Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Arda okuldan çıkmış, durağın altında otobüs bekliyordu. İnsanlar aceleyle koşuştururken bir kızın çarpmasıyla elindeki kitaplar yere saçıldı.
Arda hemen eğilip kitapları toplamaya başladı.
— Sanırım bunlar senin.
Kız hafifçe gülümsedi.
— Evet, teşekkür ederim.
— Ben Arda.
— Ben de Defne.
O gün birkaç dakika konuştular. Sonra otobüs geldi ve Defne ayrıldı. Ama Arda onu aklından çıkaramadı.
Ertesi gün okul koridorunda tekrar karşılaştılar. Defne uzaktan el salladı.
— Merhaba Arda!
— Merhaba Defne!
Zaman geçtikçe birlikte daha çok vakit geçirmeye başladılar. Okul çıkışlarında yürüyüş yapıyor, kafede oturup sohbet ediyor ve birbirlerine hayallerinden bahsediyorlardı.
Bir gün Defne:
— En büyük hayalim dünyayı gezmek, dedi.
Arda gülümsedi.
— Benim hayalim de sevdiğim insanla mutlu bir hayat yaşamak.
Defne utanarak gözlerini kaçırdı.
Günler haftalara dönüştü. Arda artık Defne'ye aşık olduğunu anlamıştı. Ama bunu söylemeye cesaret edemiyordu.
Bir akşam birlikte sahilde otururken güneş yavaş yavaş batıyordu. Denizden gelen hafif rüzgar saçlarını savuruyordu.
Arda derin bir nefes aldı.
— Defne...
— Efendim?
— Sana bir şey söylemek istiyorum.
— Dinliyorum.
— Ben sana aşığım.
Defne birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra yüzünde sıcak bir gülümseme oluştu.
— Ben de sana aşığım Arda.
O an ikisi de çok mutlu oldu. Artık sevgiliydiler.
Aylar boyunca birlikte harika zaman geçirdiler. Sinemaya gittiler, uzun yürüyüşler yaptılar, birbirlerine hediyeler aldılar. Her şey mükemmel görünüyordu.
Fakat bir gün Defne'nin davranışları değişmeye başladı. Daha sessizdi. Sanki onu üzen bir şey vardı.
Arda sonunda dayanamadı.
— Defne, bir sorun mu var?
Defne gözlerini yere indirdi.
— Sana söylemem gereken bir şey var.
— Nedir?
— Babamın işi nedeniyle başka bir şehre taşınıyoruz.
Arda'nın kalbi sıkıştı.
— Ne zaman?
— Bir hafta sonra.
Arda ne diyeceğini bilemedi. O gece ikisi de ağladı.
Bir hafta çok hızlı geçti. Ayrılık günü geldiğinde otogar kalabalıktı.
Defne gözyaşlarını silmeye çalışıyordu.
— Seni unutmayacağım.
— Ben de seni.
— Belki bir gün tekrar görüşürüz.
— Umarım.
Otobüs hareket etti. Defne camdan el sallarken Arda olduğu yerde kaldı. Otobüs gözden kaybolana kadar ayrılmadı.
Aylar geçti.
Arda hayatına devam etmeye çalışıyordu ama Defne'yi unutamıyordu. Her gün onunla ilgili anıları düşünüyordu.
Bir gün şehir merkezinde yürürken tanıdık bir ses duydu.
— Arda!
Başını çevirdi.
Karşısında Defne duruyordu.
Bir an ikisi de konuşamadı.
— Defne... gerçekten sen misin?
— Evet.
— Nasıl?
— Geri döndük.
Arda'nın yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
— Buna inanamıyorum.
Defne de gülüyordu.
— Ben de.
O gün saatlerce konuştular. Ayrı kaldıkları zamanda yaşadıklarını anlattılar. Ve birbirlerini hâlâ sevdiklerini fark ettiler.
Akşam güneş batarken sahile gittiler. Tıpkı ilk kez aşklarını itiraf ettikleri gün gibi.
Defne Arda'nın elini tuttu.
— Biliyor musun?
— Ne?
— Hayat seninle güzel.
Arda gülümseyerek ona sarıldı.
— Benim için de öyle.
Denizin üzerinde gün batarken ikisi el ele yürümeye devam etti. Bu kez ayrılmak zorunda değillerdi.
Ve hikâyeleri mutlu sonla bitti.
SON