"İnci gerçekten gerek yok."
"Ya ben yardım etmek istiyorum!"
Şuan Savaş ile kavga ediyorduk. Yemeğimizi yemiştik ve şuan bulaşıkları yıkamak için kavga ediyorduk.
"Ben tek başıma yaparım."
"Hayır ben de yapacağım!"
Planımı gerçekleştirmek için birlikte yıkamamız lazımdı. Fakat Savaş bunun aksini diretip duruyordu.
"İyi al sen yıka!"
Deyip surat asarak salona geçtim. Koltuğa kendimi atıp anaokulundaki gibi kollarımı çiçek yaptım. Birkaç saniye sonra Savaş gelmişti. Önümde diz çökmüştü. O bana dik dik bakarken ben asla ona bakmıyordum.
"Küs müyüz?"
Hiçbir tepki vermedim.
"İnci?"
Gıkımı çıkartmadım.
"Tamam gel sen de yıka."
"Hayır yıkamayacağım!"
"Evet yıkayacaksın."
"Az önce yıkamamı istemiyordun?"
"Az önce yıkamak istiyordun?"
"Ama o az önceydi!"
"İşte benimki de az önceydi."
Bu dediğine cevap vermedim. Azıcık naz yapmam gerekiyordu ki yola gelsin.
"Hadi gel sen yıka."
İlk başta cevap vermesem de sonradan ayağa kalktım.
"Çok ısrar ettin." deyip mutfağa yöneldim. Savaş da arkamdan gülerek geliyordu.
"Bir yerleri batırma da!"
Dediği şeyle gözlerimi kısıp ona baktım.
"Sen bana beceriksiz mi demek istiyorsun?"
"Yok yok. Öyle der miyim hiç?"
Alelacele dediği şeyle güldüm. Daha sonra da bulaşıkları yıkmaya başladık. Göz ucuyla Savaş'a baktığımda bana bakmadığını fark ettim. Sırıtarak akan suyun altına elimi tutup suyu biriktirdim. Avucum tamamen dolduğunda da bütün suyu Savaş'a attım.
"Lan!?"
Kahkahalarla gülüyordum. Savaş ise bana sinirli sinirli bakıyordu.
"Sen kaşındın."
Bunu demesinden birkaç saniye sonra o da benim suratıma suyu boşalttı. Ben şaşkın bir şekilde üstüme bakarken bu sefer de o gülüyordu. Hemen tekrar ona su attım. O da tekrar bana attı. Birbirimize gelen her suda daha da hırslanıyorduk.
En son ben tam ona su atacak iken beni belimden tutup kendisine çekmesiyle şaşkınca suratına bakmaya başladım. Hehee, işte şimdi istediğim kıvama geldin koçum!
"Kaşınıyorsun."
Meydan okurcasına kafamı kaldırıp gülümsedim.
"Kaşısana."
Umarım buradan yatağa gitmezdi. Çünkü şuan bana yiyecek gibi bakıyordu. Yavaş ye!
Savaş kulağıma doğru eğilip fısıldayarak konuştu.
"Ben senin yerinde olsam bu kadar kendimden emin konuşmazdım."
Başkası yapsa etkilenebilirdim fakat şuan sadece benim midemi bulandırıyordu. Yanaklarımın kızarmasına izin vererek onu ittirerek kendimden uzaklaştırdım.
"Utandın mı sen?"
Gülerek dediği şeyle kafamı eğdim. Yakında gülen ben olacağım ve sen kafanı işte böyle eğeceksin. Fakat utancından değil acından böyle eğeceksin!
"Kızardın mı?"
"Uğraşma benimle ya!"
İsyankar çıkan sesimle kahkaha attı.
"Peki uğraşmıyorum Yavru Ceylan."
Şuan yumuşamıştı. Acaba şimdi mi sorsam ki? Ne alaka, diye düşünürse? Ama başka ne zaman sorabilirdim ki?
"Tamam patron."
Kafamı kaldırdığımda Savaş'ın adamlarından biri olduğunu gördüm. Mutfaktan çıkarken kaşlarımı çattım. Neye tamam dedi ya o?
