İçeriğe geç

Hastayım ama sana

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Hastayım ama sana

Bölüm 1

Ben Eylül

Merhaba ben Eylül. 16 yaşındayım. On birinci sınıfa başlıyorum ama tek sorun babamın işleri için İstanbul'a taşınmamızdı. Hayatım boyunca Bursa'da yaşamış birisi olduğum için hiç alışık değildim böyle büyük şehirlere. Hayatım zaten hep hastanelerde geçiyordu çünkü obsesif kompulasif, sosyal anksiyete ve astım hastalığım var. Yeni okulumda bunun gibi sorunları olan kişiler için özel bir alan varmış. Orada maalesef bende olacaktım. Obsesif kompulasif; Takıntılık hastalığı olarak biliniyor. Sürekli birşey (el yıkamak eldiven takmak kolonya sıkmak vb.) yapmayınca kirli veya kötü hissetmek, istemediği şeyler düşünceler görüntüler veya dürtülere Obsesyon denir. Bu obsesif düşüncelerin yarattığı kaygıyı azaltmak için sürekli tekrar edilen davranışlar veya zihinsel ritüellere kompülsiyon denir. Örneğin sürekli el yıkamak, sürekli kontrol etme sayma yada dua etme gibi eylemler olabilir. Astım: Bu hastalıkta, solunum yolları yani bronşlar, çeşitli tetikleyicilere karşı aşırı duyarlı hale gelir ve daralır. Bu daralma nefes almayı zorlaştırır. Genel olarak sigara dumanı, alerjenler, egzersiz, soğuk hava, enfeksiyonlar, hava kirliliği ve stres astımı tetikler. Sosyal Anksiyete; Başkaları tarafından yargılanma küçük düşme veya eleştirilme korkusu. Sosyal durumlardan mümkün oldukça kaçma isteği. Performans sergilenmesi gereken anlarda yoğun korku. Yani kısaca sahne korkusu. İnsanların yanında olmaktan, onları etkilemekten korkma hali. Durum sırasında veya öncesinde "Ya yanlış birşey yaparsam?" Veya "Rezil olursam?" düşünceleri vardır. İstanbul'a geldiğimiz ilk gün dışarı çıktım. Odamı süslemek için led ışıklar, askılık, not asmak için demir gibi bir şey ve bir demet papatya aldım. eve doğru yürümeye başladım. Müzik dinliyordum ki şarjım %5 olmuştu. Eve ulaştım. Kapıyı çaldım ama kapı açılmadı.Annemi aradım "Alo anne evde değilmisiniz?" dedim. Annem "Ayy tatlım babanla beraber mobilya bakıyoruz biraz dışarda oyalansan olurmu?" dedi. Bende oflaya puflaya kabul etmek zorunda kaldım "Tamam ben parka gidiyorum" dedim ve telefonu kapattım. Aldıklarımı evin kapısının önüne koydum ve parka doğru yürüdüm.Aylardan Ekim idi ve dışarısı çok soğuktu. Ve benim yanımda sadece ince bir hırka vardı siyah saçlarım rüzgarda uçuşuyordu. Parka ilerledim. Koşar adımlarla gidiyordum. Herkes bana bakıyordu! Yada ben öyle hissediyordum... Dedim ya işte sosyal anksyete... Önüme bakmadığım için görkemli siyah dağınık saçlı bir çocuğa çarptım. Kolumun çocuğa çarpan kısmıma kolonya sıkıp ıslak mendille silmeye başladım. Çocukla göz göze geldik. Çocuğun siyah depderin gözleri çok etkileyiciydi ama gözlerimi kaçırdım. Çocuk kaşlarını çattı sonra yere düşen çöreğine baktı. Bana döndürdü gözlerini ve "Takıntılı manyak! Sadece 2 saniye değdin kol uma. Bu kadar tiksinemezsin herhalde!" dedi. Benim bir piskopat, manyak veya takıntılı olduğumu düşünüyordu ama sadece hastalığım vardı! "B-ben şey yani özür dilerim... Gerçekten yanlışlıkla oldu..."diye gevelemeye başladım. Çocuk ellerime takıldı. Başım yere eğikti gözlerine bakamıyordum. "Hey iyimisin kötü görünüyorsun!?" dedi