İçeriğe geç

Hayalimdeki Futbolcu

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Hayalimdeki Futbolcu

Bölüm 1

Ekrandan Sahaya Uzanan Hayal

Her şey bir maçla başladı;bir ekran, bir top ve içimde filizlenen bir hayalle.Televizyonun karşısında dizlerimi karnıma çekmiş oturuyordum.Spikerin sesi evin sessizliğini dolduruyor, tribünlerden yükselen uğultu kalbime kadar ulaşıyordu. Sahadaki yeşil, gözlerimi alamadığım bir dünyaydı; o dünya bana ait değildi ama sanki beni çağırıyordu. Tam da o sırada top birinin ayağının altına gitti ve dikkatlice ona baktım. Uzun boyluydu; kumral teninin aksine saçları sarıya çalıyordu, gözleri ise uzaktan bile seçilebilen kahverengiydi. Nasıl koştuğunu izledim. Adımlarında bir acele yoktu ama sanki saha ona aitti. Farkında olmadan sadece onu izliyordum. O an içimden geçen düşünce çok netti: Sırf onun gibi olabilmek için insan futbolcu olurdu. Daha önce bu kadar kusursuz görünen birini hiç izlememiştim. Maç bittiğinde ekrana bakmaya devam ettim. Görüntüler değişti, spiker sustu ama içimde bir şey hâlâ hareket ediyordu. Televizyonu kapattığımda odanın sessizliği bana daha ağır geldi. O akşam ilk kez bir hayalin insanın içine bu kadar sessizce yerleşebileceğini fark ettim. Adını bilmediğim o oyuncu, farkında olmadan bana bir yön vermişti; ben de o günden sonra, bir gün o sahaya ait olabilmek için yürümeye başladım. İşte böyle başladı bir hayal. Evet, büyüdüm. Evet, o hayal için çok çalıştım. Şimdi hâlâ çalışmaya devam ediyorum. Çünkü bazı hayaller vardır; insan büyüdükçe küçülmez, aksine onunla birlikte büyür. Bazen tek başıma bir sahada kaldım; ışıklar sönmüş, tribünler boşken topu ayağımda gezdirdim. Dizlerim kanadı, nefesim tükendi, vazgeçmem gerektiğini söyleyen çok oldu. Ama her seferinde o ekranın karşısındaki küçük kızı hatırladım. Tam o sessizlikte, adımlarımın yankısı çimde kaybolurken, birinin bana doğru geldiğini fark ettim. O kişi babamdı. Mavi gözlerini gördüğümde, her şeye rağmen kendimi iyi hissettim. Babam yanıma geldi, topa baktı, sonra bana. “Yoruldun,” dedi sakin bir sesle. “Biraz,” dedim. Gülümsedi. Mavi gözleri her zamanki gibi içimi rahatlattı. “Ama bırakmadın,” dedi. Başımı salladım. “Bırakamam,” dedim. Elini omzuma koydu. “Hayaller yalnız yürünmez, Arya,” dedi. “Ama yürümeye cesaret edenler hep bir gün varır.” “Zaten bu yüzden buradayım.” Babam yanımdan uzaklaşırken arkasından baktım. Sahada yine yalnızdım ama bu kez yalnız hissetmiyordum. Söylediği sözler içimde yankılanıyordu; sanki adımlarımı yönlendiren görünmez bir çizgi vardı önümde. Hayallerin kolay olmadığını biliyordum ama artık korkmuyordum. Çünkü yürümeye cesaret edenlerden biri olduğumu hissetmiştim. Topu ayağıma aldım, çime baktım ve içimden sessizce söz verdim: Bir gün bu saha bana yabancı olmayacak. Babamın bana dün söyledikleri, sabah gözlerimi açtığım anda aklıma geldi. O sözler sanki bütün gece yanımda kalmıştı. Bugün ilk kez bir takımın parçası olacaktım; adım bir listede yazılıydı artık. Aynaya baktığımda aynı Arya’yı görüyordum ama içimde farklı bir cesaret vardı. Seçildin, dedim kendime. Şimdi sıra bu hayalin hakkını vermekte. Sahaya doğru yürürken kalbim hızlandı, adımlarım ağırlaştı ama durmadım. Çünkü bu yol dün amıştıce bugün gerçek olmuştu. Sahaya çıktığımda çimlerin kokusu farklı geldi. Bu kez yalnız değildim. Kenarda duranlar, koşanlar, kendi aralarında konuşanlar vardı. Isınmaya başladık. İlk paslarımda ayağım titredi; top istediğim yere gitmedi. Bir an herkesin bana baktığını düşündüm. Yanlış yerde miyim? diye geçirdim içimden. Koşu başladığında nefesim çabuk tükendi. Tempoya ayak uydurmak zordu. Bacaklarım yanıyor, kalbim göğsüme sığmıyordu. Tam o sırada kendime kızdım. Dün sahada tek başımayken pes etmemiştim, bugün de etmeyecektim. Dişlerimi sıktım, adımlarımı hızlandırdım. Bir pas aldım, sonra bir tane daha. Hata yaptım ama durmadım. Çünkü biliyordum; burada kalmanın tek yolu mükemmel olmak değil, vazgeçmemekti. Antrenman kısa bir mola verdiğinde kenara doğru yürüdüm. Nefesimi düzene sokmaya çalışıyordum ki biri yanıma yaklaştı. Başımı kaldırdığımda kaptanı gördüm. Duruşundan hemen belliydi; sakin ama net, konuşmadan bile otoritesi hissediliyordu. “Yeni sensin,” dedi. Sesi sert değildi ama ciddiydi. “Evet,” dedim. Adımı söylemeye fırsat kalmadan gözlerimin içine baktı. “Burada herkes zorlanır,” dedi. “Önemli olan ilk günde ne yaptığın değil, ertesi gün sahaya tekrar çıkıp çıkmadığın.” Sonra hafifçe başını salladı. “Devam et,” dedi ve yanımdan uzaklaştı. Olduğum yerde birkaç saniye kaldım. Söyledikleri bir emir gibi değil, bir sınav gibiydi. Derin bir nefes aldım, topu elime aldım ve sahaya geri döndüm. Çünkü bu takımda kalmak istiyorsam, kendimi sözlerle değil, oyunla anlatmam gerekiyordu. Aslında başlangıç adımımı aylar önce atmıştım

Bölüm sonu

9 yorum