Merhaba, ben Esra.
Hikâyemi duymaya hazır mısınız?
O zaman sizi çocukluğuma götüreyim…
Ben Ankara’da dünyaya geldim. Annem ev hanımı, babam ise taksi şoförü. Emre ve Sinem adında iki kardeşim var. Ben ailenin en büyük çocuğuyum.
Küçüklüğümden beri tek bir hayalim vardı…
Sahneye çıkmak… Dans etmek… Şarkı söylemek… Ve bir gün yıldız olmak. ⭐
Bir gün cesaretimi topladım ve babama:
“Baba, beni dans ve şan kursuna yazdırır mısın?” dedim.
Babam çok disiplinli ama bir o kadar da destekleyici bir insandı.
Gülümsedi.
“Tabii kızım.” dedi.
Ve ertesi pazartesi beni bir kursa götürdü.
Kursu gezerken gözlerim parlıyordu.
Kocaman aynalar…
Işıklar…
Dans salonları…
Sanki hayallerimin içindeydim.
Fakat kasaya geldiğimizde kurs ücretini öğrendik.
Babamın yüzü bir anda düştü…
O an onun ne düşündüğünü anlamıştım.
Bana dönüp,
“Beğendin mi kızım?” diye sordu.
Aslında çok beğenmiştim…
Ama babam üzülmesin diye sadece,
“Hayır baba… Başka yerlere bakalım.” dedim.
Eve geldiğimde annem telaş içindeydi.
“Ne oldu anne?”
dedim.
Annem gözleri dolu dolu,
“Teyzen kaza yapmış…”
dedi.
Hiç vakit kaybetmeden hastaneye koştuk.
Çok şükür…
Teyzemin durumu iyiydi.
Ertesi gün babam bana,
“Kızım, teyzen bugün taburcu oluyor. Akşam bize gelecekler. Bir şeyler hazırlar mısın?”
dedi.
Hemen mutfağa koştum.
Elimden gelen her şeyi yaptım.
Akşam hep birlikte sofraya oturduk.
Yemek boyunca herkes gülüyordu.
Tam o sırada babam bana döndü.
“Dünkü kursu aslında çok beğendin değil mi?”
Ben yine,
“Hayır baba.”
dedim.
Babam gülümsedi.
Sonra hayatımı değiştirecek o cümleyi söyledi…
“Bugün kursun hocası beni aradı. Yetenekli öğrencilere burs veriyorlarmış. Yarın seni seçmelere götüreceğim.”
İşte o an…
İçimden mutluluktan çığlık atmak geldi.
O gece hiç uyumadım.
İnternetten izlediğim bütün dans videolarını tekrar tekrar çalıştım.
Saatin nasıl sabah olduğunu bile anlamadım.
Babam odama girdi.
“Sen hiç uyumadın mı?”
dedi.
Ben ise,
“Baba… Bu benim hayalim.”
dedim.
Babam hiçbir şey söylemeden gülümsedi.
“Hazırlan kızım… Gidiyoruz.”
Kursa geldiğimizde içeride tam 90 aday vardı.
Ama sadece…
3 kişi burs kazanacaktı.
Sıra bana geldi.
Kalbim öyle hızlı atıyordu ki…
Ellerim titriyordu.
Dans etmeye başladım.
Heyecandan fark etmeden dizimi sakatladım.
Gösterim bitince acıyı hissettim ama babama belli etmedim.
“Ne oldu kızım?”
diye sordu.
“Bir şey yok baba.”
dedim.
Artık sonuçlar açıklanacaktı.
Salon sessizdi.
Hoca elindeki listeyle içeri girdi.
“Birinci bursiyer…”
Ezgi Lale.
İsmim okunmamıştı.
Gözyaşlarımı tutamadım.
“İkinci bursiyer…”
Buse Kenar.
Artık umutlarım tükenmişti.
Salondan çıkmak için yürümeye başladım.
Tam o anda…
Dizimde dayanılmaz bir acı hissettim.
Yere düştüm.
Bacağım kanıyordu.
Kana hiç dayanamazdım…
Gözlerim karardı.
Ve oracıkta bayıldım.
Gözlerimi açtığımda…
Hastanedeydim.
Hastaneden sonrası ise…
Tam bir dönüm noktasıydı.
Ama onu…
Bir sonraki bölümde anlatacağım. ❤️