Dedim ve çocuğa para uzattım. Çocuk paraya bakmadı bile ve "Gerek yok git başımdan manyak." Dedi. Parayı çocuğun cebine soktum. NE CEBİNE Mİ SOKTUM?! Çocuğun cebine soktum. Rezil olmuştum. Neden yaptım ben bunu!? Arkama bakmadan koşar gibi bir banka geçtim. Rezil olmuştum! Yaparken hiç düşünmedim. Salak Eylül! Salak salak salak salak! Bankta oturdum dudaklarımı ısırıyordum çok stres olmuştum nefes alamıyordum. Kendi kendime konuşmaya başladım "Sakin ol Eylül. Sakin ol... Kimse sana bakmıyor. Sadece sen varsın... Teksin... Rezil olmadın... Ama oldum çok fena rezil oldum!" Dedim. Çocuk hala şok içerisindeydi ama bana bakıyorduyanya. Hala sanki herkes bana bakıyor gibi hissediyordum. Astımım çok fenaydı nefes alamıyordum çantamdan aletimi almalıydım. Elimi uzattım çocuğun bakışları bu sefer gerçekten üzerimdeydi. Çantamdan aleti aldım. Çocuk hala bana bakıyordu ve alttan alttan sırıtıyordu! Evet durumuma gülüyordu. Eldivenimi değiştirdim. Korkuyordum. Hamen telefonuma sarıldım ve burada yaşayan kuzenim Ayaz'ı aradım enerjik bir sesle açtı. "ALOOO EFENDİİMM" dedi. Sesim ağlamaklıydı. "Ayaz... Ben...ben parkta kaldım... Korkuyorum nefes bile zor alıyorum. Yardım et lütfen..." Dedim Ayaz endişeli sesiyle "Ne! Geliyorum! Hangi parktasın? Aman boş ver. Konumundan gelirim!" Dedi hemen kapattı telefonu. Ayaz'ı bebekliğimden beri tanıdığım için onun yanında sosyal anksiyetem ona yansımıyor. Garip bir enerjisi var ve banada bulaştırıyor. Telefonu kapatırken gülümsedim. 15 dakika sonra Ayaz geldi. Bana dokunmadan değmeden yanıma oturdu. İyimisin neden ağladın?"" Dedi gözümden yaş aktı ve "Değildim... Çocuğa çarptım bana bağırdı ama sonra parayı almadı ben onun cebine soktum! rezillik!" dedim. Ayaz çocuğa baktı. O kadar ölümcüldüki bakış beni bile korkuttu. Çocuk Ayaz'a baktı Ayaz çocuğa. Ayaz kalktı çocuğun yanına gitti. Ayaz'ı durdurmam lazımdı. Ama ona karışamadan çocuğun yanına gitti sakince konuştu "Kanka kuzenim Eylül o keşke bağırmasaydın." Dedi. KANKAMI! Tanışıyorlarmıydı? Niye bunu ben bilmiyordum? Yoksa bu Ayaz'ın anlattığı bipolar bozukluğu olan Onur muydu!? HAYIR ŞAKAMI YAPIYORSUN BUNU YENİ ANLAMIŞTIM. Ayaz yanıma geldi "Onur sana anlatmıştım bipolar bozukluğu olan. " Dedi. Allah kahretsin! Gerçekten Onur'muş! Onurun babasının okuluydu Onur beni şikayet edebilirdi. "Ben... Gerçekten özür dilerim..." Dedim gözlerim dolmuştu. Gözümden yaş akmaması için çok direndim ama olmadı, yaş özgürlüğe süzüldü. Onur bana baktı."Özüre gerek yok bende zaten seni tanıyamadım. Ayaz anlatmıştı." Dedi başımı salladım. Annem i kapıda görünce Ayaz ve onurun yanından ayrıldım. Sabah yatılı olan psikolojik destek okulu/Yıldırım kolejine girdim. Psikologlarla görüşmem zorunluydu. Bir salona girdim Onur ve Ayaz da oradaydı. Sadece ikisinin arası boştu bende gittim ortalarına oturdum. Psikolog geldi ve "Merhaba çocuklar, ben Psikolog Nilüfer. Sosyal anksiyete ve bipolar bozukluk uzmanıyım." Dedi. Bir sürü psikolog kendini tanıttı. Ben sadece Nilüfer psikologu sevmiştim. Öbürleri çok yapay davranırken o çok samimiydi benle göz teması kurduğunda gözlerimi kaçırmıyordum. Psikologlarla ders bitince odam 305 numaraya gittim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.