İçeriğe geç

Güzellik Uğruna

Bölüm 16 · 3 dk okuma

Güzellik Uğruna

Bölüm 16

KENDİNE YOLCULUK VE İÇSEL DENGELER

Göl kaçamağı ve otoparktaki o sessiz anlaşmanın ardından Selin'in sabahları değişmişti.

Yıllardır aynı ritüel vardı. Dolabı açar, bol, siyah, bedenini örten bir şeyler seçer, aynada önce açığını arardı. O sabah ise elini ilk kez renkli olana uzattı. Tam bedenine oturan, yakası zarif, rengi canlı bir bluz.

Aynanın karşısına geçti. Karnını içine çekmedi, omuzlarını kasmadı. İlk kez bedenini süzüp kusur aramak yerine kendine gülümsedi.

Mutfakta Ceren bu değişimi anında yakaladı.

"Ooo Editör Hanım! Bu renk, bu özgüven... Göl havası yaramış ama asıl yaran Mert Bey'in 'güven' terapisi galiba? Buz Kralı işe yaramış."

Selin kıkırdadı. "Ceren yine başladın."

Nazan bile kızının yüzündeki ışıltıyı görüp ilk kez kilosuyla ilgili tek kelime etmedi. Sadece çayını koyup gülümsedi. "Çok yakışmış kızım," dedi. O kadarı bile Selin için devrimdi.

Dergiye giderken takside telefon titredi.

Kızlar Grubu

Elif: Selin, pazartesi sendromu sende yok galiba? Yüzünde bir gülümseme var, taksiden bile görüyorum. Mert’ten bir sabah mesajı geldi mi bakayım?

Selin: Kızlar, sadece 'Günün kahvesi benden, stüdyoda görüşürüz' yazdı. Ve inanın bana, beni darlamayan bu huzurlu tavrı her şeyden çok hoşuma gidiyor.

Deniz: Hani sevgili değildiniz? Kahve smokinli fotoğrafçıdan geliyorsa adı konmuştur şekerim! Bu baya sevgili mesajı.

Elif: Deniz haklı, Buz Kralı artık kahve getiriyor, ceket veriyor, sıradaki hamle ne?

Selin: Sevgili değiliz, birbirini anlayan iki sığınakız diyelim. Acelemiz yok, her şey güvenle demleniyor. İnanın bana bu flörtten bin kat daha iyi.

Ceren: Ablam doğru söylüyor kızlar! Acele yok, güven var. Ben şahidim, gölde demlendi bu iş.

Deniz: Tamam tamam, demlensin bakalım. Ama biz demlenirken çatlamayalım meraktan.

Selin telefonu kapatıp taksinin camından dışarı baktı. İlk kez pazartesi sabahı şehre gitmek ağır gelmiyordu.

Stüdyoya girdiğinde Mert çoktan oradaydı. Selin'i görünce gözlerindeki hayranlığı gizleyemedi. Elindeki özel kahveyi uzattı.

"Söz verdiğim kahve. Günün kahvesi benden."

"Teşekkür ederim," dedi Selin.

Çekim hazırlıkları yapılırken ikili arasında tatlı, seviyeli ama elektriği çok yüksek bir iletişim yürüdü. Mert ışık ayarlarken Selin'e takılıyordu, Selin vizörden bakarken Mert'e laf yetiştiriyordu.

Mert, Selin'in elbisesinin dökümünü düzeltirken eli Selin'in eline değdi. İkisi de göz göze geldi. Bir saniye.

Ne Mert çizgiyi aştı, ne de Selin kaçtı. O bir saniyelik temas, stüdyodaki bütün o kalabalığa rağmen sadece ikisinin bildiği bir dildi. Sessiz güven duygusu tüm stüdyoya yayılıyordu. Ekip bile artık fısıldaşmıyordu.

Öğleden sonra Aura Dergisi toplantı odasında lansman öncesi konsept sunumu vardı.

Stylist Pelin, elindeki dosyayı açıp yine o imalı tonuyla söze girdi.

"Acaba kapağı biraz rötüşlasak mı? Okuyucu fazla 'gerçeklikten' rahatsız olmasın? Biraz filtre, biraz inceltme? Sonuçta kapak bu."

Oda bir an sessizleşti. Eskiden olsa Selin sinip susar.

Bu kez ayağa kalktı. Sesi sakin ama çelik gibiydi.

"Okuyucuyu yıllardır sahte filtrelerle siz rahatsız ettiniz Pelin Hanım," dedi. "Gerçek Güzellik projesinin olayı tam da bu rötüşsüz cesarettir. Kapağa tek bir müdahale istemiyorum. Ben neysem o çıkacak. Okuyucu da gerçek bir kadın görecek."

Pelin'in yüzü kireç gibi oldu. Toplantı odasındaki editörler Selin'e baktı.

Mert toplantıda Selin'in bu dik duruşunu gururla ve hayranlıkla izledi. Göz göze geldiklerinde küçük bir baş selamı verdi. Selin artık kendi kanatlarıyla uçuyordu. Onun desteğine ihtiyacı yoktu, ama onun gurur duyduğunu bilmek iyi geliyordu.

Toplantı sonrası iş çıkışı Mert, Selin'e kısa bir sahil yürüyüşü teklif etti.

"Temiz hava iyi gelir," dedi. "Stüdyo havası yetti bugün."

Sahil kordonunda denizin kokusu ve gün batımı vardı. Yan yana yürüdüler.

"Bugün toplantıdaki duruşun harikaydı Selin," dedi Mert bir süre sonra. "Seninle gurur duyuyorum."

"Bana kendime inanmayı hatırlatan biri vardı yanımda," dedi Selin. "O yüzden başardım. Yoksa Pelin Hanım'a yine susardım."

Mert adımını yavaşlattı, Selin'in gözlerinin içine baktı. "Ben sadece ilk kıvılcımı çaktım Selin. O ışık zaten senin içindeydi. Ve ben o ışığın yanında olmaktan çok mutluyum.".Selin gülümsedi. El ele tutuşmadılar, büyük cümleler kurmadılar. Sadece yan yana, aynı hızda yürümeye devam ettiler.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.