Lale Hanım kapıyı açtığında karşısında Aren’i gördü. Alt dişlerini göstererek gülümsedi. — İçeri davet edeceğim! Sonuçta kızın lanetli olsa da sen suçsuzsun, değil mi komşum? Aren’in kalbi öfkeyle çarpmaya başladı. Derin bir nefes aldı ve sert bir sesle konuştu: — Kızım daha üç yaşında. Siz onu artık deli ettiniz! Sizin çöplük evinize girmeyeceğim. Eminim eviniz de sizin gibi pislik doludur. Lale Hanım kaşlarını çattı. — Ov… Bu biraz ağır oldu Aren Bey. Hiç saygınız yok! Aren alaycı bir kahkaha attı. — Saygı mı? Saygı, saygılı olana gösterilir. Unutmayın, ata verilen saygı eşeğe verilmez. Bu sözlerin ardından arkasını döndü ve çekip gitti. Eve girdiğinde derin bir sessizlik hâkimdi. Odasına doğru yürürken koridor bitmek bilmeyen bir yol gibi uzuyordu. Başı dönmeye başlamış, gözleri bulanıklaşmıştı; sanki sabaha kadar içki içmiş bir adam gibiydi. Aren, Gece’yi yanına çağırdı. Küçük kızın avucuna biraz para bıraktı. — Git, marketten dondurma al. Gece başını salladı. — Emriniz olur… patronum. Aren hafifçe gülümsedi. Gece sevinçle odadan çıktı, koşarak markete gitti. Kapıyı açtı, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle konuştu: — Merhaba bayım. Lütfen bana bir adet çikolatalı dondurma verir misiniz? Marketçi aşağı baktı. Minik Gece’yi görünce gözlerini kaçırdı ve sert bir sesle konuştu: — Dondurma yok! Gece’nin yüzü düştü. — A-ama… bir sürü dondurma var… — Var ama sana yok! Küçücük kalbi bu sözlerle kırıldı. Bir çocuğa dondurma vermemek… İnsan nasıl bu kadar acımasız olabilirdi? Gece, marketten gözyaşları içinde çıktı. Önüne bakmadan eve doğru koşarken birine çarptı. Koluyla gözlerini silip başını kaldırdığında karşısında hemşire Alya’yı gördü. Alya endişeyle eğildi. — Ov… benim minik cüceme ne oldu böyle? Gece burnunu çekti, gözlerini kapattı. — Markette dondurma var, param da var ama marketçi amca bana dondurma yok dedi… Alya her şeyi anlamıştı. Öfkeyle dişlerini sıktı. — Gel bakalım, bir de ben konuşayım. Gece’nin elini tuttu ve kararlı adımlarla markete girdi. — Beyefendi! Hemen dondurma verin. Küçük bir kıza dondurma vermemek ne demek? Marketçi alaycı bir gülümsemeyle cevap verdi: — Lanetli bir kız bizim kasabada kalmamalı. Onun yüzünden Lucy Hanım öldü! Bu sözler Gece’nin dünyasını yıktı. Yeniden ağlamaya başladı. Aklında sorular dönüp duruyordu: “Annem benim yüzümden mi öldü?” “Ben katil miyim?” “Ben lanetli miyim?” Artık dayanamadı. Alya’nın elini bıraktı ve ağlayarak dükkândan çıktı. Eve koştu, kapıyı açtı, odasına girip kapıyı sertçe kapattı. Aren her şeyi anlamıştı. Kapı çaldı. Açtığında karşısında Alya vardı. Aren derin bir nefes aldı. — Ne için geldin? — Köy halkı… Ya Gece’yi köyden gönderirsin ya da… onu öldürürüz dediler. Lütfen… onu evlatlık vermelisin. Onun ölmesini istemiyorum. Bu sözler Aren’in kalbine ok gibi saplandı. Gözleri doldu ama ağlamamak için kendini zor tuttu. — Düşüneceğim… Kızımı öldürmelerine izin vermem! — Sadece iki yıl süre verdiler. Beş yaşına geldiğinde ya gönderirsin ya da… onu öldürecekler, Aren. Aren sinirle bağırdı: — DÜŞÜNECEĞİM DEDİM YA, ALYA! Alya hıçkırık sesleri duydu. Başını kaldırdığında merdivenlerin arasından onları dinleyen birini gördü… Gece. Sesi titredi: — G-Gece… sen burada ne arıyorsun? Gece cevap vermeden ağlayarak uzaklaştı. Aren’in kalbi paramparça oldu. Kapıyı sertçe kapattı. Alya’nın elleri havada kaldı. Yavaşça gözlerini kapadı, derin bir nefes aldı ve yumruğunu sıkarak çaresizlikle aşağı indirdi. Aylar, yıllar birbirini kovalayarak akıp gidiyordu. Gece artık her şeye alışmıştı… ve beş yaşını doldurmuştu. Artık Aren bir çare bulmalıydı; herhâlde kızını ölüme terk edecek değildi. Aren, Alya’yı evine davet etti ve ondan bu konuda yardım istedi. Alya, ona tanıdığı bir kadından bahsetti. Adı Güneş’ti. Bir kızı ve bir oğlu vardı. Çocukların babası onları terk etmişti ve evdeki huzurun yeniden sağlanabilmesi için küçük bir kız çocuğu istiyorlardı.
Bölüm 3
Bölüm 3: Kavga
Bölüm sonu
2 yorum
Güzeelllğ
Bu bölümde tamamen dışlanmışlık ve çaresizlik hissi ön planda. Gecе’nin yaşadığı şeyler, kasabanın ne kadar acımasız ve önyargılı olduğunu gösteriyor; küçücük bir çocuğa bile merhamet yok. İnsanların “lanet” bahanesiyle her şeyi meşrulaştırması çok sarsıcı. Aren’in öfkesi ve çaresizliği, Alya’nın korkuyla vicdan arasında kalışı bölümün duygusunu güçlendiriyor. Genel olarak bu bölüm, gerilimi artıran ve Gecе’nin ne kadar savunmasız olduğunu sert bir şekilde hissettiren karanlık bir geçiş bölümü.

