İçeriğe geç

Günlük

Bölüm 2 · 8 dk okuma

Günlük

Bölüm 2

1.Bölüm saklı

"2010 Eylül ayıydı Almanya'dan yeni gelmiştik. Ben 30,Kaan'da yeni 5 yaşına girmişti, Melis de 3 yaşına. O zamanlar daha yeni yetimhanede çalışmaya başlamıştım.

Yetimhanede çalışmamın 1.ayı ,Melis ve Kaan odamda uyuyor, bende yetimhanede ki çocuklarla ilgileniyordum. O gün Müdire Hanım Ceylin 2 günlüğüne kocasıyla birlikte sehayate gitmişlerdi.

Yetimhanenin dış kapısı sağlam olmadığı için rüzgarlı havalar da aniden açılıyordu ve o günde yağmurlu ve şiddetli rüzgârlı olduğu için gene dış kapı sert bir şekilde açılmışdı, o gün dışarıda çok şiddetli sesler vardı fakat ben tek bir sese kulak vermiştim.

Bir bebek sesi...

Hemen koşup kapının önüne geçtim ve seni gördüm, ağlıyordun... fırtına koptuğu için korkmuş olmalıydın ve soğuk hava da her yerin morarmıştı. Sağıma ve soluma baktım fakat kimseyi görmemiştim. Bunun için seni hemen kucaklayıp içeri aldım.

Düz hafif sarı saçların vardı dikkatimi çekmişti o kadar güzellerdi ki hele açık kahverengi gözlerine ne demeli? o güzelim gözlerinden yaşlar hafifçe süzülüyordu.

İlk önce sana banyo yaptırdım, Melis'in eski kıyafetlerini giydirdim o kadar zayıftın ki sana bol gelmişti. Seninle biraz konuştuk ve dertleştik ama anneni hatırlamıyordun nedenini sende bilmiyordun ama ben biliyordum.

tahminimce biliyordum ama, seni aldığım zaman başın biraz kanıyordu sert bir darbe almışsın bunun için unutmuş olmalısın. Her şeye rağmen aynı öz kızım gibi bakıyor ve seviyordum seni hâlâ öyle. Melis ve Kaan seni çok sevmişlerdi.

Kaandan bir yaş küçüktün fakat çok iyi anlaşıyordunuz Melis sana hatta "abla" diye sesleniyordu, o kadar tatlıydınız ki.

çok hızlı büyüyorsunuz be güzelim 12 yıl geçti, kocaman 12 yıl..."ağlamaklı bi sesle.

Mila teyze şuan 43 yaşında( yaşını fazla göstermeyen biriydi).Gözlerinden minik minik yaşlar akıyordu ama mahçup bir gülümseme vardı yüzünde.

Mila teyze yarı Alman yarı Türk biriydi, eşinin ölümünden sonra çocuklarıyla birlikte Türkiye'ye gelmişler ve güzel bir hayat kurmuşlar.

Melis üç ay önce on beş yaşına girdi, Kaan ise geçen ay on sekiz ben ise yarın on yedi yaşında olacaktım. Doğum günüme bir gün kaldığı için küçüklüğümüze Mila teyzeden bizim küçüklük fotoğraflarımızı istemiştik.

Ve benim buraya nasıl geldiğimi anlatmasını istedik (aslında bunu dokuz bin dokuz yüz doksan dokuz kere sormuş olabiliriz) ama bir milyonuncu anlatışını dinlemekte sakınca göremedik. (Gerçekten her anlatışında duygulanıyor.)

Ama bu sefer hem fotoğraflarımıza bakınca daha da duygulandı.

Mila teyze bana bir fotoğraf uzattı ve bakmamı istedi,elime alınca incelemeye başladım melis sağ tarafımdan bakıyor Kaan ise boyu uzun

olduğu için boynumun kenarından bakıyordu.

Hepimiz gülmeye başlamıştık, ben en çok Kaan'ın dil çıkardığı yere gülmüştüm ama bir şey garibime gitmişti.

"Mila Teyze." dedim.

"Efendim kızım." dedi o da.(beni kızı gibi gördüğü için diyor.)

