Taehyun: 23 Temmuz 2027... hatırladım~
Sanırım bunu sesli söylemiş olacağım ki Alastor bir anda tekrar odanın içinde belirdi.
Alastor: Neymiş?
Taehyun: Nişan tarihim... Chan ile olan...
Alastor: Ne romantik! Cehennem’e düşen minik tilkinin geleceğinde nişan varmış! Zaman nasıl da... esnek bir kavram, değil mi?
Bastonunu yere vuruyor. Tık. Yeşil kıvılcım çıkıyor ama hemen sönüyor.
Alastor: Ama küçük bir sorun var, Taehyun. Şu an 21 Mayıs 2026. Nişan tarihin... bir sene sonra. Ve sen... ölüsün.
Başını yana eğiyor. Gülümsemesi geri geliyor ama gözleri gülmüyor.
Alastor: Peki söyle bakalım... o ormanda Chan neredeydi? Avcı “Tilkiyi buldum!” diye bağırırken, nişanlın neredeydi? Sen Taeyang’ı korurken... Chan seni koruyor muydu? Neyse ne, anlaşmamızı unutma. Ben Taeyang'ı ararken sen de şemayı çıkaracaksın.
Alastor tekrar ortadan kaybolduğunda ben de masanın başına oturdum. Rüyanın yazılı olduğu defteri ve boş defteri açtım ve düşünmeye başladım.
Uzun bir süre boyunca rüyayı detaylıca yazarak şema çıkardım. Bitirdiğinde defteri kapatıp derin bir nefes aldım. Tüm parçalar kafamda birleşti... ama birleşen her parça daha çok canımı yaktı.
Taehyun: Demek... duyduğum ses Chan'ın sesiydi, avcı da kendisiydi... Nişan yüzüğü ışığımı yutuyordu çünkü... o gün hiç gelmeyecekti...
Kapının altından bir statik sesi geliyor. Sonra tık tık. Yavaş, ritmik, tanıdık. Alastor içeri süzülüyor ama bu sefer sırıtması yok. Mikrofon bastonunu iki eliyle tutmuş, dik duruyor. Gözlerindeki radyo kadranları sabit.
Alastor: Anlaşmamızın benim kısmı bitti. Sen yazdın, ben aradım.
Bir adım atıyor. Cebinden eski, yanmış bir fotoğraf çıkarıyor. Masaya bırakıyor. Fotoğrafta 8-9 yaşlarında bir çocuk var. Alnında küçük yıldız işareti olan bir çocuk. Taeyang. Fotoğraf pek net değildi ama o çocuk gülümsüyordu.
Alastor: 23.07, Taehyun. Sadece nişan tarihin değil. Aynı zamanda doğum gününüz. Şimdi sıkı dur. Taeyang Cehennem’de değil. Hiç düşmedi. Çünkü o gece ormanda ölen tek kişi sendin. O avcı babanmış, Taehyun. Sizden "tilki" diye bahsedermiş mahallede. Çünkü anneniz... tilki ruhluymuş. Bu bir batıl inanç. Alnınızdaki işaret yüzünden. Chan kim? Üvey abin. 23 Temmuz sadece nişan değil... ayrıca intikam tarihiymiş de. Babanı öldüreceğiniz gün. İkiniz birlikte plan yapmışsınız. Ama baban önce davranmış.
Tek gözüme bakıyor. Bu sefer acıma yok bakışında. Saygı var.
Alastor: Cehennem’e yalan söylediğin için düşmedin. Birini öldürdüğün için düştün. Ama Cehennem formunu hediye etmedi. Sen zaten tilkiydin. Babandan kaçarken, kardeşini saklarken, geceleri titrerken... hep tilkiydin. Ya da bir tilki meleziydin. Cehennem sadece saklamayı bıraktırdı.
Masaya doğru eğiliyor. Deftere bakıyor.
Alastor: Haklıydın ama eksik tamamladın. Chan avcıyla akraba değil. Avcının oğluydu. Senin üvey abin. Ve şu an... hala yaşıyor. Taeyang da yaşıyor, Taehyun. Taeyang şu an 11 yaşındaymış. Bilmiyorsan diye söyledim.
Cebinden bir şey daha çıkarıyor. Kurumuş bir papatya. Ezilmiş, ama hala turuncu.
Alastor: Bu sabah mezarındaydı. Üstünde not vardı. “Abi, sözünü tuttun. Sıra bende. En kısa sürede geri görüşmek üzere...”
Papatyayı defterin üstüne bırakıyor. İlk defa gülümsemesi gerçek gibi. Hüzünlü, ama gerçek.
Alastor: İşte tüm sorularının cevapları.