İçeriğe geç

Hayal Sanatçısı

Bölüm 1 · 14 dk okuma

Hayal Sanatçısı

Bölüm 1

Kaderin En Renkli hâli

İçimdeki binlerce renkleri paletime döktüm. Kırmızı içimdeki uyuyan tutkuyu, sarı heyecanı, mavi mutluluğu, yeşil huzuru yansıtıyordu. Bütün duygularımı yansıtabileceğim bir resim var mıydı acaba diye düşündüm. İçinde tutkum, heyecanım, huzurum, mutluluğumu yansıtan bir resim harika olmaz mıydı?

Fırçama renkleri temas ettirdim ve önümde duran tuvale akıttım. Kulağımda çalan şarkıya eşlik ediyor, yanımda duran yeşil bitkilere bakıyordum. bana gülümsediklerini hissediyordum. Onlarla olabildiğince konuşma hayalleri kurdum. Dans ederek acemice fırçayı boyaya batırdığımda sarı renk yüzüme denk geldi. Gülümseyerek kırmızı rengi parmağıma sürüp burnuma sürdüm. Bitkilerim az önceki gülümsemelerinin kahakahaya dönüştüğünü hayal ettim onlara döndüm.

"Benimle dalga geçmeyin özellikle de sen şakayık ben senin isminle hiç dalga geçtim mi?"dedim ve kahkaha atmaya başladım sonra durup düşündüm. tamam çiçekler canlı falanda acaba abartıyor muydum bu çiçeklerle konuşma hastalığım psikolojik bir rahatsızlık olabilir mi ki? Sonra ellerimi sallayarak amaaan dedim a'yı uzatarak ben nasıl mutluysam öyle yaşarım nokta.

Resmim bittiğinde saçımdaki terlerin yüzüme doğru aktığını hissettim. Hemen duşa girdim. En sevdiğim aktivitelerden biri olan duşta konser vermek adlı serenatımı sergiliyordum ne kadar yüksek o kadar mutlu. Fakat iki sorun vardı bunlardan birincisi serenat kelimesinin hiç şekilde anlamını bilmeden havalı diye kullanmam, ikincisi ise komşumun uyarı maksadıyla yaptığı duvara vurma eylemi içerisinde şu müziğin sesini biraz kıs işreti. şu işeretleri bir türlü anlayamadım madem sesten rahatsız oluyorsun duvara neden vuruyorsun. Uzunca bir of çekip müziği kıstım.

Duştan çıkıp üzerime açık yeşil bir crop altın bol siyah bir pantolon giydim. Hemen bir makyaj yaptım gözlerime bugün hangi renk eyeliner'i süreceğim diye iki saat düşündüm yeşil rengi sürdüm. şimdi ben bir kitap veya dizi karakteri olsam kesin okurlar her alanda sanatçı olduğunu belli edeceksin değil mi? Diye sorarlardı ve cevabım kesinlikle evet olurdu. Çünkü ben işimi çok seven bir sanatçıyım tamam mı? bu başarımı herkes görmeli. Yüz makyajımı tamamladıktan sonra sıra ojeme gelmişti. Harika şimdi hangi renk ojeyi süreceğim diye bana bir iki saat ayırmamız gerekiyor.

Pastel bir ton mu yoksa daha iddialı mat bir ton mu veya parlak bir ton sürebilirim.

Kararımı verdim rakı beyazı süreceğim diyip rakı beyazını tüm tırnağıma yaydım.

Şimdi parla'nin yanına gitmeye hazırdım. Gizli yerimizde buluşacaktık. Büyük ihtimal bugün bir pijama partisi yapardık. Küçüklükten beri pijama partisine bayilirdik. Pijama partisini en sevmeyen kişi ise kesinlikle emreydi. Çünkü emre pijama partisine gelmek gibi bir hata yaptığında ona makyaj yapmıştık ve fotoğrafını yeni bir instagram hesabı açıp profiline koymuştuk. Ay binlerce erkek yazmıştı. Hepsiyle gece boyunca flört etmiştik. Emre bu durumdan haberdar değildi çünkü söyleseydik dibine kadar hetero damarları tutacak ve bize kızacaktı.