"Her anlatışında saçımın hafif sarı olduğunu söylüyordun ilk ben inanmamıştım ama cidden öyleymiş neden benim saçım sonradan hafif kızılımsı oldu?"dedim.

Mile teyze gülmeye başlamıştı 3ümüzde neden güldüğünü anlamamıştık ve bizim garip bakışlarımızdan anlamış olacak ki açıklamaya başladı.

"Senin saçının bu hale gelme nedeni galiba genetik çünkü sen büyüdükçe saç rengin değişmeye başladı." diye cevap verdi.

Ben daha küçükken annemi bile hatırlamıyordum acaba bu genetik kimden geliyordu?

Kafamdaki sorular beynimi yerken Kaan'ın gülme sesleriyle son buldu.

Neden güldüğüne anlam verememiştik. Elindeki fotoğrafa bakıp bakıp gülüyordu ayağa kalkıp baktığımda bende kendimi tutamayıp gülmeye başladım.

Melis ve Mila Teyze bize anlamsız bakışlar atmaya başlayınca fotoğrafı onlara gösterdik.

Ve bunların içinde Melis de olmak üzere hepimiz gülmeye başlamıştık.

*

Saat 00.00 dı yetimhanenin sonuncu odalarında 4 kız kalıyorduk ben, Melis,Sümeyye ve Sıla.

Odada bir tek ben vardım bu zamana kadar aslında kızların uyumuş olması lazımdı yanlış bir şey yapıp ceza aldıklarını düşünmeye başladım.

(Yazar notu:Yetimhanede kurallara uymayan çocuklar küçük cezalar alıyor)

Merakıma yenik düştüğüm için(her zaman ki gibi) kapıya doğru yöneldim tam kapıyı açacaktım ki kapının bir anda açılmasıyla birinin beni tutması bir oldu.

Herkesin "SÜPRİZZZ" diye bağrışarak benden habersiz gece 00.00 da doğum günümü kutladığı için mi şaşırsam yoksa az kalsın onlar bağırmalarından ürküp tam düşücekken beni tutan Kaana mi şaşırsam bilemedim.

Herkes bize bakıyordu arkada Sümeyye,Sıla ve Melis konfeti patlatmış ve bize şaşkın ifadelerle bakıyorlar dı.

Mila Teyze ve Müdire Hanım Ceylin önde alkışlıyorlardı ama elleri havada kaldı,ortalarında ise beni kolumdan tutan Kaan vardı.

Herkes bize bakıyor ve kimse çıtını çıkarmıyordu.Kaan'ın uzun düz kahverengi saçları önüne geliyor koyu kahverengi gözlerine fazla göremesemde saç tellerinin aralarından gözlerini görebiliyordum, gözleri hafif kısık bana bakıyordu.

Kafasından sanki bir şey atmaya çalışır gibi salladı ve doğrulmam için yardım etti.

"Teşekkür ederim"dedim kısık sesle

O ise başını yana eğmiş kafasını salladı.

Aradan 10-15 dakika geçmişti yataklarda oturuyorduk müdire hanım ceylin,Mila teyze ve Kaan ayaklandı ve kendi odalarına gittiler.

Sümeyye,Sıla,Melis ve ben kendi yataklarımızda oturup biraz dedikodu yapmaya başlamıştık.

Sümeyye 13 yaşında iken ailesi bir yangında vefat etmiş ve akrabalarından kimse onu istememiş onun için eğer birisine "aynı akrabalarım gibisin"derse bilin ki bu Sümeyyeden hakaret yemişsinizdir(şuan Sümeyye 19 yaşında.)

Aslı'nın annesi erkek kardeşinin doğumundan sonra vefat etmiş erkek kardeşi yaşıyormuş ama babası erkek kardeşinden hep nefret etmiş erkek kardeşine hep kötü davranmış, isim bile koymamış aslı ona mucize diyormuş hep.Aslı 18 yaşına girmiş, erkek kardeşi 14. En son gene evde kavga olurken babası sinir krizi geçirmiş ve ani sinirle elinde tüfekle mucizeyi öldürmeyi çalışmış ama o sırada sinirden kalp krizi geçirmiş. Erkek kardeşi ve Aslıyıda hiç bir akrabası almamış ondan bu yetimhaneye gelmiş, Erkek kardeşi de bizim yan binamızdaki erkek yetimhanesinde.(aslı 24 yaşında, mucize ise 20 yaşında.)

