Ela? Ela yerde yatıyor. Üçümüz de hemen koşturduk sahneye fırladık. “Ela Ela Ela Ela. Kalk Ela.” Ben hemen nabzına baktım, iyiydi düzenliydi. Burnuna parmağımı yaklaştırdım, nefesi kontrol ettim. Yine bir sıkıntı yok. Ama kalkmadığına göre baygın. yüz üstü duruyordu. Sırt üstü yatırdım ve ayaklarını biraz yükseğe kaldırdım. Bu tekniği teyzemden öğrendim. Acil yardımda çalışıyor. Ela bir süre sonra yavaşça gözlerini açtı, Gözü biraz kamaştı ve kendine geldi. ayaklarını serbest bıraktım. “Ela nasılsın, ne oldu?” dedi Beril. Ela arkasına bakındı, birisini arıyor gibiydi. Sonra gözleriyle ‘okay’ dermişçesine kırparak bize geri döndü.
“Bir şey yok ben okula erken gelmiştim normalde. Çünkü annem her hafta perşembe okula böyle geç gelmemden bıkmıştı. Ben de tarih dersine girmemek için burada saklanıyordum. Sizi görünce korkutmak istedim sizi ama, fare gördüm o… ora…heh orada!” dedi ve eliyle ölü farenin olduğu yeri yani piyanonun altını gösterdi. Herkes normal olarak iğrenerek baktı. “Madem buradasın bize yardım etmen gerekiyor Ela. Çünkü tüm bunlar senin yüzünden başımıza geldi.” dedim direk. Beril ve Yaren de olumlu bir şekilde kafa salladı. “Niye noldu ki?” diye sordu hemen Ela. “Bak canım kısaca şöyle söyleyelim sen hani hep geç geliyorsun ya haftanın bu günleri. Biz de bu sefer sana bir şaka yapmak istedik kovaya su doldurduk kapının üstünde merdivenle yaren duruyordu ben de bir spo ile kovayı düşmesinden koruyordum. Zeynep’te de tuvalet kağıdı vardı senin üstüne su dolu kovayı dökdükten sonra mumyalıycaktık seni. Ama baktık gelmiyorsun. Biz de kovayı indirirken Meral hoca geliyordu. Biz acelece indirmeye çalışırken birden sopaya ağırlık fazla geldi benim de dengem bozulunca kovadaki tüm su süslü süslü giyinmiş olan Meral hocaya döküldü. Hatta kova da kafasına girdi. Hoca tabi o elli saat özendiği makyajı akınca, pahalı gucci çantası, şık kıyafetleri ve topuklu ayakkabıları ıslanınca fıttırdı. Ben ve Yaren’i direk omzumuzdan çekiştirerek koridora çıkardı. Sonra da Zeynep’e bağıdı gelmesi için. Bizi müdürün odasına götürdü ve sonuç; burayı dip kıyı köşe temizlemek. Disiplin cezası alsaydık daha iyiydi bence.” olumlu anlamda kafamızı salladık Beril son cümlesini söylediğinde. “Hmm yani diyorsunuz ki Meral hoca yerine ben o suyun altında ıslansaydım daha iyiydi.” Hepimiz yine olumlu anlamda kafamızı salladık. “Ya Ela yani öyle değil alınma ama düştüğümüz hale bak sen yine hıncını alırdın bizden aynısını yaparak. Ama konu Meral hoca olunca yani görüyosun işte ne olduğunu.” dedi Yaren ve doğru yani. “Tamam tamam bir şey demiyorum. Ama benim dışarıda işim var okuldan kaçacağım.” dedi Ela anlamsızca.
