Arkadaşlar evet, Ateş Büyükbaş tarafından Cafeye davet edildim. Yani tahmin bile edemezdim beni çağırmak isteyeceğini. Sonuçta o Ateş Büyükb-
"Tamam boşver gerek yok."
Sanırım biraz fazla beklettim.
"Hayır. Geliyorum. Bir saniye bekle çantamı alacağım."
"Tamamdır."
Çantamı almadan önce Meryem tuvaletteyken saçımı yapmak için tuvalete dalıp bir kaos yaratıp sonra da odadan çıktım.
"Bu davetini neye borçluyuz Ateşcim?"
"Canım istedi."
Ne romantik.
"Ah!"
"Ne oldu? İyi misin. Ecem!"
Nefesim tıkanmıştı. Kalbim sıkışmıştı ve nefes almam çok zordu. Yere yığıldım. Gözlerim hafifçe kapanırken yerde kıvranıyordum. Son duyduğum şey Ateşin telaşlı sesi oldu.
"Ecem?(!)"
Uzun bir süre simsiyah bir boşluğa baktım. Sonra bir kadın belirdi gözlerimin önünde. Bu annemdi. Kumral saçları dalgalanıyordu. Ayakta, dimdik duruyordu. Yüzünde alnında başlayıp gözünün alt kısmına kadar inen bir yara izi vardı. Babam ile kavgalarından kalan...
"Ecem?"
Gözümü araladığımda Ateşi gördüm, bana bakıyordu meraklı gözlerle. Elimi Ateşin yanağına götürüp yavaşça okşadım.
"Teşekkürler." Dedim fısıldayarak.
Fısıldayarak konuşmaya devam ettim,
"Yanımda olduğun için."
Gözümü kapatıp başımı hastahane yatağına koydum. Bir süre sonra kulağıma bir fısıltı ilişti,
"Hep yanında olacağım merak etme. Ne olursa olsun."