Aynı akşam Bozoklu Yalısı'nın salonu
Engin
Bu akşam öylesine mutluyum ki... Eftalya'm, peri kızım yanımdaydı. Kalbim buna dayanır mı bilmiyorum, o bana hep böyle bakarken, o tatlı gülüşü kalbimi usul usul çalarken... Davet boyunca o tatlı sesi, gülüşü... Ahh!
"Eftalya, kızım hadi o güzel sesinle bize bir şarkı söyle de, silinsin kulaklarımızın pası."
"Peki, hangi şarkı?"
"Fark etmez, kızım."
Tam o anda aklıma gelen bir şarkıyı mırıldandım.
"Nolur sormasınlar bana
Nolur söyletmesinler derdimi
Saklarım ben onu kendime
Yerim kendi kendimi"
Eftalya gülümseyerek eşlik etti bana.
"Akıyorsa yaşlar gözümden
Dinmiyorsa bir türlü gece gündüz
Karardıysa bütün dünya
Vardır elbet bir sebebi"
Sonra tam karşımda belirdi ve birlikte söyledik şarkıyı. Herkes bize bakıyordu.
"Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı
Bitsin artık bu hasret
Buluşalım gayrı
Benim bütün derdim özlem
Biliyorum kavuşur böyle seven
Biz bir elmanın iki yarısıyız
O en çok sevdiğim ve ben
Akıyorsa yaşlar gözümden
Dinmiyorsa bir türlü gece gündüz
Karardıysa bütün dünya
Vardır elbet bir sebebi
Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı
Bitsin artık bu hasret
Buluşalım gayrı"
Şarkı bittiğinde alkışlar kulaklarımızda uğurluyordu fakat farkında değildik bile. O yanı başımdayken... Eftalya benim için mucize gibi bir şey. Gönlümün ilacı, peri kızım, o benim her şeyim... Ah! Bu nasıl büyük bir aşktır böyle?
O gece hayatımın en güzel gecesiydi. Sevdiğim yanımdaydı bir kere. Daha ne isterim ki?
Eftalya
Allah'ım!!! Mutluluktan her an bayılabilirim, bu ne harika bir gece! Başım nasıl dönüyor bir bilebilseniz... Bu ne denli güçlü bir aşk, ahh! Bu nasıl bir sevda...?
Onu öyle seviyorum ki, Onu öyle özlüyorum ki, yokluğunda... Bir saniye bile, bir asır geliyor bana. Hep yanımda olsun istiyorum. Çıldırasıya seviyorum ben onu. Elimde değil... Acaba... Hah! Sormam bile yersiz, o da beni aynı şiddette seviyor, eminim. Aa! Hilal'in yanındaki bey kim?
"Hilal'cim?"
Hafif mahcup bir tebessümle yanıtladı:
"Ah! Tanıștırayım, bu beyefendi, Murat Zorlu. Sana bahsetmiştim, abi."
"Memnun oldum, Murat Bey."
"Ben de öyle, siz de Eftalya Hanım olmalısınız, bahar kokulum sizden çok bahsetti."
Engin'in tepkisinden korkuyordum açıkçası, ilk defa o kadar ciddi, ve korkutucu bakıyordu. Murat beyin elini sertçe sıktı.
"Memnun oldum, ben de Engin Soydan. Umuyorum, kardeşimi üzemezsin. Zira, onun canı acırsa, olacaklardan sorumlu olmam."
Murat bey, hiç istifini bozmadı.
"Benim de bir kardeşim var, Engin bey. O yüzden, sizi gayet iyi anlıyorum. Hilal'in mutluluğu için, elimden geleni yapacağıma emin olabilirsiniz."
Hilal, şaşkınlıkla ona baktı. Sanırım, bir kardeşi olduğunu bilmiyordu.
"Bir kardeşin mi var?"
"Evet, sana bahsetmeyi unuttuğum için, ne olur kusuruma bakma. İstersen, sizi tanıştırabilirim."
"Çok isterim, Murat."
Engin, onlara küçük bir çocuğun tatlı huysuzluk ve kıskançlığı ile bakıyordu. Öyle masum, ve sevimli.
"Engin, sevgilim?"
"İnanabiliyor musun, Eftalya? Düne kadar, peşimden ayrılmak bilmeyen, o küçük, neşeli kızın sevdiği biri var şimdi."
"Biraz zor olacak, alışması. Biliyorum."
"Tek istediğim, onun mutlu olması. Ne dersin, Eftalya? Kardeşim, mutlu olacak mı?"
"Hiç merak etme, ben inanıyorum, o çok mutlu olacak."
"Umarım, güzelim."
Bir süre, ikimiz de onları izledik. Çok tatlı bir çift olmuşlardı.
Engin
Her ne kadar kabullenmek istemesem de, kardeşimin hayatında biri vardı. Onun mutlu olmasını, her şeyden çok istiyordum, ve sırf o üzülmesin diye kavga çıkarmadım. Yine de, ona gözdağı vermekten kendimi alıkoyamamıștım. Murat da bir abiydi ve beni anlayacağını umuyordum.