*

Sabah saat 11.30'du bizim yetimhane 3 bölümden oluşuyordu biri erkek yetimhanesi farklı bir bina, kız yetimhanesi ise başka bir binada ve yemekhane ise ( yemekhane diyorum çünkü baya büyük bir yer.) Bu erkek ve kız yetimhanesinin ortasında kalıyordu. Bunun için kalkıp bahçeye çıktıktan sonra yemekhaneye gelmiştik.

Hepsi yan yana 4 tane kocaman masalar var. Bunlardan 2 tanesinin hepsi kız diğer iki masada da erkekler vardır.Ben buraya her zaman hogwarts taki masalara benzetirim(çünkü baya benziyor)

Herkes konuşuyordu bazı arkadaşlarım benim doğum günümü kutlamışlardı bile.Mutlu mutlu herkes konuşurken bir anda çan sesini herkes dut yemiş bülbül gibi sustu.

Çanı çalan kişi müdire hanım Ceylindi yanında ise Mila teyze vardı(mile teyze onun yardımcısıydı)genelde müdire hanımın çanı çalma nedeni bizi susturmak olurdu eğer bu kurala uymazsak sadece ekmek ve süt yenirdi.

Ve akşam yemeğine kadar atıştırmalık dahi bir şey yenmezdi.

Herkes susmuş müdire hanıma bakıyordu ve kısa bir sessizlikten sonra konuşmaya başladı.

"İlk öncelikle günaydın çocuklar"

Herkes hep bir ağızdan "günaydın"dedi

"Birazdan yemekleriniz gelecek ama ilk öncelikle minik bir konuşma yapmak istedim."dedi.

Kimse müdire hanımın ne dediğini anlamamıştı ve en ciddi ses tonuyla konuşmaya devam etti.

"Bugün arkadaşınız Elmasın doğum günü lütfen hep bir ağızdan arkadaşınızın doğum gününü kutlayalım"dedi ve beni gösterdi.

Hep bir ağızdan iyi ki doğdun melodisi şeklinde doğum günüm kutlamaya başlamışlardı. Çok sevinmiştim, herkes kutlarken sadece bir kişi kutlamıyor ve bana ölümcül bakışlar atıyordu.

Yaren...

Yaren ben buraya geldiğimden beri benden nefret eder tüm ilginin benim üstümde olduğunu söyler. Mila Teyze onun kıskanç biri olduğunu umursamamam gerektiğini söylüyor ama artık büyümüştür ve böyle çocukça kıskançlık tiriplerine girmesi beni boğuyordu.

Yaren benimle yaşıt ama ben ondan ay olarak büyüktüm. Onun yetimhaneye gelme nedeni ise annesi ve babası onu istememiş nedenleri yokmuş kendi isteği ile gelmiş yetimhaneye ve zaten kimse nasıl geldi bilmiyor. Mila teyze kesin biliyordur ama sormama gerek yoktu ve zaten merak ettiğim bir konu değildi.

Müdire hanım yemeklerimize devam edebilmemiz için işaret verdi ve hepimize afiyet olsun dedi. Ardından yemekleri yemeğe başlamıştık.

Saat:14.55

☆

Aslı ile yetimhane odamıza geçip Aslının bana aldığı hediyeyi açıyordum.

(Yazar notu:Eğer birisinin doğum günü varsa çocuklar görevlilerden o arkadaşına ne hediye almak istiyorlarsa söyleyip görevliler getiriyor.)

Aslı çok sade bir bilezik almıştı hemen koluma taktım ve oturup sohbet etmeye başladık. Ardından bir anda Mila Teyze odaya geldi. Kendisi fotoğrafların bazılarını bulmaya zamanının olmadığını ve ceylin hanımla işi olduğunu Kaan ve Melis küçük çocuklarla ilgilendiğini ve benimde fotoğrafları bulup bulamayacağımı sordu.

Bende bulacağıma söz verdim ve kapıyı kapatıp gitti.

