İçeriğe geç

Hançerler Bazen Büyük Olmaz

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Hançerler Bazen Büyük Olmaz

Bölüm 1

KASIRGALAR FELAKETİN ESERİDİR

"Gökyüzünde ki kasvetin asıl sebebi insanlardır"

"Yine bir ceset ve yanında siyah eldiven ile neşter bulundu. Bu aynı katil tarafından işlenen dördüncü cinayet. Yetkililerden beklenen herhangi bir açıklama bulunmamakta. Halkın tek korkusu ise Neşter'in yeni kurbanının kim olduğu hakkında."

Televizyondaki haber spikerinin sesi kan donduran türdendi. Şehirde dolanan seri katil herkesin korkulu rüyası haline gelmişti. Artık sadece kadınlar değil erkeklerde kurban sınıfındaydı. Çünkü Siyah eldivenli katil şimdiye kadarki bütün kurbanlarını erkeklerden seçmişti.

O sırada bir şimşek çaktı ve yerimden zıplamama neden oldu. Hava fırtına bulutlarıyla kaplanmıştı. İnsanların içindeki korkunun kasveti sinmişti sanki havaya.

Uzun süredir dalgın bir şekilde televizyona baktığımı bana hatırlatan şey telefonumun çalış sesiydi. Telefonun üzerindeki ismi görür görmez yüzümde bir sırıtış oluştu. Ece arıyordu. Telefonu açıp kulağıma götürdüm:

-Günce gelecek misin yarın?

İnsan bir merhaba der ya. Hemen 'yarın buluşacak mıyız?'

"İnsan bir merhaba der dimi Ece" Telefondan gelen offf sesini duyduğumda tekrar konuşmaya başladım. "Hiç of falan deme bana"

"Ya tamam boş ver şimdi ofu mofu buluşacak mıyız?" Ay darla darla Ece. "Tamam geleceğim merak etme." Dediğim gibi telefonun yüzüme kapanması ile duyduğum bip sesi büyük bir hayal kırıklığıydı. Evet, Ece cevabını alır almaz telefonu yüzüme kapatmıştı.

Ve bir şimşek daha çaktı. İşte bir gökdelenin en yüksek katında oturmanın zararları, her yağmurda çarpılma korkusuyla yaşıyordum resmen. Hava gri renginin en korkutucu tonunu almıştı. Telefonumun alarmının çalması saatin akşam dokuz buçuk olduğunun göstergesiydi. Günlüğümü yazmanın vakti gelmişti.

Odama geçtim ve beyaz komodinin içinden üzerinde beş yaprağından ikisini dökülmüş olan solmasına ramak kalmış bir papatya deseniyle şekillenmiş günlüğümü çıkardım. Sadece önemli günlerimi günlüğe aktarırdım. Onun dışında günlük tutmazdım çünkü mantıksızdı. Bir defter parçasına bütün hayatını yazmak sadece gereksizdi ve ben her gün, her gün günlük tutacak kapasitesi olan bir insan değildim. Üşengecim ben zaten.

***

Gözlerimi açtığımda direk camdan dışarı baktım. Güneş kendini yeni göstermeye başlamıştı. Hava gayet güzel görünüyordu aslımda. Daha dün akşam dışarıda fırtına vardı. Bazen bu değişimleri anlayamıyordum. Günlük hayat sorgulamamın hemen ardından yataktan çıktım. Eceyle buluşacaktım.

Beyaz kıyafet dolabının önüne geldim ve kapağı açtım. Eğer bu havada siyah giyinirsem dikkat çekerdim. Renkli bir şeyler giymem gerekiyordu. Tamam buldum. Kahverengi diz kapağımın biraz üstünde biten, uzun kollu, kare yaka bir elbise giyeceğim. Beyaz bilekten kayışlı yuvarlak burun deri kalın topuklu platform ayakkabımı giydiğimde gerçekten güzel gözüküyordum. Siyah uzun saçlarımı omzumdan geriye attım ve perçemlerimi elimle düzelttim.

Telefonumu açtım ve Ece'yi aradım. Telefon çaldı ve yine çaldı, sonra tekrardan çaldı ardından bir kere daha çaldı ve o dıtt sesi geldi. Telefonumu meşgule mi atmıştı? Ben buluşmak için nereye gidecektim? Kapım çaldı. Kapıya doğru yürüdüm. Kim gelmişti? Kapıyı açtım.

-Ece!

Şaka gibi bir arkadaşım vardı. "Evet ben" dediği anda ona kaşlarımı çatarak hatta sorgulayarak baktım. "Niye telefonumu meşgule attın?" Güldü." İşim vardı. Kapıdan çekilirsen içeri gireceğim" Dışarıda buluşmayacak mıydık? "Bence direk dışarı çıkalım." O geriye çekildi ve "Gel" dedi. İçeriye elimi uzattım ve kapının yanındaki komodinden anahtarımı aldım. "Çıkalım" dedim.

Beni göz ucuyla süzdü ve "Katil hakkında ne düşünüyorsun?" dedi. Kapıyı kilitlerken ona baktım. "Herkes ne düşünüyorsa onu" dedim ve anahtarı yuvasından çıkardım. "Korkmuyor musun yani?" dedi. "Yo korkmuyorum diyebilirim." Gözlerini büyüttü. "O katilden bir tek kendisi korkmazdı herhalde." Ensemde ki tüylerim diken diken olmaya başlamıştı. Işıklar söndü fakat asansör çalışıyordu. Asansör bizim olduğumuz kata çıktı ve kapı açıldı. Gölge gibi görünen bir insan dışarı çıktı. "Elinde bıçak mı var onun?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.