İçeriğe geç

HARABAT"İkiye Bölünmüş Kalpler"

Bölüm 2 · 6 dk okuma

HARABAT"İkiye Bölünmüş Kalpler"

Bölüm 2

2.Bölüm

Artık gözlerim yanıyordu. Elimle gözlerimi silerken bir el omzuma dokundu.Ben irkilirken elin sahibi konuşmuştu.

"Elfida burada ne oldu sen neden ağlıyorsun!?"

Kafamı usulca kaldırıp elin sahibine baktım.

Egeydi.

Elin sahibi Egeydi. Canlı kanlı karşımdaydı.Titreyen sesimle konuştum

"E-Ege ?"

Ege sanki daha fazla dayanamıyormuş gibi yine hızla konuştu

"Noluyor burada Elfida!?"

Daha fazla sinirlenmemesi için ona cevap vermeliydim fakat nasıl açıklayacaktım ki?

"Ben buralardaydım,geziyordum, sonra burda polisleri gördüm, gelip bir polise sorduğumda ise 5 kişinin parçalanarak öldürüldüğünü söyledi. Çalışan olduklarını söyledi Ege sen de öldün sandım."

Söylediklerim karşısında Ege şoka uğramıştı. Elini hızlıca dağılan saçından geçirdi. Bana inanmayan gözlerle bakmaya başladı

"Elfida n-ne dedin sen?"

Gözlerinde derin bir hüzün ve acıyı gördüm. O kadar kötü oldu ki.O anda sanırım dediklerimi yeni yeni idrak etmeye başlamıştı.

Ege birkaç saniye ne olduğunu anlamaya çalıştı. Ve hızla önünden geçen bir polis memuruna yaklaşıp ölen kişilerin kimler olduğunu sordu. Polisin söylediklerini duyamıyordum.

Polis memurunu dinledikten sonra Ege yanıma doğru şok ve hüzün kırıntıları dolu gözlerle geldi.Titreyen sesiyle konuşmaya başladı.

"Ölen 5 kişinin kim olduğunu sordum fakat hepsi parçalandığı için otopsiye kadar kim olduklarını bilmediklerini söylediler. Elfida inanabiliyormuşun içlerinde Selin'de olabilir!"

Ege sinirle saçlarını karıştırdıktan sonra telefonunu çıkarıp Selin'i aramaya başladı.Sonuna kadar arasada açan olmamıştı.

Tam o sırada bir polis memuru elinde Selin'in kanlı telefonu ile dışarı çıktı Selin'nin telefonunu aramakla meşgul olan Ege, kulağına gelen melodiyle geriye döndü.Ve ben koskoca bir adamın yıkılışını gördüm. Ege bana bir kere sevdiği biri olduğunu ama açılamadığından bahsetmisti demek ki o kişi Selindi. Ege ise Selin'in ölümü görmüştü.

*****

Yatağımdan doğruldum. Uyuyamıyordum. Ege Selin'in öldüğünü öğrendikten sonra çok kötü olmuştu.

Ben ve Ege'yi orada çalıştığımız için ifade vermek için karakola çağırmışlardı. Oraya gidip ifademi verdim. Olanları başından sonuna kadar anlatıp ben işten bu olay olmadığı gün çıkarıldığını belirttim. Polisler bana birkaç soru daha sorduktan sonra bırakmışlardı.

Daha sonra Ege ne kadar kötü de olsa bana yetimhaneye kadar eşlik etmiş daha sonrada gitmişti.

Ne kadar yanında olup teselli etmek istesemde onunla çok bir bağım yoktu. İşten ayrıldıktan sonra tamamen bağımız kopmuştu. Ayrıca yetimhane kurallarına göre gece başka yerlerde kalmamız yasaktı. Eğer gece saat 10'dan önce giriş yapmazsan birdaha içeriye alınmıyordun.

Yatağımdan kalkıp boş yatakhaneye baktım şuan herkes aşağıdaki büyük salonda yılbaşı kutluyor olmalıydı ama benim ne yılbaşı kutlayacak hevesim ne de dertsiz tasasız bir kafam vardı. Sonuçta yarın doğum günümdü ve yarın en geç 2 ocakta yetimhaneden gitmeliydim.

