İçeriğe geç

Hayatım kıyısında

Bölüm 14 · 6 dk okuma

Hayatım kıyısında

Bölüm 14

Shigeo Kageyama

6 Ağustos 2023 03:02

Selamm,

bu mektubu geç bir zamanda yazıp sana yollamak beni üzüyor ama nedeni ise bir süredir hasta olmamdı. Anlayışın için şimdiden teşekkür ederim. Erken veya geç yazman önemli değil benim için önemli olan yazmış olman ve senden her mektup geldiğinde inanılmaz bir heyecan ve mutluluk sarıyor etrafımı. Sende her gün aklımdasın acaba şuanda neler yapıyor, mutlumu veya hüzünlü, eğer hüzünlü ise ne yapmalı bu kul, acaba ne gibi sıkıntılar içerisinde… ben de senin gibi attığın müzikleri dinleyerek uyuyakalıyor veya yürüyüşümü zevklendiriyor veya güne daha iyi başlamamı sağlıyor. Bana istediğin gibi olumlu veya olumsuz her şeyini yazabilirsin ben bunun için buradayım. Her zaman senin yanında olmak ve seni desteklemek için. Aslına bakarsak benimde üniversitem bitmek üzere ve sonrasında gelecek olan askerlik ve iş gibi konularda canımı sıkıyor çünkü hayat girdabı o zaman beni içine çekmiş olacak. Okurken tek derdim okuldu açıkçası. Benim annem liseye kadar hep peşimden koşmuştur ama liseye geçtikten sonra artık ayaklarımın üzerinde durmamı ve alacağım herhangi bir kararın geleceğime yön verecek olumlu veya olumsuz sonuçları olacağını söyledi. Geriliyorum, darlanıyorum çok bunalıyorum demişsin söylemen yeterli senin için ne yapmalıyım ki seni bu sıkıntılardan arındırabileyim. Çünkü senin için her daim en iyisini istiyorum. Bazen bir adım geride kalmak resimin tamamını görmeni daha iyi sağlar. Bana değmektense önce kendine değmeye çalışmanı isterim. Sen kendine değdiğin zaman bana da değmiş olursun. Nasıl diye soracak olursan şöyle bir örnek verebilirim. Yeni bir bilgi öğrendim daha dün beynimizi oluşturan nöronlar mevcuttur ve bu sayede düşünüp karar alabiliriz. Aynı şekilde yapılan bir araştırmada ise bu tür bir yapının kalpte de mevcut olduğu ve bu nöronlara ise duyu nöronları dendiğini öğrendim. Bir şeyi düşünürken veya bir konu hakkında karar verirken hem beynimiz hem de kalbimiz ile tartmalıyız konuyu. Senin eğer ki kalbine dokunabildiysem sende kalbine dokunarak benim dokunuşumu hissedebilirsin. Ve bu arada bana istersen esa olarak hitap edebilirsin genelde herkes bana böyle hitap eder. Ben sana nasıl hitap etmemi istersin? Giriş kısmı sanki uzun oldu  ama yolumuza devam edelim. Ve sana bir müzik öneriyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=8FsN0nCOFrY

ben de senin gibi düşünürdüm ağlamak ister ama beni görmelerinden kaçınırdım. Sonra düşündüm ağlamak zayıflık mıdır? Küçük düşürücü bir durum mudur? Yoksa acizlik midir? Aslında olan şey ise uzun zamandır o kadar fazla dik durmakta ve zorluklarla mücadele içerisindeyiz ki gücümüz tükenmiş, yalnız kalmışız destek alacağımız kimseler yok, sırtımızı dayayabileceğimiz bir kaya yok, ondandır yoluna sonuna gelmiş ve kendimizi ifade etmenin en kolay olarak seçmişizidir ağlamayı. Düşünsene daha yeni doğduğumuzda bile yaptığımız ilk şeydir ağlamak. Her kim ne derse desin her nasıl bir durumda olursam olayım gerektiği yerde ağlamaktan çekinmiyorum çünkü bende bir insanım. Mesela geçen yıl ekim ayında tekrardan elazığa okumaya gideceğim diye ağladım hem de arkadaşımın yanında çünkü tekrardan ailemden uzaklaşma korkusu aldı içimi onca yıl geçmesine rağmen. Daha bu hafta film izlerken ağladım çünkü benim içim aşırı duygusaldı. Ve senden gelen her mektupla doluyor gözlerim merak etme ama hepsi sevinçten. Geçiş olsun dileklerimi sunuyorum sana keşke yanında olabilsem de bu süreci daha rahat atlatabilmeni sağlayabilseydim. Çünkü annem de antidepresan ilaç kullanıyor ve almadığı zamanlar ne uyuyabiliyor ne de kendisi gibi olabiliyor. Hikaye için ise rica ederim. Senin de bana anlattığın her bir kelimenin, cümlelerinin özel bir yeri var.