Aslında bakarsanız kızmakta haklıydı geçen bir barda erkek grubu gördük emreyi dikkatle incelediler sonra yanımıza gelip sen makyaj yapan erkek değil misin dediler. emre durumu anlamayıp onlara alık alık baktı. halbuki onlar emrenin makyajlı haline yazmışlar gece boyunca onlarla flört etmişiz sonra aniden insta hesabı kapatılmış. Sonra o erkek grup tam 2 ay boyunca Emre'nin peşinden ayrılmamıştı Emre hetero olduğunu anlatmak için neler çekmişti.

Ege de bu duruma sadece gülmüş. Benim ayartamadığım erkekleri Emre ayarttı diyip gülmüştü. O gece Emre'nin bize karşı olan nutuklarını dinlemek gerçekten çok zordu ama Ege bu durumu eğlenceli kılıyordu. Emre her arkasına döndüğünde bu durumla ilgili yaratıcı şakaları kulağımıza söyleyip bizi güldürüyordu. Emre bu duruma iyice sinirleniyordu. Bu anıyı düşünmek hep beni gülümsetiyordu.

Umarım bu geceki pijama partimiz de en az bunun kadar eğlenceli olurdu. Ama emre'nin katılacağını hiç sanmıyordum çünkü bu olaydan sonra emre pijama lafını duyduğunda bile tedirgin oluyordu.

Düşüncelerden arınıp saate baktığımda geç kalabileceğimi fark edip hızlıca bitkilerime yöneldim onları teker suladım.

"Ben gidiyorum çiçeklerim akşama dönerim. Leylak diğer çiçekler senin sorumluluğunda" dedim leylak çiçeği bana göre tam bir anne vibe'ı veriyordu. Bu yüzden onu diğer çiçeklerimin annesi gibi görüyordum.

Kapıdan çıkıp kulaklıklarımı takıp koşarak gizli yerimize doğru yola çıktım. Gizli yer bizim küçüklükten beri bulduğumuz bir yerdi bizim küçükken çok sevdiğimiz meryem yenge adında biri vardı onunla sohbet eder konuşurduk hiç kimsesi yoktu ama harika kurabiyeleri vardı her biz geleceğimizde bizim sevdiğimizi bilip o kurabiyelerden yapardı bize. bizde o kurabiyeleri iştahla yerdik ama şu an anlıyorum ki lezzetli olan o kurabiyeler değilmiş meryem ablayla yaptığımız hoş sohbetmiş. Bayramda meryem ablanın hiç ziyaretçisi olmazdı biz de bayramın her günü onu ziyarete giderdik gözyaşlarını tutamaz hepimizin yanağını sıkıp sadece bizim için aldığı şekerleri önümüze koyardı biz de afiyetle onları yerdik. Ölümüne yakın vasiyetle evini bize vermişti ve bize bir konuda söz verdirmişti, hep birbirinizin arkasında olun demişti.

Bizde orayı gizli yerimiz olarak kullanıyorduk. İlk başta bize her eşya meryem yenge'yi hatırlattığı için eve dahi giremiyorduk ama bize yazdığı mektupta beni hep hatırlayın ama güzel hatırlayın dediği için orayı hepimizin mutlu ,hüzünlü olunca toplandığı bir yer haline çevirdik ve burayı sadece birbirimiz biliyorduk.

Peki bu yer nerede mi? hemen tarif edeyim, sarı binanın hemen sağına dönüyor 45 adım düz ilerliyorsun ardından 30 adım sola ilerliyorsun karşına çıkan mavi tuğlaların hemen karşısında. tuğlaları neden maviye boyadığımızı soracak olursanız mavinin arkadaşlık ve dostluk rengi olduğuna inanıyorduk ve arkadaşlığımızın hep baki kalacağını gösteren ufak bir işaret olarak düşünmüştük. Mavi tuğlalardan mı bilmiyorum ama öyle de oldu ve öyle de olmaya devam edecek.

