İçeriğe geç

Hayalet

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Hayalet

Bölüm 1

"Fırtına gelmeden önce sessizliğe bürünür. "

" "Bak Kehribar'ım kardeşin doğdu" dedi yeni doğum yaptığı gözlerindeki uykusuzluk şişkinliklerinden belli olan bir kadın, yanındaki kumral saçlı, yuvarlak suratı ve burnu olan kehribar gözlü kızına kucağındaki "erkek" bebeği göstererek... Bebek, tıpkı ablası gibi kumral, yuvarlak bir yüz şekline sahipti. Yumuşak ve pofuduk elleri ablasına doğru uzanmış, usulca gece mavisi gözleriyle ablasına bakarak ona minik dudakları ile gülümsemişdi. Küçük kız işaret parmağını kardeşinin minik elleri arasına bırakmış, kardeşinin parmaklarını sıkı-sıkı sarmasıyla hafifçe kıkırdamıştı.

"Giray.." diye fısıldamışdı kardeşine doğru. Bebek bu isme karşılık bi öncekinden daha büyük bir gülümseme ile ablasına gülmüş, ve gözlerini kapatarak derin bir uykuya dalmıştı.

"Anne, peki kız kardeşim? O nerede? Onlar ikiz değiller miydi? "

Küçük kızın bu sorusuna karşılık annesinin yüzündeki hafif gülümseme gitmiş, yerini hüzün ve kızgınlık kaplamıştı. Her zaman olduğu gibi yine her şeyi "daha sonra" öğrenmişti annesinin minik "kehribar'ı", kız kardeşinin- Miray'ın- ölü doğduğunu. Miray ölmüştü, Giray doğmuştu. Miray ölmüştü ama Giray ablasının yanında büyümüştü. Tâ ki, Giray Miray'a kavuşana kadar."

‧͙⁺˚*・༓☾ ☽༓・*˚⁺‧͙

Evvel zamanların birinde;

Gözlerimi açtığımda saat öğlen 1'e 5 kalaydı. Henüz sadece 10 saat uyuyabilmiştim ama kalkamıyordum. İstemsizce, sürünerek de olsa yerimden kalkıp banyoya doğru ileriledim. Suyun ısınmasını bekledim. Tam bir saat boyunca su faturasını asla düşünmeden sıcak suyun altında gözlerim kapalı öylesine durdum. Sıcak suyun vücudumu sarıp sarmalamasına, beni adeta ana kucağı gibi ısıtmasına ihtiyacım vardı. Gördüğüm kâbus, ilk değildi. Neredeyse 11 senedir, gözümü ne zaman kapatsam, hep onunla olan farklı anı-kâbusları görürüm. Onunla oynadığımız oyunları, geçirdiğimiz zamanı, yaptığımız yaramazlıkları, Giray'mı benden ayırmalarını.. Gözlerimi ağır-ağır açtığımda etrafımdaki buhardan suyun olması gerekdiğinden fazla sıcak olduğunu farketdiğimde anlamıştım derimin yandığını. Hızla suyu soğuk tarafa çevirerek 20 dakika vücudumun serinlemesi için ona zaman verdim. Bornozumu giyinip aynanın önüne geçmemle birlikte arkamdaki karanlığı görmem bir oldu.

"Vazgeçmeyeceksin değil mi?" Kafasını iki yana "hayır" anlamında salladı.

Tekin bir ses tonuyla "Her seferinde orda öyle dikiliyorsun. Yorulmuyor musun cidden? Hatırlatda zinde

kalman için sana kahve yapayım."

Yanık kremimi sürüp yatağıma- daha doğrusu odama- geri dönerken seslendim hayaletime. Bir hayalete kahve ısmarlıyordum ve o da bunu hoşgörü ile karşılıyordu. Hiç de garip değil..

‧͙⁺˚*・༓☾ ☽༓・*˚⁺‧͙

Hızlıca üstümü, çoraplarımı ve hırkamı giyindim, saçlarımı kurutup şekillendirdim ve mutfağa indim. İki bardak aldım, birine hazır kahve, diğerine ise sıcak çikolata koydum. Kaynamasını dört gözle beklediğim suyu her ikisinin üzerine ağır-ağır döktüm, karıştırdım ve masaya bıraktım.

Ağır adımlarla mutfağa geldiğinde mavi gözleriyle buluştu kehribar gözlerim.

Sanki bana " yapma bunu kendine" der gibi bakıyordu. Hiç anlamadım bakışlarındaki hüznü, saygıyı, minnettarlığı hep kendimce yorumladım gözlerini, belki de bambaşka bir şey anlatmak istiyordu bana bu cinsiyyetinin "kadın" olduğunu düşündüğüm hayalet. Hep bakışarak konuştuk biz, hep bakışarak anladık bir-birimizi.