"Hadi daha fazla mutfakta kalmayalım. Yoksa temizlemeleri zaman alacak."
Kafamı sallayıp mutfaktan çıktım. Off, bana ne ya! Şimdi soracağım işte!
"Savaş."
"Efendim?"
Hafif utanıp çekinerek sormam gerekiyordu. Elimi yüzüme götürüp kaşımaya başladım. Bir andan da kafamı eğmiştim.
"Ya biliyorum ben şuan esirim ama en azından temiz hava almak için dışarı çıkamaz mıyım?"
Kaşlarını çatmış bir şekilde bana bakıyordu.
"Öncelikle esir değilsin. Ve üzgünüm ama dışarı çıkamazsın."
"Seninle birlikte çıksam? Ya da adamlarınla? Gerçekten evde çok sıkılıyorum. Bu kadar evde kalmaya alışık değilim."
"Normalde her gün dışarıdasın galiba?"
"Evet."
Şaşkınca bana bakmaya başladı.
"Ciddi misin?"
"Evet. Her gün ya arkadaşlarımla buluşuyordum ya da alışveriş yapıyordum."
Derin bir nefes aldı. Sanırım düşünüyordu. Hadi ama lütfen! Kabul et!
"Sadece benimle!"
Bunu demesi üzerine sevinçle üstüne atladım.
"Sen bir tanesin!"
"Biliyorum."
Dediği şeyle göz devirdim.
"Egolu!"
Gülerek ayrıldığımızda tekrar konuştum.
"Hadi çıkalım. Bahçeye çıksak bile olur."
"Önce bir yıkan istersen."
Bunu demesi üzerine kafama dank etti. İster istemez yüzüm buruştu.
"Çok pisim dimi?"
"Söylemeyeyim söylemeyeyim diyorum ama evet."
"Off! Kıyafetimde yok ki!"
"Sen gir adamlarım sana kıyafet getirir."
"Bedenimi bilmiyorlar."
"Mideum giyersin sen."
"Doğru tahmin. O zaman ben banyoya geçiyorum. Sonra çıkarız."
"Tamam."
Gülümseyip banyoya doğru ilerledim. Hadi iyi banyoyu da aradan çıkarttık! O değilde ben nasıl banyoyu unuttum ya? Kendimden tiksindim resmen!
Banyoya girdiğimde kapıyı kapatıp üstümü çıkarttım. Fakat aynaya baktıktan sonra kafama dank eden şeyle içimden küfrettim.
"Ben bu peruğu nasıl yıkayacağım ya?"
Oflayarak aynaya bakıyordum. Peruğu yavaşça kafamdan çıkarttım. Daha sonra da kafama geçirilen çorabımsı şeyi. Oh be! Kafam rahatladı resmen!
Banyoya girip hızlıca kendimi yıkadıktan sonra elime peruğu aldım. Peruğu da yıkadıktan sonra banyodan çıktım. Güzel, havlular nerede?
Bütün dolapları açıp bakmaya başladım. En sonunda bir dolapta havluları bulunca hızlıca üstüme geçirdim. Savaş hala kıyafetleri getirmemişti. Ben tam böyle düşünürken kapı çaldı.
"İnci benim! Kıyafet getirdim!"
Kapıyı ucundan açıp elimi uzattım. Kıyafetleri elime verirken teşekkür edip kapıyı kapattım. Hızlıca kıyafetleri üstüme geçirdim. Tam olmuştu.
"Donuma kadar araştırmış p*ç p*zevenk!"
Üstümü giydikten sonra hızlıca saçımı kuruttum. Normal şartlarda kurutmazdım. Ya da havlunun nemini alması için biraz beklerdim fakat maalesef şuan bunu yapacak konumda değildim.
Saçımı kuruttuktan sonra peruğu kuruttum. O çorabımsı şeyi kafama geçirip peruğu elime aldım. Ben bunu nasıl kafama yapıştıracağım ya? Diş macunu falan mı sürsem?