Hızlıca gizli yerimize girdim. Önümde

Parla ağlıyordu. Sevgilisinden ayrılmış olduğunu anladım yanında Ege vardı elini boynuna doğru götürerek boynunu kesermiş gibi bir hareket yaptı ve sessiz bir şekilde bittik dedi, kafamı salladım.

Bugün hetero erkeklerden nefret etme günüydü anlaşılan.

Parla kafasını kaldırıp gözyaşlarını silerek konuştu. "Kanka biz berkeyle ayrıldık onu başka bir kızla bastım."

Ege aniden lafa atladı.

"Haysiyetsiiiz, şerefsiiiiz" dedi şaşırma nidası çıkarıp i'leri uzatarak. Yangına körükle gidiyordu ve bu durumdan çok memnundu klasik Ege.

Bende söze atıldım.

"Kanka bu kişi için ağlamaya bile gerek yok bu çocuk seninle mean girls bile izlemedi yani zaten o zaman ayrılmalıydın" dedim ağzımdan çıkan sözlerin saçma olduğunun farkındaydım ama Parladan bahsediyorduk. Parla ayrıldığında suyuna gider ve onun düşündüğü gibi düşünüyormuş gibi yapmak onu daha kolay sakinleştirirdi.

Sözümün ardından eğik kafasını kaldırdı uzun uzun düşündü.

"Haklısın hayal ben bu çocuktan benimle mean girls izlemeyi reddettiğinde ayrılmalıydım beni sevmediği çok açıkmış." dedi sonra gururluca gülümsedim. Arkadaşımı yıllardır çok iyi çözümlemiştim. Parla bana dolu gözlerle baktı.

"Teşekkür ederim Hayal" dedi ve bana sarıldı sıkıca, bende ona sarıldım. Ege de beni unuttunuz diye bağırarak hızlıca üstümüze atladı sıkıca sarıldık ve en sonunda gülerek doğrulduk.

Etrafta Pera'nın hala olmadığını fark ettim.

"Pera nerede?" dedim Ege'ye bakarak.

"O gece de çalışacakmış bende bir şey diyemedim çünkü işinin ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz" dedi kafamı salladım en azından Parla'yı sakinleştirdik diye düşündüm.

Mutluluğumuz sadece yarım saat sürdü. Fake hesaptan Berke'nin storysine baktığımızda barda olduğunu gördük parla tekrara ağlamaya başladı.

Ege hızlıca demet akalın açtı ve söze atıldı:

"Parlacığım sende ki şu endama bakar mısın sence Berke eğlenirken senin burada ağlıyor olman reva mı bize kız sen git bir aynaya bak ne kadar güzelsin. Ya sen parla yıldızsın kendine gel şimdi kalkıyorsun sana makyaj yapıyoruz hazırlanıyoruz ve o gece kulübünü ışığımızla parlatıyoruz ve emin ol Berke ve Berke gibilerin gözlerini ışığımızla kör edeceğiz bizden başka hiçbir şey göremeyecekler ama şöyle bir detay var aşkısı bizde onları göremeyeceğiz biz bu kadar parlakken o karaltıları neden görelim ki zaten değil mi hayal?" dedi onay almak bekliyordu.

Olabildiğince gülümsedim kafamı onlaylar bir şekilde aşağı yukarı salladım. Parla hızlıca ayağa kalktı ay benim saf arkadaşım nasıl da hemen gaza gelmişti.

" Evet yaa o kim ki benim elimi sallasam ellisi ben Parla Yıldızım oğlun" dedim ve ayağa hızlıca kalktı.

