"Herkes bir gün hak ettiğini alır" babam bana sürekli bunu söylerdi hak ettiğini almak. Kendimi bildim bileli her gün babamın bana kurduğu ilk xümle bu hak ettiğini almak. Babama bunu neden bana sürekli söylediğini sorduğumda. "Sadece sana deyil kendimede söylüyorum. Söylüyorum ki hiçbir zaman ümitsizliğe düşme" demişti. Bu cümleden sonra babamdan önce ben kendime hatırlattım herkes hak ettiğini alır ya da yaşar.
Sabahın erken saatlerinde uyanıp kahvaltı yapmadan hemen önce babamın yanına giderim.
Yine öyle bir gündü babamın yanına gittiğimde beni güler yüzle deyil ciddi bir şekilde karşılamıştı.
Ben ailemin tek çocuğuyum Babam mafya dünyasında adı duyulmuş, insanların karşısında kolay kolay geri adım atmadığı bir adamdı. Ama benim yanımda hiçbir zaman öyle biri olmamıştı.
Babam ile ilişkimiz her zaman baba kız ilişkisi oldu. Hiçbir zaman işini bana yansıtmadı. Fakat bu gün farklıydı.
"Bir sorun mu var baba"
"Yok kızım fakat seninle bir konu hakkında konuşmak istiyorum. Artık büyüdün 22 yaşında genç bir kız oldun. Benim yaşım malum. Ben bir karar aldım. Artık bu masayı ve bu odayı sana bırakma vakti. Şimdilik benim gözetimim altında yöneticeksin"
Babamın dedikleri ile şaşkına dönmüştüm. Az önce tüm mafya dünyasına adını duyurmuş olan adam bana koltuğunu bıraktı.
"Baba ben bunu çok isterim fakat hazır mıyım bilmiyorum" Evet eytim almıştım lider olmak için ama bu kadar kısa zamanda olacağı tahmin etmemiştim.
"Hazırsın,kendine güven. Yemekten sonra hazır ol haftanın toplantısı var oraya gidicez beraber. Herkes görsün Yıldırım'ın varisini" dedi.
Beraber odadadan çıkıp yemek odasına geçtik. Babam en başa oturdu annem soluna,bense sağına geçtim. Bizim için herşey anlamlıydı. Oturuşlarımız bile.
Annem babamın soluna otururdu çünkü kalbine en yakın yerde olmak isterdi. Bense sol tarafa otururdum çünkü onun en güvendiği insan, hatta sağ koluydum.
⏳️
Kahvaltı ettikten sonra toplantı için hazırlanmaya başladım. Altıma siyah kumaş pantolon,üstüme düz beyaz badi,ceket olaraksa tek düğmeli klasik blazer giydim. Ayakkabı olarak klasik siyah topuklu giydim. Aynanın önüne geçip klasik sade bir makyaj yaptım.
Aşşağıya indiğimde babamın sinirli bir şekilde telefonla konuştunu gördüm. Yanına yaklaştığımda beni fark etmiş olucak ki telefonu karşıdaki adamın yüzüne kapattı.
"Babacım hazırlandın mı, hadi hazırsan çıkalım insanları bekletmeyelim" dedi. Kafamı onaylar şekilde salladım ve kapıya yöneldim.
Babamın arabası kapının önünde hazır dırıyordu. Şoför sürücü koltuğuna doğru ilerlediğinde babam şoförü dururdu.
"Bu gün ben kendim kullanırım. Sen dur" adam kafasını olumlu anlamda salladı.
Tam arabaya binerken babamın resmi sağ kolu koşarak yanımıza geldi.
"Yıldırım Bey çok acil konuşmamız lazım" dedi.
Babam bana kafasıyla arabayı gösterdi arabaya bin demek istediğini anlayıp ön yolcu koltuğuna geçtim.
Yaklaşık 2 dakika sonra babam arabaya bindi.
Arabayı çalıştırdı ve yola çıktık. Babam arabayı kullanırken bana döndü "Sana her sordukları soruya cevap vermek zorunda değilsin. Her söyledikleri şeyi dikkatlice dinle ve anla. Tek bir ayrıntı bile kaçırırsan her şey değişe bilir" dedi.
"Tamam baba,zaten yıllardır eğitim alıyorum. Zaten sadece o ortama alışmak için gitmiyormuyum. Sen merak etme"
"Sadece ortamı görmek için gittiğini düşünüyorsan yanılıyorsun Laracım. Çünkü bu gün seni herkese tanıtıcam ve bundan sonra benim oturduğum koltukta sen oturacaksın. Ben ise sadece bir yıllığına senin yanında buluncam" dedi.
