İçeriğe geç

Hayalet Evi

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Hayalet Evi

Bölüm 5

5. Bölüm (Hayaletin Fısıltıları)

Ertesi sabah Chris Dave buraya gelecekti. Bunu yapmayı kabul etmesini beklemiyordum. Paranormal olaylar yaşamış bazı insanlar bunları anlatmaya çekinirlerdi. Çünkü bu olayları anlattıkları kişinin kendisi hakkında kötü düşünmesinden endişe ederlerdi. Ama adam kendisinin akıl sağlığının yerinde olmadığını düşüneceğimizden çok fazla endişe duymamıştı bence. Belki de uzun süredir yaşadıklarını paylaşacak birini arıyordu. Ayrıca dükkanı on yıl önce kapatmış olmasına rağmen William’ın buna üzüldüğünü bugün söylemesi de dikkatini çekmemişti.

Yarınki misafirimiz konusunda heyecanlıydım. Bundan on yıl kadar önce insanlar arasında kulaktan kulağa dolaşmış olduğunu düşündüğüm bir Chris Dave gizemi hakkındaki tüm gerçekleri öğrenecektik. Belki adam her şeyi eksiksiz bir şekilde anlatmak istemeyecekti. Bu yüzden tüm gerçekleri en ince ayrıntısına kadar öğrenemeyebilirdik ama bu önemli değildi. Yalnızca kafamızdaki soru işaretlerini yok etmek bizim için yeterliydi.

Salonda oturan Zoe’nin yanına geri döndükten sonra masayı kurduk ve birlikte yemek yedik. Uzun bir zamandan sonra tekrar buluşabilmek ve beşimiz birlikte vakit geçirmek bizi daha da yakınlaştırdı. İyi bir hafızaya sahip olduğu için bunları yaşamamamızın üstünden çok zaman geçmiş olmasına rağmen sanki hepsini dün yaşamışız gibi anılarımızı anlatan Zoe ve aklına konuşacak konu gelmeyince bu buluşmayı her zaman yapmamız gerektiğini sıkça dile getiren William beşimizin birlikte yaptığı bu sohbete renk katıyorlardı.

Saat gece 11’de arkadaşlarım yarın tekrar uğrayacaklarını söyleyerek evden ayrıldılar. Onlara kapıya kadar eşlik edip vedalaştım. Bunu yaptıktan hemen sonra William ve Zoe’ye “İyi geceler,” diyerek odama çıktım. Uyuyabileceğimi ummuştum ama yapamıyordum. Uyumamı engelleyen şey Chris Dave’in yaşadıklarını öğrenecek olmanın heyecanı değildi elbette. Uyuyamıyor olmamın tek nedeni yatağımda gözlerimi kapalı tuttuğum her an aklıma büyükannemin gelmesiydi. Bu beni duygulandırıyordu. Geçmişte benden istemesine karşın ona yaşatamadığım bir şeyler olup olmadığı konusunda düşünüyordum. Anılarımız aklıma geldiğinde ağlıyordum.Gözlerimi açıp etrafıma bakıyordum ama karanlıkta odamı hafif aydınlatan gece lambasından başka bir şey göremiyordum. Bu bir süre böyle devam etti. Yatağımın baş ucunda beliren ve benim kendisini gece lambamdan yansıyan ışık sayesinde görebildiğim büyükannem bana el sallayana kadar… Onun gerçekten orada olduğuna inanamadım.

”Elena, nasılsın tatlım?”

”Büyükanne, sen gerçek değilsin.” dedim hayal gördüğümü kabullenmiş bir halde. Ama bir yanım büyükannemin hayal olmadığını söylüyordu.

”Ben buradayım canım. Benim için endişelenme lütfen. Bana geçmişte yaşatamadığın hiçbir şey yok. Sen ve kardeşlerinle birlikte her şeyi yaşadık. Artık acı çekmiyorum, güvendeyim ve mutluyum. Benimle iletişim kurmaya çalışırken korkunç bir kabusu uyandırdığını biliyorum. Sen beni göremesen de seni hep izliyor olacağım.”

”Büyükanne…” dedim iç çekerek. “Aklıma hep sen geliyorsun.”

”Zihnine girerek sana geleceğimi haber vermeye çalıştım.”

”İkinci gelişinin sadece William ve Zoe için olacağını sanıyordum. Nasıl tekrar benim için geldin?”

”Her kuralın bazı istisnaları vardır ve bu hayaletler için de geçerli. Beni özlediğini hissettiğin sürece yatak odanı ziyaret etmemde bir sakınca yok.”

”Peki…”

”Şimdi gitmem gerekiyor. Uyu ve dinlen lütfen.”

”Yarın tekrar gelecek misin?”

”Sen uyurken. Şimdilik hoşçakal.”

Büyükannem gittikten sonra başımı tekrar yastığa koydum. Uyumak için gözlerimi kapattım. Artık aklıma o kadar sık gelmiyordu. Gerçekten bana haber vermek için zihnime girmişti demek.

Sabah uyandığımda havanın güneşli olduğunu gördüm. Çok mutluydum, güzel havalar bana hep pozitif bir enerji verirdi. Penceremi açtım, gökyüzündeki güneşe doğru gülümsedim. Böyle bir havada evde kalmak istemiyordum. Kahvaltıdan sonra dışarı çıkmayı planlayarak üstümü değiştirdim. V yakalı beyaz bluzumu ve siyah kot pantolonumu giydikten hemen sonra salona indim.

Kardeşlerimin henüz uyanmadıklarını fark ettim ama hemen kahvaltı yapıp işe gitmeleri gerekiyordu. Birden aklıma iş görüşmesi geldi. Beni ne zaman arayacaklardı acaba? Bu konuda bir terslik olmasından korkmuştum ama benimle çalışmak istemeseler bile bunu telefon aracılığıyla söyleyeceklerdi.