Üçümüzde kıyafet odasına gittik. Parlaya beyaz mini bir etek bulduk üstünde yeşil küçük çiçek detayları vardı. Lila bir stiletto giydirdik, Bordo bir oje sürdük, kıpkırmızı bir ruj sürdük, ufak bir göz makyajı yaptık ve saçlarının iki ucunda küçük tutam alıp ördük ve ortada birleştirdik işte şimdi hazırdı. Ben pudra bir elbise, altın siyah stiletto ayakkabı giydim saçlarımı at kuyruğu yaparak bağladım. Ege ise üzerinde kırmızı taşlar bulunan kalpli bir gömlek giydi altın siyah ve yanlarında siyah pullar olan bir pantolon giydi.

Hepimiz harika gözüküyorduk.

Parlanın kırmızı arabasına binip bara vardık. Parla valeye anahtarı uzattı ardından içeriye doğru ilerledik.

O zaman parti başlasın.

İçeriye geçtiğimizde bir çok kişi dans ediyordu film sahnelerindeki gibi normalde herkesin bize bakmasını falan bekliyorduk ama herkes dan ediyordu bizde mecbu herkes bize bakıyormuş gibi davranaktık. Bugün eğlenmeye niyetliydik. Şarkıya eşlik edip zıplamaya başladık. Garsonun getirdiği tepsiden shotların hepsini masamıza koyduk. Garson bir şey diyecek gibi oldu ama sonra hızlıca geri döndü bizimle uğraşmak istememişti anlaşılan iki shot içtik ve eğlencemize devam ettik. yarınlar yokmuşcasına eğleniyorduk. şarkıya eşlik ediyor zıplıyor dans ediyorduk.

Berke falan umrumuzda değildi onun için gelmiştik ama eğlenmek daha çok hoşumuza gitmişti yukarıdan bir ışık sadece bize yansıdı herkes bize odaklandı neden olduğunu anlayamasam da işte şimdi filmlerdeki gibi olmuştu.

"Evet seçilen 3 kişi lütfen sahneye gelin" diye bir ses duyduğumuzda birbirimize şaşkınca bakıp sahneye doğru yürüdük.

"Şimdi karaoke oyunu oynacağız" dedi mikrofondaki adam sarhoşluğun etkisiyle sesi biraz farklı bir tonda geliyordu üçümüzde başımızı salladık.

Karşımızda sözler çıkarken söylemeye başladık doğruyu söylemek gerekirse aşırı eğlenceliydi. Karaoke bittikten sonra aşağı indik aşağıda bizi bekleyen kişiyi gördüğümüzde üçümüzün de suratı düştü.

"Parla ne yapıyorsun burada" dedi berke

"Sanane ya" dedi Parla

"Ne demek banane ben senin erkek arkadaşınım." dedi Berke

"Bak Berke sınıları zorlama sana şuradan bir geçiririm." Dedi Parla

"Sen benimle nasıl konuşuyorsun Parla birlikteyken prenses gibiydin şimdi böyle kelimeler kullanıyorsun bundan sonra içkiyi sana yasaklıyorum." dedi Berke yüzünü ekşiterek, ardından devam etti.

" Hadi gel gidiyoruz" diyip sertçe Parla'nın kolunu tuttu. Parla bize baktı bu bakışı biliyorduk hepimiz aynı anda sırıttık.

Parla kolunu çekip berkenin arkasına geçti ve kolunu işlevsiz hale getirdi. Ege, Berkenin saçına yapıştı bende hızlı bir şekilde sertçe tekme attım. Berke yere doğru düştüğünde Ege ile hızlıca geri çekildik şimdi Parla'nın sırasıydı. Yerde yatan Berke'nin yanaklarını tokatlamaya başlayan Parla'yı izlemek aşırı keyifliydi. Ben berkenin elini tutuyor, Ege ise ayaklarını tutuyordu.

Ardından bir ses gelmesiyle dikkatimizi o yöne verdik.

"Ne yapıyorsunuz siz?" diye tok bir ses yankılandı üçümüz hemen kendimizi toparlayıp ayağa kalktık.

