Boyama kitabımın üzerinden anneme baktım. Kızgın bir şekilde ekrana bakıyor, elleriyle hızlı hızlı ekrana dokunuyordu. Babamla yazıştığına yemin edebilirdim.
-Anne.
Neden hala bana bakmıyordu? Kulakları da mı duymamaya başlamıştı?
-Neden okula gitmiyorum? İğrenç insanlar mı var? O zaman neden başka çocukların annesi izin veriyor?
Bir anda hızla başını bana çevirdi ve kızgın bir şekilde gözlerini devirdi.
-Bunu daha kaç kere konuşacağız Agatha? Yeter dedim. Hayatındaki tek insan ben ve... Baban.
-Hayatımda sadece siz olmayın istiyorum. Hiç arkadaşım olmayacak mı?!
-Gerekirse olmayacak ama güvende olacaksın.
Neden bu cümleyi kurup duruyordu? İnsanlar kötü değildir... Değil mi? Belki de hırçın kedilerin bana zarar vermesinden korkuyordur.
-Anne.
-Agatha... Konu bitmiştir.
-Anne evde olmakla dışarıda olmanın ne farkı var?
-Daha küçüksün Agatha...
-Ama neye küçüğüm Anne! Arkadaşlarım olmasın mı? Hiç parkta oynamayayım mı? Neden başka çocuklar gibi olamıyorum? Hiç annem babamı sevmesin mi? Hiç bir kardeşim olmasın? Hiç ders çalışırken sıkılmayayım mı? Hiç arkadaşlarımla derste öğretmenle dalga geçmeyecek miyim?
Beni duyduğuna ve çok iyi anladığına yemin edebilirdim ama umursamıyormuş gibi davrandı. Saydıklarımın her biri her gece beynimi esir alıyordu. Okulun nasıl bir şey olduğunu merak etmem normal değil miydi? Başka çocuklardan farkım neydi?
-Agatha bahçeye çıkar mısın?
-Neden?
-Hemen çık dedim...
Yavaşça yürümeye başladım arkamdan da annem geliyordu. Evin kapısını açtım ve dışarı çıktım. Hava çok soğuktu.
-Agatha hava çok sıcak terledim.
-Bana yalan söylüyorsun hava buz gibi...
-Soğuk havayı benim söylediklerim, sıcak havayı ise senin söylediğin olarak düşün. Sen dışarıyı hiç görmedin ve bana iyi olduğunu söylüyorsun. Benim ise yaşanmışlıkları var...