İşinin ne olduğunu merak etmiştim ama söylemek için zamanım yoktu çünkü çoktan gitmişti.

Aslıya görüşürüz dedim ve Mila teyzenin odasına gittim ve kapının üstündeki "çocuklar giremez yazısına baktım" 1 sene sonra reşit olacağım aklıma gelince bir mutluluk oluştu ve odaya girdim.

Oda beyazlara örtülmüş gibiydi kapıyı açar açmaz karşımda L koltuk ,duvar kenarında da tek kişilik yatak vardı yatağın yanında da kitaplık vardı.

Vakit kaybetmeden fotoğrafları bulmaya çalıştım, yatağın üzerinde bir tane fotoğraf gördüm elimi uzatıp fotoğrafa baktım.

Bu fotoğrafta ben yoktum Melis ve Kaan vardı.

Ortada ki bebeği tanımıyorum herhalde yetimhaneden olan bir çocuk.

Gülümsedim ve diğer fotoğrafları bulmaya başladım.

3-4 tane fotoğraf daha buldukdan sonra odayı baya gözden geçirdim fakat başka fotoğraf bulamamıştım.

Yere eğilip yatağının altından fotoğraf kutusunu almaya çalıştım, altı biraz karanlık olduğu için gözümün önünü göremiyordum.

Elime bir tane kutu gelince içimden "sonunda buldum" dedim ve kendime çektim fakat bu fotoğraf kutusu değildi.

Bu kutuyu hayatım boyunca hiç görmemiştim.

Kutuyu yanıma koydum ve elimi geri uzattım bu sefer bulma umuduyla elime gelen kutumsu şeyi çektim ki,evet doğruydu fotoğraf kutusuydu.

Fotoğraflara bir kez daha bakıp gülümsedim ve fotoğrafları kutunun içine koydum.

Büyük bir oh çektim ve yanımda hayatım boyunca hiç görmedim kutuya baktım,üstü tozla kaplıydı sanki yıllardır hiç açılmamış gibiydi.

Her zaman ki gibi merakım yenik düşüp kutunun üzerinde ki tozu elimin tersiyle sildim ve kutunun kapağını açtım.

İçinde okuma kitabı sandığım ama üstünde kocaman altın harflerle "GÜNLÜK" yazan kitaba baktım.

Günlüğü aldığımda altında 2 tane kağıt ve elbise buldum.elbiseyi yatağın üstüne attım ve kağıttakileri okumaya başladım.

Üstümde adım soyadım nereden geldiğim nereli olduğum ve...

Annemle babamın adı?!

Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı kısa bir şokunu ardından İzmirli olduğumu öğrendim.

Cidden hiç hayatım boyunca İzmire gitmemiştim yani hayatım boyunca uçağa bile binmedim o ayrı konu.

Annemin adı karanfil babamın adı cenk di soyadım ise demir di.

Elmas Demir... cidden çok yabancı geliyordu.

Soyadımı öğrenmemin şoku ile doğum günüm doğru mu diye baktım evet doğruydu 9 Eylül 2006 evet evet bunu biliyordum.

Ama bir saniye...

Mila teyzeye "doğum günümü nereden biliyorsun?"diye sorduğumda bana "sen 9 Eylül tarihinde geldin buraya ondan öyle" demişti.

Cidden o bunları biliyordu... acaba bana anlattığı hikaye yalan mıydı? Yoksa hikayede eksik anlattığı şeyler mi vardı.

Kağıtları yanıma koydum ve önümdeki günlükle bakıştım.

Hızlıca elime alıp ilk sayfayı açtım üstünde sadece şunlar yazıyordu "09/09/2006 Elmasım doğdu"diye o şokla beraber sayfanın kocaman ve gene altın harflerle "KARANFİL DEMİR" yazıyordu.

Cidden neye uğradığımı şaşırmıştım..

Daha görünüşünü bile hatırlamadığım adını saniyeler önce öğrendiğim annemin günlüğü elimdeydi.

Aklımda bir sürü soru işareti vardı ama içlerinde en merak ettiğimde şuydu.

Annem ve babam yaşıyor muydu?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.