Rujumun izinin kaldığı kahve bardağına kaç dakikadır baktığımı bilmiyordum.İçeri Aysel hanımın girmesiyle bakışlarımı ona çevirdim,dudakları iki yana kıvrıldı aynı şekilde karşılık verdim
"Bugün pek iyi görünmüyorsun bi sıkıntı mı var"olmaması mümkün mü.
"Hayır sadece biraz uykusuzum"umarım daha fazla uzatmazdı çünkü gerçekten yorgundum ve konuşacak halim kalmamıştı.
"Gözlerin öyle söylemiyor"sadece gülümsemekle yetindim o da daha fazla sorgulamayıp işinin başına döndü.
Oturmaktan sıkılıp daha fazla dayanamayarak koridora çıktım acil servis kapısından çıkıp sigara içtiğim köşeye geldim.Cebimde sigara paketimi çıkartıp dudaklarımın arasına koydum sol cebimden çıkardığım çakmakla sigaranın ucunu yaktım,içime derin bi nefes çekip bakışlarımı karşıma çevirdim.
Bazen en olmaması gereken günde en olmaması gereken kişiyi görürdünüz bu da o günlerden biriydi.Bana bakan kahverengi gözlerin sahibi artık fazlasıyla canımı sıkmaya başlamıştı.
Bana doğru bir kaç adım attı"Elbincim ne tesadüf bende bi soktora görünecektim."
"Ah öyle mi tutmayayım seni ben." pis sapık sanki beni takip ettiğini bilmiyorum.
"Bende konuşmak istiyordum aslında." Evimin adresine kadar öğrenip arkadaşlarımla konuştuğunu da biliyorum.
"Hangi konuda." Yine başlamasa iyidi.
Bir adım yaklaştı ve bir adım daha aramızda bir karışlık mesafe kalana kadar yaklaştı.Elini kaldırıp yüzüme gelen saçları kulağımın arkasına attı.Elini tutup indirdim bir adım geriye çekilip aramıza mesafe koydum.
"Benden kaçtığını görüyorum." Gör diye yapıyorum zaten gerizekalı.
"Benden uzak dur senden hoşlanmıyorum." Sinirleneceğini bile bile söyledim çünkü fazla olmaya başlamıştı.
"Seni seviyorum." En azından seviginin ne olduğunu biliyordum sevgi bu değildi.
"Sevgi bu değil uzak dur benden bi daha da arama beni takip etmeye devam edersen polisi arayacağım."İşte bu son damlaydı.
Duraksadı sonra "Sen bana aitsin" bağırışı hastaneye kadar ulaştı ardından elini kaldırıp kolumu tutmak istedi ama ondan hızlı davranarak elini tutup ters çevirdim.
Bu kez daha yüksek sesle bağırdı insanlar etrafımızı dolaşmaya başlamıştı yaptıkları tek şey de bu değil miydi zaten,izlemek.
Ters çevirdiğim elini tutarak sırtını kendime çevirdim, sırtına güçlü bir tekme atıp yere serdim.
Hastane güvenliği gelip onu yerden kaldırdı ardından bana bakıp halledeceklerini söylediler.Önlüğümü düzelttim üstünde ismim yazıyordu "Elvin Aytaç" diye geçirdim içiden sonra küçük bi düzeltme yapıp "Doktor Elvin Aytaç" işte böyle.
Hastaneye girdim koridorda ilerlerken adımın anons edilmesiyle durdum "Doktor Elvin Aytaç" Evet benim adımdı" Doktor Elvin Aytaç" ismimin seslenilmesiyle başımı acil kapısına çevirdim yanıma gelen hemşirenin acil bölümünden ağır yaralı hasta geleceğini söylemesiyle diğer doktorlar gibi ambulansların geldiği tarafa koştum.
Diğer hemşirelerle beklerken ambulanstan yükselen ses sinir bozucuydu bana eskiyi hatırlatıyordu.
"Bilinci açık ama çok kan kaybediyor" karın bölgesinde kurşun yarası vardı iç organlara zarar verecek kadar derin değildi.Kurtarabilirdim içimden geçirdiğim cümle her ne kadar sakinleşmemi sağlamasa da kendimi kandırabilirdim.
Ameliyata alınan hastanın ardından içeri doluşan adamlar her ne kadar mafya tipleriyle dikkat çekseler bile gözüm onlarda fazla oyalanmadan vurulan hastama döndü.Sedyeyle hastayı ameliyat odasına taşırken bi andan da yapılması gereken şeyleri söylüyordum.