İçeriğe geç

HATRED AND LONGİNG | YOONMİN ONESHOT

Bölüm 2 · 34 dk okuma

HATRED AND LONGİNG | YOONMİN ONESHOT

Bölüm 2

HATRED AND LONGİNG

Umarım oneshotı seversiniz, keyifli okumalarrr 🥰

🌟🌟🌟🌟🌟

"Hadi kalk artık Jimin. Biliyorsun bugün çok önemli bir toplantımız var."

Jungkook'un sesi ile gözümü açmıştım bir güne daha. O benim en yakın arkadaşım, kardeşim olmasının yanı sıra iş ortağımdı. İkimiz de aynı şirkette çalışıyorduk ve zor zamanlar geçirmiştik. İki buçuk yıl önce ise buna bir dur demek için birlikte şirket kurmaya karar vermiştik. O bir omega olduğu için ve sekreter olduğu için zorbalık yapılıyordu ona ve son iftiralardan sonra dayanamamıştı, benim ise işten ayrılma sebebim tamamen bambaşkaydı...

Neyse ki birbirimizi 5 yıldır tanıdığımız için birbirimize güvenmiş; dişimizi tırnağımıza, gecemizi gündüzümüze katarak bir şirket kurup onu büyültmeyi başarmıştık. Biz Jungkook ile birbirimizin şansıydık. İyiki onunla şirket kurmuştuk, iyi ki şirketlerdeki saygısızlara, patron diye herkesi aşağılayabileceğini ve her istediğini yaptırabileceğini sananlara ve türü yüzünden birilerine zorbalık yapmayı 'normal' karşılayanlara karşı dik durmuştuk.

"Jimin kime diyorum ben aaa, hadisene ya! Ben bugünü ne kadar bekledim biliyor musun?" dediğinde düşüncelerime ve uyuyor numarası yapmaya son verip gözlerimi açıp yatakta doğruldum.

"Sana da günaydın Jungkookshiii!" dedim mutlulukla.

"Yha ama öyle tatlılık yaparsan ben sana kızamam ki. Haksızlık bu!" dedi ve güldük beraber.

"Sen niye acele ediyorsun bu kadar?" diye sordum Jungkook'a sorgular bir biçimde. Nedenini tabiki biliyordum ancak onu sıkıştırmak hoşuma gidiyordu.

"Ah, tabi ya eski patronun Kim Taehyung için. Bu arada eski patronun mu diyeyim yoksa sen mi açıklamak istersin aşık olduğun adam olduğunu?" dediğimde yanakları elma şekeri gibi kızardı ve sevimli bir hale büründü.

"Evet, ona ne yazık ki aşığım ama hemen düşmeyeceğim. Hiçbir şeyi unutmuş değilim. Ben omegayım diye bana yapılan zorbalıkları görmesine rağmen müdahale etmemişti, ben daha işe ilk başladığımda sırf omegayım diye onunla yatarak mevki atlamaya çalıştığım dedikodusu yayılınca 'ben onun gibi çok kişiyle yattım, mevkisi değişmez merak etmeyin.' dediğini de unutmadım. Ben kimseyle yatmadım daha ve tek bir kişiyi sevdim, o da bana bunu diyen patronum, pardon eski patronum. Neden bana bu muameleyi yaptılar, neden bu muameleye yıllarca katlandım bilmiyorum." dedi ve sahte bir şekilde gülümsedi.

"Gerçi şimdi de seninle yattığımı düşünüyorlar çünkü bir omega nasıl iş dünyasında olsun ki? Ben omega olduğum için evimde oturup bütün gün ev işi yapmalıyım ya da 'tam omega işi' dedikleri basit bir takım işleri yapmalıyım onlara göre. Yani bir omega olarak tek işim alfalara hizmet olmalı çünkü ben omega olarak doğduğum için aşağılığım; alfaların cinsel ihtiyaçlarını karşılayan, alfalar istediğinde çocuklarını doğuran, kendi duygu düşünce ve istekleri yok sayılan kişileriz biz sonuçta omega olarak."

Jungkook bunları söylerken ağlamaya başlamıştı, benim de gözlerim dolmuştu. Jungkook'a doğru yürüyüp ona sıkıca sarıldım. Biraz ağlamasına izin verdim omzumda.

Bugün eski şirketimizle iş anlaşması yapmaya gidecek olmamız ikimizi çok keyiflendirse de o şirkette hâlâ çalışan aşağılıkların kendisine yaptıklarını unutamayan ve bunun tramvasını halen yaşayan Jungkook'un içinde o günlerden kalma korku ve endişe vardı. Ağlamazsa bu endişeyi ve korkuyu aşamayacağını bildiğim için ona zaman tanıdım.

Bir süre sonra kendisi ayrıldı benden. Gülümsedi o tavşan dişleriyle.

"İyiki varsın hyung."

"Ah, aynı yaştayız seni hayta! Aramızda 11 ay var sadece!" diye yalandan kızdım. O buna daha çok güldü. En sevdiği şey teknik olarak aramızda on iki ay bile yokken bana hyung demekti ki bu beni yaşlı hissettiriyordu ve gıcık oluyordum bu duruma. O da bana aynı şimdiki gibi gülüyordu ancak benim de bir kozum vardı elimde.

"Busan'da önce ben doğdum, sen beni taklit ediyorsun."

Bunu dememle beni kovalamaya başlaması bir oldu. En son yakaladığında sinirine hakim olamamış olsa gerek boynumu ısırdı.

"Ah!" diye bağırmamla onun kıkırdaması bir oldu.

"Hakettin ama Jiminshi."dedi gülerek. Ben de güldüm. Biz hep böyleydik işte. İster mükemmel kankalık deyin isterseniz iki salak deyin fark etmez, böyle olmayı seviyoruz.

Tam Jungkook'a laf yetiştireceğim sırada kapı çaldı. Jungkook ile birlikte birbirimize korkar gözlerle baktık. Kimin daha doğrusu kimlerin geldiğini tahmin edebiliyorduk. Korkarak kapıyı açmaya gittim el mahkum. Şaşırmamıştım, onlar gelmişti.

"Siz hâlâ hazır olmadınız değil mi? Sanki şirketin iki ortağı değil de iki küçük sıpasınız!" diye söylenerek içeri giren Jin hyungla gülümsedim. O hep annemiz gibi davranırdı ve annemiz gibi söylenirdi bize ancak bizi çok severdi.

"Hayatım sakin ol, daha toplantıya çok var. En azından uyanabilmişler o yönden bak." dedi Namjoon hyung da içeri girerken. Evet o ikisi evliydi ve Namjoon da bir baba gibi koruyordu bizi.

O ikisi olmasa bu şirketi biraz zor açardık kabul etmek gerekirse. Onlar bizi dinleyip projelerimize yatırım yapıp elimizden tutmasalardı bu kadar hızlı büyüyemezdik. Ayrıca Jungkook ve benim yalnız baş koyduğumuz bu yolda sadece yatırım olarak değil bize manevi güç ve destek de vermişlerdi.

Şimdi onlara bize yatırım için verdikleri miktardan çok daha fazlasını geri ödemiştik ama manevi olarak bizim için yaptıkları şeyleri asla ödeyemezdik. Dedim ya Jin annemiz gibi bizi hem azarlar hem destek çıkardı, Namjoon da babamız gibi Jin'i sakinleştirip bizi korur kollardı.

Tabi sadece Jin'den değil özellikle Jungkook'u alfaların gazabından korurdu. Gerçi Jungkook'u kendini alfalara karşı savunabilsin diye boksa göndermişti ve Jungkook gerçekten iyi bir boksör olmuştu ama yine de içi rahat etmiyordu. O aptal alfalarla kendisi ilgileniyor, Jungkook'a yaklaştırmıyordu. Jungkook da bu durumdan gayet mutluydu, onu iş hayatında omega diye asla dışlamayan tek alfaydı Namjoon benim dışımda. O yüzden Jungkook ayrıca hayrandı Namjoon hyunga.

"Hyung ya tam hazırlanmaya başlıyorduk gerçekten." diyen sesle güldüm. Jin hyung Jungkook'u kovalıyordu.

"Jin hyung biz hemen duş alıp hazırlanalım. Jungkook'u kovalamaya devam edersen gerçekten geç kalacağız."