“Nereye kaçıyorsun acaba?” diye sordum. “Sonra anlatırım size. Ama şuan acil gitmem gerekiyor. Görüşürüz ve kolay gelsin kızlar.” dediği an sahnenin arkasına gidip o taraftaki kapıdan çıktı. Kimse kıpırdanmadığından yan taraftaki konferans salonuna girdiğini kapı açılıp kapanma sesinden duymuştuk. Nereye ve neden gidiyor bu kız? O sahne arkasında ne veya kim vardı acaba? Keşke baksaydım. Sessizliği Yaren’in sesi bozdu. “Galiba diğer konferans salonunun camından doğru çıktı. Bizim kaçış yerimiz.” Öyledir zaten. Başka kaçabileceğimiz bir alan keşfetmedik daha. ‘Aman neyse’ diye geçiştirip işe koyulduk. Burayı bugün halletmemiz gerek. Yarına kalırsa kötü olur. Her gün her gün burasıyla uğraşamam doğrusu.
ben toz bezi ve fısfısı alıp sahnedeki dekorasyonların ve piyanonun tozlarını aldım, Yaren Camları sildi, Beril de ben işimi bitirene kadar perdeleri söküp Ayşe ablaya verdi. O kadar iğrençti ki perdeler… Perdede örümcek yuvası vardı. Örümcek erzağını toplamış perdenin aralığına bildiğin. Ve tozlar kat kat olmuştu. İğrenç bir görüntüydü. Bundan sonra odamı düzenli tutmaya yemin ediyorum. Ben işimi bitirince Ayşe abladan bir süpürge kaptım. Konferans salonu için alınan küçük ağızlı bir süpürge var şükür şu okulda. Boşuna demiyorum okulun ismini yazan şahıs ‘T’ yerine karıştırıp ‘L’ yazmış diye. Çünkü eğer okuldaki öğrenciler bir kadın hocaya karşı hata yaparsa konferans salonu veya bodrum kat gibi rutubetli ve iğrenç yerleri temizlemek zorunda kalıyor. Ama eğer erkek hocalara bir hata yapılırsa bir şey yok normal okul kuralı. Neyse işte ben süpürgeyle koltukların aralarındaki pislik bile diyemeyeceğim kadar iğrenç olan şeyleri temizlerken Beril de benim tozunu aldığım sahneyi paspasladı.
✒
Koltukların süpürülmesini bir buçuk saate bitirdim. Yaren de odadaki 4 camı bitirdiğinde işi bittiği için benim arkamdan koltukları elindeki bezi iki koltukta bir yıkaya yıkaya sildi. Koltuklar amma da kirliydi ya. koltukları bitirdiğimizde beril en arkadan başlayarak yerleri ve koltukların altını güzelce paspasladı. o paspasa başladıktan beş dakika sonra Ayşe abla kapıyı tıklayarak içeri girdi ve temiz iki perde getirdi. Yaren ile birlikte onları taktık Beril işini bitirene kadar. Sonra da işimiz bittiği için kovaları falan alıp çıktık. Ayşe abla da arkamızdan kapıyı kilitledi ve “elinize sağlık çocuklar” diyip bize çay ocağındaki dolaptan limonata koydu. Limonataları içtikten sonra direk sınıfa gidip çantamızı toparlayıp okuldan çıktık. Çünkü işimizi bitirdiğimizde zaten son ders saatindeydik. son on dakika kalmıştı. Biz de limonataları içip direk çıktık.
✒
eve geldiğimde direk duş aldım. O rutubetin iğrenç kokusu hücrelerime kadar işlemişti resmen. duştan çıktığımda öğrencilere ödev olup olmadığını sordum, yokmuş. Ben de yarın teslim edeceğim proje ödevimin son ayrıntılarını hallettim. iki saate falan bitti. Proje ödevini vereceğim hoca da Sevda hoca. Pek severim kendisini (!) Kadın hem acayip sıkıcı anlatıyor dersi. Hem de uyumayı bırak elimizi başımıza yaslamamıza bile izin vermiyor. Derste bir kere uyarılıyorsun, bir daha yaparsan üç eksi yiyorsun. Afiyet olsun Meriç’e. Çünkü onunki en aşağı otuz beş tane vardır. Benim en fazla beş tanedir. Proje ödevimi sorarsanız. Tüm Azerbaycan’ın tarihini kapsamlı bir şekilde araştırdım, makaleler ile zenginleştirdim. Öyle işte daha ne bekliyorsunuz. İki şey söyledim ama acayip
zor bir iş.