İçeriğe geç

Hangimiz daha yaralı?

Bölüm 2 · 8 dk okuma

Hangimiz daha yaralı?

Bölüm 2

Hüzün yağmuru

"Ahu!!! Nerdesin sen gerizekalı. Rezil ettin yine bizi!!! Utanıyorum senden. "

"A-anne ben ne yaptım ki?" diye sordum.

"Daha ne yapacaksın. Al da şu karnene bir bak. Yine teşekkür getirmişsin. Zaten takdir alsan şaşardım. Hiç bir boka yaramıyorsun. Çık git bu evden!!!"diyip saçıma yapıştı Mahide Soydan. Çırpındıkça çırpındım. "Baba yardım et!!!" diye bağırdım. Yardım çığlıklarım cevapsız kaldı. "Bırak saçımı artık!!!"diye bağırdım acıyla. Ama Mahide Soydan'ın taş kalbi kızının çırpınışlarına rağmen yumuşamadı. Aksine kızını yağmurlu bir aralık gecesi sokağa attı. Tir tir titreyerek ilerledim ıssız sokakta. Ağlamaktan gözlerim şişmişti. Saatin kaç olduğundan dahi haberim yoktu. Buralar tekin sokaklar değildi. Yanımda sadece kırılan kalbim ile yürüdüm. Biraz sonra arkamdan adım sesleri duydum. Omzumun üstünden arkama baktım. Sarhoş uzun bir herif vardı. Ve bana bakarak pis pis sırıtıyordu. Alışkındım böyle şeylere. Deneyimim vardı. Umursamaz bir aileniz olursa böyle konularda deneyim sahibi olabiliyordunuz. Adımlarımı hızlandırdım. Adam da hızlanınca koşmaya başladım. Arkama bile bakmadan koştum. Sonunda caddeye çıkmıştım. İlk gördüğüm apartmana koşup rastgele bir zile bastım. Nahif bir kadın "Kim o?" dedi. "Yardıma ihtiyacım var. Nolur yardım edin. Takip ediliyorum. Bir adam peşimde!!!" diye nefes nefese konuştum. Kapının açılma sesini duyunca kat numarasına bakıp içeri girdim. Asansöre binip 14. kata bastım. Asansörden indiğinde kapıda endişeli sesi nahif o kadını gördü. "Çok teşekkür ederim. Gerçekten hayatımı kurtardınız. Eğer siz kapıyı açmasaydınız-" Kadın birden beni kendine çekip sarıldı. "Bunları düşünme tatlım. Gel içeri. Konuşalım. Sakinleş. Güvendesin. " dedi. Çekingence içeri adımımı attım. Salona geçip oturduk. "Adın ne güzel kızım?" Ahu diyecek oldum ama sonra annem ve babamın bana hep ahu dedikleri aklıma geldi. Onların hitap ettikleri isimi istemiyordum. "Adım Hilal, Hilal Soydan." diye mırıldandım. "Benim de adım Nilüfer, Nilüfer keskin." dedi. "Tanıştığıma memnun oldum kızım. Gecenin 01:00' de sokakta ne işin vardı be kızım. Yanlış anlama beni. Buralar tekin sokaklar değil. " diye mırıldandı hüzünle. O kadar cümlenin içinde sadece bir cümle dikkatimi çekti. Doğru. Burası tekin sokaklar değildi. Ve benim annem olacak kadın öz kızını gecenin karanlığında sokağa atmıştı. "Biliyorum Nilüfer abla. Ben bile isteye sokağa çıkmadım aslında. Benim annem... Beni evden kovdu. Zaten beni sevdiği söylenemez. Bana hamile kaldığında babama 'Ben çocuk bakamam Asaf. Aldırmak istiyorum bunu.' demiş benden için. Babam kabul etmemiş. Onun azıcık merhameti varmış o zamanlar. Şimdi ise... Bir çöp gibi sokağa atıldım. Hatta şuan umurlarında bile değilimdir." diyip boş bakışlarla Nilüfer ablaya baktığımda gözleri dolmuştu. Zorlukla konuşarak " Beni annen say yavrum. Ayrıca burda istediğin kadar kalabilirsin. Bir kızım var senin yaşlarında. Bir de oğlum var. 1 yaş büyük Işıl'dan" dedi kadın. "Teşekkürler ama rahatsızlık verirse-" lafımı bitirmeden " Aaa ne rahatsızlığı? Bir daha duymayayım lütfen hilal. Gel sana odanı göstereyim." Yukarı kata çıktık. Yan yana iki odayı gösterip "Bunlar oğlumun ve kızımın odası. Ve işte karşı oda senin odan. Kendi evindeymiş gibi rahat ol . İhtiyacın olursa seslen. Alt katta sağdaki oda benim odam. İyi geceler tatlım . " dedi ve arkasını dönüp gitti. Odaya girip yatağın altına girdim. Kafamı yastığa gömüp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Neden bendim? Neden sevilmedim? Ne yaptım ben annemle babama? En önemlisi bunları haketmiş miydim? Sorularla boğuşmak işkence gibiydi. Özellikle cevabı bulunamayan sorularla. Biraz sonra göz kapaklarım ağırlaştı. Gözlerim tamamen gittiğinde kendimi uykuya teslim etmiştim.

