cenneti ev sanır... Senin kardeşin ise Cehennem'i.
