İçeriğe geç

Günün Bittiği Yer

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Günün Bittiği Yer

Bölüm 1

Baskın Var!

Odamın camından dışarıdaki neon ışıklı tabelaları izliyordum.

Bomboş bir noktaya...

Boş bir noktaya odaklandığıma göre bir şeyler düşünüyordum.

Gezer Savaşı'nı ve annemin ölümünü.

O savaşta annem bir Gün Gezer tarafından kaçırıldı ve Gün Gezerler'in başkanı Nikoasil BRİSOL'a götürüldü. Annem hayattayken karnını kestiler ve içinde plastik eriterek işkence edilmiş, cesedi yakılarak ortadan kaldırmışlardı.

Caniler...

Annem bir Gün Gezerdi, babam ise bir Geç Gezer. Annemin çilleri vardı ve o genleri bana da geçti ve benim de çillerim oldu.

Geç Gezerler'de sadece nadir insanlarda çil vardır. Onlar da ya aldırırlar ya da saklarlar fakat annemden aldığım tek gen olduğu ve onun da sahip olduğu bir şeyi neden saklayayım ki? Onlar bana annemden bir hatıraydı.

Keşke ölmeseydi...

Hala annem ve ölümü hakkındaki düşünecelerimden Kurtulamamışken babam odamın kapısını tıklattı. O her zaman bana karşı saygılıydı. Asla kapıyı çalmadan içeri gelmezdi.

"Gelebilirsin"

Sesim biraz pürüzlü çıkmıştı. Sanırım annemi düşünürken biraz da duygulanmıştım. Babamın kapı kolunu indirdiğini çıkardığı o hafif 'tık' sesinden anladım. Gözlerim hala camdaydı. Hafifçe burnumu çektim ve duruşumu düzelttim. Babam kapıyı kapatıp yanıma geldi.

"Yelenia'm... Kızım, ne yapıyorsun?"

Sesi kadife gibiydi. Onun bu ses tonunu sadece ben ve annem duyabilirdik. Fakat annem öldü ve bu sesi sadece bana karşı kullanıyordu. Babam bana karşı her zaman hassas davranıyordu.

"Sadece... düşünüyorum baba."

"Ne düşünüyorsun da böyle uzaklara dalmışsın? Kafana ne takıldı, güzel kızım?"

Bir süre boyunca sessiz kaldım. Kelimeleri toparlayıp hizaya getirdim ve sözcükleri serbest bırkatım.

"Annemi... Onun katilini."

"Shh, canım kızım benim."

Yanıma geldi ve ellerini saçlarımda gezdirdi. En iyi arkadaşım Vivenne, annem ve babam haricinde kimsenin saçlarıma dokunmasına izin vermezdim. Şu ana kadar da saçlarımı asla kestirmedim çünkü annem o saçlara dokunmuştu. O yüzden sadece en yakın arkadaşımın ve babamın dokunmasına izin veriyorum.

" Yelenia, arkadaşların aşağıda bekliyor güzel kızım. Kıyafetlerini giyin. Gezerler sınırındaki kulelerden onların ağına bağlanmaya çalışacaksınız. Sinyal çözücünü almayı unutma, tamam mı?"

"Baba, sana söz veriyorum, kemiğim kırılmadan geri geleceğim. Sen çık şimdi, dediğin gibi kıyafetlerimi giyineceğim."

Babam ağır adımlarla kapının dışına gitti. Babam çıkınca üzerindeki ev kıyafetlerini çıkardım ve operasyon kıyafetlerimi giyindim. Biraz ağırlardı ama adı üzerine, operasyon kıyafetleriydi, fazlasıyla normaldi bu.

Botlarımı da giyindikten sonra aynanın karşısına geçtim. Operasyon kıyafetleri fazlasıyla...

Siyahtı.

Bunun yüzünden biraz söylensem de genel olarak seviyordum. Şık bir tasarımı vardı. Daha da olgun gösteriyordu beni.

