Bir süre sonra kapı çalınca bakışlarımı oraya yönelttim.
"Gel!"
İçeriye Olga girdi. Yatağımda dikelirken kahve bardağını komodinin üstüne koydu.
"Afiyet olsun!"
"Teşekkürler."
Olga tam odadan çıkacak iken arkasından seslendim.
"Olga!
Anında bana dönerken konuştu.
"Bir şey mi oldu? Kahveyi mi yapamamışım?"
"Yok kız daha tadına bakmadım."
"Ha... pardon."
Daha sonra hemen ekledi.
"Su falan..."
"Yok yok. O tür şeyler değil. Şey... işin yoksa birkaç dakika konuşabilir miyiz?"
Olga kaşlarını çatarken kafasını salladı.
"Tabi ki konuşabiliriz. Bir şey mi oldu?"
"Kapıyı kapat."
Olga anında kapıyı kapatıp bana yöneldi.
"Ayakta durma, otur istiyorsan."
Olga kaşlarını çatarak bana bakarken yatakta yanıma oturdu.
"Dinliyorum."
"Sana birkaç soru soracağım. Lütfen samimi ve dürüst cevap ver."
"Tabi ki."
"Berfin... hiç onunla alakalı tuhaf bir şey fark ettin mi?"
Olga kafasını eğip düşünürken kısa bir süre sonra kafasını tekrar kaldırdı.
"Ne zaman bilmiyorum ama bir ara kendi kendine bağırırken duymuştum."
Kaşlarım çatıldı.
"Nasıl duydun? Her şeyi en ince detayına kadar anlatır mısın?"
"Tabi. Ben odanın önünden geçerken bağırış sesleri geliyordu merak edip dinlemiştim. Yani bir sorun var mı diye. Kötü bir niyetim yoktu."
Kapı dinlediğini söyleyince pişman olmuştu.
"Sorun değil merak etme. Sen ne diyordu onu söyle bana."
"Yanlış duymadıysam bağırarak 'Bıktım bu lanet oyundan!' ve 'Şu lanet şeyi bir an önce bitirmeliyim!' gibi şeyler söylüyordu."
İster istemez yutkunurken Barlas'ın neden Berfin'i suçladığını daha iyi anlıyordum.
"Peki sonra n'oldu?"
"Sonra odaya girdim iyi olup olmadığını sormak için. Berfin Hanım iyi olduğunu söyleyince de odadan çıktım. Başka da bir şeyini görmedim."
Derin bir nefes alırken kafamı aşağı yukarı salladım.
"Siz niye sormuştunuz?"
"Öncelikle siz yok. Ve çok uzun hikaye."
Olga anlayışla kafasını salladı. Tam ağzını açacağı sırada tekrar konuştum.
"Kaç yıldır burada çalışıyorsun?"
"6 yıldır."
Kafamı salladım.
"Sana güvenebilirim dimi?"
"Tabi ki!"
Derin bir nefes alırken konuştum.
"Olga, bana her gün Berfin hakkında bilgi vermeni istiyorum. Ne yaptığı ne dediği nereye gittiği vs. Ne yaparsa anında haberim olacak."
Şaşkınlıkla bana bakarken konuştu.
"Böyle bir şeyi neden istiyorsun?"
"Orası da bana kalsın. Sen dediklerimi yapabilecek misin? İstemezsen anlarım."
Olga derin bir nefes alıp konuştu.
"Pekala."
"Çok teşekkür ederim!"
Gülümseyerek cevap verdi.
"Rica ederim."
"Tamam. Sen daha fazla dikkat çekmeden git. Sana güveniyorum."
Kafasını sallayıp odadan çıktı. Arkasından kapıyı kapattıktan sonra oflayarak kendimi tekrar yatağa attım.
"Ne işler karıştırıyorsun Berfin?"
Umarım arkamdan iş çevirmiyordur. Gerçi Olga'nın söyledikleri bunun tam tersini kanıtlıyordu ama işte bir umut. Bunca yıl anımız vardı.
"Kendimi kandırıyorum."
Yüzümü buruşturarak dediğim şeyle sinirden her yeri dağıtasım gelmişti. Yalan söylüyordu işte. Geçmiş beni ilgilendirmiyordu. Önemli olan şuan ne olduğu idi.
Elimi komodindeki telefona uzattım. Hemen Barlas'ın numarasını tuşlarken telefonun şarjının az olduğunu gördüm.
"Bir şey mi oldu?"
Göz devirdim. Acaba herkese böyle mi açıyordu yoksa bana mı özeldi?
"Ne zaman eve gelirsin?"
"Ne için?"
"Seninle konuşmam lazım."
"Ne hakkında?"
"Ulan konuşmam lazım işte! Ne zaman geliyorsun söylesene!"
En sonunda patlayarak dediğim şeyle güldüğünü işittim.
"Bugün işlerim fazla. Geç gelirim."
Derin bir nefes aldım. Kriz geçireceğim, az kaldı!
"Barlas, canım, geç derken saat tam olarak kaç demek istiyorsun?"
"Akşam yemeğine yetişemeyeceğim canım."
Canım, kelimesine vurgu yaparken göz devirmemek için zor tuttum kendimi.
"Canım'ına s*çayım e mi!?"
"Bu laflar hiç ağzına yakışmıyor."
Yumruğum suratına çok yakışır ama ya! Şöyle bir denesek mi suratında?
"Geleceğin saate yakın haber ver."
