İçeriğe geç

Hayal ve gerçeklik arasında

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Hayal ve gerçeklik arasında

Bölüm 1

Miras

Annesinin ölümünden tam kırk gün sonra, Elif memleketine dönüyordu. İstanbul'daki kaotik hayatını ardında bırakıp, uzak bir dağ köyünde kalan o eşi taş eve doğru yol alırken, içinde hem huzursuzluk hem de kapanma duygusu vardı. Arabanın camından dışarı bakarken sisli dağ yollarında çocukluk anıları canlanıyordu gözünün önünde. Annesi hep derdi "O ev sadece bize aittir. Dışarıdan görmez kimse onun gerçek yüzünü"

Elif bu sözlerin ne anlama geldiğini anlamamıştı o zamanlar ta ki annesinin vefatından sonra gelen o vasiyet mektubunu okuyana kadar. Mektupta "Tavan arasındaki sandığı tek başına aç. Asla bir başkasını yanına alma" yazıyordu. Elif bu cümleye takılıp kalmıştı.

Köye vardığında hava çoktan kararmıştı. Evin önüne geldiğinde sokak lambası yanmıyor, kapının üzerindeki lamba sönük bir şekilde titriyordu. Kapıyı açarken anahtar zor döndü; içeriden eski, bayat bir koku yayıldı. Tahta döşemeler gıcırdadı, duvardaki vidalar bile paslanmıştı.

Ama herşey bıraktığı gibiydi.

Ve tavan arasındaki sandık hala oradaydı.

Ertesi sabah evi toparlamaya başlayan Elif tavan arasına çıktığında garip bir serinlik hissetti. Güneş doğmasına rağmen bu oda loştu. Sandığın yanına çömeldi ve kapağı kaldırdı. İçinden eski bir ayna çıktı. Bu ayna çocukluğunda da en korktuğu eşyaydı. Cami sanki buğulu değil de isliydi. Üzerindeki desenler kıvrımlı ve anlamını çözemediği şeylerdi.

Aynayı tam çevirdiği anda göz göze geldiler. Ama yansımasıyla değil.

İçeride başka biri vardı. O kişi Elif'e benziyordu ama o değildi. Gözleri çok daha koyu, ifadesi çok daha ölüydü. Elif geriye çekilmek isterken dizleri yerden kalkmadı. Aynanın içinden bir el fırlayıp onun bileğini kavradı. Soğuk ve kuru bir el. Elif çığlık attı ve çığlığı boğazında dondu. Camın yüzeyi sıvı gibi dalgalandı ve onu içine çekti.

Her şey bir anda sessizleşti. Oda, boş kaldı.

Elif gözlerini açtığında bambaşka bir yerdeydi. Tıpkı rüya gibi ama acıları gerçekti. Ayakta durmaya çalıştı, yerler taş gibiydi ama rengi siyahtı, gökyüzü griydi ve orman sessizdi. Ağaçların şekli tuhaftı- sanki gövdeleri çığlık atıyordu. Rüzgar uğuldamıyor, fısıldıyordu. Kelimeleri seçilmese de anlamı hissediliyordu

"Kaçma... artık buradansın"

Elif yürümeye başladı. Ağaçların arasında ilerledikçe başka aynalar buldu; toprak içinde, bazıları havada asılı duruyordu. Her aynanın içinde farklı bir yüz görünüyordu. Bazıları korkmuştu, bazıları delirmişti. Elif onların da bu dünyada sıkışmış olduğunu anladı.

Derinlerde bir yerde biri ona seslendi."Gerçekliğin ne olduğunu unuttun ama ben sana hatırlatacağım"

Sesin sahibi aynadaki kadındı. Bu varlık, yıllar önce yansıma büyüsüyle aynaya hapsedilmiş bir cadıydı. Şimdi bedenini özgür bırakmak için başkalarının yerini alıyor, onları yansımalar dünyasına çekiyordu.

Bölüm sonu

9 yorum