3 Saat sonra Asena'dan Uyandığımda ensemde feci bir ağrı vardı.Hassiktir komiser Mehmet piçi beni bayıltmıştı.Bu sefer bağlı değildim.Muhtemelen öldüm sanmıştı.Neyse o bok çukurunu düşünmek saçma olur.Hızla depodan çıktım.Depodan çıkınca sağımda bir pencere solumda ise uzun bir koridor vardı.Pencere yüksekteydi ama çıkabilirim sanırım.Çünkü duvarda ki taşlardan bazıları hafif çıkıktı.Selim Beyin muhteşem mimarisi diye buna derdim işte.O çıkıntılara basarak pencereye ulaştım.Camı dirseğimle kırmam saniyelerimi aldı.O an koridorun başında bir adam gördüm.Hızla bana doğru koşuyordu ama biraz kilolu olduğu için yavaştı.Camdan kendimi attım.Ayağımı burkmuştum.Ama şuan ölümüne koşmam gerekiyordu.Koştum,koştum ve koştum.Sadece ormana koştum.Önüme çalılar geldi umursamadım geçtim.Biraz daha koştuktan sonra bir yol gördüm.Yolun köşesindeki büyük bir taşın yanında durdum.Çok yorulmuştum ve bu nedenden dolayı hemen taşın yanına oturdum.Aklıma Kerem piçinden çaldığım telefon geldi.Cebimden çıkarttım.Biraz çizilmişti ama işime yarardı.Hızla en yakın arkadaşım Nehir'i aradım Telefonu hemen açtı. -Buyrun? Dedi Nehir. -Nehir.Şuan nerde olduğun sikimde bile değil sadece beni almaya gel lütfen.Sana bir konum atıcam.Hemen gel lütfen.Yanında bir kaç parça kıyafet falanda getir.Gidiyoruz.Artık burda daha fazla kalamam. Tek nefeste fazla konuşmuştum. -Kanka nolduğunu sormak istiyorum ama umrumda değil hemen geliyorum. Telefonu kapattım ve konumu attım. 30 Dakika sonra Yarım saat sonra Nehir'in arabasını gördüm ve önünü kestim.Nehir durduğu anda hemen arabaya bindim ve ona sürmesi için işaret verdim. -Kanka noluyor lan? Diye sordu Nehir arabayı sürerken. -Hiç sorma kanka.Fena şeyler oluyor.Hemen yurtdışına gitmeliyiz. -Nereye gidicez ki? -Makedonya'ya. -Neden? -Hani bizim Nur orda ya mal. -Hee doğruu. -He yaa. -Dur lan Vanlı olan Nur mu? -Yok. -İzmirli olan mı? -Hayır. -O zaman Muşlu olan mı? -O hiç değil. -O zaman Aydınlı olan mı? -O da değil ama iyi kızdı o hee.Bir ara gitmeliyiz yanına ziyarete. -Bencede...Buldum lan!O zaman Karadenizli olan Nur. -Sonunda lan. -Lan mal direkt Karadenizli Nur'a gitcez yada bizim kanka olan Nur'a gitcez deseydin ya aptal. -Üşendim belki. O sırada üstümü çıkartmıştım ve çantadan bir tişört alıp giydim. -Su var mı? Diye sordum. -Torpidoda var. Suyu aldım. -Yarabandı var mı? -Oturduğun koltuğun altında bir paket var. Yarabandı kutusunu aldım ve içinden bir tane yarabandını kanayan bacağıma yapıştırdım. -Peki yiyecek bişeyler var mı? -Arka koltukta ki ortadaki yeri aç.Açtın mı? -Evet. -Onun içinde bı tanede termal bı kapak var onu da aç.İçinde çilekli süt ve çilekli kek var. Hakkettende vardı. -Lan niye senin herşeyin çilekli? -Çünkü çilekli olan herşey güzeldir. -Normalde çikolatalı olan herşey daha güzel ama neyse senle hiç uğraşamam. -Niye lan. -Bide niye diye soruyo lan.Uyuycam! -Heh bide ben Arda'ya da haber verdim. -Lan niye ona haber veriyon eşşeğol eşşek! -Canım istedi ayol! -Sen aptal bir piçsin.Senle uğraşamıyom bide o salakla mı uğraşcam lan! -Uğraş banane!Hem o mal yanında her zaman gerekli şeyler taşıyo. -Neden acaba! -Çünkü insanlardan bişiler dızlamaya bayılıyo!İkinci hobisi. -Yok bilmiyodum lan! Yarım saat sonra bir benzinlikten Arda'yı da aldık.Arda ve Nehir mal mal şarkı söylüyorlardı.Uyutmadıkları için bende söylemeye başladım. -Benziyo aynı dert-le-rimiz!Acı tatlı geçiyo gün-le-rimiz! Diye şarkıya giriş yaptı Arda. -Yarın çarşamba bugünse salı!Bu müzik değişmez bizimdir adı! Diyerek devam etti Nehir. -Anan,baban,kardeşin dinliyo bak bizleri.Kardeşliğimiz bölünmez! (Burdan sonrasını bende bilmiyor olabilirim) Diyerek eşlik ettim iki deliyede. -Birlikteliğimize biçilemez paha!Ekibimizin işi bol kahkaha! Diyerek sırayı başa döndürdü Arda. -Söylenecekler bitmedi aga!Ümit abi girecek şarkıya daha! Coşkuyla bağırdı Nehir. -Seni unutmaya ömrüm yeter mi?Dön desem tersine Dünya döner mi?Gururum aşkıma öyle düşman ki geri dön beni sev dön diyemem ki! Diyerek bağırdık üçümüz. Yol böyle coşku ile ilerliyordu.Tâki yolun ortasına bir tilki koşana kadar.Olduğumuz yer ormanlık ve dağlık olduğu için bir kaç kez tilkilere denk gelmiştik ama bu sefer Nehir aniden direksiyonu sola kırmıştı.Çünkü tilki yolun ortasında durarak arabaya bakmıştı.Araba kayalıklara hızla çarptı.Ve üçüncü kez sonsuz bir karanlığın içinde boğuldum
Bölüm 9
9.Bölüm