‧͙⁺˚*・༓☾ ☽༓・*˚⁺‧͙

Tam tamına 11 yıl, 132 ay, 528 hafta, 2112 gündür, beni sabahtan akşama kadar yalnız bırakmayan bu hayalet tıpkı ilkokul ve orta okul hayatımdan itibaren bana yapışık gezen mız-mız Helin'e benziyordu. Bazen ürperirdim ondan, bir anda arkamda görünce tabii.. Uyuduğum zamanlarda usulca yanıma oturarak saçlarımı ince hareketlerle okşar, bazen öperdi. Neden böyle yaptığını ilk başlarda anlamamış, bazen çok fazla korkuyordum. Zamanla takmamaya, huzuru bulmaya, akışına bırakmaya başladım. Aslına bakarsanız, çok iyi anlaştığımız söylene bile bilir. Sanki beni ona çeken bir şey var, anlayamıyordum. Sanki beni hep korumaya çalışmasının bir nedeni var, çözemiyordum. Her uyandığımda arkamda olması bir şekilde kendimi güvende hissettiriyordu..

‧͙⁺˚*・༓☾ ☽༓・*˚⁺‧͙

"Çayın hazır. " Her zamanki gibi.

"Otursana." Oturdu.

" İç bakalım beğenecek misin." İçti. Her zamanki gibi beğenmesede beğenmiş gibi yaptı.

Sıcak çikolatamdan bir yudum aldığım an gözlerini sıkıca kapattığını fark etdim. Bir hayaletin gözüne "bir şey kaçmıştır yahu" diye düşünüp çikolatamdan koca bir yudum aldığımda başını aşağı eğdi. Garip bir tavırla onu süzdüm, hep böyle yapıyordu, bana zarar verdiğini düşündüğü her şeyde kendini sıkıyor, rahatsız olduğunu belli ediyordu. Aslına bakarsanız, haklı da çıkmıyor değildi. Anlamıyordum ki bazen, çikolata sonuçta, ne kadar zarar vere bilirdi ki? Tâ ki, dilimi dudaklarımda gezdirene kadar. O an, dilimin olduğundan daha pütür-pütür, daha garip olduğunu farketdim. Fincanı elimden bırakıp telefonumun ön kamerasını açtım. Dilimi yakmıştım, hem de baya. Dilim böyleyse içerdeki organlarımı -özellikle midemi- düşünmek bile istemiyordum. Ağzıma hızlıca bir küp şeker atdım. Belli ki, bir süre sıcak şeylere "elveda" demek zorunda kalacaktım. Acıya karşı duyarsızdım, evet ama bunun için tedavi görüyor muydum? Hayır. Görmem gerekiyor muydu? Pek sanmıyorum. Çünkü, bu zamana kadar ciddi bir şey olmadı. Kendime hep çok iyi bakıyordum.. Galiba. Bardakları aldım. Onunki doluydu, her zamanki gibi içmemişti.

Onları yıkadım, yerine bıraktım ve odama doğru yol alırken o da arkamdaydı, yine.

Üzerime siyah boğazlı bir kazak, siyah geniş bir pantolon ve üzerime siyah bir trençkot. Boynuma kelebekli bir kolye ve kelebekli küpelerimi taktım. Hayaletimin gözlerinin mavi tonundan ilham alarak boyadığım gece mavisi saçlarımı aşağıdan aşırı özenle topladığım topuz yaparak, yavaştan makyaja geçtim. Eyeliner, rimel ve bordo ruj. Parfümümü sıkarak kendimi hazırlanıp bitmiş ilan etdiğime göre gide bilirdim. Trençkotumu almaya gitdiğimde gözlerim onun mavilerine sataşdı. Odamın kapısının önünde, elleri koynunda birleşik bir şekilde durmuştu.

Bir şey daha farketmiştim onda, bu zifiri karanlığında dünyayı ay ışığı gibi aydınlatan tondaki gece mavisi gözleri.. Gözlerinde tanışdığım mavinin bu tonu, bu zamana kadar mavi gözlü tanıdıklarımın hiç birininkine benzemiyordu. Onda farketdiğim hiç bir şey hiç kimseye benzemiyordu. Bakışları, bazen çok nadiren güldüğünü hissetdiğim anda ki yüz ifadesi - her ne kadar yüzü görünmesede - hiç ama hiç kimseye benzemiyordu. Bir kişiden başka. Saçlarının uzunluğunu ancak kıpırdadığında fark ediyordum. Dirseklerine kadar inen saçları onu bir kez daha eşsiz kılıyordu. Garipti, ama çok huzur doluydu. Çok tanıdık, fakat bir o kadar da yabancı geliyordu.

Çantamın içine küçük şeyler atarak yanıma aldım. Kapının yanındaki dolaptan trençkot' mu ve aşağısından topuklu botlarımı aldım. Hızlıca giyinip çıktım, kapımı kilitledim. Merdivenlere doğru yol aldım.

"Bir, iki, üç, dör-" daha sonra, yarım kaldım. O an için hatırladığım tek şey hayaletimin sessiz çığlığı...

‧͙⁺˚*・༓☾ ☽༓・*˚⁺‧

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.