Günler geçmişti. Toprak okula hastayım diyerek maskeyle geldi. Eminim elimin izi yüzüne çıkmıştı. Övünmek gibi olmasın çok iyi tokat atarım. Hâlâ aynı sırada oturuyoruz ama yüzüne bile bakmıyorum. Benimle konuşmak istediğinde geçiştiriyorum ama bunu çok uzun süre sürdüremeyeceğimi biliyorum.
Zaten öyle de oldu. Ben tam gidiyorum ki "Benden neden kaçıyorsun?" dedi. Verecek cevap bulamadım. En sonunda "Sana o kadar tokat attım. Senden nefret etmeme rağmen benimle neden bu kadar konuşmak istiyorsun." dedim. "Sadece özür dilemek istiyorum. Lütfen beni iki dakika da olsa dinle. Biliyorum yaptığım çok kabaydı sadece sana söyleyip gelmeni isteyebilirdim ama gelmeyeceğini düşündüm Güneş." O kadar içten söylüyordu ki yalan söylüyor olsa bile inanırdım. "Tamam ama lütfen bir daha karar vermeden önce iyice düşün." dediğimde mutlu oldu sanki biraz. O sırada zil çaldı. "Sınıfa gidelim mi?" diye sorduğumda olur anlamında başını salladı. Galiba bugün arkadaşlığımızın temelini atmıştık.