Kısa bir süre sonra telefon çaldı. İş görüşmesinden aramış olabileceklerini düşündüm. Heyecanla telefonu açtım.

”İyi günler, ben Elena Griss.”

”iyi günler, ben Sandra Miller. Skyline Innovations insan kaynaklarından arıyorum. İki gün önce bizimle gerçekleştirdiğiniz iş görüşmesi hakkında konuşmak istiyordum.”

“Pekala,” dedim heyecanlı bir sesle. “sizi dinliyorum.”

“Görüşme sürecinizin olumlu geçtiğini belirtmeliyim. Sizi ekibimize katılmanız için seçtik ve işe alım sürecini başlatmak istiyoruz. Hâlâ ilgileniyorsanız detayları konuşmak amacıyla bir araya gelmemiz mümkündür.”

Sandra Miller’in söyledikleri beni inanılmaz derecede mutlu etmişti. Böyle bir geri dönüş almayı çok istiyordum.

”Teşekkürler! Elbette ilgileniyorum. Ne zaman görüşebiliriz?”

“Yarın sabah saat 8’de ofisimize gelebilir misiniz? Size iş teklifini ve diğer birkaç ayrıntıyı anlatacağız.”

”Tabii ki gelebilirim. Benim için uygundur. Teşekkürler!”

”Biz teşekkür ederiz. Görüşmek üzere Bayan Griss.”

Telefonu kapattıktan hemen sonra kısa bir sevinç çığlığı attım. William’ın salona indiğini gördüm. “Günaydın.” dedi. “Mutlu görünüyorsun.”

”Günaydın, bugün kendimi çok iyi hissediyorum.”

”Buna sevindim. İyi hissetmene sebep olan şey nedir?”

”İş yerinden dilediğim gibi bir geri dönüş aldım. İşe alım sürecini başlatmak istediler ve yarın ofise bekliyorlar.”

”Bu harika! Tebrikler.”

”Teşekkürler. Bu arada, sen ve Zoe acele etseniz iyi olur. İşe geç kalmak üzeresiniz.”

“Sen de günleri karıştırmamayı öğrenmek için acele etmelisin.” dedi şakayla karışık. “Bugün pazar.”

O an gerçekten de günleri karıştırdığımı fark ettim.

”Ah, doğru. Sanırım bunun için acele etmem gerektiği konusunda haklısın.”

“Ayrıca bugün bir misafirimiz var, biliyorsun.”

”Misafir mi?”

“Chris Dave’i unuttuğunu söylemeyeceksin herhalde.”

Bana neler olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Önce bugün hafta sonu olduğunu ve sonra yaşadıklarını öğrenmeyi dün akşamdan beri sabırsızlıkla beklediğimiz Chris Dave’i unutmuştum. Bu unutkanlığım dün gece odamda yaşadıklarımdan kaynaklanıyordu belki de. Zaten büyükannemin hayaletini gördüğüm o günlerden beri hayal ile gerçeği ayırt edemez olmuştum. Gördüğüm hayallere ya da çoğu kişi tarafından yalnızca bir hayal olarak algılanacak şeylere kendimi çok fazla kaptırdığım için etrafımdaki gerçek dünyada planlananları unutuyor da olabilirdim. Bu konuda zihnimle nasıl başa çıkabileceğimi bilmiyordum. Sanrım bunun tek yolu büyükannem hakkında gördüğüm halüsinasyonları Zoe ve William’a anlatmaktı.

”Aslında…” Gerçeği söylemekten vazgeçtim. “Elbette onu unutmadım.”

William, Chris Dave”in aklımdan çıkmadığı konusunda yalan söylediğimi anlamış gibi baktı. “Pekala. Öyleyse Nicole ve Lucia’ya haber verebilirsin. Chris iki saat sonra burada olur.”

”Tamam, sen de bu arada Zoe’yi uyandırırsın”

“Zoe dün oldukça geç bir saatte uyudu. Muhtemelen uyandırırsam kendini hâlâ çok yorgun hisseder. Ayrıca Chris Dave bize paranormal deneyimlerinden bahsedeceği için Zoe’nin duymaması daha iyi olur.”

”Anlıyorum.”

William yanımdan ayrıldıktan sonra ben de Nicole’ü aradım. Lucia ile birlikte buraya gelmelerini söyledim.

”Merhaba Nicole,”

”Merhaba.”

”Lucia yanında mı?”

”Evet, Chris Dave ile görüşeceğimiz için çok heyecanlı görünüyor.”

”Seni onun için aramıştım. Lucia’yı da alıp bana uğrayacak mısın?”

”Elbette. Buna çoktan hazırız.”

”Pekala. Gelmek için ne kadar acele ederseniz o kadar iyi olur. Bay Chris birazdan burada olacak.”

”Merak etme. Birkaç dakikaya yanında olacağız.”

“Teşekkür ederim, hoşçakal.”

Telefonu kapattıktan sonra salonda biraz temizlik yaptım. Bazı eşyaların tozunu aldım. Büyükannemle çektirdiğimiz çocukluk fotoğraflarının bulunduğu rafa sıra geldiğinde o fotoğraflarda yer alan ve her baktığımda bana kocaman gülümseyen büyükanneme göz kırptım. “Benim senin hakkında gördüklerim sadece halüsinasyonlardan ibaret olsa da, seni gerçek anlamda görmüş olmasam da beni izlediğini biliyorum büyükanne.” dedim içimden. Ona uzanıp dokunamasam da o benimle birlikteydi. Yıldızlara da dokunamazsınız ama uzaktan sizleri izlediğini bilirsiniz…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.