O gece ay ışığı, sanki içinde bir ateş yanıyormuş gibi parlıyordu. Hava yoğun bir sisle kaplıydı; göz gözü görmüyordu. Hastanenin duvarları arasında ise Luccy’nin acıyla yankılanan çığlıkları duyuluyordu. Evet, Luccy anne olacaktı… ama sanki olamayacakmış gibiydi. Aren kapının önünde bekliyordu. Luccy’nin acı dolu haykırışları dışında hiçbir şey duyamıyordu. Oysa onun duymak istediği tek ses, bir bebeğin ağlama sesiydi… Bir süre sonra Luccy’nin sesi aniden kesildi. Ardından içeriden bir bebek ağlaması yükseldi. “İşte… benim kızım,” dedi Aren içinden. Kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Nefesi hızlanmış, yüzüne istemsiz bir gülümseme yerleşmişti. Heyecanla kapıyı açtı ve hızlı adımlarla içeri girdi. Herkes Aren’e bakıyordu. Aren yavaşça sordu: — Ne oldu? Kızım nerede? Sesindeki titreme heyecanını ele veriyordu. Doktor dilini dişlerinin üzerinde gezdirdi, bir öne bir arkaya sallandı. Yutkundu, derin bir nefes aldı. Yüzü bir anda buruştu, ifadesi acıyla değişti. Titreyen bir sesle konuştu: — Kızını… kızını getiriyorlar… Odanın kapısı açıldı. Hemşire elinde bir bebekle içeri girdi. Yüzündeki umutsuzluk her şeyi anlatıyordu. Bebeği Aren’e uzattı. Aren bebeği yavaşça aldı, baktı… ve gözleri doldu. Umudu sönmüştü. Başını yavaşça kaldırıp doktora baktı. — Hayır… bu sadece bir şaka, değil mi?.. Sesi o kadar titriyordu ki, sanki bir an sonra dizlerinin üzerine çöküp ağlayacaktı. Ama dur. Burada kısa bir açıklama yapmak gerek. Aren ve Luccy’nin yaşadığı köyde eski bir inanç vardı. Bebek babasına beyaz bir kumaşa sarılı olarak verilirse, bu umut ve müjde anlamına gelirdi. Siyah kumaş ise umutsuzluk ve bela demekti. En acısıysa şuydu: Eğer bebeğin kumaşına yeşil bir ip ile kurdele bağlanmışsa, bu hem annenin hem bebeğin sağlıklı olduğu anlamına gelirdi. Kırmızı kurdele ise annenin öldüğünü ve bebeğin sağlıksız olduğunu simgeliyordu… Şimdi okumaya devam edelim. Aren ağır adımlarla içeri yürüdü ve… Luccy’nin cansız bedeniyle göz göze geldi. Yanına çöktü. Sessizce, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Titreyen sesiyle fısıldadı: — Kızımızı birlikte büyütecektim… sensiz değil, Luccy… Bu söz hemşirenin kalbine bir ok gibi saplandı. Sinirle başını çevirdi ve doktora baktı. Doktor dudaklarını ince bir çizgi hâline getirdi, gözlerini devirdi, “Ne?” der gibi başını salladı. Hemşire Alya, Aren’in yanına yaklaştı. Ağlayan sesiyle konuştu: — Ben… ben her zaman yanınızdayım. Kızınızın hastalığını iyileştireceğim… Aren başını Alya’ya çevirdi. — Karımı hiç mi kurtaramadınız? — dedi. — Sanki… sanki bunu bilerek yaptınız… Bir anda tüm bedeniyle Alya’ya döndü. Alya geri çekildi. Aren öfkeyle haykırdı: — KARIMIN SUÇU NEYDİ? SÖYLEYİN! NE YAPTI SİZE? ALIP VEREMEDİĞİNİZ NEYDİ?! Hemşire hıçkırarak ağlıyordu. Kalbi göğsünden fırlayacak gibiydi. Elini ağzına kapattı ama hıçkırıklarını tutamadı. Ardına bile bakmadan koşarak oradan uzaklaştı. Aren’in gözleri kıpkırmızıydı. Hem öfke hem de tarifsiz bir acı içindeydi. Kucağında, “Gece” adını verdikleri kızı vardı. Kalbi hızla çarpıyordu. Yavaşça başını eğip Gece’ye baktı. Gece… gülümsüyordu. Doktor Miryano, dilini dişlerinin üzerinde gezdire gezdire yaklaşıyordu. Yürüyüşü bile sinir bozucuydu; sallana sallana geliyordu. Aren başını kaldırdı ve Miryano’yu karşısında gördü. Öfkeden burnu kanamaya başladı. Miryano saçlarıyla oynayarak Aren’e baktı ve küçümseyen bir sesle konuştu: — Karını biz mi öldürdük, geri zekâlı? Allah istedi, öldü! Aren öfkeyle gülümsedi. Etrafına baktı. Yan tarafta bir bardak vardı. Bebeği yavaşça Luccy’nin cansız bedeninin yanına yatırdı. Bardağı aldı, havaya kaldırdı ve tam o anda…Bardağı tam başına geçirecekken, Aren son anda yönünü değiştirdi. Bardak yan tarafa savruldu; paramparça oldu. Çıkan ses öyle bir yankılandı ki, bunun öfkeyle fırlatıldığı apaçık belliydi. Aren dişlerini sıkarak bebeği kucağına aldı ve oradan uzaklaştı. Gözleri doluydu; hem öfkeli hem de tarifsiz bir acı içindeydi. Artık Gece ile yaşamaya çalışacaktı.
Bölüm 1
Bölüm 1: Senle büyütecektim kızımızı
Bölüm sonu
3 yorum
Güzel olmuş Sofiş
Konu çok etkileyici ve ağır bir dram. Duygu okuyucuya geçiyor, özellikle babanın çaresizliği ve öfkesi gerçekçi. İçerik akıcı, sahneler güçlü. Yer yer duygu biraz üst üste geliyor ama genel olarak sürükleyici ve başarılı. Biraz dil sadeleşirse daha da vurucu olur. Kısaca sarıyor ellerine sağlık güzel bir başlangıç olmuş
1YanıtÇok güzel olmuş ❤
1Yanıt


