İçeriğe geç

Günün Bittiği Yer

Bölüm 8 · 5 dk okuma

Günün Bittiği Yer

Bölüm 8

Zoraki Ziyaret

Vivenne'ye mesaj attım. Mesajda onu akşam olmadan tam 11 dakika önce Blerra kafesinde beklediğimi söyledim.

Dopdolu düşüncelerle dolu beynimi susturmayı becerememekle beraber yatağa tekrardan yattım. Mental olarak kendimi olabilecek en berbat halde hissediyordum. Sonrasında gelen kapının tıkırtısı odanın dört bir yanında yankılandı.

"Yelenia, çiçeğim, gerçekten iyi misin?"

Bu ses babamın sesiydi. Babamın sesi artık sadece benim için bu kadar sakin bir tını haline geliyordu.

Babam usulca kapının kolunu indirdi ama açmadı. İznimi bekliyordu.

"Gelebilirsin babacığım."

Babam içeriye girdi ve kapıyı kapattı. Babam hızla yanıma geldi ve yatağın kenarına oturdu sessice.

"Yelenia, iyi değilsin, bir şeyler var, ne oldu?"

Dedi elini alnıma koyarak. Ateşim mi vardı?

"Baba, iyiyim ben, merak etme."

"Kızım, ateşin mi çıkmış senin? Neden özen göstermedin kendine?"

Hemen odamın duvarında bulunan minik ecza dolabını açtı, içinden bir ateş ölçer çıkardı.

" Yelenia, umarım kendini hasta etmemişsindir."

Dedi çatık kaşlarla. Cılız bir ses çıkaran ateş ölçere bakışlarımızı kaydırdık.

"Hmm, ateşin gayet normal. O zamna ne oldu benim kuzuma? Canın mı sıkıldı? Bir şey mi istiyorsun?"

Babamın bu denli şefkat göstermesi beni oldukça duygulandırmıştı. Nedensiz bir şekilde kendimi hassas, sanki dokunulursa anında kırılacak bir cam parçası gibi hissediyordum kendimi. Gözlerim dolmaya başladı. O an kendime çok kızdım. Neden bu kadar hassas olmak zorundaydım ki? Bu istemsizce oluyordu.

"Yelenia, ne oldu? Bir şeye mi üzüldün?"

"Hayır, neden böyle oldu bilmiyorum ama... Bir anda oldu."

Sonra zorla tuttuğum göz yaşlarımdan bir tanesi düştü. Babam o an bana sıkıca sarıldı.

"Ahh, tamam canım kızım. Tutmana gerek yok, anlatmana da gerek yok."

Tutmaya çalıştığım göz yaşlarımı serbest bıraktım. Göz yaşlarım babamın füme rengi gömleğinin yakasında koyu bir leke bırakırken babam şefkatle sırtımını sıvazlıyor, saçlarımı okşuyordu.

"Yelenia, kahvaltıya inmek ister misin? Ben sana kahvaltı getireyim mi? Güçsüz kalmamalısın kuzum."

Babam elini yanaklarıma yerleştirdi ve göz yaşlarını sildi. Sonra bir rüzgar gibi kapının dışına çıktı ve elinde 1 tepsi ile geri geldi. Babam sevdiğim yiyecekleri nasıl bu kadar hızlı bir araya getirtebiliyordu?

"Yelenia, lütfen yemeğini ye kızım, benim önemli bir konuşmam ve toplantım olacak."

Dedi şefkatli bir ses tonuyla.

"Tamam babacığım, senin için yiyeceğim."

Babam son olarak saçlarıma şefkat dolu bir öpücük kondurdu ve odadan çıktı. Babama söz vermiştim, tepsiyi bitirmek zorundaydım.

~ ~ ~

Tepsideki tüm yemeği bitirmişken Draven bana mesaj yazdı. Mesajda 'Ben Cris'i ikna ettim. Vraktlisse Deresi'ndeki çardaklara gideceğiz. Vivenne'ye söyledim, bir bahane bulup siz de geleceksiniz.' diye bir mesaj yazdı. Bunu olur okumaz gardrobuma koştum.

Üzerime siyah renkte basit bir tişört giyindim. Altıma ise siyah renkte, dizime kadar inen bir şort giyindim. Ve fark ettim ki... Yine siyah giyindim...

Bang Cris'in en sevdiği renk...

Gümüş bir kolye taktım. Taktığım kolyeyi bana Bang Cris almıştı ama sonradan kolyeyi çıkarma zorunluluğunda bulundum çünkü onun attığı bakışları tekrardan üzerimde hissedersem kendimi tutamayıp ağlayabilirdim.

Beyaz kısa çoraplarımı ve siyah-beyaz spor ayakkabımı giyinip evden çıktım. Vivenne'nin arabası kapının önündeydi.

"Naber kızım, nasılsım bugün?"

Dedi hemen araçtan çıkarak ama yüzümdeki mutsuz ifadeyi görünce gülümsemesi dondu.

"Yelenia... O herifin yüzüne yumruğu indirmemek için bana tek bir neden söyle."

"Unut gitsin."

"Ama bu bir neden değil."