Jin hyung da hak vermiş ve Jungkook'u kovalamayı bırakmıştı. Bunu dememle Jungkook kendi odasına giderken ben de kendi odama gittim.

Aslında ev arkadaşı değiliz Jungkook ile ama arada böyle özel toplantılara çalışacağımızda geç oluyor diye ya da oyun veya film gecesi yaptığımızda eve gece gitmesin diye ona misafir odalarından bir tanesini ayarlamıştım ebeveyn banyolu. Dolaba da evindeki kıyafetlerinin yarısını doldurmuştu yani ikinci evi gibi kullanıyordu evimi. Tabi bu benim için sıkıntı değildi hatta daha bile eğlenceliydi onun evde olması her ne kadar beni gıcık edip çoğu oyunda beni yense de.

Hem omegaları rahatsız eden geri kafalı sapık alfalar halen daha mevcuttu ve birkaç kere Jungkook'a laf attıklarına şahit olmuştum. Hadlerini bildirsem hatta ben olmasam dahi Jungkook'un onları dövebileceğini bilsem de Jungkook duygusaldı omega doğası gereği. Onların bir şey yapamasalar bile iğrenç itemlerine maruz kalmak onu üzüyordu. Onun yerinde kim olsa siniri bozulur ve üzülürdü. O yüzden genelde Jin hyunglarla ya da bende olmayı tercih ediyordu kızgınlıklarımız haricinde.

O bizim göz bebeğimizdi. Jin hyung da onun yaşadıklarını mühürlenmeden önce çok yaşamış bir omega olarak onu fazlasıyla iyi anlıyordu ve ona çok düşkündü ancak kedi köpek ya da klasik anne kız ilişkisi (!) gibi bir ilişki vardı aralarında. Tam çözememiştik aralarındaki ilişkiyi ama verdiğim örneklere benziyordu.

Belki de bizi bu kadar destekleme sebeplerdi Jungkook'tu çünkü Jin hyung da Namjoon hyung ile mühürlenip şirket kurmadan önce bir şirkette çalışıyordu. Namjoon hyung ile aynı mevkilerdi başta ancak fikirleri beğenilse de omega diye uygulamaya geçilmeyen o terfiyi hak etse dahi alfa diye Namjoon hyungu terfi ettiren ve Jungkook gibi sözlü tacize ve aşağılamaya uğradığı bir şirketteydi. Namjoon hyung da bu haksızlığı fark edince ve Jin hyungun azmi, düşünceleri, çalışkanlığı, mücadelesini görünce onunla şirket kurma hayaline kapıldı, Jin hyung onu kendine bir şekilde aşık etmişti. Jin hyung da keza aynı şekilde onu sevdiği için Namjoon hyungun haksızlığa dayanamadığı için ona şirket kuralım teklifini kabul etmişti ve şu an evliydiler.

Bu düşüncelerimi rafa kaldırıp sıcak ve güzel bir duş almaya başladım. En sevdiğim duj jeli olan avokadolu duj jelini kullandım duşta. Bunu çok seviyordum nedense. Saçıma da Hindistan Cevizli şampuan kullanmıştım. Evet tropik meyvelerin kokularını fazlasıyla seviyorum, özellikle de hindistan cevizi ve avakodo. Kendi kokum da zaten bu ikisinin karışımı gibi koktuğu için de bu kadar çok seviyor olabilirim bu kokuları.

En sevdiğim kokularla birlikte aldığım sıcak duş beni mayıştırsa da artık çıkmam gerektiği için havluya sarınıp odama geçtim. Ne giyinsem diye düşünürken bej klasik takımın içine kahverengi boğazlı kazak giymeye karar verdim. (Jimin dior etkinliği, 2. resim looku)

Üstümü giyindikten sonra saçlarımın suyunu alıp hızla kurutmaya başladım. Kuruduktan sonra hafif şekil verdim ve odamdan çıktım.

Jungkook daha hazırlanmadığı için onu beklemeye başladık hyunglarımla. O da nihayet odadan çıkmıştı. O benim aksime siyah, beline tam oturan kumaş pantolon, üzerine de beyaz bir kazak giymişti, ceket almamıştı. Muhtemelen kombinine uygun siyah ceketi yoktu ya da üşürse bizim ceketimizi ona vereceğimizi bildiği için dert etmiyordu bunu. Eh bizim grubun bebeğiydi tabi o, bunu da sonuna kadar kullanıyordu.

"Ben hazırım hyunglarım." dedi cıvıl cıvıl sesiyle.

"Jungkook makyaj yapmayacak mısın?" diye sordu Jin hyung merakla. Jungkook gülümsedi.

"Her halimle güzel olduğuma karar verdim hyungum. Sadece çilekli lip gloss sürdüm o yüzden. Beğenen her halimle beğenir." dedi yine aynı mutlu sesiyle.

"Hadi o zaman çıkalım. Önce şirkete gideriz toplantı için hazırlık yaparız. Nasılsa daha zaman çok."dedi Namjoon hyung ve evden çıktık. Jin hyung ve Namjoon hyung aynı arabaya bindiler, biz ise Jungkook ile kendi arabalarımıza binip hyunglarımızı takip etmeye başladık.

*****

Yaklaşık bir buçuk saat şirkette son kez çalışmamızın üzerine ufak tefek soru işaretleri olan yani net olmayan yerleri netleştirip Min Holding'e doğru yola çıktık. Hatta neredeyse varmıştık bile.

Arabaları şirketin arkasındaki otoparka koyduk. Biz önden giderken asistanlarımız da ellerinde çalışma dosyalarıyla bizi takip etti. Güvenliğin içinden geçip şirketin içine girdik ve danışmaya doğru gittik. Danışmadaki beta kız yeni olduğu için bizi tanımıyordu ve şaşırmamıştı bizim gelmemize.

"Kimjikook şirketinden geliyoruz, toplantımız vardı ama." dedim beta kıza eğilip. Beta kız patronuna haber verince asansöre binip çıkmamız gereken kata çıktık. Jungkook'un biraz gerildiği yaydığı feromonlardan belli oluyordu, o yüzden ona sarılıp sakinleştirdim asansörde ve o da feromonunu gizledi. Ben de derin bir nefes alıp indim asansörden. Asansörün hemen sağ çaprazında bulunan sekreter masasına, eski yerime, baktım. Gözümde anılar canlanınca göz yaşlarımı akıtmadan geri gönderdim ve tekrar derin bir nefes aldım.

Beta sekreter bizim yaklaştığımızı görünce yanımıza geldi.

"Hoşgeldiniz efendim. Buyrun size toplantı odasını göstereyim." dedi. Defalarca sekreter olarak girdiğimiz toplantı odasının tanıdık yollarında götürmeye başladı bizi. Jungkook'un desteğe ihtiyacı olduğu için Namjoon hyung onun omzuna destekleyici şekilde vurdu. Ben de yine derin nefes aldım ve Jin hyungun elini omzumda hissettim. Buna hafifçe gülümsedi. Bunlar olurken zaten çoktan toplantı odasının kapısına gelmiştik. Sekreter kapıyı çalıp içeri girdiğinde içimden 'işte başlıyoruz.'dedim ve sekreterin ardından ben girdim toplantı salonuna.

Önce tanıdık yüzlerde gezdirdim bakışlarımı. Yine aynıydı Taehyung, Hoseok ve Yoongi. Hatta Hoseok'un sekreteri yani Bogum bile aynıydı. Sadece Jungkook yerine başka bir sekreter -ki muhtemelen o da betaydı- olması dışında ve tabii az önce bizi buraya getiren sekreterin boş koltuğu dışında. O da Yoongi'nin yanındaki boş sandalyeye oturunca ikinci bir fark oldu, o beta benim eskiden olan yerime oturuyordu. Onlarda bakışımı pek uzun tutmak istemediğim için bakışlarım daha sonrasında odanın içinde turladı. Odada neredeyse her şey aynıydı, belirgin bir değişiklik gözüme çarpmıyordu en azından.

"Hoşgeldiniz." diyerek ayağa kalkan Yoongi ile göz göze gelince şok içinde bana baktı.

