İçeriğe geç

Hasan Rıza Paşa’nın Hikayesi

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Hasan Rıza Paşa’nın Hikayesi

Bölüm 1

📜 İşkodra’nın Sinesinde Bir İsim

📜 Mirasân Defterleri | I

İşkodra’nın Sessiz Muhafızı: Hasan Rıza Paşa

Aziz Mirasân…

Hoş geldiniz.

Bugün sizlerle tarihin herkesin konuştuğu sayfalarını değil; çoğu zaman sessizce geçip gittiğimiz satırlarını aralamak isterim.

Çünkü inanıyorum ki tarih, yalnızca padişahların, fetihlerin ve büyük zaferlerin hikâyesi değildir. Tarih; vazifesini hakkıyla yerine getiren, ismi dillerde çok dolaşmasa da ardında büyük bir iz bırakan insanların da hikâyesidir.

Bugün sizlere böyle bir isimden bahsetmek istiyorum:

Hasan Rıza Paşa…

Belki bu ismi ilk defa duyuyorsunuz.

Belki de bir yerde okudunuz ama üzerinde durmaya fırsat bulamadınız.

Oysa bazen tarihin en büyük kahramanları, en az konuşulan insanlarıdır. Çünkü onlar alkış için değil; vazife için yaşarlar.

Hasan Rıza Paşa da işte böyle bir insandı.

Hayatını makamdan önce vazifeye, şöhretten önce sadakate adamış bir Osmanlı kumandanı…

Onun hikâyesini anlatmadan önce sizlerden küçük bir ricam var.

Bu satırları sadece bir tarih yazısı olarak okumayın.

Her satırın arasında, kendi hayatınıza da bakmaya çalışın.

Çünkü bazen geçmişte yaşamış bir insanın sessiz mücadelesi, bugünkü hayatımıza uzun bir nasihatten daha fazla dokunabilir.

Öyleyse gelin…

Bugün hep birlikte, tarihin tozlu raflarında unutulmuş bir emanetin izini sürelim

Bir insanı büyük yapan şey yalnızca kazandığı zaferler değildir. Bazen bir insan, kaybedeceğini bile bile vazifesini terk etmediği için tarihe adını yazdırır.

Hasan Rıza Paşa da işte böyle bir kumandandı.

1912 yılında Balkan Savaşları başladığında Osmanlı Devleti zor günlerden geçiyordu. Birçok şehir peş peşe elden çıkıyor, ordular geri çekiliyor, insanların umutları ise her geçen gün biraz daha tükeniyordu.

İşte tam o günlerde Hasan Rıza Paşa’ya büyük bir emanet teslim edildi: İşkodra’nın müdafaası.

İşkodra yalnızca bir şehir değildi. Orası, binlerce insanın yuvası, askerlerin namusu ve bir devletin son umutlarından biriydi.

Hasan Rıza Paşa, sayıca üstün düşman kuvvetlerine rağmen geri çekilmeyi düşünmedi. Çünkü onun gözünde vazife; şartlara göre değişen bir tercih değil, ömür boyu taşınan bir emanetti.

Aylar geçtikçe şehirde yiyecek azaldı. Cephane azaldı. Soğuk arttı. Fakat Hasan Rıza Paşa’nın askerlerine olan güveni ve vazifesine olan bağlılığı eksilmedi.

Aziz Mirasân…

Burada biraz durup düşünelim.

Bugün bizler savaş meydanlarında yaşamıyoruz. Fakat hepimizin koruması gereken bir “İşkodra”sı var.

Kiminin ailesi…

Kiminin sözü…

Kiminin ahlâkı…

Kiminin ise vicdanı…

Hasan Rıza Paşa’nın bize bıraktığı en büyük miras, yalnızca bir şehrin müdafaası değildir.

Asıl mirası; emanet edilen bir görevi, şartlar ağırlaşsa bile terk etmemektir.

Belki de insanın gerçek büyüklüğü, herkes alkışladığında değil; kimse görmezken de doğru olanı yapabilmesidir.

İşte bu yüzden Hasan Rıza Paşa’nın adı yalnızca bir komutan olarak değil, vazifesine sadık bir insan olarak da hatırlanmayı hak eder

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.