Doğduğun ev kaderindir diye bir söz vardır, bilirsiniz. Bazen öyle hayat hikayeleri duyarız ki içimiz ürperir. Bir değişiklik olsun isteriz hayatımızda. Bunun yanı sıra tabi çok güzel, mutlu , huzurlu , varlıklı, bütün eğitimleri alma imkanı olabilen evlerde doğan bireylerimiz de vardır. Bazıları yeni duygular tatmak ister bazıları hayatlarını değiştirmek, hayallerine kavuşmak ister... Siz hangi taraftasınız?
İtalya'da Milan/Lombardiya sokaklarında büyüyen varlıklı bir ailenin kızı, Elif. Annesi italyan babası türk. Babası ünlü bir yazılımcı. Annesi ise bir bilgisayar programcısı. Elif yine her zamanki gibi sabah saat 06.30 uyandı. 06.50'de kahvaltısını bitirdi, bakımlarını yaptı ve saat 07.10'da hazırdı. Evlerinin yan tarafında olan kendilerine ait spor salonuna indi ve her sabah yaptığı gibi saat 07.30'dan 08.30'a kadar olan bir saatlik sporunu tamamladı. Saat 09.00'da piyano dersi , 10.30'da geometri, 11.30'da Almanca dil dersi saat 12.30'da öğle yemeği molası ve sonrasında yine saatli bir şekilde ilerleyen özel dersleri vardı. Akşam saat 20.30'a kadar bu böyle devam ediyordu. Elif her gün aynı şeyleri tekrar ediyordu ve bu durumdan çok sıkılmıştı. Evet eğitim alması, bilgili olması, saatlerini boş geçirmemesi , ailesinin onun en iyi yerlerde olabilmesi için verdiği imkanları o da biliyor , hoş görüyor, seviniyordu. Ama bir şeyler eksikti. İçten içe kendini hep bir yerlerde eksik hissediyordu. İki gün sonra babası işi sebebiyle Newyork'a gidecekti. Aynı zamanda Elif'i ve annesini de tatil yapmaları için götürecekti.
27 Temmuz sabahı Newyork'ta bir evde açtı gözlerini Elif. İlk defa 3 günlüğüne de olsa sıradan hayatından uzaklaşmıştı. Dersleri yoktu , biraz da olsa huzurluydu. Bu 3 gün ona 3 yıl gibi gelecekti. Heyecandan herkesten önce kalkmıştı. Kahvaltısını yapıp dışarıya çıktı. İşte tam da şimdi Elif için değişim başlıyordu ama Elif bunu bilmiyordu. Dışarı çıktığında sokağın az ilerisindeki köşede bir kız gördü. Duvara yaslanmış ağlıyor gibiydi. Elif ilk başta yanına gitmek istemedi kötü bir şey olacağından korkuyordu fakat sonra cesaretini toplayıp emin adımlarla kızın yanına gitti ve düşük bir ses tonuyla:
- İyi misin? diye sordu. Kız hemen gözyaşlarını silerek " iyiyim , gidin " cevabını verdi. Elif ise hiç yadırgamadan:
- Bana güvenebilirsin , hadi anlat problemi beraber çözelim. Dedi.
+ Babam anneme yine şiddet uyguladı. 3 kardeşim var. Ve çok da büyük sayılmazlar bu durumdan çok etkileniyorlar. Annem şiddet gördüğü için babam gittikten sonra bayılıp kalıyor kardeşlerimle ben ilgilenmek zorunda kalıyorum ve onlara doğru düzgün bakabildiğimden emin değilim. Yaklaşık bir buçuk aydır kardeşlerimi okula gönderemiyorum. Artık kendimden geçtim öğretmenim benim için çok çabaladı ancak kardeşlerimi de babamın eline bırakıp okula gidemezdim. Daha bir sürü problem inan saymamı istemezsin.
Elif bu durum karşısında kendini çok kötü hissetti. Bir şeyler yapmak istiyordu onlar için ama ne yapacağı konusunda hiçbir fikri yoktu. Kız ayağa kalktı tam gidiyordu Elif ona seslendi ve numarasını verdi ancak kızın telefonu yoktu. O zaman tekrar konuşmak istersen yarın sabah yine aynı saatte buraya gelebilirsin dedi ve oradan ayrıldılar.
Elif için hayatındaki değişim hayatında olacak hareketlilik tam da o köşede başlıyordu aslında ama ne Elif ne de o kız bunu bilmiyorlardı.
"Başımıza gelenleri her birimiz kendi penceremizden görürüz. Ve sanırız ki asıl gerçek odur. Oysa yıllardır biriktirdiğimiz ne çok korku asılıdır o pencerelerde. Çoğu zaman işte o korkular yön verir hayatımıza."
Bir sonraki bölümde değişimlerle görüşmek üzere...