şunu söylemeliyim ki ben hem okuduğum bölüm olarak ki söylemediysem kimya bölümü okuyorum hem de zevk alarak yaptığım bir uğraş olduğundan dolayı kendimi bir bilimci olarak görüyorum. Çalışmalarına bakarken aynı zamanda hayatlarında bakma fırsatı bulduğum o bilim insanları, matematikçiler, felsefeciler her zaman kendi hikayelerinin kahramanı oldukları için başarılı oldular. Bende kendi hikayemin kahramanı olmam gerektiğine karar verdim. Marie curie, Albert Einstein, Michael faraday, ıssac Newton, henri poincare, srivina ramanujan… şuan bu mektubu yazarken bile yanımda seni hissedebiliyorum sanki ben yazarken bana bakıyormuş gibi. Evet çoook büü-yük haksızlık. En güzel olanı elde edilmemiş olanıdır. Ben şuna inanırım mesela beğendiğim bir kitap vardır ve bende onu almak istiyorumdur çünkü o kitabı beğenmiş ve merak etmiş olmamdan kaynaklıdır. Ama o kitabı aldığım vakit ise merakım gidecektir. O yüzden tüm duygularım en az seviyede olduğu zaman alırım mesela o kitabi çünkü o zaman kaybedecek bir şeyim olmaz ve sonrasında ise o kitabi okudukça kazançlı çıkmaya başlarım yeni bilgiler, yeni duygular… bu yüzden bence sende o noktadasın sonuca hemen varıp duygularının anlamı yitirmesindense boşver zamanı geldiğinde o nefes kesici manzaralar kendisi görünür hale gelecektir. İnsanoğlu her zaman sevgi ve aşkın peşinden koşar ama önemli olan vardığın nokta değil o yolda ona değecek ne yaptığındır o zaman son noktaya geldiğinde yaptıkların elde ettiğin şeye anlam ve değer katacaktır.

