İçeriğe geç

Hayta Karşı

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Hayta Karşı

Bölüm 2

Bir Sözün Yükü Ve Döngüyü Kırmak

Birilerinin hayatını etkilemek düşündüğümüzden daha kolay aslında. Mesela, zaten bir insan yeterince eleştiriye maruz kalıyorsa ve sen istemeden de olsa onu kıracak bir şey söylediysen; o kişi depresyonda ve intihara meyilli biriyse, her şeye rağmen ayakta durmaya ve gülümsemeye çalışan birinin son hayata tutunma umudunu parçalamış olabilirsin.İnsanlara günlük hayatımızda ağzımıza ne gelirse söylemeye başladığımız şu dönemde, intihar sayılarının arttığı ve kalabalık içindeki yalnızlığın daha da çoğaldığı bir zamanda bence daha düşünceli ve duyarlı olmalıyız. Çünkü insanların ne yaşadığını, her şeye rağmen nasıl gülümsediğini bilemeyiz. Ardı arkası kesilmeyen zorbalıklardan bahsetmiyorum bile…İnsanların doğduğunda sahip olduğu ve değiştiremediği şeyler yüzünden dalga geçilmesi çok saçma. Sonuçta sen kendin bile onları elde etmedin. O kişi olarak doğmayacağını nereden bilebilirdin? Ama aileler çocuklarını düzgün bir şekilde yetiştiremedikleri için, böyle duyarsız ve empati yoksunu yetişkinlere yer hazırlıyorlar. Sonra da “neden bu kuşak böyle” diyorlar.Aile, bir çocuğu yetiştirmenin sadece yedirmek ve giydirmekle olacağına inanan bir nesil var. Onlar bilmiyor ki, bir çocuğun nasıl sevildiğini öğrenmeye de ihtiyacı var. Şu an ailelerinin bulunduğu durumdan daha iyiler; o yüzden sadece çocuğun temel ihtiyacını karşılamakla anne-baba olduklarını sanıyorlar. Çocuğun “yediği önünde, yemediği arkasında” olduğu sürece her şeyi yaptıklarını düşünüyorlar.Ama onları da dinlemeli ve anlamaya çalışmalıyız, ne kadar onlar bunu düşünmese bile… Çünkü onlar aşırı fakirliğin içinde yaşamış. Genel olarak Anadolu insanı böyleymiş: Bir baş okşaması, yeni bir ayakkabı bile görmeden, karşılıksız anne babalarına tutunmuşlar; her dediklerini yapmışlar, ağır sözlere ve şiddete rağmen. O yüzden bizim bu sözde rahatlığımız onlara şımarıklık olarak geliyor.Bence onlara da sevgiyi göstermemiz gerekiyor. Çünkü kendi başlarına öğrenmeleri çok zor; onlara dayatılmış bir aile yapısı var, bir döngü var. Bu döngüyü kırmak bize düşüyor. Hiçbir şey beğenmeyen ve değer bilmeyen kişiler yetiştirelim demiyorum; ama en azından çocuklarımıza sevildiklerini hissettirelim.Şu an belki annenize “beni seviyor musun?” deseniz, “seni hiç sevmedik mi?” o nasıl soru der. Ama içten içe hissetmiyorsunuz; içinizde bir boşluk oluyor. Onlar ne kadar sevgilerini verdiklerini sansalar da, aslında olmuyor. Sadece travmalarını ve kendilerinin sahip olamadıkları şeyleri sizin sahip olmanızı istiyorlar. Ama siz bunu gerçekten önemsiyor musunuz? Hayır. Önemsemiyorlar da… Siz bunun için uygun musunuz? Bunu da düşünmüyorlar. Sadece kendi yapamadıklarını size dayatıyorlar.Bence bu çok yanlış bir yol. Çünkü çocuklarını daha da uzaklaştırıyorlar ve aradaki uçurum kapanmaz bir hal alıyor. Çocuk, beklentileri yerine getiremediği için vicdan azabı çekiyor; aile ise istediği şey olamadığı için sinirli ve hayal kırıklığına uğruyor. Kendi kurdukları senaryoya uyulmadığında ise herkes biraz daha yaralanıyor.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.