Ne sanıyordu ki, başka şirketle çalışamaz ya da şirket kuramaz mıydım? Öyleyse çok büyük yanılgıya düşmüş olmalı çünkü şirket kurmuştum bile. Yoongi ile bir kaç saniye bakışıp bakışlarımı Taehyung'a çevirdim. Taehyung da şokla Jungkook'a bakıyordu. Jungkook ise daha önceden buraya geleceğimiz belli olduğu için bakış çalışması yapmıştı ve çalıştığı gibi nötr bakıyordu. Çok güçlüydü biricik omegamız. Gözüm tekrar Taehyung'a değdiğinde sinirle ve iğrenerek bakmaktan alıkoyamadım kendimi. Onu hiç sevmiyordum açıkçası. Tek bir lafıyla Jungkook'a yapılan tüm o zorbalığa son verebilirdi lakin o sessiz kalmayı tercih etmişti, neyini seveyim ki? Nefret ediyordum hatta ondan, Jungkook ona aşık olsa bile. Aynı şekilde Yoongi'den de nefret ediyordum, Yoongi ve Taehyung ikilisinden en çok hangisinden nefret ettiğimi sorarsanız sanırım tercih yapamazdım. İkisi de gayet kötüydü benim gözümde.

"Hoşbulduk." dedim buz gibi soğuk sesimle. Onların şoktan buyrun oturun, nasılsınız gibi şeyleri unuttuklarını fark edince boş olan yerlerden tam Yoongi'nin karşısına denk gelene oturdum. Jungkook da ona destek olmam için hemen yanıma yani Taehyung'un karşısındaki yere oturdu. Yanlarımıza sekreterler oturdu. Jin hyung Jungkook'un asistanının yanına oturunca Namjoon hyung da benim asistanımın yanına oturdu. Onların da yanlarına kendi asistanları oturdu.

"Başlayalım mı toplantıya yoksa biraz daha oturup birbirimize mi bakalım?" diyen Jungkook ile biraz kendilerine gelmiş olmalılar ki yerlerine oturdular.

"Başlayalım tabi Jungkook." dedi Taehyung da Jungkook'un içini görüyormuş gibi dik dik bakarak.

"Jungkook Bey diyecektiniz heralde." dedi Jungkook da aynı şekilde dik dik bakarak.

Onunla gurur duyuyorum çünkü her ne kadar içeri girmeden önce korksa ve aklına eski gelse de Taehyung'un onu ezmesine izin vermiyordu. Buna gülümsedim ve çaktırmadan masanın altından Jungkook'un elini tuttum. O da bunu bekliyor gibi elimi tuttu sıkıca.

Jungkook'un bunu demesiyle bu sefer Yoongi konuşmaya başladı.

"Başlayalım Jungkook Bey."

Böylece sıkıcı bir toplantıya başlanmış oldu.

Yaklaşık bir saatin sonunda bir sürü şey konuşulmuş, projeler değerlendirilmiş ve toplantının sonuna yaklaşılmıştı. Hatta sekreterler bile son detayları düzenleyip halletmek için toplantı salonundan çıkmıştı.

"Nasılsınız görmeyeli?" diye sordu Yoongi muhtemelen sessizlik olmasın diye.

"Gayet iyi Yoongi Bey, siz nasılsınız?" dedim ben de karşılık olarak.

"Belli oluyor, omeganızı da toplantıya getirdiğinize göre." dedi Yoongi. Tam ağzımı açıp ona kibarca (!) çenesini kapatmasını söyleyeceğimde Jungkook konuşmaya başladı.

"Toplantıya girmemem için bir sebep mi var benim bilmediğim Yoongi Bey?"

"Yoongi öyle demek istemedi yani sadece omega olarak toplantıya girmeniz garip geldi. Sonuçta kimse yanında omegasını getirmiyor sizin dışınızda. Namjoon Bey evli ancak siz değilsiniz yanılmıyorsam."

Bunu Hoseok söylemişti. Jungkook'un hassas noktası olduğunu ve bunu söylemeyi uzun zamandır beklediği için ne ben ne hyunglarım araya girmedik.

"İş dışından sapıp sizi ilgilendirmeyen konulara giriyorsunuz lakin sizi yanıtlamayı çok isterim. Buraya Jimin hyung ile eş olduğum için gelmedim zaten, buraya onunla ortak olduğum için geldim. Galiba bilmiyorsunuz. Ben söyleyeyim, ben de şirketin kurucusuyum."

"Ne yaptınız ki kurucu oldunuz acaba? Belli ki Jimin Bey size acımış da yanına almış."

Bunu Taehyung söylemişti. Jungkook bunun üzerine keyifli bir gülüş bahşetti onlara ilk önce.

"Aslında sizin almak isteyip alamadığınız projeyi biz aldık ve orayı bizzat ben yaptım. Ah, haberleri izlemiyorsunuz sanırım. Kaybetmek üzücü olmalı tabii." dedi sonra en ciddi haliyle. Keyiflice sırıttım.

"Olayı işten çıkarıp kişisel hâle getirmeye gerek yok. Ayrıca sizin buralara nasıl geldiğinizi biliyoruz Jungkook Bey. Öğrendiğiniz şeyleri Taehyung Bey'den öğrendiniz. Fazlasıyla yakındınız zamanında ne de olsa." dedi Hoseok bu sefer.

"Sizi çok cesur buldum Hoseok Bey. Yıllarca sekreteriniz Bogum alfa diye kimse sizi onunla yatmak ile itham etmedi ve yakalanmadınız ama eminim kameraların çektiği kaçamaklarınız vardır. Bogum Bey nasıl şirkete girdi orası da bir muamma lakin kimse ona sen patron ile yatıyorsun, o yüzden şirkette çalışabiliyorsun, patronu etkileyip kendini ona yamamak amacın değil mi seni sürtük demedi ya da bu tarz fiziksel ve sözel zorbalıklara maruz kalmadı, ya da sen ne anlarsın deyip işini iyi yaptığı hâlde yaptığı işe gölge düşürülmedi."

Bunu demesiyle herkes şokla Hoseok'a bakmaya başladı. Hah, en yakın arkadaşı olan ortakları bile bunu bilmiyordu hatta akıllarından bile geçirmiyordu ve şok olmuşlardı. Oysa gözlerinin önünde Jungkook'u itham ettikleri şeyleri yapan bir adet Bogum varken Jungkook'a laf etmek kolaylarına gitmişti Jungkook masum olsa da.

"Ayrıca tabi Taehyung Bey bana bir şeyler öğretti. Zorbalıklara müdahale edilebileceği halde susmak, insanları türüne göre ayırmak, kendisi üstün tür ve patron diye çalışanları aşağılamak, insanların kalbini kırmak, doğruluğu belli bile olmayan dedikodulara inanıp itham etmek, dedikodu olduğunu bilse bile gerçeği söyleyip birinin masumluğunu kanıtlamak yerine susup o kişiye yapılanları izlemek gibi pek çok şeyi ondan öğrendim lakin ben bunları yapmayacağım. Ah üzgünüm, olayı işten çıkarttım değil mi?" diye devam etti Jungkook sakince.

Tavırları sanki laf sokuyor gibi değil de övüyor gibi görünüyordu dışardan ama sözlerinin dikenlerini batırıyordu karşısındakinin her zerresine. Bir insan anca bu kadar kibar ve imalı laf sokabilirdi.

Jungkook Taehyung'a aşık niye böyle davranıyor diye düşünebilirsiniz. Evet, Jungkook ona aşıktı ama yaşadıklarının acısı şu an daha ağır bastığı için güçlü duruyor ve laf sokabiliyordu. Eminim bu kadar güçlü durduktan sonra çokça desteğime ihtiyacı olacaktı ve ben de istediği kadar destek olacaktım ona. Tramvaları ile yüzleşme cesareti göstermesi bile büyük bir gelişmeyken yardım etmemek gibi bir lüksüm olamazdı, tramvalarını aşmasını bu kadar isterken hem de. Jungkook çok cesurdu, hep çok güçlüydü lakin bugün kendini de aşmıştı.

"Üzgünüz biz yanlış düşünmüşüz demek ki Jungkook Bey. İlk defa şirket kurucusu bir omega ile karşılıyoruz iş hayatımız boyunca. Şaşkınlığımızı mazur görün." dedi Yoongi ılımlı bir şekilde.

