İçeriğe geç

Hacker

Bölüm 36 · 6 dk okuma

Hacker

Bölüm 36

Güç

"Duygusuz olduğunu biliyordum Havin. Lakin bu kadarını gerçekten beklemiyordum. Sen kalpsiz bir bencilin tekisin! Senin duyguların yok!"

Berfin'in dediği şeyle beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Nasıl böyle bir şey söylerdi? Hayatımı, geçmişte yaşadıklarımı, geçmişte maruz kaldığım her şeyi en iyi o biliyordu. Ve buna rağmen bana duygusuz diyebiliyordu.

Bütün vücudum sinirden gerinirken Berfin salonun kapısını sertçe açıp odadan çıktı. Bedenim titriyordu resmen. Sinirden bedenim zangır zangır titriyordu. Kendimi daha fazla tutamayarak hızlıca oturduğum koltuktan kalkıp aynı hızla odadan çıktım. Berfin merdivenlere doğru ilerlerken arkasından bağırdım.

"Duygularımı göstermediğim beni duygusuz yapmaz!"

Berfin anında bana dönerken gözlerinden hala yaşlar süzülüyordu. Başka zaman olsa bu haline acırdım fakat şuan onun canını acıtmaktan başka bir şey istemiyordum.

"Duygularımı göstermemem beni güçsüz yapmaz! Aksine dışarıdan güçlü yapar! Tabi sen nereden bileceksin ki!? Her sorununda benden teselli bekliyorsun! Burada duygusuz duygulu diye bir şey yok! Burada güçlü ve zayıf var! O güçlü de benim!"

Ağzımdan çıkanlara engel olamıyordum. Belki saçmalıyordum fakat bunu umursayacak radde de değildim. Benim de bir sabrım, bir sınırım vardı. Son zamanlarda maruz kaldığım hiçbir şeyi bilmezken böyle konuşması çok aptalcaydı!

"Ben zayıfım öyle mi!? Oh yo! Yo yo yo! Sen asla mantıklı kararlar almadın. Sırf güçlü gözükmek için beladan belaya koşup durdun! Ben sana en başından bu işlere bulaşmaman gerektiğini söyledim ama sen ne yaptın!? Beni dinlemedin! Sen, sana mantıklı kararlar veren, senin iyiliğini isteyen birini görmezden geldin!"

Histerik bir şekilde güldüm.

"Madem öyle benim yanımda durmasaydın! Seni zorla yanımda hiçbir zaman tutmadım! İstediğin zaman s*ktir olup gitmekte özgürdün! Ama sen ne yaptın!? Benim yanımda kaldın ve üstün bir aptallık sergiledin! Ben mantıksız kararlar almadım. Sen yanımda kalarak mantıksızlığın masterını yaptın. Fakat ben senin gibi değilim! Ve asla da senin gibi olmayacağım!"

Dediğim şeye hızlıca ekleme yaptım.

"Asla senin gibi aptal olmayacağım! Asla senin gibi bilip bilmeden konuşarak kendimi küçük duruma düşürmeyeceğim!"

"Neyi bilmiyor muşum ya ben!? He, neyi neyi!? Beni iki gün sonra unutup kendine yöneldiğini mi, beni unutup hemen başkasının kollarına atlayıp kendi canını kurtarmaya çalışma çabanı mı!? Hangisi hangisi!?"

Kaşlarımı çatarak suratına bakıyordum. Son dediği şeyi idrak edemezken konuştum.

"Başkasının kolları mı? Başkasının kolları mı!?"

Berfin kaşlarını kaldırıp gülümseyerek kafasını bilmiş bilmiş salladı.

"Evet! Evet başkasının kolları! Benim kaçırıldığım gün Barlas'ın kollarına atlamadın mı!? O sevmediğin, gıcık olduğun adamın kollarına sırf yalnız kaldın diye kollarına atlamadın mı!?"