Deyip bir şey demesine izin vermeden kapattım. Fakat daha sonra aklıma gelen şeyle tekrar aradım.
"Telefonun şarj aleti nerede?"
"Çekmecede."
Tam ağzımı açmışken telefon suratıma kapattı.
"Vay şerefsiz!"
Telefon uyarı verirken çekmeceyi açıp şarj aletini aldım. Fişe de taktıktan sonra Olga'nın getirdiği kahveyi alıp yudumladım.
"Güzel yapmış he."
Kahveyi içerken bir andan da düşünüyordum. Maske, Berfin miydi? Ya da Maske'nin adamı mıydı? Neden bana soğuk davranıyordu? Ne oyunundan bahsediyordu? Neden benden bir şeyler saklıyordu?
"Bence o kartı kaybetmedi. Sana öyle söylüyor."
Barlas'ın dediğine bende inanmaya başlıyordum.
"Sana yardım edebilecek tek kişi benim."
Barlas'a güveniyordum. O bana güveniyor muydu bilmiyorum ama ben ona güveniyordum.
"Ulan Barlas, sen de arkamdan vurma be adam!"
İnsan ister istemez birine güvenmek istiyordu. Arkasında birisinin olduğunu bilmek istiyordu.
Odada kamera vardı.
İç sesimin dediği şeyle kaşlarım çatıldı. Harbiden!
"Mahremiyet kalmadı anasını satayım! İki dakika kendi kendime de konuşamıyorum! Eğer bunları izleyecek olursan belanı bul Barlas!"
Oflamaya başladım. Hayır, yapacak bir şey de yok! Acaba Talya burada mı?
Yataktan kalkıp odadan çıktım. Aşağı inerken Olga'yı bulmayı umuyordum. Mutfağa doğru ilerledim. Baktığımda orada yoktu.
"Ben şimdi bu koca yerde nasıl bulacağım ki?"
İsyankar sesimle mutfaktan çıktım. Daha sonra aklıma gelen şeyle malikaneyi dolaşmaya başladım. Çok fazla oda vardı. İllaki bir şeyler öğrenebileceğim bir oda mevcuttur.
Sırayla katları gezerken odaların çoğu boştu. Sadece yatak, dolap vs vardı. Misafir odası yani.
Kendi odamın katında da bir şey bulamayınca üst katlara yöneldim. En sonunda merdivenlerin bittiği yerde ilerlemeye başladım. O sırada gördüğüm kapı ile kaşlarım çatıldı. Diğer kapılardan bir tık daha mı farklıydı ne?
Oraya doğru ilerlerken iç sesimin dediği şeyle durdum.
Buralarda kamera var geri zekalı! Dön çabuk!
İç sesimin hatırlatması üzerine üzülsem mi sevinsem mi bilememiştim. Doğru söylüyordu ama aşırı merak etmiştim.
Biraz daha düşündükten sonra geri döndüm. Diğer odalara bakarak çok büyük bir hata yapmıştım zaten. Şu kamera olayını unutmasam iyi olurdu.
Merdivenlerden inerken Olga ile karşılaştım. Sonunda ya!
"Havin, ne işin var burada?"
"Seni arıyordum. Bir şey soracaktım da."
"Ha buyurun."
"Talya burada mı? Ya da Berfin?"
"Talya Hanım odasında ama Berfin Hanım, siz Barlas Bey ile çıktıktan sonra arkanızdan çıktı. Daha da geri dönmedi."
Peşimizde birilerinin olduğunu bile bile nasıl dışarıya çıkabilirdi ki!? Şüphelerim gittikçe artıyordu.
"Tamam çok teşekkür ederim."
"Rica ederim."
Gülümseyip merdivenlere yöneldim. Aşağı inip Talya'nın odasına ilerledim. Odanın önüne geldiğimde kapıyı çalıp içeriden gelecek sesi bekledim.
"Gel!"
Kapıyı açıp kafamı içeriye uzattım.
"Müsait misin?"
"Tabi tabi gel."
İçeriye girip arkamdan kapıyı kapattım. Talya yatağında telefona bakıyordu. Yatakta dikelirken yatağına oturdum.
"Bir şey mi oldu?"
Vay arkadaş, ne olabilir evde anasını satayım!? Herkes ne oldu ne oldu! Zıkkımın kökü oldu!
"Gelmem için bir şey mi olması lazım?"
Şakayla karışık dediğim şeyle Talya gülerek konuştu.
"Hayır ya! Ne bileyim yani... normalde odandan çıkmıyorsun ya, o yüzden dedim."
"Doğru. İstiyorsan gidebilirim?"
"Hayır hayır! Yanlış anladın. Lütfen kal. Zaten benimde canım sıkılıyordu."
Gülerek kafamı salladım.
"Benim de. O yüzden gelmiştim zaten. Ee anlatacak bir şeyin var mı?"
"Ya bir şey var aslında ama bilmiyorum."
Kaşlarımı çattım.
"Ne var?"
"Ya..."
Kafasını eğmişti.
"Ya biliyorum daha beni tam olarak tanımıyorsun bile ama bana yardım edebilecek tek kişi sensin."
Kaşlarım daha da çatıldı.
"Hangi konuda?"
"Bak, söyleyeceğim ama dalga geçmek yok."
"Tabi ki de dalga geçmem!"
Derin bir nefes alıp ağzını açtı.
𓆝 𓆟 𓆞