Bir süre, onları uzaktan izledim, daha sonra da, Eftalya'yı dansa kaldırdım. Herkesin gözünün üzerimizde olduğunun farkındaydım, fazlaca konușulan bir çifttik. Konuşulanları duyabiliyordum.
"Ne kadar da güzel bir çift, öyle değil mi?"
"Haklısın, çok da yakıșıyorlar birbirlerine."
"Yıldırım aşkıymıș onlarınki, öyle duydum."
"Aşk bu, beklenmedik bir anda karşına çıkar. Aşkın hızlısı yavașı mı olurmuş hem? Ne münasebet?"
"Haklı, aşk dediğin destur dinlemez."
Eftalya'nın bu söylentileri duyunca, utangaçlığının tutacağını sanmıștım. Halbuki, hiç umursamamıștı. Bu kadar çok konușulmamız, hoşuna bile gitmiști.
"Engin, neden öyle garip bakıyorsun? Bizim hakkımızda ne kadar güzel şeyler konușuluyor, baksana."
"Beni șașırtıyorsun, utanır veya rahatsız olursun sanmıştım."
"Kötü bir şey deselerdi, elbette rahatsız olurdum."
"Anlıyorum, aslında biliyor musun? Bizim hakkımızda iyi konuşmaları, benim de hoşuma gitti."
Gerçekten de hoşuma gitmişti. Bizi yan yana gören, soru ve iltifat yağmuruna tutar olmuştu. Soruları ve iltifatları da ustaca atlattıktan sonra, kalabalıktan birazcık uzaklașalım istediğimden, Eftalya'mın elini tuttum, ve gözlerden uzak bir köşeye kaçtık. Yaramaz çocuklar gibi güldük bir süre. Eftalya'mın elinin ne denli ağır olduğunu, ve utanıp, sinirlendiği zaman, tatlı ve huysuz biri olduğunu da anlamam çok uzun sürmedi. Omzuma vurduğunda, o güzel yüzündeki her bir ifadeyi ezberlediğimde, anlamıştım.
"Ahh! Amma da ağır elin varmış, omzumu çürüttün!"
"Delisin! Misafirlere ayıp oldu."
"Öyle mi, küçük hanım? Yoksa, herkesin gözü önünde seni kaçırıp, biraz baş başa kalalım istemem mi utandırdı seni? Huysuz ve tatlı peri kızım, o yüzden mi bu huysuzluk?"
Ters bir bakış attı, ve belki saçma, hatta abartı bile gelebilir diyeceğim şey ama, o haliyle bile tatlı geliyordu gözüme.
" Ben miyim, huysuz? Ne münasebet!?! Hiç de huysuz değilim."
Kahkahalarla güldüm, onun yanında olduğum sürece, gülmediğim tek bir anım olmayacaktı, buna artık emindim.
Bu güzel ve keyifli dakikaların sonuna gelip, eve döndüğümüzde, yüzümdeki o gülüş, bir kez olsun solmamıștı. Ah keşke şu an yanımda olsa... Kalbimin en tatlı derdi... Eftalya'm... Sabah ise şafak vakti kalkıp, usulca evden çıktım. Kısa bir yürüyüşün ardından, gizlice geri döndüm eve. Yok! Yine uyku tutmuyordu. Kalktım, bizimkiler erkenciydi yine.
"Ooo, sabah şerifleriniz hayırlı olsun validem, erkencisiniz bu sabah."
Annem güldü, sonra da omzuma sağlam bir şekilde vurup söylenmeye başladı.
"Ayh! Hadi oradan hayta! Sen bizden de erkencisin, sanki bilmiyorum."
YAKALANDIM! Şimdi ne yapacağım acaba?
"Yürüyüş yaptım biraz.
" Öyle olsun oğlum. Pek inanmadım ama... Gerçi, ben biliyorum sebebini. Eftalya'ya olan aşkından, uyku tutmadı, değil mi?"
Ne diyebilirim ki? Her şey ayan beyan ortada iken, neyi gizleyebilirim? Susturamam ki, aşkımı haykıran kalbimin sesini. Annem de haklı bir yerde.
"Evet, anne. Tam da bu sebepten uyku tutmadı beni."
Annem, bu cevabıma gülümseyerek karşılık verdi.
"Aşk, böyle uyku kaçırır işte. Aklını başından alır, ve bu gece de gördüğüm üzere, senin aklın başından gideli bir hayli zaman olmuş."
"Giden, sadece aklım olsaydı keşke. Kalbim de elimden gitti."
"Belli oluyor. Hadi, şimdi biraz uyumaya çalış, oğlum. biliyorum, çok zor ama, uyumalısın."
"Deneyeceğim, anne. İyi geceler."
"İyi geceler, oğlum."
Annem odadan çıktıktan sonra, zor da olsa, içinde Eftalya'mın olduğu, güzel rüyalarla dolu bir uykuya daldım. Yarının getireceği sürprizlerden habersiz..