"Havin, geri zekalı mısın ya"
Kafama direk geçirdim. Ve tabi ki de olmamıştı.
"Off!"
Dolapları açıp işime yarayacak bir şeyler var mı diye bakınmaya başladım.
"Acaba gerçekten macunla mı yapsam?"
Ben böyle düşünürken karşıma çıkan şeyle kaşlarımı çattım. Diş yapıştırıcısı mı?
"Ne işi var ya bunun burada?"
Anlam veremesem de işime yarayabilirdi. Sonuçta yapıştırıcı mı, evet.
Kapağını açıp peruğa sürdükten sonra kafama yapıştırdım. Fena değildi. İdare ederdi.
Her şeyin tam olduğunu anlayınca kirli kıyafetlerimi sepete atıp banyodan çıktım.
"Savaş!"
Savaş anında yanımda biterken konuştum.
"Çıkalım mı?"
"Olur. Kıyafetler nasıl oldu?"
"Tam bedenime göre."
"Güzel. O zaman önden buyurun."
Deyip eliyle yol gösterdi. Gülerek ilerledim. Kapının önüne geldiğimizde Savaş kapıyı açıp dışarı çıktığında onu takip ettim. Soğuk hava yüzüme vururken derin bir nefes aldım. Çok iyi gelmişti.
"Çok mutluyum şuan!"
Heyecanlı çıkan sesime gülen Savaş ile bende güldüm.
"Sen mutlu olacaksan her zaman yaparız Yavru Ceylan."
"Hayır, demem!"
Gülüşerek bahçede yürümeye başladık. Bir andan da etrafı inceliyordum. İki katlı siyah bir villaydı. Büyük bahçesi, havuzu falan vardı. Fakat dışarıyı göremiyordum çünkü bahçe duvarları fazlasıyla yüksekti.
"Neden bahçe duvarları bu kadar yüksek?"
"Bir saldırı olduğunda daha iyi korunabilmek için."
"Anladım."
Ben etrafı taramaya devam ederken bir adam yanımıza geldi. Yanlış hatırlamıyorsam ismi Orhan idi.
"Patron depoya gitmemiz gerekiyor. Bir sorun çıkmış."
Savaş kaşlarını çattı.
"Ne sorunu?"
Adam bana kısa bir bakış attığında Savaş anlamıştı. Sadece o değil ben de anlamıştım. Ulan yanımda söylesen ölür müsün!?
"İnci sen içeri geç. Ben çıkıyorum."
"Peki tamam."
Eve doğru adımlamaya başladım. Acaba ne sorunuydu. Gerçi bu benim işime gelirdi. Barlas'a daha erken haber verebilirdim ve beni bulması bir tık da olsa daha hızlı olurdu.
Eve girdiğimde hemen odama çıktım. Bir yarım saat bekleyip Savaş'ın kesin gittiğinden emin olduktan sonra odaya girdim. Hızlıca telefonu alıp Barlas'ı aradım. Barlas telefonu kısa bir süre sonra açınca hızlıca konuya girdim.
"Barlas benim. Fazla vaktim yok. Savaş evden çıktı şimdi. Ama büyük ihtimalle bazı adamları evdedir. O yüzden zamanım kısıtlı. Beni soru sormadan ve beni kesmeden dinle!"
"Bittiyse anlat artık! Şimdiye anlatmıştın!"
Tam cevap verecek iken arkamdan gelen gülme sesiyle hızlıca arkamı döndüm. Gördüğüm kişiyle elim ayağım birbirine girmişti. Karşımda Savaş gülerek bana bakıyordu.
"N'oldu Yavru Ceylan? Şaşırdın?"
"Havin n'oluyor?"
Telefondan gelen Barlas'ın sesi ile yutkundum.
"Havin bir şey söyle!"
Yakalanmıştım. Ve sanırım her şey buraya kadardı.
𓆝 𓆟 𓆞
⚝ Sizce Havin'e ne olacak?
⚝ Sizce Havin kurtulabilecek mi?
Seviliyorsunuz!