"Jungkook cesur bir omegadır, çoğu alfadan daha cesur." dedim ben de ona bakıp tek kaşımı kaldırarak.

"Ayrıca bu bağnaz fikirlerinizden arınmanızı tavsiye ederim, zira ben eşim Jin ile aynı şirkette ve aynı pozisyonda çalışıyordum. O da aynı Jungkook gibi kimsenin desteği olmadan, haketmediği muamele ve hakaretlerle tırnaklarıyla kazıya kazıya geldi o pozisyona. Aynı işi yapıyorduk ama ben onun benden daha çalışkan olup bütün bu baskılara rağmen yoluna bakmasına hayran kaldım. Onunla konuştum bunu, onu tebrik ettim ve o günden bugüne ne benim fikrim değişti, ne de onun çalışkanlığı ve azmi değişti. Alfalara her şey bir tık daha kolay, en azından baskı kuramıyor kimse onlara ama omegalar bizim koşullarımıza gelebilmek için sayamayacağım kadar zorlukları aşıyorlar, en başta da sizin gibi düşünen insanlarla uğraşıyorlar." dedi Namjoon hyung.

"Şirkete birkaç tane omega alsaydınız ve onlara zorbalık yapılmasına izin vermeseydiniz şirketinizdeki farkı görürdünüz. Omegalar güzeldir ancak sadece güzel olmakla kalmaz etraflarını da güzelleştirirler. Ben eminim ki Jungkook'un eksikliğini hissetmişsinizdir." dedi Jin hyung da.

Bakışlarım üçü arasında mekik dokurken istemsizce başlarını olumlu anlamda salladıklarını gördüm. Tabi, Jungkook herkesin her şeyine yetişmeye çalışıyor ve her şeyi düzenliyordu hatta bazıları zorbalıkla işlerini ona kitliyordu. Ben burada sekreter olarak çalışırken bile o bazen düzenimi beğenmez ve kendi baştan yapardı ki şimdi kendi şirketinde de aynısını yapıyor. Onun eksikliğini hissetmelerine şaşırmadım.

Bunları düşündüğüm sırada sekreterler gelmiş ve imzalanacak belgeleri getirdi. İmzalayıp ayağa kalktık ve el sıkışmamak için önlerinde hafifçe eğildik. Jungkook'un eğilirken hafif titrediğini hissedince ceketimi çıkarıp ona giydirdim. İşte şimdi o destek olmam gereken kısımdaydık. Bir an önce çıkmalıydık buradan.

"Sizi bu gece kutlama yemeğine davet etmek istiyoruz Shine'da, gelirseniz çok seviniriz." dedi Yoongi.

"Saat?" diye sordum direkt karşılık olarak.

"20.00?" dediğinde onayladık ve önce toplantı odasından sonra da şirketten çıktık. Jungkook kendi arabasıyla gelmişti lakin fenalaşınca onu kendi arabama bindirdim ve sekreterine anahtarı verip arabayı benim evime sürmesini söyledim.

Arabaya full sakinleştirici feromonlarımı yayıp yol boyu ona güzel şeyler söyledim. Jungkook biraz daha sakinleşse de iyi değildi. Evime varınca onu kaldığı odaya götürdüm ve yatağa yatırdım. Uyuması için biraz daha feromon salgıladım. Zor da olsa uykuya daldığında rahat bir nefes aldım.

Tramvaları, geçmiş ve toplantıda edilen sözler bu hale getirmişti onu. Kendini oldukça sıkmış onlara karşılık vermişti ancak bünyesi bir anda kendini böyle salıvermişti. Dinlenmek ona iyi gelecekti. Bu sırada kalkınca davete giyecek hiçbir şey bulamadım diye ağlamasın diye artık zevkini de az çok çözdüğüm için bir kaç kıyafet aldım. Tabi şirket sahibi olunca mağazalar bile size çalışıyordu.

Bir saat içerisinde istediğim kıyafetler gelmişti. Jungkook iyice dinlensin diye onu henüz uyandırmayı düşünmüyordum. O yüzden biraz bir şeyler izleyip vakit geçirdikten sonra yiyecek hafif bir şeyler hazırladım. Saat beşi geçtiği için Jungkook'u uyandırmaya gittim.

Jungkook uyanınca onunla masaya oturup hazırladığım hafif şeylerden yemeye başladık. Jungkook çok daha iyiydi ve gülümsüyordu. Tramvasının üzerine gitmek ona iyi gelmiş olmalıydı.

"Jiminshi, beni evime bırakır mısın hazırlanayım?" dedi gülümseyerek.

"Sana bir şeyler aldım. Beğendiğini giy." dedim ben de gülümseyerek. Mutlulukla bana sarıldı. Kıyafet poşetlerinin yanına gitti ve hepsini odasına taşıdı. Şu an kafasından kombin yaptığından emindim. Her zamanki Jungkook. Onun bu haline gülerek duşa girdim. Sabah girsem de bu özel davet için tekrar duş almaya karar verdim. Bu sırada giyineceklerimi de kafamda kurgulamıştım.

Sıcak bir duş sonrası üzerime siyah düz saten bir gömlek ve altına belimin inceliğini belli eden ancak hatlarımı çok belli etmeyen siyah deri pantolonumu geçirdim. Gömleğin ilk üç düğmesini açtım. Saçlarımı da hafif kuruladıktan sonra küpe, yüzük ve kolyelerimi taktım ve hop hazırım. Ah, tabi dudaklarıma da sade bir lip balm sürmeyi ihmal etmedim. Dudaklarım zaten kırmızıydı ve dolgundu, sade lip balm ile bile güzel görünüyordu ve ben bu görüntüyü çok seviyordum.

Hazır olduğum için odamdan çıkıp içeri gittim ancak Jungkook daha çıkmamıştı odasından. Tabi omega olunca hazırlanmak ister istemez uzun vakit alıyor, hele ki böyle bir davet için! O yüzden o çıkana kadar içerde dizi izlemeye devam ettim.

Yaklaşık bir saatin sonunda Jungkook da odadan çıkmıştı ve çok güzel olmuştu.

O da altına benimki gibi beline oturan bir deri pantolon giymişti. Benimki daha boldu ancak Jungkook'un ki baldırlarını hatlarını belli edecek şekilde sarmış, dizden sonrası düz ve bol şekilde iniyordu. Üstüne ise siyah kalp yaka, ince askılı, göğüs kısmının altından taşlar sarkan yani göğüs kısmından sonra belini gözler önüne serilen bir crop giymişti. Boynuna boynunu saran zincir bir kolye, bileğine şık bir bileklik, orta parmağına hoş bir yüzük ve kulağına uzun zincir küpeler takmıştı. Sarı saçlarının uçlarını da dalgalandırmış ve çok güzel olmuştu. Jungkook hayatımda gördüğüm en güzel omega olabilir.

"Jiminshiii, güzel olmuş muyum böyle? Acaba böyle giyinmesem mi? Benim hakkımda yine eskisi gibi konuşmalarımı istemiyorum. Değiştiriyim mi üzerimi ne yapayım?"

Heyecanla konuşmasına güldüm, çok tatlıydı.

"Çok güzel olmuşsun Jungkook. Sakın değiştirme ama üzerine ceket giy her ne kadar arabayla gidecek olsak da üşüyebilirsin. İçeri girince çıkarırsın ceketi."

Sevinçle kahkaha attı.

"Merak etme hyung giyerim ceketimi."

"Bak ya!"dedim sahte bir sinirle.

"Busan'da önce ben doğdum taklitçi seni."

İkimiz de buna gülmüştük. Bunu yapmaktan asla vazgeçeceğimizi sanmıyordum. Tam Jungkook elini beline koymuş bana cevap verecekken kapımız çaldı. Kapıyı açtığımda tanıdık suretleri gördüm, tabiki de hyunglarımız gelmişti!

"Bakıyım size şöyle bir." dedi Jin hyung içeri girer girmez. Dediği gibi bizi süzdükten sonra yüzünde bir gülümseme oluştu.

"İkiniz de çok iyi olmuşsunuz. Ah, çok duygulandım." dedi. Namjoon hyung da Jin hyungun yanına gelip belini sardı onun.

