Ben Lavinya Aster. 14 yaşındayım. Çoğu insan Aster der. Latince yıldız çiçeği demek . Ben de yıldız gibi parlayıp güldüğüm için Aster diyorlar. Gerçi beni yakından tanıyanlar bile aslında beni tanımadıklarının farkında değiller. Kimse içimde ne fırtınalar koptuğunun farkında değil.Lavinya'nın iki anlamı var: İlk anlamı yüzü ay ışığı kadar parlak olan kadın. Benim yüzüm ailem esmer olmasına rağmen mermer gibi beyaz. Yani bu beyazlıkla iyi bir gotik olunur ama gotikler çok siyah ve karamsar. Her şeye rağmen benim hala umudum var, yaşama sevincim var. Ben gotik olmam. Belki ileride yaşama sevincimi kaybedince... Neyse ikinci anlamı ölüm çiçeği. Benim gibi... Ben ölüm çiçeği gibiyim. Ölmek istedim... Ama sonra beni vazgeçiren en yakın arkadaşım Talia (Belki Thalia'dır bilmiyorum ama ben Talia olarak yazıyorum.) oldu. Gerçi çoğu insan Talya sanıyor. Ama kendisi yabancı. Nereli olduğunu ise söylemiyor.(Çünkü yazarınız (yani ben) da bilmiyor.) Neyse bana gelecek olursak... ÖHÖM!! O işler biraz karışık. Evet ailemden şiddet görmüyorum ama fiziksel şiddet görmüyorum demek istedim psikolojik demedim. Ayrıca çoğu insan ismimi Lavinya değil Lavinia olarak yazıyor.( Yani hikayenin bazı kısımlarında Lavinya değil Lavinia olarak yazacağım.)
Sabah YİNE o çok gerekli (!) derslere girdim. Annem çıkışta beni almaya geldi. Çok telaşlıydı ve eli ayağına dolaşmıştı. Hemen Gizem Hastanesine gitmemiz gerektiğini söyledi. Acaba babam denen o şahsa mı bir şey olmuştu. Açıkçası ben ona bir şey olsa sevinmem de üzülmem de. Bakışlarım boş bakar. Ya da doğruyu söylemek gerekirse duygularımı duygusuzluk ile çok iyi gizleyebilen bir insanım. Bazen ise insanlar içimdekileri anlamasın diye gülerim. Çoğu insan bu yüzden benim duygusuz olduğum düşüncesine kapılıyor ve beni ŞAKA adı altında incitiyorlar. Sınıftaki kızlarla aram çok iyi olmasa da birbirimizi koruyup kolluyoruz. Onlar beni koruyor, ben de elimden geldiğince onları...(konudan çok uzaklaştım...)
Gizem Hastanesine gittik. Annem asansöre yönelince asansörü sevmediğim için kaçıncı kata çıkacağımızı sordum ve merdivene yöneldim. Asansör dardı ve insanlar da binince daha da daralıyor. Ben de dar alanları sevmem. Merdiven ile 5. kata çıktım ve annemi beklemeye başladım.
Geldiği zaman bir odaya girdik kapıda Poyraz Gizem yazıyordu. Konuşmaya başladı.
- Hepinizin neden burada olduğunu bildiğini varsayaraktan başlıyorum.
- Ben bilmiyorum.
dedim ve kaba saba bir şekilde "Öğrenirsin" diye cevap verdi. Ben duygularımı gizlemek için boş boş bakmaya başladım. Kafam önüme eğikti ve iki elimle kafamı/ yüzümü tutuyordum.(kusura bakmayın anlatamadım) Buna rağmen herkesin bana baktığını biliyorum. Çünkü hissediyorum. Kötü bir şey olacak, hissediyorum.
-Lavinia Aster...
- Lavinia değil Lavinya! diye araya girdim. Sesim SANIRIM (!) sınırlı çıktı.
- Küçük hanım inanın umrumda değil ve lütfen lafımı kesmeyin.
- Tamam!
- Lavinya Aster... Lavinya dedim bak! Neyse... Lavinya Aster Sezen ile Papatya Gizem karışmış olabilir. Nasıl öldü bilmiyorum ama biliyorum ki hepinizin 14 yılı boşa gitti.
Kimse şaşırmamıştı ama benim ağzımdan istemsizce "ne" diye bir inilti çıktı. Mırıldanır gibi söylemiştim ama oda sessiz olunca herkes duymuştu. Hemen kırılgan kız halimden eski boş boş bakan duygusuz kıza dönüştüm. Herkesin duygusuz sandığı o duygusal kıza...