Kafamdaki düşünceler eşliğinde yatakhaneden çıktım. Hızlı adımlarla terasa giden merdivenleri çıktıktan sonra normalde yasak olan terasa çıkmıştım. Yetimhane ne kadar eskide olsa 7 katlıydı ve terası çok güzeldi.

Geldin yine mekana he Elfida?

Kendimi dinleyebileceğim tek yerdi burası.

Bana özel olan tek yer.

Terasa çıktıktan sonra en uç noktaya gidip kıyıya oturdum. Ayaklarımı aşağı sallandırıp orman ve ardından ışıl ışıl şehri izlemeye başladım.

Aklımda bin tane soru vardı ve hiçbirin cevabı yoktu. Yetimhaneden ayrılınca ne yapacağım,restoranttaki katliamı kim yaptı ve amacı neydi, Egeye nasıl birşey olmadı,belli bir hedefleri mi vardı? Kafamdaki sorulara dur demek adına geriye doğru yatıp gözlerimi kapattım.

O sırada havada patlayan havai fişekler yeni yıla girdiğimizin habercisiydi.

Yeni yıla yine yanlız girmiştim.Yeni yıla yine kendimle girmiştim. Bu hayatta sadece ben vardım. Kendi kendimin herşeyi olmuştum. Annesi,babası, ablası,ağabeyi... Göz kamaştıran ışıkları izlerken gözlerimi kapattım.

*****

Sabah kafamda bağıran görevli kadın eşliğinde uyanmıştım. Doğrulmaya çalışırken fark ettiğin şey ise her yerimin tutulduğuydu. Nasıl bu kadar aptal olabilmiştim. Aralık ayındaydık kışın ortasında terasta uyumuştum.

Aklıma gelen görevli ile gözlerimi yukarıya diktim. Görevli kadın

"Elfida burda napıyorsun Müdire Hanım sabahtan beri seni arıyor.Dün gece yetimhaneye girdiğini görmüşler ama tüm gece yokmuşsun. Her yerde seni aradım. İyiki de buraya bakmışım. Yani kış ayında terasta uyuyacak kadar aptal olduğunu düşünmemiştim ama neyse. Müdire Hanım seni çağırıyor "

diyerek sınırlı bir şekilde arkasını döndü.Teras kapısına ilerleyip gözden kayboldu.

Bende biraz esneyip, vücudumdaki ağrıları azaltmaya çalışıp, ayağa kalktım. Üstümdeki tozları silkeledikten sonra terastan çıkıp Müdire Hanım'ın odasına ulaştım.

Kapıyı tıkladıktan sonra "Gel." komutu ile içeri girdim. Karşımda 50'lileri bitmiş 60'larına dayanmış kadın bana oturmamı ister gibi eliyle koltuğu gösterdi. Koltuğa oturduktan sonra karşımdaki kadın boğazını temizleyip gözlüklerini düzeltti.

Ardından bana bakarak konuşmaya başladı.

"Elfida yaklaşık 4 senedir buradasın. Ve ne kadar çok görüşmesekte seninle 4 yılımız geçti. Ben seni az çok sevdim fakat yetimhane kurallarını biliyorsun 18'ine girdiğin an artık burada sana daha fazla bakamıyoruz elimden birşey gelmiyor Elfida . Bu süreyi uzatmak isterdim. Sana daha çok zamanda vermek isterdim ama yapamıyorum bu yüzden lütfen akşam 10'a kadar yatağını boşaltıp çıkışını yapmış olur musun? Her ne kadar sana burada yatacak bir yer ve sıcak bir yemek veremesem de arada gel görüşelim Elfida. Sana burda hep yer var."

Karşımdaki samimiyetsiz kadının dedikleri zerre kadar doğru değildi. Buradan gitmem için can attığı belliydi. Daha fazla uzatmamak için konuştum.

"Peki Ayşe Hanım bu akşam 10'a kadar yatağımı boşaltmış, çıkışımı yapmış olurum merak etmeyin iyi günler."

Diyerek gülümsedim. Kadına daha fazla bakmadan odadan çıktım.

Evvet şimdi ne yapacaksın acaba Elfida ?

Bilmiyorum.Allah kahretsin bilmiyorum. Ne kalacak bir evim var ne de otele verecek kadar param ne yapacağım hakkında bir fikrim yok.

Bir hışımla kaldığım yatakhaneye çıktım. Yatağın altına koyduğum eski valizi çıkarıp eşyalarımı yerleştirdim. Üzerime montumu geçirip eski telefonumu cebime attım.