"Hayatım abartmasan mı?" dedi sonra. Jin hyung Namjoon hyungu itip lafa girdi.

"Abartmıyorum Namjoon. Onlar benim yavrularım. Ben doğurdum onları. Canım evlatlarım benim. Çok güzel yapmışım. Biri dünya güzeli biri dünya yakışıklısı."

Jin hyungun bunu demesiyle güldük.

"Hyung sen de çok güzel olmuşsun siyah kot ve beyaz düz gömlekle bile. Ayrıca Namjoon hyung çok yakışıklısın siyah takımla." dedi Jungkook da. Haklıydı, ayrıca eklemem gereken tek şey birbirlerine çok yakıştıklarıydı.

"Hazırsanız çıkalım mı? Trafik var biraz. Kırk dakika falan sürebilir yol." dedi Namjoon hyung. Onu onayladık ve üzerimize ceket alıp çıktık.

Trafikten nefret ediyorum.

Tahmin ettiğimizden daha kalabalık olduğu için yol yarım saat değilken elli dakika sürmüştü! Neyseki gecikmemiş hatta beş dakika erken gelmiştik. Namjoon hyung çıkalım demese yarım saat daha evde otururdum. İyiki çıkmışız yola, bir de beklettiğimiz için bir şeyler demelerini istemezdik sonuçta.

Arabaları sırayla park edip mekanın kapısının önünde buluştuk ve birlikte içeri geçtik. Gözümle kısaca taradığımda cam kenarındaki geniş maslardan birinde olduklarını gördüm. Diğerlerine de söyleyip yanlarına gittik.

"Ah hoşgeldiniz." diye kalktı Yoongi yerinden. Onu görmezden gelip karşısına oturdum. Namjoon hyung da gerginlik olmasın diye cevap vermişti Yoongi'ye.

"Hoşbulduk."

"Nasılsınız görmeyeli?" dedi Taehyung da Jungkook'a bakarak. Jungkook hafifçe tebessüm etti.

"Çok iyiyim, kötü olmak gibi bir niyetim de yok, sizi sormalı." dedi ceketini çıkartırken. Ceketin önü kapalı olduğu için crop giydiği belli olmamıştı ve Taehyung onun croplu halini görünce sertçe yutkundu.

"İ-iyiyim." dedi kekeleyerek.

"Ne güzel." dedi Jungkook da.

Garson geldi tam herkese bir sessizlik çöktüğü anda. Herkes siparişlerini verdi, ben de sıcakladığım için Jungkook gibi ceketimi çıkarttım. Tabi o sıcaktan değil, Taehyung'u etkilemek için çıkarmıştı. Bunu başarmıştı da. Taehyung ondan gözlerini alamıyordu resmen.

"Ben bir lavaboya gideyim müsadenizle." dedi Jungkook ve kalktı masadan, Taehyung da arkasından bakakaldı. Böyle bakakalırsın işte Taehyung efendi!

Çok geçmeden Jungkook gelmişti lakin yüzü biraz asıktı. Bunu ona soracağım da yemekler gelmişti ve soramamıştım ama yine de yemekler servis edildikten sonra kulağına eğilip sordum.

"Ne oldu Jungkook?"

"Boşver Jimin, her zamanki gibi bir kaç kendini bilmez laf attı. Hallettim ben." diye cevapladı o da kulağıma fısıldayarak. Anladığımı belli eder şekilde başımı salladım. Maalesef bu her yerde oluyordu, neyseki Jungkook laf atanların çoğunu halledebiliyordu artık ya lafları ile ya yumrukları ile.

"Ortaklığımızın şerefine içelim bu gece." dedi Hoseok ve hepimiz kadeh tokuşturup şaraplarımızı yudumladık.

Yemek sessiz devam etmiş, ikinci kadehlerimizi bitirmek üzereydik. Kendime üçüncü kadehi doldururken Jungkook'un yerinde rahatsızca kıpırdandığını fark ettim. Etrafa baktığımda Jungkook'a bakıp pis pis sırıtan iki kişi gördüm. Sinirlensem de olay çıkartmak istemedim.

"Artık resmiyeti bırakalım diyorum. Jimin senin sevgilin var mı peki güzel bir omega mesela?" diye sordu Yoongi. Kanına karışan içki sayesinde rahat konuşuyor olmalıydı bu kadar.

"Omega bir sevgilim yok Yoongi. Neden merak ediyorsun da bunu?" dediğimde arkasına yaslandı ve cevap vermedi.

Çok komikti ya. Onun bir omega ile evlenmek istediğini söylediğini duymuştum babasıyla konuşurken , hem de kendi kulaklarımla. Şimdi beni bir omega ile birlikte miyim diye sorgulaması çok ironikti.

Bunları duymadan bir süre önce sevgili olmuştuk aslında biz Yoongi ile ancak babasıyla konuşurken bunu dediğini duydum ve kendime gelemedim. Benim baştan beri alfa olduğumu biliyordu, pasif de olsam bir omega değildim, olamazdım. Bir omega ile sevgili olmak hatta evlenmek istiyorsa neden benimle birlikte olmuştu diye çok düşünmüştüm onu duyduğum gün ama bazı şeyler için sebep yoktu. Muhtemelen öylesine biriydim onun için takıldığı. Bunu o gün uzun uzun düşünüp idrak edince ertesi gün istifa ettim ve hayatında mutluluklar dileyip çekip gittim. Şimdi bana bunu demesi ironik değil de neydi? Kendi omega arıyor diye beni de öyle mi sanmıştı?

"Biz kalkalım artık gençler, size iyi eğlenceler." dedi Namjoon hyung ve Jin hyungla birlikte kalktılar.

"Benim de işim var, size iyi eğlenceler."

Hoseok da bunu deyip kalktı masadan.

Üçü de gidince masada sadece ben, Jungkook, Yoongi ve Taehyung kalmıştık.

Üçüncü kadehimi de kafama dikip dördüncüyü doldurdum. Jungkook ise üçüncü kadehini doldurdu. Gerginliğimizi alsın diye içiyorduk sadece çünkü ortam fazla gergindi.

"Ben döverim lan bunları!" dedi Taehyung uzun süren bir ölüm sessizliğinin ardından yüksek sesle, herkes kendi düşüncelerine dalmışken.

"Ne oldu?" diye sordu Jungkook telaşla.

"Şunlar sabahtan beri sana bakıyorlar. Sevgilin değil anladığım kadarıyla ikisinden biri."

"Değil Taehyung ama boşversene. Hep boşvermiştin zaten, şimdi de aynısını yap alışkınım ben." dedi Jungkook şarabını kafasına dikerek.

"Bak Jungkook ben hiçbir zaman boşvermedim. Bilmediğin şeyler var." dedi Taehyung da.

"Neyi bilmiyormuşum mesela?" dedi Jungkook da karşılık olarak.

"Mesela sana iftira atanları uyarıp maaşlarından kestiğimi bilmiyorsun, sana fiziksel zorbalık yapanları ertesi gün şirkette gördün mü peki? Ben onları sürekli uyardım ancak demek ki benden gizli sana sataşmaya devam etmişler. Ben sırf sen rencide olma diye bütün bunları gizli yaptım. Nereden bilebilirdim devam ettiğini? Bana gelip hiç söyledin mi bana böyle yapıyorlar diye? Benim omegalara ön yargım olsa baştan seni seçer miydim sence işe Jungkook?"

"O zaman niye bana bir sürtük gibi davranıyordunuz? Neden onunla yatsam da mevkisi değişmez diyordunuz?" diye çıkıştı Jungkook dolu gözleriyle. Taehyung sinirle arkasına yaslanmıştı ve cevap vermemişti.

"Biz bir lavaboya gidelim sonra kalkalım, zaten tadımız bir hayli kaçtı." dedim Yoongi ve Taehyung'ta göz gezdirip ve Jungkook'u lavaboya götürdüm. Buradaki lavabolar kız erkek diye ikiye ayrılıyordu ama ayrıca omega, beta ve alfa diye de içerden üçe ayrılıyordu. Onunla lavaboya girsem de omega yerinin kapısında bekledim.

Jungkook elini yüzünü yıkayıp, çilekli lip glossunu sürüp çıkmıştı omega kısmından. Tam o sıra omega kısmına iki erkek omega girdi ve bir şeyler konuşuyorlardı. İlgimizi çektiği için onları dinlemeye koyulduk.

