İçeriğe geç

GÜNSELİ

Bölüm 1 · 4 dk okuma

GÜNSELİ

Bölüm 1

BÖLÜM 1 TANITIM

Bir temmuz günüydü hava kendini kapatmaya yüz tutarken ortaya çıkan esinti bile bunaltıcı derecede sıcaktı. Akşam üzeri genç adam ve yanından hiç ayırmadığı ortağı VIP müşterin sık sık ziyaret ettiği Pera Palas kulübünün locasında kazandıkları ihaleyi kutluyorlardı. Üç katlı olan bu kulübün giriş katı müşterilerin dans edebileceği geniş bir alana hizmet ediyorken diğer iki kat ise özel müşterilerin kalabalıktan uzak eğlenmesi için tasarlanmıştı.

Adam koridorun sonunda bulunan odada elindeki buzlu viski bardağını karşısında duran ortağına doğru kaldırdı. Bu gece için özel olarak tahsis etmişti

"Her zamanki başarımıza " karşılığında ortağı Arda elde ettikleri bu nihai zaferin gururu ile gülümsedi.

"Tuttuğunu koparan arkadaşıma" çıktı ağzından. İkisi de zorlu bir arazi anlaşması için Antalya'ya gelmiş ve bir çok iş adamının katıldığı ihalede söz konusu arazi için en yüksek fiyatı veren şirket olmuştu. Aldıkları bu araziye yaklaşık 500 yataklı içerisinde su parkı, havuzu ve bir çok tesisi bünyesinde barından Akhan Blue Oteli inşa edip bunun ile beraber şube sayılarını üçe çıkarmayı planlamışlardı.

"Ne zaman dönüyoruz" diye sordu Arda. Adam viskisinden bir yudum aldıktan sonra arkasına yaslandı. Öylesine bir nefes koyverdi.

"Bir kaç gün daha burada tatil yapmak bana iyi gelecek sen istersen yarın dönebilirsin" Bu sayede yaşadığı gerginliği atıp arınmış bir şekilde İstanbul'a geri dönecekti. Uzun zamandır doğru düzgün dinlenememişti. Göz altları fazlasıyla çökmüş, verdiği üç beş kilo yüzünden yüzündeki erkeksi kemikler biraz daha belirgin hale gelmişti.

"Birimizin dönmesi gerek yoksa personelin başı çok boş kalır" dedi ortağı Arda. Adam gülümsedi yaslandığı yerden doğruldu.

"Çok doğru" dedikten sonra elindeki boş bardağı masaya bıraktı. Derin bir iç çekti.

Yaşı otuzların başında genç bir iş adamıydı üniversiteden hemen sonra müdür yardımcılığı yaptığı oteli haciz sırasında açık arttırma ile düşük fiyattan satın almış bugün kocaman bir imparatorluğa dönüştürmüştü. Gazetelerin ekonomi sayfalarında boy boy resimleri, hakkında yazılan bir çok makaleler onu kadınların gözünde milyarder bekar konumuna getirmiş ve her kadının hayalindeki erkek modeli Barlas Akhan olmaya başlamıştı.

Saat çoktan gece on ikiyi geçmişti. Adam ortağı Arda'yı alıp kulüpten çıktığında cadde neredeyse bomboştu. Karşı kaldırımdan geçen bir iki delikanlının sesi duyuluyordu sadece. İkisi bir türlü gelemeyen valeyi beklerken caddenin başından hızla gelen siyah bir transport aracın önünde oturan iri kıyım bir adam silah doğrultup bir iki el ateş ettikten sonra aynı hızla caddenin sonuna doğru kaçarak gözden kayboldu. Kurşunlardan biri Ardanın omzunu sıyırıp geçerken diğer ikisi adamın kalbinin tam üstüne ve başına isabet etti.