Odada başka eşyam kalmış mı diye odayı taradıktan sonra eski bir kitabı oyup içine paralarımı sakladığım kitabı alıp ne olur ne olmaz diye el valizimin içine attım. Odada birseyimin kalmadığına kanaat getirerek merdivenlerden indim.

Yetimhaneden çıkıp güvenlikle vedalaştım.Son kez dönüp arkama baktığımda aklımda bir anım canlanmıştı.

2 ocak 2018

Geldiğim yetimhanede etrafı incelemeye başladım. Uzun beyaz fayanslara sahip bir koridordu. Duvarlarda renkli cizimler vardı.

Müdire hanımın kapısının önünde oturuyordum içerde ise benden sorumlu bir polis memuru ve Çocuk hizmetleri müdürlüğünde görevli bir kadın vardı.

Ölü ailem ile aynı evde bulunduktan sonra psikoloğa götürülmüş. Gördüklerimden ve yaşadıklarımdan sonra delirdiğim düşünülmüş. Sülalemden kimse beni deli olduğum için sahip çıkmamış.Bende bu yetimhaneye getirilmiştim.

Az önce kayıtlarım yapılmıştı. Ben ayaklarımı sallarken kapı açıldı ve içeriden benden sorumlu kadın, polis memuru ve Müdire Hanım çıkmıştı.

Kadın bana yaklaşıp

"Bak Elfidacığım bu yetimhaneden sorumlu olan kişi Ayşe ablan artık sana o bakıcak. Bir sıkıntın olursa ona söylemelisin tamam mı? "

samimi ses tonu hoşuma gidiyordu. Mutlu bir şekilde kafamı salladım. Kadın ellerimi tutup

"Ben artık gitmeliyim Elfidacığım ama arada ziyaretine geleceğim söz kendine iyi bak tamam mı?"

ben yine kafamı sallamıştım.

Konuşmak çok hoşuma giden birşey degildi. Kadın ayağa kalkıp Müdire Hanım ile el sıkıştı. Ardından bana gülümseyerek el salladı ve kapıdan çıkıp uzaklaştı.

Kadın gittikten sonra polis memuruda bana el sallayıp uzaklaştı. Müdire Hanım bana kalacağım odaya kadar eşlik edip yatağımı gösterdi. Beni kaynaşmam için öteki çocuklarla baş başa bırakıp odadan çıktı.

Ben bir hevesle arkamı dönüp öteki çocuklara el sallayacağım sırada bir kız arkadaşına dönüp

"Dilara şuna bak deliymiş bu yaklaşmayalım bence."

" Ölü ailesi ile aynı evde bulunmuş o niye ölmemiş ki?"

dedikleri şeyle elim öylece havada kalmıştı. Etrafimdaki herkes benden uzaklaşıp gruplaştı ben ise koskoca yatakhanede tek başıma kalmıştım. Elimi indirip Müdire Hanım'ın odasına koşmaya başladım. Dolan gözlerim önümü görmemi engelliyordu. O bana her zaman benim yanıma gelebilirsin, ben sana yardım edebilirim demişti. Evet o bana yardım ederdi.Tam kapıyı tıklayacakken duyduğum şey ise beni şoka uğratmaya yetmişti.

"Evet Ayça geçen gün engellisi geldi o yetmezmiş gibi şimdi bide delisi çıktı başıma bitmiyorlar ya "

"..."

"Aynen . Zırdeliymiş raporu falan var . Dışarıdan baksan normal çocuk sanarsın ya bide diyorlar-"

Daha fazla dinleyemedim. Benim hakkımdaki şeyleri daha fazla dinleyemedim. Canım okadar yanıyordu ki gözlerimdeki yaşları durduramıyordum. Hızlı adımlarla terasa ilerledim.

Müdüre buranın yasak olduğunu söylemişti ama zaten o çok şey söylemişti. Terasa çıkıp en uca gittim. Başta kendimi atıp kurtulmak istedim. Ailemin yanına gitmek istedim ama cesaret edemeyip yere oturdum. Hüngür hüngür ağladım. O gece anneme ağladım babama ağladım yalnızlığıma ağladım...

Kafamı iki yana sallayıp anıların gözümün önünden gitmesini sağladım. Arkamı dönüp koskoca şehre baktım ben ne yapacaktım?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.