Salonda uyuya kalmıştım. Kapının çalmasıyla irkilmem bir oldu. Kimseyi beklemiyordum kim olabilir ki bu saatte? Yavaş ve temkinli adımlarla kapıya yöneldim ve :
- Kim o ?
+ Merhaba hanımefendi ben kısayol expressten. Bir kargonuz var da kapıyı açar mısınız?
- Kargo mu ? Ama ben bir şey sipariş etmemiştim ki.
+ Ama adres buraya ait. Berfu Asi Arıkan siz değil misiniz?
- Evet benim.
+ O zaman adres doğru hanımefendi. Kapıyı açıp kargonuzu alır mısınız artık. Daha yetiştirmem gereken başka kargolarda var.
- Ah özür dilerim hemen açıyorum kapıyı.
+ Buyrun hanımefendi kargonuz. Şurayı imzalar mısınız?
-Tabi.
+Teşekkürler. Bir daha bu kadar bekletmezseniz sevinirim. İyi günler dilerim.
- B-ben... Şey... Özür dilerim...
+Sorun değil. dedi ve elindeki kutuyu uzattı.
Bir şeyler sipariş etmemiştim ve bildiğim kadarıyla doğum günüm de yakın zamanlarda değil. Bu kutuyu kim bana göndermiş olabilir ki ? Hiç beklemeden salona geçip kutuyu açtım. Kutunun içinden bir defter ve birkaç küçük kutu daha çıktı. Kutuları teker teker açtım . İlkinden 4 yapraklı yonca ikincisinden ben ve Zemheri'nin fotoğrafları son kutudaysa en sevdiğim çikolata vardı.
Zemheri'nin resmini görür görmez gözlerim doldu. Bunca yaptığı şeye rağmen hâlâ adı geçince yutkunamıyorken şimdi hafızamdan silmek için elimden geleni yaptığım ama bir türlü de silmek istemediğim fotoğraflar önümde duruyordu. Fotoğraflara bakarken bir kağıt düştü arasından. Kağıdı açtığımdaysa;
Küçük Hanım :
Sana yaşattığım her şey için çok özür dilerim. Beni affetmeni beklemiyorum buna hakkım da yok. Hele ki onca yaptığım şeyden sonra... Umarım hediyelerini beğenmişsindir. O günlük seninle geçirdiğimiz güzel günlerin şahidi ve sende kalmasının daha doğru olduğunu düşünyorum...
Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil
Çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili. diyor Atilla İlhan. Çok doğru söylüyor. Ben hâlâ seni çok seviyorum umarım sen benim yaptığımı yapmıyorsundur. Yapmazsın biliyorum çünkü zeki kızsın. Hayatını mahveden birini hâlâ sevmiyorsundur. Neyse anılarımıza iyi bak sevgilim...
Zemheri Kutay Arınç ( Uslanmaz şımarığın)
Mektubu bitirir bitirmez gözyaşlarım akmaya başladı. Hemen gözyaşlarımı silip günlüğü okumaya başladım...