Ona inanamayan gözlerle bakıyordum. Böyle bir şeyi nasıl söyleyebilirdi? Nasıl böyle bir ima da bulunabilirdi?

"Sustuğuna göre haklıyım dimi! Biliyordum işte! Sen duygusuz, bencil, nankör ve daha fazlasısın! Başına ne gelirse gelsin hepsini hak ediyorsun!"

"Her şeyi hak ediyorum öyle mi!? Sen daha benim neye maruz kaldığımı bile bilmiyorsun! Ne yaşadığımı bilmiyorsun!"

"Emin ol ben her şeyi biliyorum. Ben gittikten sonra neler yaptığını, neler düşündüğünü... hepsini biliyorum çünkü en iyi ben seni tanıyorum!"

"Ya öyle mi!? Peki şeyi de biliyor musun, az kalsın tecavüze maruz kalacağımı!?"

Berfin'in kaşları çatılırken devam ettim.

"Kaçırıldığımı, ömrümde yemediğim dayağı yediğimi, biliyor musun!? Her anım acaba ölecek miyim, acaba yakalanacak mıyım diye geçti!"

Titrek bir nefes aldım. Sesim titriyordu. Gözlerimden yaşlar süzülürken durmadım.

"Ben, bana dokunmak üzere olan herifin yanında oturmak zorunda kaldım! Ona iyi davrandım! Ona sanki ondan hoşlanıyormuş gibi davrandım! Lan ben o adama sarıldım lan sarıldım! Sırf canımı kurtarıp bir an önce seni bulabilmek için!"

Gözlerimin doluluğundan etrafı bulanık görüyordum fakat umurumda değildi. Ses tellerimi yırtarcasına bağırıyordum.

"Şu yüzüme bir bak! Her yerim yara bere! Bir de kendine bak! Hiçbir şeyin yok! Sen unutmak istesen de zihninin sana asla unutturmayacağı bir anın yok!"

Berfin tam bir şey demek için ağzını açtığında tekrar bağırdım.

"İki kere kriz geçirdim! Yıllar sonra ilk defa tekrardan kriz geçirdim! Beynim yıllar sonra bana hatırlattığı geçmişimle beni tekrar karşı karşıya getirdi! Daha geçmişimle baş etmekte zorlanırken üstüne yeni bir travma daha yüklendi!"

Berfin hiçbir şey diyemezken tekrar bağırdım.

"Hani senin tabirinde ben Barlas'ın kollarına atlamışım ya! Peki ya n'apsaydım!? Tek başımaydım anladın mı!? Tek başıma n'apabilirdim!? Maske'nin ilk mesaj attığı gün, ona dair en ufak bir ipucu bulmak için ne kadar uğraştığımı en iyi sen biliyorsun! Sen orada koltukta rahat bir pozisyonda uyurken ben Maske'ye dair en ufak bir ipucu bulabilmek için gecemi gündüz yaptım! Sırf sana zarar verir diye! Fakat gecemi gündüz yapmama rağmen en ufak bir şey bile bulamamıştım, hatırlamıyor musun!? Böyle bir durumda nasıl tek başıma hareket edebilirdim!? Nasıl tek başıma seni bulabilirdim!?"

Boğazım acıyordu. Gözlerim ise yanıyordu. Fakat buna rağmen devam ettim. Susmayacaktım. Sustukça her şey daha kötü oluyordu. Herkes farklı farklı kafalarında senaryo kuruyordu. İşte bu yüzden de asla susmayacaktım.

"Burada eğer bir nankör, bir bencil varsa o da sensin Berfin. Bunu unutma. Sen bana nankör, bencil diyorsun fakat sen benden daha nankörsün, daha bencilsin!"

İçimdeki ateş sönmüyordu. Aksine daha da harlanıyordu, daha da büyüyordu. Bütün vücudum titrerken ağzıma bir sürü şey geliyordu. Ettiği her bir kelimeye, her bir harfe onu bin pişman etmek istiyordum. Öyle bir pişman olsun ki bir daha asla yüzüme doğru düzgün bakamasın.