Aklımda mantıklı bir sebep aradım.

"O ve benim aramdaki mesele için kendini yorma."

"Benim arkadaşımı üzen beni de üzmüştür."

"Senin gibi bir arkadaşa sahip olduğum için çok şanslıyım."

Arabaya bindik. Vivenne son sürat sürmeye başladı. Onun enerjisi bulaşıcıydı.

~ ~ ~

Vardığımızda hava serindi. Vivenne bir Sweatshirt giydiği için onu sıcak tutacak bir kıyafeti vardı fakat benim tişörtüm inceydi.

Araba ile gelirken bir marketten aldığımız atıştırmalık ve içecekleri bir banka yerleştirdik. Draven ve Bang Cris hala gelmemişti.

Vivenne, içinde pirinç bulunan ince dilimlenmiş patates patlaklarından birini aldı ve iştahla yemeye başladı. Benim karnım ise heyecandan büzülmüş, Bang Cris'in az zamanda gelecek olan varlığı yüzünden bir düşüm oluşmuştu. Onun bana olan tavırlarını düşününce karnıma kramplar giriyordu. Karnıma giren kramplar o kadar güçlüydü ki ağzımdan küçük bir inilti kaçırdım.

"Nia, iyi misin?"

Vivenne bana kısaca böyle hitap ediyordu.

"Sadece... Bir an kramp girdi. Merak etme."

Gözlerimi kapatmış, başımı Vivenne'nin omzuma yaslamış düşünürken bir ses duydum.

"Hey! Kızlar, siz de mi buradaydınız?"

Bu ses son derece enerjikti. Gözlerimi açmadan bu kişinin Draven olduğunu anladım.

Gözlerimi açtım ve esnedim. Biraz mayışmıştım.

"Selam Draven, siz de mi geldiniz? Ne tesadüf!"

Dedi Vivenne.

"İsterseniz masaları birleştirelim, zaten tüm grup toplanmış bulunduk."

Vivenne! Ben Bang Cris'i göreyim dedim, aynı masada oturalım demedim!

Gözlerimi tamamen açtım ve... Solis?!

" Merhaba Yelenia."

Dedi samimi bir ses tonuyla.

"Solis, keşke bize böyle yerlere gelmeyi sevdiğini söyleseydin, seni de davet ederdik."

Dedim. İçten içe omunla aynı havayı solumak bile benim için lanet okuma sebebiydi.

"Hayır, bu tarz ormanlık alanlara gelmeyi sevmem ama Bang Cris beni çağırdı. Onu kırmak istemedim, hemen geldim ben de."

"Anladım, teşekkürler."

Sesim biraz titreyerek çıktı.

Draven masaları birleştirdi ve yiyecekleri serdi. Ben en köşede oturmuştum, Bang Cris ise benden olabildiğince uzak bir yere oturdu.

Herkes sohbet ediyor, gülüyor, eğleniyordu. Bang Cris'de dahildi. Ben ise biraz daha pasiftim.

"Yelenia, neden eğlenmiyorsun? Yoksa bir şey mi oldu? "

Dedi Solis iğneleyici bir ses tonuyla. Ben ise yutkundum ve söze girdim.

"Hayır Solis, sadece kendimi biraz rahatsız hissediyorum."

Oturduğum yerden kalktım ve üstümü silkeledim.

"Ben izninizle bir lavaboya gidip geleceğim."

" Ben de geleceğim."

Dedi Vivenne.

Vivenne, senin gibi bir dosta sahip olduğum için şükürler olsun.

Lavabolar uzak değildi. Hızlı adımlarla gittik. İçeri girer girmez yüzümü yıkadım. İyi ki makyaj yapmayı tercih eden birisi değilim.

"Yelenia, sakinleş lütfen."

Usulca akan birkaç göz yaşım ıslak yüzüme karışınca ayırt edilemez oldu.

" B-bilerek yaptı..."

Dedim titrek bir sesle.

"Evet canım, bilerek yaptı."

Dedi Vivenne. Sonrasında sıkıca sarıldı.

Tekrardan yüzümü yıkadım ve peçete ile yüzümü kuruttum. Yüzümü kuruturken burnum kaşındı ve hapşurmaya başladım. Ormanlık bir yerde olduğumuz için polene ve toza karşı olan alerjim kendini belli etmeye başlamıştı. Yeni bir peçete alıp burnumu sildim ve peçeteleri çöpe attım.

"Sakinleştiysen gidelim."

Dedi. Aynadaki yüzüme baktım. Gözlerim birazçık kızarmış, sulanmıştı.

Lavabodan çıktık, lavabonun olduğu yerin biraz ötesinde birileri duruyordu.

Bang Cris ve Solis.

Bölüm sonu

2 yorum

  • Yelenia da tam dayaklık lan unut olum şu pisliği Cris'ede dalasım var neyse Vivenne de o iş qpsk

    1Yanıt
  • Sinirden yumruğumu sıkıyorum şu an yazarımmmmmmm ne yapıyorsunnnnnnn 😭🤛 Küfür ederim normalde ama ağır edesim geldi, etmeyeyim 🥰

    1Yanıt