Uzun bir yolculuk sonrasında depoya ulaşmıştık. Arabayı deponun bulunduğu yerden birkaç metre ileriden bıraktık. Zaten Sagen'ın, yani Geç Gezerler'in başkanının kızı olduğum için fazlasıyla dikkat çekiyordum, sonra manşetlerde ismimin görünmesi hoş olmazdı.
Arabadan indik ve maskelerimizi taktık. Kalabalığın içinden Greemlex'in arka sokaklarına saptık.
Draven, Bang Cris ve Solis deponun önünde bekliyorlardı. Anahtar Vivenne'de bulunduğu için kapıyı açamamış, dışarıda kalmışlardı.
Hızlı adımlarla onların yanına gittik.
"Ooo, sonunda gelmeyi düşünmüşsünüz."
Dedi Draven alaycı bir sesle.
"O kadar mı bekletmişiz?"
Dedi Vivenne mahçup bir ses tonuyla.
"Hmm, tam olarak 28 dakikadır bekliyoruz."
Dedi Bang Cris saatine bakarak.
"Özür dileriz, sadece trafik yoğundu."
Dedim. Sonra da aklıma Bang Cris'e bir şey itiraf edeceğim geldi.
"Şey... Cris, ben telefonu lavaboda olduğum için geç açmadım."
Dedim mahçup bir sesle.
"Neden geç açtın peki?"
Ona karşı belki biraz utanmış, biraz da mahçup olmuştum.
"Çünkü... O zaman babam da vardı. Hoperlöle almamı söyledi."
Bang Cris'in gözleri açılmıştı ve bu hali çok tatlıydı.
" Bay Sagen beni öldürecek."
Dedi ama o kadar da ciddi değildi söylerken.
" Dostum, hadi ama! Ne söylemiş olabilirsin ki?"
Dedi Draven. O bizim ekibimizin moral kaynağıydı.
"Yelenia'ya onu almayı teklif ettim ve işte... Nasıl anlatılır ki! Bir de kafeye gideceğimizi söyledik."
"O zaman Bang'in griidlixi tatlı olsun! "
Hepimizin yüzünde tebessüm açtı. Draven bizi nasıl güldüreceğini biliyordu.
Griidlix, kek hamuruna ölünün işlediği günah kadar acı ve ekşi konan, yaptığı iyilikler kadar şerbet konan geleneksel bir Geç Gezer tatlısıdır.
"Yelenia, babam bir şey dedi mi? Çok kızdı mı?"
Dedi endişeli bir şekilde.
"Çok kızmadı ama ben onu kızdırmış olabilirim."
" Yine ne yaptın Yelenia?"
Dedi Vivenne eğlenmiş bir ses tonuyla.
"Arkadaşlar biz içeri geçelim ben anlatırım."
" Tamam, o zaman iş başına!"
Dedi Draven. Vivenne'nin kapıyı açması için ona alan verdik ve küçük bir 'klik' sesinden sonra kapı açıldı.
Hızla içeri girip klimaları ve ışıkları açtık. Solis ise bilgisayarları açıyordu.
Solis'ten nefret ediyorum...
Herkes bilgisayarların başına geçti. Beni kurtarmaya geldikleri gün buldukları USB'yi hiçbir verinin bulunmadığı, kısaca her türlü deneyi üstlenmiş bilgisayara taktık. Karşımıza bir dosya çıktı, hemen girdik.
Vlovanni, seni gördüğümde yapacağım ilk şey yüzüne tükürmek olacak...
Karşımızdaki dosyada sadece bir resim vardı ve Vlovanni'nin eşi ve 2 çocuğu vardı. Daha önce onları görmemiş, isimlerini duymamıştım ama ileride onlar ile karşılaşacağımdan eminim.
Sonuçta onların babası Vlovanni! Başı beladan çıkmayan Vlovanni...
Fotoğrafta çocukları el hareketi çekiyordu. Ahh, senden nefret ediyorum.
Ayrıca fotoğrafın altındaki yazıda ise "Hediyemi beğendiniz mi?" yazıyordu.
Aynen ya! Çok beğendik!
"Moruğa bak, resmen dalga geçiyor!"
"Cris, saygılı konuş lütfen."
Diye karşılık verdim. Şu ana kadar söylediğin en kötü söz 'şerefsiz' kelimesiydi ki onu da Vlovanni'ye söylemiştim.
"Hadi ama! Vlovanni daha fazlasını hak ediyor."
"Hangi anlamda?"
"Moruk az bile kalır. O tam bir..."
"Draven, lütfen."
"Tamam, şakaydı zaten."
Fotoğrafı biraz daha incelediğimde sağ üstte tarih yazıyordu. Tam da saçlarımın kesildiği zaman, ne acı!
"Solis, sen fotoğraftan adresi bulmaya çalış."
Solis şok olmuş gibi görünüyordu. Ah, neden geldin ki zaten!
" Neden ben yapıyorum ki? Sözde teknoloji dehası sen değil misin?"
" Solis, lütfen olay çıkarma. Dediğimi yap."
Solis söylenerek sandalyesine oturdu. Tuşlara basarken bile sitem ediyordu. Her zmaan sorun çıkarmak zorunda mısın Solis?
Ben de ek bilgisayarlardan birinin konumunu Gün Gezer bölgesinden biri olan Dağlar bölgesine yaptım. Eğer herhangi bir konum bilgisi bulunursa orayı gösterecekti ve Dağlar bölgesi çok zor bir araziye sahipti.
Gün Gezerler'in resmi haber sitelerinden birine girdim. Her yerde beni kaçırdığı an vardı.
Bu sefer Draven haklı, Vlovanni daha ağır lafları hak ediyor.
Bir haber başlığında ise benim özenerek baktığım, babam, ölmeden önce annem, ben ve Vivenne haricinde kimseye dokunması için izin vermediğim saçları peruk yapmış hali vardı.
Bir süre sonra deponun kapısı sert bir şekilde çaldı.
Ama... Burayı kimsenin bilmemesi gerekiyordu.