- Gerçekten mi bilmiyordun... Ben şaka yapıyorsun sanmıştım. Ahmet bey gelirken niye kızınıza söylemediniz? Neyse... Kan alımına geçelim.
- Poyraz bey kızımı eşim getirdi muhtemelen telaştan söylemeyi unuttu. Sonuçta çok sevdiğimiz kızımız biyolojik kızımız olmayabilir.
İçimden düşünüyordum. Kesinlikle çok sevdiğin kızın annem seviyor ama sen... Sen beni nah seviyorsun. Ayrıca düşünüyorum.Kim bu Gizem ailesi? Kapıda yazan isme göre oğulları doktor ve adı Poyraz Gizem. Bir saniye... Babam adama Poyraz dedi. Yoksa... Lan... O doktor benim abim mi? Cana yakın biri gibi görünüyor. İnşallah kurgulardaki gibi 5- 6 abim yoktur. Hadi bismillah. Bir de düşününce aileme benzemiyorum. Onlar esmer iken benim mermer gibi beyaz bir tenim var. Onlar sarışın mavi gözlü iken ben kahverengi ile kızıl arası saç rengim ile kahverengi ile yeşil arasında gidip gelen göz rengim var. Evet iki göz rengim var ama gözlerim iki farklı renk değil. Duygularıma göre değişiklik gösteriyor. (kafamdan salladım o yüzden mantık aramayın) Bazen iki zıt duyguyu aynı anda yaşadığımda iki göz rengim olabiliyor. Karışık bir durum. Ben de çözemiyorum. Gerçi Talia dışında kimse bilmiyor bilmelerine de gerek yok. Zayıf noktamı bilmeleri benim için bir eksi olur. Babam olup olmadığını bilmediğim o şahıs bile bilmiyor.
- Lavinya Aster bininci kere Poyraz bey sana sesleniyor kanını vereceksin git ver ve bir an önce bitsin bu saçmalık. dedi babam sinirli bir şekilde bağırarak.
- Lütfen Aster'e bağırmayın. Al işte biri daha Aster diyerek bana Aster'i uygun gördü. Lavinya diyin bana. Neyse...
- Lütfen benim için üzülmeyin efendim. Bu arada baba dalmışım olayları düşünüyordum. Ödevleri falan.
- Ver kanını gel.Homurdanarak yan odaya geçtim. Hayır olamaz. Hikayenin içine falan mı düştüm? Çünkü kız aynı hikayelerdeki gibi bağırıyordu. Ben de kurgudaysam ben de oraya uygun davranırım dedim ve tam hikayelerdeki o olayı yaşattım. Kelimesi kelimesine...(Karışırsam yaşanacak Max olaylar)
- Kes sesini de alsın kanını ne bağırdın abartma kulağım patladı! dedim sinirle. Korkusuna sustu sanırım.
Aynen aynen
Neden geldin gitmiştin iç ses
...
Öyle olsun
- Gel bakalım ufaklık.Sinirlendim be! Ufaklık ne?! Sinirle - Ufaklık mı? 1. 67 boyum. Hiç de ufak değil! O yüzden sus.
Benden böyle çıkış beklemediği o kadar belliydi ki. Bütün duygusu yüzündeydi. Kesin farkında değil. O da beni kızdırmamak için sustu kanımı aldı ve odaya geçtik.
- Normalde bir aydan fazla sürer ama anneciğim burası bizim hastanemiz olduğu için ayrıca hastane hatası olduğu için 1-2 saate çıkar.
Hemen bahçeye indim, ağlamamak için zor duruyordum ve sürekli tekrarlıyordum." Ağlama Lavinya.. Ağlama. Bir prenses ağlamaz. Sen Aster sin unuttun mu yıldız çiçeği..."dedim ve o şarkıyı mırıldanmaya başladım. (Kopyala yapıştır ile yazdım üşengeçlikten. Öneririm. )
Princesses Don't Cry
Boys, they're handsome and strongBut always the first to tell me I'm wrongBoys try to tame me, I knowThey tell me I'm weird and won't let it go
... ... ...
Cause a princess doesn't cry (No-oh) A princess doesn't cry (No-oh, oh) Over monsters in the night Don't waste our precious time On boys with pretty eyes A princess doesn't cry (No-oh) A princess doesn't cry (No-oh, oh) Burning like a fire You feel it all inside But wipe your teary eyes 'Cause princesses don't cry Don't cry, don't cry, oh Don't cry Don't cry, oh Don't cry, don't cry, don't cry, oh 'Cause princesses don't cry
O sırada arkamdan bir ses duymam ile sıçradım. Arkama döndüğümde onu gördüm. Ne diye gelmişti ki!
-------~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~------- Sizce "O" kim?
1001 kelime