"Hiiç" dedik aynı anda

"Adamı az önce dövdünüz" dedi aynı tok ses onu gözlerimle aradım ilk başta göremedim ardından karanlıktan ışığa gelince yüzü gözüktü. Siyah saçları siyah gözleri vardı.

"Yooo tam olarak dövme gibi bir durum denemez biz daha çok had bildirdik." dedim siyah gözleri beni buldu yüzüme sinirle baktı.

"Bu yaptığınız bir suç biliyorsunuz değil mi ayrıca ben bir solistim ve grubum bu gece sahneden şarkı söyleyecekti. Sizin yüzünüzden şu an sahnede değilim bu insanları bekletiyorsunuz ayrıca bir adama şiddet uyguluyorsunuz" dedi

"Bakın haklısın ama henüz sebebini bilmeden bize bu denli sert çıkışmanız hiç hoş değil ayrıca tabiki şikayet edebilirsiniz ama elinizden geleni ardınıza koymayın" dedi Ege korkusuz gözlerini adama doğru dikti.

"Hem suçlu hem güçlüler şuna bak hukuktan da korkmuyorlar sizi gerçekten şikayet etsem korkup kaçacağınızı bilmiyor muyum sanki ayrıca sen kim oluyorsun da bana meydan okuyorsun?" dedi adam yapmacık bir şekilde gülüp Ege'ye bakarak.

Ege de adamın cevabı karşısında güldü.

"Merhabalar ben avukat Ege Asır, aynı zamanda yanımdaki arkadaşlarımın da avukatıyım. Öncelikle bu adamın bize ne yaptığını bilmiyorsunuz olayın sonunu gördünüz. bu adam belki bizi öldürmekle bile tehdit etmiş veya daha nicesini yapmış olabilir yani tabiki şikayet edin fakat korkarım ki mahkemeyi kaybedeceksiniz ama keyfiniz bilir beyefendi ve lütfen bir hukukçu karşısında hukukla ilgili konuşurken iki kere düşünün ayrıca biz şu an bu mekandan çıkıyoruz fakat bu çıkışımız haksız olduğumuzu kabul etmek anlamına gelmeyip tam tersi haklı olup sizin gibi birini dinlemek istemediğimiz içindir. Zevkler ve renkler iste ne yaparsın biz sizi ve sesinizi hiç beğenmiyoruz. " dedi ve bizimle birlikte dışarıya doğru yürüdü. Dışarıya çıktığımızda soğuk yüzümüze vurdu.

Vale arabayı getirdi ve arabaya bindik.

Parlayla ikimiz egeye döndük. Ege bize bakıp gülümsedi.

"Biliyorum yaa şapşikler harikayım"

"Bu arada adam bizi mahkemeye verse büyük ihtimal davayı kazanırdı çünkü hemen yanımızda bir kamera vardı ve kamera ses kaydediyordu yani adamin bizi tehdit etmediği mahkemede anlaşılırdı. sadece bizim lehime olan şey berkenin kolunu tutması olurdu onu da karşı tarafın avukatı kolayca açıklardı. Yani bir daha ki hareketimize dikkat edelim bir daha blöfümü yemeyebilirler" dedi.

Onu hızlıca yanağımdan öptüm. Bu avukat halleri aşırı hoşuma gidiyordu. Çok iyi bir avukat olduğu açıktı.

Hepimiz evlere dağıldık gece oldukça hareketli geçmişti ayrıca içkiyi biraz fazla kaçırdığımız da bir gerçekti eve gidip direkt uykuya daldım.

Uyandığımda başımda büyük bir ağrı vardı. Başımı tuttum ve duşa girdim soğuk suya kendimi attım. Vücudum aniden gelen soğuk suya tepki olarak titredi daha fazla soğuk suya dayanamayıp sıcak suyu açıp içine girdim. Duşumu aldıktan sonra üzerime gecelik giydim. Gecelik kadar rahat bir şey var mıydı sanmam.

Hemen çiçeklerimin yanına gidip onları suladım.