"Ben ne olursa olsun bunların hiçbirini hak etmedim anladın mı!? Hiçbirini! Benim yaşadığım acıyı hiçbir kadın hak etmiyor! Duydun mu beni!?"

Boğazımın kuruluğu canımı yakıyordu. Bağıramıyordum. Göğsüm sıkışıyordu. Derin derin nefesler alıyordum fakat nafileydi. Sanki soluduğum hava bir yerlerde tıkanıyor ve akciğerlerime ulaşmadan yok oluyordu. Nefes almam gittikçe zorlaşırken elim göğsüme gitmişti. Üzerimdeki kazak beni boğuyordu sanki. Üstümden yırtıp atmak istiyordum. Saçımdaki havlu çoktan düşmüştü. Bununla da beraber önüme düşen saçlarımı sabırsızca iteledim. Yutkunamıyordum bile.

"Havin!"

Boğuk boğuk sesler duyuyordum. Birilerin bana yaklaştığını hissettiğimde geriye kaçtım.

"Yaklaşmayın!"

Bana yaklaşmaları nefes almamı daha da zorlaştırırdı. Dizlerimin üstüne hafif çökmüş bir vaziyette nefes almaya çalışırken gözlerimi sıkıca kapatıp açtım. Ne kadar geçtiğini bilmesem de bir süre sonra nefes almayı başarabilmiştim. Derin bir nefes alıp yutkunarak hafif çömeldiğim dizlerimi serbest bırakarak dikeldim. Ellerimle göz yaşlarımı silerken konuştum.

"Yalnız kalmak istiyorum. Ona göre kimse gelmesin!"

Bu dediğimi daha çok Berfin için demiştim. Büyük ihtimalle yanıma gelmeye çalışacak ve pişman olduğunu söyleyip duracaktı. Fakat ben onun yüzünü bile görmek istemiyordum.

Hızlı adımlarla merdivenlere yöneldim. İkişer ikişer çıkarken arkamdan tahmin ettiğim gibi Berfin seslenmişti.

"Havin..."

"Sesini duymak istemiyorum!"

Üzülüyordu ma ben ondan daha çok üzülüyordum. Hakkımda böyle düşündüğüne gerçekten inanamıyordum.

Odanın kapısının önüne geldiğimde kapıyı açıp içeri girdim. Arkamdan da kilidin üzerinde olan anahtarla da kapıyı kitledim ve anahtarı da bilerek kilidin üstünde bıraktım. Derin bir nefes alıp banyoya doğru ilerledim. Yüzüme soğuk su çarpmaya ihtiyacım vardı.

Banyoya girdiğimde ayna da gördüğüm kişiyle utanmıştım. Yüzümü buruşturarak aynadaki yansımama bakıyordum.

"Kendini toparla Havin Akar."

Sesim çok kısık çıkmıştı. Ama bu az önce bağırmamdan dolayı ses tellerimin zarar görmesinden mi yoksa gittikçe gücümün tükendiğinden mi olduğunu bilmiyordum. Sanırım ikisinden de vardı.

Aynadaki yansımama daha fazla bakamadan musluğu açtım. Baktıkça utanıyordum. Güçsüz, yorulmuş, bıkmış, yüzünde yara bere olan, eski mutluluğu kalmamış, her yerinde geçmişin izi olan bir kadın vardı orada. O kadın bendim fakat bana çok yabancı geliyordu o kadın. Sanki ben değildim. Sanki benim yerime geçmiş başka biriydi.

Soğuk suyu yüzüme çarpmak kendimi daha iyi hissettirirken tekrar aynaya baktım.

"Eğer şuan yanında annen, baban ya da en azından abin bile olsaydı, seni güçlü görmek isterlerdi."

𓆝 𓆟 𓆞

15/02/2023 Notu:

Bölümü düzenlemek için okurken kriz geçirdim, İMDAT! Hshshshshs!

Bölüm sonu

10 yorum