"Yukarıdaki yakışıklı alfa nasıl da sevdiği omegayı süzdüğü için dövüyor diğer alfaları. Çok şanslı olmalı o kişi. Benim de sevgilim var ama kıskanmadan edemedim."

"Aynen bende. Çocuğun ismi Jeongguk'tu sanırım. Çok şanslı bir omega."

Bunları duyunca Taehyung'un dediğini yaptığını anladık. Hızla lavabodan çıkmaya başladık. Özellikle Jungkook çok hızlıydı. Ben çıkarken ise birine çarptığım için geride kalmıştım. Çarptığım kişiyi es geçip gidecekken çarptığım kişi geçmeme izin vermeyince karşımdakinin yüzüne baktım ve Yoongi olduğunu gördüm.

"Ne var?" dedim geri çekilmeye çalışıp.

"Konuşacağız." dedi ve belimden tutup alfa kabinlerinden birinin içine soktu bizi.

"Ne konuşacağız biz seninle, geçti gitti." dedim sinirle çıkmaya çalışıp.

"Eğer çıkmaya çalışmaya devam edersen seni öperim. Öyle bir öperim ki tüm restoranı toplarım buraya." dediğinde kaskatı kesildim.

"Söyle ne diyeceksen." dedim yüzüne bakmadan. Belimdeki elini sıkılaştırıp diğer eliyle çenemden tutarak ona bakmamı sağladı.

"Seni çok özledim. Beni neden tek kelime etmeden terk edip gittin?"

Ben mi yanlış görüyordum yoksa gözleri mi dolmuştu Yoongi'nin? Ayrıca bu ne biçim soruydu? O ben yapmasam sanki beni terk etmeyecekti!

"Sanki sen beni terk etmeyecektin Yoongi. Ben terk edince mi koydu yani sana?"

"Etmeyecektim tabi ki kahretsin! Nereden çıkardın seni terk edeceğimi?"

"Nereden mi çıkardım? Baban ile konuşurken bir omega ile evlenmek istiyorum dememiş gibi konuşuyorsun bir de!" diye çıkıştım en sonunda. Benim de gözlerim dolmuştu.

"Ne?"

"Duydum diyorum Yoongi bir omegayla evlilik hayalini, benimle sadece öylesine takıldığını. Ben de terk ettim seni! Ne yapacaktım? Beni boynuzlamanı mı bekleyecektim ya da kalbimi kırıp bana siktir çekmeni?"

"Sen çok yanlış anlamışsın güzelim benim. Öyle bir şey yok, olamaz. Tamamını duymamışsın ki sen konuşmamın." dedi. Şokla ona baktım.

"Ben orada bir omega ile evlenmek istiyorum diyelim dedim doğru ama sonra bu seni ilgilendirmez de dedim. Senin istediğin kişiyle asla evlenmem benim omegalardan çok daha güzel bir sevgilim var dedim. Bir tek onunla evlenirim dedim ama sen beni ertesi gün terk edip istifa ettin. Üstelik tek kelime etmeden, sebep göstermeden. Neye uğradığımı şaşırdım. Sonra babam senin bir omegayla fotoğraflarını gönderdi bana, yani yüzü görünmese de şimdi anlıyorum ki o Jungkook'muş ancak o zaman düşünememiştim. Beni bir omega için terk ettin sandım. İki yıl sonra karşıma çıktığında ise özlemim ağır bastı. Aslında sormayacaktım bunları sana beni bir omega için terk ettiğini sandığım için ama iyiki sormuşum. İkimizde yanlış anlaşılmalar yüzünden ayrı kalmışız onca zaman. Jimin, ben seni çok özledim güzelim."

Duyduklarımın şokunu atlatınca ve taşlar yerine oturunca gülümsedim ve her ne kadar nefret ediyorum desem de aslında aşık olduğum kişinin boynuna kollarımı dolayıp hızla dudaklarına atıldım. Yoongi de belimi iki eliyle sıkıca sarıp karşılık vermeye başladı.

Nazik bir öpüşme değildi bu; aşk, arzu, hırs ve özlem vardı bu öpüşmemizde. Onca giren zamanın acısını çıkartırcasına sömürüyorduk birbirimizin dudaklarını. Uzun bir öpücüğün ardından nefessiz kaldığımız için ayrılmıştık birbirimizden. Yoongi'ye gülümseyerek bakarken aklıma birden Taehyung ve Jungkook geldiği için telaşla konuştum.

"Yoongi evde konuşuruz gerisini. Taehyung ve Jungkook'a bakmaya gidelim."

Yoongi de beni onayladı ve hızlıca çıktık lavabodan.

Çıkar çıkmaz gördüğümüz manzara ise şuydu:

Jungkook beline ceketini bağlamış ve Taehyung ile sırt sırta verip alfaları dövüyordu. Demek ki o iki alfa aslında buraya arkadaş grubuyla gelmişti. Hemen biz de dahil olduk kavgaya. Önüme çıkan ilk alfanın kafasına dönerek tekme attım ve onu yere yapıştırdım. Üzerime iki tane alfanın geldiğini görünce birinin üzerine koşarak yumruk attım ve yere düşmesine izin vermeden diğer alfanın üzerine attım. O alfa üzerine gelen ağırlıkla yere düşmüştü.

Jungkook'un yardıma ihtiyacı var mı diye baktığımda ise bir eliyle bir alfanın saçlarını tutup eğerek ona eziyet ederken diğerine o alfayla vurduğunu gördüm. İşte benim güçlü omegam be. Onu öyle görünce yardıma ihtiyacı olmadığı için sırıtıp diğerlerini dövmeye devam ettim.

Yaklaşık 20 alfayı haşat ettikten sonra o alfalar Jungkook'tan özür dilemiş -hatta tüm omegalardan özür dileyeceksiniz diye kükreyen Jungkook ile tüm omegalardan özür dilemiş- ve gitmişlerdi. Bir an şikayet ederler diye korksam da bizi tanımıyorlardı muhtemelen şirket sahibi olsak da ki zaten haklı olduğumuz için şikayet etseler bile maksimum para cezası ödeyeceğimiz için bir sıkıntı yoktu.

"Artık eve gidelim. Taehyung ve Yoongi size de pansuman yapalım. Sonuçta benim suçum kavga etmeniz." dedi Jungkook üzgün bir sesle.

"Senin suçun değil, onların hadsizliği ama nasıl istersen öyle olsun."dedi Taehyung da. Yoongi hesabı isteyecekken Jungkook durdurdu onu.

"Ben ödedim hesabı, hadi gidelim artık buradan."

Ah, demek lavaboya diye hesap ödemeye gitmişti meleğim benim. Muhtemelen fazla bile vermişti parayı, çok cömertti çünkü.

Yoongi ve Taehyung ona ödediği için laf etse de Jungkook bir şey dememiş ve yürümeye devam etmişti. Biz de arkasından yürüdük. Taehyung ayrı arabalarla gitmenin bir mantığı yok yarın aldırırız arabaları dediği için de Taehyung'un arabasına bindik dördümüz de.

Tabi şoför koltuğunda Taehyung olduğu için onun yanına Jungkook'u oturttum ve ben Yoongi ile arkaya oturdum ve yola çıktık. Yoongi'nin omzuna yaşlanmış bir şekilde otururken bir bacağımı onun bacakları arasına attım ve oturuşumu düzelttim. Yoongi de elini bacağının üzerine attığım bacağımın iç kısmına yerleştirmiş ve orayı okşuyordu. Gülümsedim, Yoongi'yi çok özlemiştim.

Gözüm Taehyung ve Jungkook'a kaydığındaysa aynı şeyi Taehyung'un Jungkook'a sakinleşsin diye yaptığını gördüm. Tabi Jungkook heyecanlanıp saçma sapan davranmamak için camdan dışarı bakıp derin derin nefes alıyordu. Utangaç Kook'um benim.

"Neye gülümsüyorsun güzelim?"

Yoongi'nin kulağıma fısıldayarak söylediği şey ile sertçe yutkundum. Ona doğru dönüp Taehyung ve Jungkook'u işaret ettim. O da gülümsedi.

