Osmanlı donanmasını yenileyen Yavuz Sultan Selim, Bizanslılar döneminde kurulan ve dedesi Fatih Sultan Mehmet zamanında kullanılan Haliç Tersanesi’ni yeniden inşa ederek, kapasitesini arttırıp Osmanlı İmparatorluğu'na kazandırmıştır.
Konya'da Mevlevi Tekkesi'ne su getirmiş, Diyarbakır Fatih Paşa Camii ve Elbistan Ulu Camii'ni, Şam Salihiye'de Muhyiddin İbn Arabi'ye camii ve imaretini, İstanbul'da Yavuz Sultan Selim Cüzzamhanesi’ni, Şam Sultan Selim Camii'ini inşa ettirmiş, Muhyiddin İbn Arabi'nin türbesini de bulup yaptırmıştır. Ayrıca Mısır Seferi sırasında Hind ve Çin haritalarını da yaptıran Selim'e, Piri Reis tarafından 1513 yılında tamamlanan harita 1517 yılında Mısır'da Piri Reis'in kendisi tarafından sunulmuştur. Temelini attırdığı İstanbul Sultan Selim Camii'ni bitirmeye ömrü yetmemiş; bu eser oğlu I. Süleyman tarafından tamamlanmıştır.
Arapça’yı ve özellikle Farsça'yı çok iyi bilen Sultan Selim'in, kendi el yazısı ile Selimî mahlasıyla yazılmış olan Farsça manzumeleri günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi'nde bulunmaktadır. Farsça'nın yanında Türkçe şiirleri de bulunan Selim'in, Farsça olan Divân'ı 1306 yılında İstanbul'da basılmış olup, 1904 tarihinde de Alman İmparatoru II. Wilhelm'in emriyle Paul Horn tarafından Berlin'de yeniden yayımlanmıştır.
Geceleri üç dört saat uyku uyur, diğer zamanlarını okuyup yazmakla geçiren Yavuz Sultan Selim’in; anlam inceliği ve sanatlı söyleyiş yönünden son derece güçlü olan şiirlerinden iki beyit:
“Merdüm-i dideme bilmem ne füsûn etti felek
Giryeyi kıldı füzûn, eşkimi hûn etti felek
Şîrler pençe-i kahrımla olurken lerzân
Beni bir gözleri ahuya zebûn etti felek”
Soldan sağa ve yukardan aşağı okunuşu aynı olan bir şiiri:
“Sanma şâhım herkesi sen sadıkâne yâr olur
Herkesi sen dost mu sandın, belki ol ağyâr olur
Sâdıkâne ol cihanda belki bir serdâr olur
Yâr olur, ağyâr olur, serdâr olur, didâr olur.”