27 ARALIK

Sabah uyandığımda yanıma yeni kıyafetler koyulmuştu. Siyah kazağı,siyah ceketi,siyah kot pantolonu ve siyah çorabı giydikten sonra siyah kombinin asıl parçası pembe terlikleri giydim. Elimi yüzümü yıkayıp aşağı indim. "Günaydın tatlım" diye mırıldandı Nilüfer abla. "Günaydın Nilüfer abla" diye mırıldandım. Büyük uzun masada karşılıklı olarak Nilüfer ablanın çocukları oturuyordu. " Hayatım masaya geçsene sen de. " dedi Nilüfer abla. Yavaşça başımı sallayıp Işıl'ın yanına geçtim. Sessizce kahvaltımızı ettikten sonra Işıl ile onun odasına çıktık." Merhaba ben Işıl. Senin adın ne ? Kusura bakma. Annem var diye aşağıda soramadım. Fazla konuşmam onu sinirlendirir de biraz.İyi bir kıza benziyorsun. " diye tek nefeste konuşunca şaşkınlıkla ona baktım. " Silahtan çıkan mermiden hızlı konuşuyorsun. Sen kaç kitap okuyorsun haftada? Hayır yani bir sırrın falan varsa söyle. " diyip gülümsedim."Benim adım Hilal, Hilal Soydan. Niye burda olduğumu merak ettiysen annem beni gece yarısı evden kovunca bir sarhoş adam tarafından takip edildim. Bende gördüğüm ilk apartmanda bir zile bastım. Şansa bak ki Nilüfer abla beni evinize aldı. Ona cidden minnettarım. Tanıştığıma memnun oldum bu arada Işıl."diyip tebessüm ettim. "Ayy iyi ki bu zile basmışsın. Benim hiç kız arkadaşım yok biliyor musun? Erkek arkadaşımın olmasının zaten imkanı yok. Seninle arkadaş olsak okulda ortalığı yıkar geçeriz.Arkadaş olur musun ki benimle? Genelde benimle kimse arkadaş olmaz da "diyerek yüzünü asınca "Niye olmayayım arkadaşın. Olurum arkadaşın. Ayrıca seninle arkadaş olmayanlar kesin kör. Şu güzelliğe, tatlılığa bak." dedim."Ayy alışverişe gidelim mi? Hep bir kız arkadaşla alışverişe gitmek istemişimdir.Abimle gidince ne bir crop ne bir etek alabiliyorum" diyip gözlerini devirdi. Sanırım abisi birazcık kıskançtı. El ele aşağıya koşup Nilüfer abladan izin almaya çalıştık. " Anne nolur ya. Valla fazla oyalanmayız. Hemen gidip geliriz. " diye yakarıyordu Işıl. Nilüfer abla "Yok yavrum olmaz. Tek başınıza yollamam sizi. Başka zaman beraber gideriz. " diyince 3. kez. Işıl bana kapıyı işaret edip "3 deyince koş " dedi. Kafamı iki yana sallayarak reddetsemde 3 diyip eliyle beni peşinden sürükledi. Ayakkabılarımızı giyip asansöre bindik. Asansör 0'a gelince durdu. Hızlıca demir kapıyı açıp dışarı çıkıyorduk ki Işıl ile omzum uzun bir şeye çarptı. "Ya Giray abi bırak gidelim!!!" diye sızlandı Işıl. " Oldu paşam. Yok öyle dünya yürüyün kız!!!"diyip bizi ensemizden tuttuğu gibi içeri soktu. " Affedersin ama birşey sorabilir miyim? Niye bizi boka dokunur gibi tutuyorsun?" diyince Işıl "Evet abi biz kedi değiliz ensemizi