https://www.youtube.com/watch?v=OAYuMygPkbI

evet her şey bir gün biter coralinefairly hem de her şey. Çünkü dünya bunun üzerine kurulmuştur. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarız. Ama asıl mesele bizim ne yapmamız gerektiğidir. Dünya üzerinde seni hatırlayan son kişi de öldüğünde hiç var olmamış olacaksın. Kişilerin hayatlarında olmaktan öte, hayatların içerisindeki kişi olmamız gerekir. Evet mutlu veya mutsuz bir son olmayabilir ama her hikayede başladığı gibi bitmek zorundadır. Yoksa ne anlamı kalırdı onca geçmişin yaşanmışlığı. Kaybetmek diye bir şey yoktur. Ya kazanırım ya da öğrenirim. Mutlu olurum veya mutlu olmayı öğrenebilirim. Ben ise senin tam tersine insanlara bağlanmaktan korkuyorum çünkü her zaman aklımda olan şudur zamanı gelir ve ölüm gibi bir gerçekle yüzleşirsem arkamda benim için mutsuz olan insanlar bırakmak istemem. Benim için üzülüp ağlayan insanlar. O yüzden kaçıyorum artık insanlardan. Eğer ki bağlandığın insanlar seni üzüyor veya yarı yolda bırakıyor ise o zaman bazı şeyleri değiştirmenin vakti gelmiş demektir. Bu arada heeey benim umrumda. Bir kitapta okumuştum varlıklar ancak ve ancak kendine hizmette öte başkalarına karşı yaptığı hizmetle gelişirler diye. Başta anlamamış ve saçmalık olarak bakmıştım ama sonradan anladım ki kendine odaklanınca insan yalnız kalıyor gelişimi yalnızca kendi çapında gerçekleşiyor. Ama başkalarına karşı bir düşünce ve eylemle beraber bu katlanarak artıyor. Mesela bir işte çalışıyorum diyelim ve karşılık olarak maaş alıyorum. Aldığım maaş ile kendime ayakkabı, üst baş aldım diyelim bu sadece kendimi geliştirir. Ama karşıdan karşıya geçen bir yaşlıya yardım etmek veya çocuğuna süt alamayacak durumda olan bir annenin elinden tutmak… gibi durumlarda ise kendimi katlayarak geliştirebilirim. Başkalarını umursak seni insan yapar bu en doğal şeydir. Şuan inanmanı istiyorum tüm o ihtiyaç duyduğun her şeye bir gün kavuşacaksın ve geriye dönüp baktığında kendinle gurur duyacaksın. Bende senin gibi bu gerçeklikten uzaklaşmak istiyorum. Kendime ait bir yer, zihnimi dökebileceğim sayfalara, duvarlarımı gönlümce kaplayabileceğim bir odaya... nelere sustuğumu, nelere katladığımı hiç kimse bilmiyor. Geceleri uyuyamıyorum insanlık bu halde iken nasıl uyuyabilirim. İnsanlar birbirinin ne hissettiğini anlamadığı sürece.

bebekler insanlığın en saf halleridir. Ondandır onları çok sevmemiz bir şekilde onlar gibi olabilmek. Açıkçası bebeğime, çocuğumun tırnağı bile kırılsa dünyaları yakmaya hazırım. Çok güzel bir üçleme yapmışsın ve şunun farkına fardım çocuklarla baştaki en baştaki bizler oluyoruz hayvanlarla ise ileride ne olduğumuzu anlıyoruz doğa ise bu iki kavram arasında ise bir köprü oluyor. yapabileceğimiz o kadar çok şey var ki şu evrende ki yerimiz o kadar önemli ki kelimelerle anlatamam bile. Kapasitemiz ve potansiyelimiz yaradının parçası olduğumuzdan sonsuzdur. Söylenmesi ise kolaya kaçmaktır asıl mesele bizim farkına varmamızdır. Evet düşünüyorum her zaman biz bu evrenin özüyüz ve bu evrenle biriz. Yapabileceklerimizin sınır yok. Bir çocuğun kalbine dokunmak başlı başına bir olaydır. İnsan çocuklarla tekrar çocuk olabilir. Bu eşsiz bir fırsat. Onur ve gurur verici.

tekrardan ilhamı hissetmene sevindim. İnsan geçmişi hatırladıkça o kokusunu, o tadını, o rüzgarı, o dokunuşu… tekrar hatırladıkça o günlere gidiveriyor insan istemsizce. Rica ederim o senin başarındı. Bu savaşta ise her zaman yanında olduğumu unutma ne zaman istersen elini kalbine koyup beni hatırlamanı istiyorum. Her şeyin en güzelini hakkettiğimi düşünüyormuşsun ve çok ama çok teşekkür ederim. Attığın müzik ile de şiir okudum ve muhteşemdi. Hayaller dünyasına bir yolculuk oldu benim için.

sen istemedikçe hiçbir şey sebepsiz ve bir anda son bulmaz. Hoşça kal. Şuanda bunu yazarken gece ve o yüzden benim için tatlı rüyalar. Sen bunu ne zaman okuyorsan tatlı ve mutlu rüyalar belki de günaydınlar. Adonia.

not: sana kitap hediye etmek istiyorum ama nasıl yapmam gerektiği hakkında net bir fikrim yok. 😔😔

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.