"Tamam ama daha erken değil mi. Sonuç olarak daha 23 yaşındayım" dedim. Babam cevap vermedi. Bu da tam vakti demek gibi bir şey di.
Araba yavaşladığında geldiğimizi fark ettim. Tamamen durunca da arabadan indim.
Kimin olduğunu bilmediğim bir eve gelmiştik. Çok ev de denmezdi gerçi. Evden daha büyüktü. Kocaman bir bahçesi vardı. Bahçenin ortasında çeşme vardı. Geri kalan yerler düz çimenden baretti.
Toplantılar sırayla herkesin evinde olurdu ayda bir yapılırdı. Her evde ayrı bir oda toplantı odası vardır.
Evin bahçesinde bizi buğday tenli,siyah saçlı renkli gözlü bir adam karşıladı.
Babam adamı görünce hemen adamın olduğu tarafa yöneldi. Adamla el sıkışıp hal hatır sordu ,adamın ismini duymamıştım ama çok yakışıklıydı.
Adam beni görünce şaşırdı babama dönüp "Kızınız mı" dedi. Babamdan önce cevap verdim "Evet kızıyım" dedim ve adama el uzattım. Adam yüzüne sahte bir gülümseme yerleştirip elimi sıktı.
Kısa bir şekilde tokalaştıktan sonra adam babama döndü "İsterseniz toplantı odasına geçelim" dedi. Babam onayladıktan sonra beraber yürümeye başladılar. Peşlerinden gitmeye yeltenmişken biri bileğimden tuttu.
Kafamı çevirdiğimde babamın sağ kolu olan Savaş'ı gördüm. Savaş 28 yaşındaydı 5 yıl önce babamın önceki sağkolu ölmüştü. Babamda o adam yerine Savaş'ı sağ kolu yapmıştı.
Savaş'ın ilk geldiği zaman onu arkadaş hatta bir abi olarak gördüm. Ama sonrasında ona olan bakışlarım deyişti. Benim için bir abi den bir arkadaştan fazlası olmuştu. Ona aşık olmaya başlamıştım.
Ona bu hislerimden bahsettiğimde ise oda beni farklı gördüğünü söylemişti.
"Ne var savaş"
"Sen buraya neden geldin Lara?"
"Babam gelmemi istedi zira şuan karşında babamın oturduğu koltuğun varisi var karşında"
"Yine mi Muhteşem yüzyıl izledin sen"
"Evet her yıl bu zamanlarda izliyorum sende biliyorsun" dedim.
Savaş cevap vetmek üzereyken yanımıza babamla birlikte giden çocuk geldi. Savaş hemen fark eder etmez duruşunu topladı.
"Armen bey nasılsınız" dedi. Adını şu an öğrendiğim adam yani Armen , Savaş'a cevap vermeden bana döndü.
"Lara hamın babanız sizi getirmemi istediği"
Armen cümlesini bitirir bitirmez arkasını döndü ve babamla birlikte gittikleri yöne doğru yürümeye başladı.
Savaş'a sarılıp onu takip etmeye başladım. Armen'in yanına ulaştığımda adımlarımı yavaşlattım.
"Demek adın Armen sen niye buradasın peki Armen kimin sağ kolu ya da kimin oğlusun?" dedim.
Armen durdu, o durunca bende durdum. Bana dönüp.
"Ben kimsenin sağ kolu deyilim. Evet önceden varistim ama son 1 yıldır deyilim bu gördüğün ev , adamlar ve daha görmediklerin hepsi bana ait" dedi.
"Tamam canım özür dilerim bir şey demedik sen de ne alınganmışsın" diyerek önüme döndüm ve yürümeye başladım.
Arkamdan geldiğini hissettim. Kapısında kocaman bir 'Toplantı odası' yazan bir oda gördüm.
Odaya girer girmez babamı gördüm. Yanında bir sandalye boştu. Benim yerimdi muhtemelen.
Odaya göz gezdirdim gıri ile siyah arasında bir renkti duvarlar. Duvarın biri sırf pencereden ibaretti. Odanın tam ortasında büyük bir masa ve çevresinde altı adet sandalyeler vardı.
Babamın yanında yerimi almış beklerken odaya Armen girdi,hızlıca sandalyesine geçip oturdu.
"Ben Lara ile birlikte gelmenizi beklemiştim ama Lara senden önce geldi" dedi babam.
Armen cevap vermek yerine hafifçe gülümsedi.
"Hazırsanız toplantıya başlaya biliriz" dedi Armen.
Babam Armen'i durdurdu. "Önce sizi kızımla tanıştırıyım. Adı Lara kendisi benim öz ve öz kızımdır" dedi. Öz kelimesini özellikle bastırarak söylemişti ve babam bunu söylerken Armen'in suratı gerilmişti.