tutmayı bırak !!!" diye cırladı. "Çok konuşma bakayım sen" diyerek Işıl'ı asansöre itti. Sonrada beni ittirip "Sen de" diye ekledi. Işılla yan yana geçince o da karşımızda durdu." Yok öyle Nilüfer Sultan'dan izinsiz tek başınıza dışarı çıkmak." dedi. " Şimdi tıpış tıpış gidip özür diliyorsunuz. Sonra da benimle gidiceğinizi söylüyorsunuz. Anlaştık mı kaçaklar?"diyince Işıl ile aynı anda "Anlaştık" diye homurdandık. Asansörden inince yine ensemizden tutup içeri soktu bizi. Nilüfer abla "Aferin benim aslan oğluma. Yakalamışsın bizim kaçakları. " diyip gülümsedi. "Yakaladım Nilüfer Sultan. Yakaladım yakalamasına da bu kaçaklar sana birşey söyleyeceklermiş" dedi. Işıl ile aynı anda " Özür dileriz Nilüfer Sultan. " dedik. Işıl devam etti. " Bu sefer tek gitmeyeceğiz. Abim de bizimle gelecek. Gidebilir miyiz annem?" diyince Nilüfer abla oğluna baktı. Giray kafasını sallayınca Nilüfer abla " Gidebilirsiniz o zaman. " diye mırıldandı. Koşa koşa asansöre bindik. Deve kılıklı davar arkamızda kalmıştı neyse ki. Asansör 0'a gelince indik. Merdivenden inmesine rağmen aynı anda inmiştik. Demir kapıyı açıp dışarı çıktığımız da bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Işıl'a çevirdim bakışlarımı. İkimizde aynı şeyi düşünüyorduk sanırım. Eli elime dolandı. Beni de peşinde sürükledi.Yağmurun altında ıslandık.Kahkalarımız birbirine karıştı. Sonra gözlerim ona takıldı. Kollarını göğsünde bağlamış tebessüm ederek bizi izliyordu. Daha doğrusu beni. Hakkımda ne düşünüyordu acaba? Biraz sonra "Eğer biraz daha ıslanırsanız sizi arabama alacağımı sanmıyorum" diyip gıcık gıcık sırıttı. Arabayı açınca arka koltuğa geçtik Işıl ile. O da arabaya bindiğinde anahtarı çevirip arabayı çalıştırdı. Aynı anda hapşurduk. "Al işte!!! bunların ıslanmasına izin veren aklımı sikeyim. Alışverişten sonra ben size napacağımı iyi biliyorum. Elimden çekeceğiniz var kaçaklar"diyerek bize peçete uzattı. Alışveriş merkezine girdiğimizde dikkatimizi ilk croplar çekti. Tam o yöne doğru yönelecektik ki ensemizden kedi misali yine aynı deve kılıklı davar tarafından tutulduk. Kafamı yukarı kaldırdığımda omzuna geldiğimi farkettim. Boşuna deve demiyordum işte. Tam bır deveydi. "Orası olmaz kaçaklar!!!" diye uyardı deve kılıklı davar. Ensemizdeki ellerini omuzlarımıza indirip bizi şal reyonuna çevirince Işıl ile büyük bir kahkaha patlattık. Gülmem yavaş yavaş kesilirken "Bu senin imana dönün deme şeklin mi Giray."diyip daha fazla güldüm. Biraz sonra gözümüze yeni çıkan allıklar çarptı. Işıl şeftali tonu allığı beğenince kasaya gidip ödemesini yaptı. "Kız 1. kaçak gel bakayım buraya!!!"diye seslendi Giray. Yanına gittiğimde