"Taehyung da nihayet Jungkook'a açılabilecek." dedi kulağıma tekrar eğilerek. Anlamaz gözlerle ona baktım.

"Ne? Açılacak derken? Sonunda mı?" dedim şaşkınca. Neyseki ne Taehyung ne de Jungkook bunu duymamıştı, sesimi kontrol edebildiğim için mutluydum.

"Tek aptallık yapan biz değiliz güzelim, Taehyung da aptallık yaptı." dedi ve burnunu saçımda gezdirip bir öpücük kondurdu.

Ne demek istediğini sanırım anlamıştım o yüzden başka bir şey sormadım ve ona yaslandım. Yarım saatlik yol sessizce ve huzurla gidilmiş oldu böylece. Hatta huzur değil ancak sessizlik eve girene kadar da devam etmişti.

Eve girince Jungkook'un ilk yaptığı banyoya girmek oldu. Birazdan geleceğini düşünerek oturma odasındaki koltuklara oturttum Taehyung ve Yoongi'yi. Taehyung yalnız oturmuş, Yoongi ve ben de yanındaki diğer koltuğa oturduk.

Jungkook beni şaşırtmamış elinde ilk yardım çantası ile gelmişti yanımıza birkaç dakika sonra. Taehyung'un yanına oturup ilk yardım çantasını açmış, tentürdiyotu pamuğa dökmüş ve Taehyung'un elini eline alıp kanayan yerlere nazikçe uygulamaya başlamıştı. Arada da canı acımasın diye üflüyordu. Yoongi'nin ve kendimin eline baktım ama bizde pek bir şey yoktu, muhtemelen sonradan katıldığımız içindi. O yüzden biz sadece onları seyrediyorduk sessizce.

"Keşke karışmasaydın. Gerek yoktu. Her zaman başıma gelen şeyler bunlar, tek başıma hallederdim." dedi Jungkook sessizliğini bozarak. Bu sırada Taehyung'un kaşına pansuman yapmaya başlamıştı.

"Jungkook ne olur yapma böyle. Söyledim sana, seni korumaya çalıştım ama beni dinlememişler ve haberim olmadan yapmaya devam etmişler." dedi Taehyung da üzgün bir şekilde.

"Bana ettiğin sözler, onları nasıl açıklayacaksın peki?" dedi Jungkook da kaşlarını çatarak. Taehyung ani bir hareketle Jungkook'u kucağına alıp konuşmaya başladı.

"Sana aşık olmaktan korktum çünkü. Aşık olmamak için kendi kendime söylediğim saçma sapan sözlerdi onlar ama korktuğum şey başıma geldi ve bu yüzden de çok mutluyum. İşten istifa ettiğinde seni uzaktan izledim. Jimin ile vakit geçiriyordun sürekli, o yüzden onunla sevgilisiniz sanmıştım ama değilmişsiniz. Şimdi izin verirsen uzun zamandır isteyip hiç cesaret edemediğim şeyi yapacağım." dedi. Jungkook şok içinde olumlu anlamda kafa salladı.

Jungkook'un izin vermesiyle Taehyung bir eliyle Jungkook'un belinden bir eliyle boynundan tutarak Jungkook'un dudaklarını öpmeye başladı. Gülümseyerek Yoongi'yi kolundan tuttuğum gibi odama götürdüm.

Yatakta yan yana otururken beklemediğim bir şekilde Yoongi de beni kucağına aldı.

"Güzelim benim. Özür dilerim, en azından nedenini öğrenmeye çalışabilirdim ama yapmadım. Beni omega ile evlendirme hayali kuran babamın sözüne inanıp yazık ettim bize." dedi elinin tersiyle yanağımı severken.

"Yoongi, ben de sana hesap sormalıydım bunu neden dedin diye ama düşünemedim. Çok ağır geldi beni kullandığın düşüncesi ve mantığımın önüne geçti. Ben de özür dilerim." dedim yanağından öperek.

"Şimdi tertemiz bir sayfaya başlayıp yeni anılar biriktirsek beraber, tekrar sevgili olsak nasıl olur?" dedi heyecanla. Güldüm bu heyecanına.

"Yeniden sevgili olmadık mı zaten lavaboda." dedim gülerek. Bunu derken biraz onun erkekliğine sürtündüm. Beni engellemeye çalıştı ama bu daha da hırslandırdı beni ve sürtünme hızımı arttırdım ve dudaklarına atıldım. Geri çekilip gözlerime baktı.

"Emin misin güzelim, pişman olma sonra? Acelesi yok, ağırdan almak istersen ağırdan alalım."

"Siktir et Yoongi, iki sene kaybettik zaten, ne ağırdan alması. Hadi öp beni!" dedim. Bunu dememle onun beni öpmesi bir oldu.

!!!!!

Kucağında sürtünmeye devam ederken Yoongi beni durdurup üzerimdeki gömleğin düğmelerini açarak çıkardı. Kendi gömleğinin de düğmelerini kopartarak üzerinden çıkardı.

Ellerinden biri kalçamı sıkarken diğeri göğüs ucumu eziyordu. Zevkten ilk inlememi salmıştım Yoongi'nin ağzına. Göğsümdeki eli de kalçama gitmiş ve kalçamı yoğurmaya başlamıştı inlememle. Nefessizlik yüzünden dudaklarımız ayrıldığında çevik bir hareketle sırtımı yatak ile buluşturdu.

Dudaklarımdan minik masum bir öpücük çaldı.

"Seni çok seviyorum ay güzelim." dedi ve yüzümün her yerini öpmeye başladı. Öpücükler çenemden boynuma doğru inerken ıslaklaşmıştı. Ben ise zevkle inliyordum ve daha fazlası için saçlarından tutup kendime bastırıyordum Yoongi'yi.

Boynumda yeterince oyalandığını düşünmüş olmalı ki aşağı doğru inmiş ve birden sağ göğüs ucumu dudakları arasına alıp emmeye başlamıştı.

"Ahm Yoongi!" diye zevkle inleyip saçlarını çekiştirdim Yoongi'nin. Fazlasıyla yükselmiştim şimdiden.

Yoongi sağ göğüs ucumu bırakıp sol göğüs ucumu dişleriyle çekiştirmeye başladığında zevkten ağlayacak hale gelmiştim. Ağzımdan bir hıçkırık kaçınca Yoongi bir sorun mu var diye bakmış, zevkten olduğuna emin olunca dudağının bir kenarı hafifçe havaya kalkmış ve gözlerime baka baka sol göğüs ucumu tekrar dudakları arasına alıp sertçe emmişti. Bu hareketiyle gözlerim yukarı kaymıştı zevkten. Biraz daha göğüs ucumla ilgilenip daha da aşağı inmiş ve göbek deliğimde dilini gezdirmişti ama orada çok durmayıp daha da aşağı inmişti. Pantolonum üzerinden aletime bir öpücük kondurunca zevkle inledim.

"Aaah mmmhhh!"

Bu inlememe gülümsemiş ve pantolonumun düğmesini açıp fermuarını indirmişti. Pantolonu kolay çıkarabilsin diye kalçamı kaldırdığımda boxer ile birlikte çıkarmıştı pantolonumu. Bu beni biraz utandırmıştı açıkçası.

"Her şeyin ile kusursuzsun sen Park Jimin. Pardon Min Jimin." dedi Yoongi gözlerime bakarak. Bu seksüel anda bile gülümseyebilmiştim dediğine.

Yoongi de pantolonu ve boxerını çıkarıp yüzüme eğildi ve aşkla dudaklarımı öptü bir kere daha. Sonra üç parmağını ağzıma uzattı ve boynuma öpücük kondurmaya başladı. Parmaklarını iyice emip ıslatmaya başladım ben de. Yoongi yeterli olduğunu düşünmüş olmalı ki parmaklarını ağzımdan çıkardı.

"Hazır mısın güzelim?" dedi. Onu başımla onayladığımda bir parmağını deliğimde hissettim. Yavaşça deliğimden içeri sokunca acıyla inledim ama öperek beni sakinleştirmeyi başarmıştı. Daha sonra ikinci parmağı ve üçüncü parmağı derken içimdeki doluluğa alışmış, zevk almaya başlamıştım. Hatta Yoongi parmaklarını deliğimden çıkarıp emdiğinde sızlanmadan edemedim.