Babam salonda tabletinin başındayken gördüm. Sıcak bir gülümseme sundum ve evden çıktım.

~~~

Arabanın yanına gittim ve kapıyı açıp içeri giridm. Herkes sessizdi. Gezerler sınırındaki operasyonun stresini yatıştırmaya çalışıyorlar, diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım.

Yolculuk yaklaşık 3 buçuk saat sürmüştü. Sıkılmaya başlamış olacağım ki kemerimin kayışı ile oynamaya başladım. Arabada motorun çıkardığı hafif tını haricinde sadece yoldaki taşlara denk gelince hafif sesler çıkıyordu. Başka da ne bir konuşan vardı, ne de bir ses...

Bu 3 buçuk saatlik yolculuk bittikten sonra yaklaşık 45 dakika boyunca yürümek zorundaydık. O bölgeye, yani Gri Şerit'e sadece çok özel personeller girebilirdi.

Ve... Biz de personel sayılırız. Olmasak bile babam Geç Gezerlerin başkanı, bence pek bir sorun olmaz... değil mi?

Vardığımızda çimlerin arasında bir yerde 5 kişi aynı anda sığmaya çalışıyorduk ve otlar bacaklarıma saplanıyordu, bu fazlasıyla huylandırıcı ve sinir bozucu.

Sinyal çözücü aktif ettim ve kablo ile bilgisayara bağlanıp gerekli işlemleri yerine getirdim. Vivenne merakla bilgisayara bakarken Draven, Bang Cris ve Solis etrafı gözetliyordu. Ağ merkezinden olması gerektiği kadar uzak olduğumuz için işlemeler yavaştı, hem de çok yavaş.

5-6 dakika sonra bir hışırtı duyduk. Herkes aynı anda oraya baktı. Burada hayvanları bırakın böcekler bile gelemezdi. -Böcekler de gelemezdi çünkü asfaltta bunun için özel kimyasallar vardı.-

Bir süre sonra tekrardan bir hışırtı duyduk ve ardından ritmik adım sesleri ve... Koşma sesleri?

"Herkes! Hemen sığınaklara! Koşun, koşun!"

Draven'ın bu çığırışı ile hepimiz hızla sığınaklara koştuk. İçeri girer girmez işimize yaramayacağını düşündüğümüz tüm malzemeleri kapının önüne yağdırdık. Ben ve Bang Cris büyük ve geniş bir kolonun arkasına saklandık. Ben biraz daha arkada duruyordum çünkü hala işlemleri tamamlamam gerekiyordu. Bang Cris kapıya doğru nişan aldı. Draven büyük bir masayı devirdi ve önüne kalın kartonlu kolileri koydu. Vivenne de bizim yakınlarınızda bir kolonun arkasına saklanmıştı ve Solis de ağır, metalden yapılmış büyük buz dolabının arkasına saklanmıştı. Sığınakta olduğumuz için şarjör konusunda şanslıyız.

Kapının zorlanma sesleri ve kapının arkasından gelen ağza alınmaz küfürler sığınakta yankılanıyordu. Kapı artık dayanamamış ve ortadan ikiye büyük bir hışımla kırılmıştı. Herkes sper aldı ve kendinden emin bir şekilde ateş etmeye başlanıldı. Ben de bu sırada hala sinyallerini kemeeye çalışıyordum, ağ merkezlerini patlatmak isiyordum ama daha kendi cihazım doğru düzgün internete erişemiyordu.

"Yelenia! Kalkanımın enerjisini doldur, yedeği uzun süre dayanmaz! Hızlı ol!"

Bu ses Draven'dan gelmişti. Kalkanın içi boş olduğu için bana attı ve sağlam şekilde tuttum. Hemen hiç merkezine bağladım. Kalkanın başında durmam, olması gerektiğinden daha fazla enerji almaması gerekiyordu.

8 dakika sonra gücü dolmuştu. Gün Gezerler'den gelen asker sayısı gittikçe artıyordu. Biz ise sadece 5 kişiydik ve birine de ulaşamıyorduk. Kalkanı güç merkezinden çıkardım. İçi dolu olduğu için atamazdım, eğer atarsam patlar ve Gün Gezerler'in öldürmesine gerek kalamadan yanarak yok olurduk. Sağımı ve solumu kontrol ettim, sonra da Draven'a doğru koşmaya başladım. Yolun ortasındayken omuzumda önce soğuk, sonra da sıcak bir sızı hissettim. Aynı anda o sızıyı karnımda da hissetmeye başladım.

Kırmızı, akışkan sıvı... Senden nefret ediyorum...

Nefesim kesilmişti, o an istemsizce dizlerimin üzerine düştüm ve sonra da tamamen yere yığıldım. Olduğum yer Bang Cris'e daha yakındı, o beni hızla, vurulma riskini göze almadan ordan aldı. Yeleğini çıkardı ve yaranın üzerine bastırdı

"Yelenia! Yelenia ses ver!"

Yanı başımdaki Bang Cris'in sesini duyamıyorum fakat daha uzaktaki Vivenne'nin sesini duyabiliyorum, tuhaf...

Bir süre sonra tüm sesler suyun altından gelir gibi geliyordu, görüşüm flulaşıyordu. Görüşümü tamamen kaybettim. Bir şeyler söylemek istiyordum fakat bunu dile getiremiyordum. Hatırladığım 3 şey vardı.

Karanlık... Taze kan kokusu ve silah sesleri...

Bölüm sonu

4 yorum

  • Detaylar baya güzel olmuş Bang Cris gözümden kaçmadı değil SKSKAKLS Ve gerçekten harika bir evren, olay örgüsü olmuş, tebrik ederimm 👏🙌

    1Yanıt
  • Okudum o kadarrrrr iyi ikiiii acilll devamını yazman gerekk hem de çok acilllll✨💞

    1Yanıt
  • Çok iyii 💕💕 özellikle olayların hemen başlamasını çok sevdim. Yazım yanlışlarına biraz daha dikkat edersen de daha iyi olur. Kalemine sağlık ❤️

    1Yanıt