"Nasılsınız çiçeklerim, ben iyi değilim bugün sadece evde kalmak müzik dinlemek sizinle ilgilenmek ve resim yapmak istiyorum dün eğlence kotamı epey doldurdum." dedim ve kendime kahvaltı hazırlamaya mutfağa girdim dolabı açtım ve bisküvili pastayı çıkarıp masaya koydum. Herkes şunu bilmeli ki bisküvili pasta kadar güzel başka bir kahvaltı daha yoktu ayrıca tatlılar hep açken daha güzel olurdu.

Bisküvili pastamı yediğim sırada telefon çaldı. Elime aldığımda bilinmeyen bir numaranın aradığını gördüm telefonu açsam mı açmasam mı karasız kaldıktan sonra açmaya kara verdim.

"Merhaba, sizi tanıyor muyum?" Diye sordum.

"Hayal hanımla görüşüyorum öyle değil mi" dedi bir kadın sesi.

"Evet nasıl yardımcı olabilirim?" Dedim

"Hayal hanım sizinle bir konu hakkında onayınızı almak istiyoruz?"

"Nasıl bir konuydu acaba?"

"Rexanyum ile ilgili."

"Bildiğimiz rexanyum mu, sanatın evi olan, bütün büyük sanatçıların orada sanatlarını göstermek için yarıştığı yer mı?" dedim heyecanla.

"Evet, hayal hanım biz yeni yılda sizi aramızda görmeyi çok isteriz sizden bir okula kayıt işlemleri için gelmenizi talep etmek istiyorduk." dedi kadın ben heyecandan yerimden zıplıyordum.

"Tabi gelirim nerde, ne zaman?" dedim heyecan nidalarıyla.

"1 saate arabam gelir sizi alır müsait olursunuz değil mi" dedi kadın

"Evet , tabiki olurum" dedim ve telefonu kapattım. Bugün benim en güzel günlerimden biri olabilirdi hatta öyleydi.

Bugün benim hayatımın en güzel günüydü...

Hızlıca hazırlanmaya başlamam gerekiyordu. Sonuçta ilk izlenim çok önemliydi.

Beyaz dantelli bir boyun kısmı açık bir t-shirt üstüne yeşil uzun bir ceket altına beyaz kahve karşımı bir kot giydim. Hemen makyajımı yapıp aynadaki yansımama tatmin olmuş gibi baktım.

"Bugün hayatımın en güzel günü papatyam biliyor musun? Diğerlerine söyleme ama bugün bir çicek olsa kesinlikle papatya olurdu." Dedim ve diğer çiçeklere doğru baktım.

"Bunu dedim diye bana alınmayın bana şans dileyin tamam mı? Eğer bana şans dilerseniz sizi iki katı sulayacağım şaka şaka bazılarınızın suyu sevmediğini biliyorum." dedim. Sonra kendi kendimi sorguladım.

"Oooo artık beynim çiçeklere kişilik yüklüyor galiba gerçekten temiz bir şekilde deliriyorum." Dedim kendi kendime. Aman zaten çevremde pek akıllı yok benimde biraz delirmem garip değildi herhalde.

Hızlıca dışarıya çıktım ve evimin önüne gelecek olan arabayı beklemeye başladım.

Sonunda siyah bir jeep geldi. şoför, kapıyı açtı ve "Hoşgeldiniz" dedi gayet nazik bir şekilde. "Hoşbuldum" dedim sesim titreyek içimde kabaran mutluluk tarif edilemezdi. Neredeyse küçüklüğümden beri gitmek istediğim sanat akademisinin yarışmasına davet edilmiştim. Bu sanat akademisi dünyaca ünlü sanatçıların çoğunu ağırlıyor ve öğrencilerin her türlü sanat dalinda bir deneyimlerinin olmasini amaçlıyor tabiki öncelik olarak kendi sanat dalina ağırlık verebiliyorsun ama yil sonuna kadar tüm sanat dallarinin hepsinde gelen notlarla sinifi gecebiliyorsun. Yani sadece sanatın olduğu bir okul kimin hayali olmazdi ki.