"Tadın da senin gibi güzel bebeğim" dedi aletini deliğimde hissettiğim an. İçime girmemişti ama hissediyordum.

"Yap artık şunu!" diye çıkışmamla birden hepsini içime itmesi bir oldu.

"Ah!"

"Üzgünüm bebeğim ama sen istedin."

Henüz hareket etmiyordu ve bu daha çok acıtıyordu canımı.

"Ahh, hareket et!" dediğimde yavaş yavaş hareketlenmeye başladı. Bir süre sonra bu hareketlerine alışınca ben de kendimi ona itmeye başladım. İkimiz çok güzel bir ritim tutturmuşken aleti öyle bir yere dokundu ki!..

"Yoongi ahh, o-orası." dedim zevkten gözlerim dolarken.

"Buldum seni güzelim." diyerek Yoongi hareketlerini hassas noktama doğru hızlandırırken gelmek üzere olduğumun farkına vardım.

"Ge-geliyorum." dediğimde Yoongi bir elini benim penisime atıp çekmeye başlamıştı. Aldığım çift taraflı zevke daha fazla dayanamayıp Yoongi'nin eline geldim. Yoongi de çok geçmeden içime gelmişti. İçimden çıkmadan kendini üzerime attı.

"Çok güzeldi." dedi nefes nefese.

"O zaman devam etmeye ne dersin? İster duşta ister yatakta, duvara yaslı?" dedim ben de nefesim bile henüz tam düzene girmemişken.

"Gece uzun daha, hepsini yaparız ama şimdi kucağıma gel güzelim."

O yatakta oturur hâle gelince ben de dediği gibi onun kucağına oturdum.

"Sen istediğini her zaman alan biri oldun güzelim." dedi Yoongi kışkırtıcı bir tonda kulak mememe doğru fısıldarken.

"Şimdi de uslu bir kurtçuk olup alfanı içine al."

Bunu dedikten sonra sağ göğüs ucumda hissettiğim parmaklar göğüs ucumu sıkıştırmaya başladı. Başım zevkten geriye giderken hafifçe ona sürtünmeye başlamıştım bile. Yoongi'nin eli belimi sıkıca kavrarken boynumu geri attığım için boynumu ısırarak emmeye başlamıştı.

"Böyle hareket et güzelim, al beni içine."

Bunu demesiyle kendimi onun aletine konumlayıp onu yavaş yavaş içime aldım. Yoongi'nin inlemeleri beni iyice hırslandırırken nihayet köküne kadar alabilmiştim onu.

"Ah, çok iyi. Hareket et güzelim. Al benden istediğini." dediğinde üzerinde zıplamaya başlamıştım bile.

"Ço-çok iyisin gü-güzelim." dediğinde destek aldığım omuzlarından bir elimi çekip onun boğazına sardım.

"Sana sadece ben böyle hissettirebilirim Min Yoongi. Ne başka alfa, ne başka omega sana benim hissettirdiklerimi hissettiremez. Sen benim alfamsın!"

****

Sabah büyük bir baş ağrısı ve ondan da büyük bir kıç ağrısıyla uyandım. Dün gözümün önünden film şeridi gibi geçerken gözüm Yoongi'yi aradı ama odada değildi. Banyodadır diye hafif topallayarak dolaba gittim. Üzerime uzun beyaz tişörtlerimden birini geçirip banyoya baktım ama orada da yoktu.

İster istemez kullanılmışlık hissi kaplamıştı yine içimi. Ona dün benimsin demiştim ancak benim olmamıştı hiç belli ki.

Üzgün bir şekilde derin bir nefes çektim içime. Daha iyi hissettirmese de su içmek için hafif topallayarak mutfağa girdiğimde şoka girdim. Taehyung ve Yoongi kahvaltı hazırlıyordu yarı çıplak bir şekilde.

"Yoongi?" dedim sorar şekilde.

"Sevgilim günaydın. Uyanmadan yatağa getirecektim ama Taehyung kreplerime salça olunca yetiştiremedim." dedi gülümseyerek. Ben de gülümsedim. Ah, korktuğum olmamıştı neyse ki...

"Aaaa!" diye bir çığlık geldi sonra arkamdan. Sesin sahibine döndüğümde Jungkook'u üzerinde sadece uzun beyaz bir gömlekle gözlerini kapatarak yere çökerken gördüm. İki alfanın -hatta ben dahil üç- yarı çıplak olduğunu görünce bağırması normaldi. Taehyung onun bağırmasıyla anında yanına gitmiş ve hemen sarılmıştı Jungkook'a.

"Git üzerine bir şey geçir it herif, omegamı korkuttun!" diye bağırdı Yoongi'ye.

"Sen de benim sevgilimin yanında yarı çıplaksın hayvan herif! Sen de giyin!" dedi Yoongi de karşılık olarak. O sırada kapı çaldığı için ben de bu iki alfa ile uğraşmak istemediğimden hyunglarımın geleceğini hiç akıl edemeden kapıyı açtım. Kaakıl

ki Namjoon ve Jin hyung şokla bakıyordu bana. Ben de aynı şekilde şokla onlara bakıyordum sanki kapıyı ben açmamışım ve onlar bana hiç uğramıyorlarmış gibi. Niye akıl edip Yoongi ve Taehyung'a saklanmasını söylemedim onu da bilmiyorum. Gerçi feromonlardan anlarlardı çünkü ev resmen seks kokuyordu. Offf, ortalık çok fena karışacaktı.

"Ne bu halin Jimin? Dozer mi ezdi kuzum?" dedi Jin hyung kapıdan girerken imayla. Dozer değil de başka bir şey ezdi hyung ama bunu sana bu şekilde söyleyemem tabiki.

Ben ne cevap vereceğimi bilemediğim için sessiz kalırken Namjoon ve Jin hyung çoktan içeri girmişti. İçeri girdiklerinde gördükleri karşısında Jin hyung da Jungkook gibi bir çığlık atmıştı.

"Derhal bunu bana açıklayın!"

***

Jin hyunga o gün açıklama yaptığımızda aslında sevdiğimiz kişilere kavuşmamıza sevinmişti ama Yoongi ve Taehyung'a hiç tam olarak güvenememişti en başta, biz ise güvenmeyi seçmiştik.

Şimdi ise o gün ile aradan 7 yıl geçmişti. Bu 7 yılda biz şirketleri birleştirmiş ve şirket adını KimJungMin yapmıştık.

O gün onlara güvenmek hayatımızda yaptığımız en doğru şey olmuştu ve şu an Jungkook da ben de çok mutluyduk. Aşkımız evlilik ile taçlanmış ve çocuklarımızla daha da büyümüştü. Daha ne isteyebilirdik ki?

🌟🌟🌟🌟🌟

Bölüm Sonu 🤍

Umarım bu oneshotı beğenmişsinizdir.💞

***

Bazen oneshotların sonunu merak ediyorum ben, mesela kaç çocuk olmuş, Hoseok ve Bogum'a ne oldu gibi...

Siz de benim gibi merak ediyorsanız diye yazıyorum burayı, yazarken Jimin ve Yoongi'nin üç çocuğu olduğunu hayal ettim iki kız bir erkek. Küçük kızı omega ve diğer ikisini de alfa diye düşündüm.

Taekook'u da iki çocuklu hayal ettim bir kız bir erkek. Erkek alfa, kız omega diye ama aynı zamanda Jungkook'u hamile diye düşündüm ama cinsiyeti düşünmedim, belki erkek omega olabilir.

Bogum ve Hoseok da evlendi, hatta bir alfa kızları var.

Son olarak Namjin çiftinin de iki çocuğu olduğunu hayal ettim. İki kız, biri alfa biri omega.

Bu saçma açıklamayı es geçebilirsiniz, dediğim gibi saçma ama sonunu yazarken düşündüklerim bu şekildeydi ve size de aktarmak istedim.

***

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim, iyi ki varsınız. Oy verir ve yorum yaparsanız beni çok mutlu edersiniz. Buraya yazdığım başka oneshotlarda veya diğer hikayelerimde görüşmek üzere, hoşçakalınnn...🌸

~Ceyceyberry34

Bölüm sonu

1 yorum