Slipknot - The Devil In I
Eski bir anıyı hatırlamak bazen ufak bir gülümsemeye, bazense hüzünlü bakan gözlere neden olur. Herkesi önceden gülümseten ama sonra ağlatan bir anısı vardır.
Eslem, banyonun kapısını açtı ve içeriye bir adım attı. Önce telefonunu lavabonun yanındaki rafa bıraktı. Sonra yavaşça üstündeki fazlalıklardan kurtuldu. Sımsıkı topladığı saçlarını nazikçe açtı. Aynadaki yansımasına takıldı gözleri. Gözlerindeki tüm ışık sönmüş gibi hissetti.
Telefonunu eline aldı ve artık çok dinlemediği bir müzik listesinin üzerine tıkladı. Telefonu rafa geri bırakıp duşakabine doğru ilerledi. Kapılarını açtı. Usulca duşakabinin içine girdi. Arkadan çalan şarkıyı mırıldanıyordu. Kapıları kapattı.
Sıcak suyu açtı. Saçlarının ıslanmasına izin verdi. Uzun saçları ıslanarak yılan formunu alıyordu. Saçlarından akan sular önce göğüslerine daha sonra karnına ve oradanda bacaklarına kadar iniyordu. Suyu kapattı.
Şampuana uzanacağı sırada duyduğu müzik ile olduğu yerde kaldı. Müzik devam etti. Kadın önce hafifçe gülümsedi. Sonra aklına gelen o eski anı ile gülümsemesi büyüdü.
Eski anılar hep gülümsetir miydi? En güzel anılar hep eski olanlar mıydı? Kadın düşündü. Geçmişi ve geçemeyenleri.
🎞
Lise sıralarındaydı. Arkasını dönmüş, kumral saçlı çocuğu uyandırmaya çalışıyordu. Çocuk bilerek kafasını kaldırmadan sıranın üstünde uzanıyordu. Kız bilerek kalkmadığını bildiği halde çocuğu kaldırmak için uğraşıyordu.
Şöyle dedi sonunda;"Dinledim dediğin şarkıyı". Dinlemişti, iki gün önce çocuğun "bu şarkı çok güzel" dediği şarkıyı.
Çocuk yavaşça kafasını kaldırdı ve esneyerek kendine geldi. "Eee nasıl şarkı ama?" Dedi kıza dönerek.
Kız suratında büyük bir sırıtma ile bakıyordu çocuğa. "Güzel şarkı ama sen metal dinler miydin? Daha çok rap dinlersin sanmıştım" Dedi kız. Çocuk gülümsedi.
Boynundaki zincir kolyeyi göstererek "Kolyemize aldanıp konuşma yalnız." Dedi. Ve devam etti:"Gerçi rap de dinlerim ama şimdikilerde iş yok" dedi.
Kız, çocuğun gülümsemesinde takılmıştı. Sanki o konuştukça bütün dertleri yok oluyordu. Bal rengi gözlerini hayranlıkla inceliyordu.
"Gözlerin çok güzel" dedi sonunda. Çocuk kısa bir an için şaşırdı.
"Gözlerime mi yürüdün sen az önce manyak kız?" Dedi çocuk dalgaya alarak.
"Senin gibi bir piç için çok güzeller." Dedi kız çocuğun omzuna vurarak.
"Bak yine piç olduk." Dedi çocuk iç çekerek. Kız ona gülümseyerek bakmaya devam etti.
Sonra başka bir kız geldi ve çocuğa sarıldı.
Kızın gülümsemesi yüzünde soldu. Hüzünlü bir bakışa büründü gözleri.
Diğer kızla çocuğun gülüşmeleri arasında kız oradan yavaşça uzaklaştı.
Sonraki günler saatlerce o şarkıyı dinlemişti. Çocuğun bal rengi gözlerini düşünerek. Ve diğer kızı.
🎞
Banyonun sıcak suyunu geri açtı kadın. Biraz daha ıslanmak istemişti.
Dinlediği şarkı bir kısımda takılıp kalmıştı. Kadın kaşlarını çatarak anlamaya çalıştı. Şarkı tekrar etti. "Too many times!" Ve tekrar. Ve yine tekrar etti.
Sıcaktan buğulanan camlarda bir gariplik farkeden kadın. Cama iyice yaklaştı. Emin olamadığı bir gölge görüyordu.
Duşakabinin kapılarını açtı ve dışarı çıktı. Yan tarafında duran bornozuna uzanıp, giyindi. Yavaş ve ürkek adımlarla aynanın önüne geldi.
Gördüğü şey ile dehşete düşmüştü. Aynanın buğulanan camlarında şöyle yazıyordu;
"We've let it come to this.
BENİ AFFET
BENİM MANYAK KIZIM"
Hazel ♡