"Geldik hanımefendi şimdiden başarılar, umarım sınavları kazanirsiniz" dedi soför ve arabadan inip kapimi açti tekrardan tesekkur ettim ve derin bir nefes alarak karşımdaki sanat akademisinin giriş binasina baktim. Herhangi bir konuşma olacağında giriş binasinda toplanilirdi bu bilgiyi okulun tanıtımlarından zaten biliyordum. Diğer binalara göre giriş binasi daha küçüktü fakat küçük olan bina bile o kadar büyüktü ki sanat akademisine gidersem. her gün kaybolabilecegim gerçeğini kafamdan geçirmeden edemedim.

İçeriye doğru bir adım attım, ardindan bir tane daha ve bir tane daha. adımlarım hızlandıkça kalbim hızlanıyordu. Sonunda o günün geldiğine inanamıyordum. Toplanma yerine vardığımda burası oldukça kalabalıktı, bu kadar kişi arasindan sadece 20 kişi seçilecekti. Bir sürü rakibim vardi ve işim oldukça zordu ama ne olursa olsun elimden gelenin en iyisini yapmadan pes etme gibi bir niyetim yoktu burasi benim hayalimdi ve elinde sonunda o hayal gerçeğe dönüşecekti.

Kapıdan son derece asil bir kadın girdi. Beyaz kısacık saçlari vardi, Yeşil bir tulum giymiş ve yanlarına parıltılı elmas toplar yapıştırmıştı. Gözlerindeki gözlük düşmek üzereydi onu geriye niye ittirmedi ki diye düşündüm kısa bir an.

"Evet sevgili yeni dönem öğrencileri, öncelikle her biriniz Rexanyum'a hoşgeldiniz size kendimi tanıtmadan önce Rexanyumun büyük bir sanat okulu olduğunu ve buradan mezun olan çok az öğrencinin çok ünlü sanatçılar olduğunu hatırlatmak isterim. Burası en prestijli sanat okullarından biri ve asla tek bir hata bile kabul etmez. konunun ciddiyetiniz anlamış olmanızı dilerek, kendimi tanıtayım ben Lalin bu yıl birlikte oldukça zaman geçireceğimiz göz önünde bulundurulursa, birbirimizle iyi anlaşmayı çok isterim gibi bir şey demeyeceğim çünkü bu hiçbir zaman olmaz. Ama benden korkmanız daha çok hoşuma gider unutmayın ki sadece benden korkabilenler seçilecek. Bu yıl toplamada 6 tane dersiniz olacak hepsinden en başarılı 20 kişiyi seçeceğiz ve bu 20 kişi diğer yılı da rexanyumda geçirmeye hak kazanacak.

Dersleriniz şunlar:

Moda-Resim-Tiyatro-Bale-Müzik-Yazı.

Moda dersini birlikte yürütceğiz umarım güzel bir yıl olur. en azından benim için."dedi ve kapıdan hızlıca çıktı. hepimiz hayretle bakakalmıştık. Etrafıma baktığımda bir göz ile göz göze geldik bu dün gece konserde şarkı söyleyemediği için bize dava açmakla tehdit eden adamdı. ikimizde birbirimize ilk başta şaşkınlık sonra hırs ile baktık. Hızlıca birbirimize doğru adımladık.

"Sanatla uğraştığını görmek şaşırtıcı senin gibi kaba biri nasıl sanat yapabilir aklım almıyor doğrusu" dedi iğneleyici bir şekilde. Kaşlarım istemsizce havaya kalktı aşağılar bir şekilde tepeden tırnağa süzdüm karşımdaki adamı.

"Şaşırtıcı buraya gelenlerin ustaca seçildiğini düşünürdüm. Neyse ki bu yıl çok hırs yapmama gerek yok" dedim ve hızlıca arkamı dönüp kapıya ilerledim. Umarım bir daha bu cocukla karşılaşmam diye ufak bir dilek diledim.

Acaba bu okulda beni daha neler bekliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.