Olduğu gibi bedeni yere yığıldı acıya dayanamayan göz kapakları kapanırken bedeninden akan kanlar kaldırıma sızmaya başladı. Karanlık bir girdap onun bedenini esir almış ruhunu huzurlu bir uykuya hazırlıyordu. Yanı başında duran Arda yanına çömelerek;

"Barlas dostum sakın gitmeye kalkma Nerede bu kahrolası vale gelemedi bir türlü" diye olağan gücü ile haykırdı. Gözünden akan yaşları eliyle silerek kapıda duran güvenlik görevlisinin yakasına yapıştı.

"Çabuk bana araba bul yoksa bu kulübü içinde seninle birlikte ateşe veririm" gözleri dönmüş şekilde adamı tehdit etti. Yutkundu cebinden bir anahtar çıkarıp parmağıyla karşı kaldırımı işaret etti. Arda görevliyi serbest bırakıp yaralı ortağını arabaya bindirerek en yakın hastanede soluğu aldı.

Adam yaklaşık on saat süren bir ameliyattan sonra yoğun bakıma alındı. Çıktığı haberini alan Arda o sırada hastanenin kafeteryasında kahve içip arkadaşı için dua ediyordu.

Elindeki bardağı masaya fırlatıp dosdoğru doktorun yanına koştu. Acilde ufak bir dikiş ile omzundaki kurşun sıyrığını tedavi ettirmişti ama ani harekette bulununca sargı bezinin altından sızan kan kısa sürede yine kendini gösterdi. Suratına yansıyan acıyı bile önemsemeden odadan içeriye girip ameliyatın nasıl geçtiğini sordu.

"Ameliyat esnasında kalp krizi geçirdi Barlas Bey iradesi ile hayata tutundu tekrar geri geldi. Göğsüne isabet eden kurşunu çıkardık. Lakin beynine isabet eden kurşun sinir damarlarına çok yakın olduğu için alamadık. Önümüzdeki kırk sekiz saat çok önemli yaşama şansı yüzde ellinin oldukça altında biz ve Barlas Bey elimizden gelenin en iyisini yapmaya devam ediyor olacağız" konuşmalar doktorun ağzından dökülürken Arda'nın gözünde biriken bir iki damla yaş öylece kendini bıraktı.

"Ne kadar para gerekiyor ise veririm onu hayata döndür doktor " Çocukluktan beri arkadaştılar birine bir şey olsa öteki gelir biri üzülürse öteki üzüntüsüne ağlardı. Şimdi arkadaşını kaybetme korkusu ile yüz yüze olduğu için haddinden fazla öfkeli görünüyordu . O an bunu yapanı bulup intikamını almaya yemin etmişti.

Aradan bir ay kadar zaman geçti. Yaz kendini bir sonraki mevsime sonbaharın kollarına bırakırken. annesi Sedef Hanım hastane odasındaki koltukta oturmuş önünde duran kitabı okuyordu. Başka türlü umutsuz geçen saatlere katlanmak mümkün değildi. Derken genç adamın bağlı olduğu yaşam ünitesinden sesler gelmeye başladı. Annesi bir koşu kapının önünde duran hemşireleri çağırıp;

"Oğluma bir şeyler oluyor kurtarın onu yalvarırım" diye odada gözyaşları içinde çaresizce dört dönmeye başladı. Yanına gelen hemşirelerden biri sırtını sıvazlayarak;

"Oğlununuz hayati tehlikeyi atlattı uyandı " deyince kadının yüreğine su serpildi. Müjdeyi veren hemşireye tüm sevecenliği ile sarıldı.

Gülümseyerek oğlunun yanına geldiğinde kanı çekilmiş soğuk elini küçücük iki eli ile tutarak çok şükür diye sesli bir derin iç çekişte bulundu.

Adam gözlerini defalarca kez aralayıp durdu çevresindeki insanlar gözüne bulanık gelmeye başlayınca yutkunarak karşısında durup elini tutan annesine dönüp;

"Siz kimsiniz" diye sordu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.