allık reyonuna düşünceli gözlerle bakıyordu. "Doğum günün ne zaman senin?" diye sorunca "17 şubat 2000" dedim. "Bende insanlara tam doğum gününde hediye alamama hastalığı var. Bu yüzden şu allıklardan beğendiğini seç." Utançtan yerin dibine girmek istiyordum. "Ben fazla makyaj yapan biri değilimdir.Yani almasan da olur bence."diyip Işıl'ın yanına doğru yürüdüm. Arkamdan "Ah be kızım niye böyle yapıyorsun be?"diye söylenişini duydum. Kimsenin bana acımasını falan istemiyordum. Acınacak halde olsam bile. Işıl alışverişini bitirince poşetleri taşıma işini Giray'a kilitledi. "Kız 1. kaçak montumun cebinde arabanın anahtarı." dedi. Elimi uzatıp montunun cebindeki anahtarı aldım. Kilitli arabayı açtıktan sonra cebine geri koydum. "Geleceğin boksörünün yaptığı işlere bak. Ya sabır ya!!!"diye homurdandı Giray Gökalp Keskin. Işıl "Geleceğin boksörü ilerde hanımcı olacak ne güzel işte. Gelecekteki yengem bana teşekkür etmeli."diyip saçını arkaya savurdu. "Gelecekte yengen olmayacaktır belki Işıl. Belki şimdi olacaktır. " dedikten sonra gözlerimi kaçırdım. Sanırım sevdiği vardı. Girayla arama mesafe koymam gerekliydi. Sevdiği kız varken onunla yakın olmam hoş değildi. "Hilal!!!" diye bir ses duydum derinlerden. Birden silkelenmemle kendime geldim. Giray kolumdan tutuyordu. "Hilal iyi misin sen?" diye sordu. Başımı sallayarak onayladım. Konuşabileceğimi sanmıyordum. Merdivenler ıslak olduğu için ayağım kaydı. Ağzımdan minik bir çığlık firar ederken Giray'ın belimden tutması ile dengemi sağladım. Yaşadığım anın korkusu ile elimi göğsüme bastırdım. Kalbim sanki yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu. Aslında kalbim korkudan hızlanmamıştı. Kalp kırıklığından hızlanmıştı. Annem geldi aklıma. Bana söyledikleri. "Senin gibi paçavrayı kim ne yapsın!!!"

"Keşke seni doğurmasaydım!!!"

"Hiçbir boka yaramıyorsun!!!"

"Kapat çeneni Ahu!!!"

"Sana hamileyken giden güzelliğime yazık be!!!"

Sonra babamın dedikleri...

"Bir kere de bir takdir alsan benim kızım olduğunu bilirdim. Ama değilsin. Olamazsın da"

"Okumayacaksın lan sen!!!"

"Seni orospu!!! Kaçma gel buraya!!! Öyle böyle yiyeceksin bu dayağı!"

O kadar çok... O kadar çok ağırdılar ki... Etrafım bulanıklaştıkça bulanıklaştı. Yerin ayaklarımın altında kaydığını hissettim. Kalbime ince bir sızı saplandı. Sevilmemenin sızısı. Bütün hüzünler aralık yağmuruyla birlikte yüreğime inmişti. Aynı annemin beni evden kovduğu gece olduğu gibi...

Selam ben nur umarım ilk bölümü beğenmişsinizdir. 💗

Yorumlarınızı bekliyorum sabırsızlıkla 🙈💗💗

Bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle hoşçakalın ❤️❤️❤️

Bölüm sonu

2 yorum