Gece yarısına kadar oturmak isterdim ama yol beni çok yormuştu. Bu yüzden diğerlerinden izin isteyip erkenden odama çıktım. Hızlıca ayıcıklı pijamalarımı giydim ,yatağa oturdum ve telefonu elime aldım. Annemi aradığımda saat daha 10'a geliyordu. İkinci çalışta açtı:
-Alo,anne napıyorsunuz?
-Bavulları az önce arabaya yerleştirdik.Sabah erkenden yola çıkıcağız.Siz ne yaptınız kızım?
Yaklaşık 15 dakika konuştuktan sonra telefonu kapattık. Artık o kadar uykum gelmişti ki gözlerim kapanıyordu. Hızlıca yatağa girdim ve başımı yastığa koyar koymaz uyuyuverdim.
Sabah uyandığımda günes daha yeni doğuyordu. Gece erken uyuduğum için sabah da fazla uyuyamamıştım. Yatakta oturur pozisyona geçtim ve yanımda uyuyan Bade'yi gördüm. Açık kahve saçları ve onlarla nerdeyse aynı tonda olduğunu bildiğim kahve gözleriyle tam bir esmer güzeliydi. Üzerinde mavi bir pijama takımı vardı. Rüya ise tek başına yattığı yatağında bizim tarafa arkasını dönmüştü . Yüzünü göremiyordum ama aldıkları düzenli nefeslerden ikisinin de hala derin uykuda olduğunu anlıyordum. Gece geç gelmiş olmalılardı. Onları uyandırmamaya özen göstererek yataktan kalkıp banyoya yöneldim.
Banyodaki işim bitince dolaptan üzerime ,üstünde minik bir deniz kızı figürü olan beyaz bir t-shirt altımaysa kot şortumu giydim.Saçımı favori modelim olan dağınık bir şekilde örgü yapıp asağıya indim.
İlk önce mutfağa uğradım ve bir bardak su alıp balkona yöneldim. Eniştem her zamanki gibi elinde gazetesiyle en sevdiği köşesindeydi. Emekli polis olduğu için mi yoksa kişiliği mi öyle bilemesemde her gün aralıksız herkesten erken kalkardı. Balkona girip:
-Günaydın Enişte .
Dememle birlikte başını okuduğu gazeteden kaldırıp şaşırmış bir ifadeyle bana baktı ve ekledi:
-Günaydın kızımda erkencisin. Uyuyamadın mı ?
-Yoo Enişte pandalar gibi uyudum.
Söylediğim şeyle hafifçe kıkırdadı ve önündeki gazeteye geri döndü.
Birkaç saat sonra ev halkı uyandı ve güzel bir kahvaltı ettik . Annemler çoktan yola çıkmışlardı ama İzmir'den Antalya'ya arabayla gelmek epey bir sürüyordu . Bu yüzden akşama doğru anca gelebileceklerdi. Biz ise onları evde oturup beklemek yerine sahile gitmeye karar verdik. Ben, Emre ve kızlar gidiyorduk. Sevim midesini bozduğu için başka sefere dedi.
Sahile gelince önce kendimize güzel bir yer bulduk .Sonra eşyalarımızı yerleştirdik. Rüya üzerindeki turuncu bikinisiyle göz kamaştırıyordu. Bade ise üzerindeki sporcu mayosu ile oldukça sportifti. Bense üzerinde küçük deniz kabuğu figürleri olan mavi mayomla kelimenin tam anlamıyla şirin olmuştum. Saçlarım hala sabah yaptığım şekildeydi biraz dağılmış olsa bile.
Hepimiz tamamen yerleştikten sonra sonsuzluğa uzanıyormuş gibi gözüken denize baktım. Bu manzara bana huzur veriyordu. Daha sonra arkamda hissettiğim hareketle hızla yana kayıp arkamı döndün. Emre bana kötü kötü sırıtarak ve ellerini iki yana açmış bir şekilde yavaşça yaklaşıyordu. İşte yine yapıcaktı. Beni kucağına alabilecek kadar büyüdüğümüzden beri her yaz yaptığı gibi beni yine denize fırlatacaktı. Bu sefer akıllıydım ve erken fark etmiştim. Bir yandan geri geri adımlayarak üzerime doğru gelen Emre'den uzaklaşıyor bir yandan da konuşarak ikna etmeye çalışıyordum:
-Kuzen bak ikimizde kocaman adamlar olduk . Yapma .Sana hiç yakışmıyor bak haberin olsun.
-Kaçma kuzen biliyorsun bu geleneği yerine getirmemiz gerekiyor. Yoksa valla içim rahat etmez bak. Gel burayada uğraştırma beni hadi.
Son bir umut Emre'nin omzunun üstünden kızlara yardım dolu bakışlar attım. Onlarsa kıs kıs gülüyorlardı. İşte böyle nankör arkadaşlardı bunlar. Onlardan bir fayda gelmeyeceğini anlayınca tekrar Emre'ye döndüm .Tam ikna etmek için başka bir şeyler düşünüyordum ki öne doğru beni yakalamak için ani ve hızlı bir adım atıp elini de bana uzatınca tek çaremin bu olduğuna emin olarak arkamı dönüp koşmaya başladım. Hem koşuyor hem de halimize gülüyordum. Koskoca iki insan sahilde resmen kovalamaca oynuyorduk.
Yaklaşık 20-30 saniye koşmuştum ki hala arkamda mı diye bakmak için kafamı çevirmemle birine toslamam bir oldu. Karşıdakine o kadar hızlı çarpmıştım ki birlikte dengemizi kaybedip yere düştük . Yani teknik olarak o yere bense onun üstüne. Çarpmanın etkisiyle acıyan kafamı tutarak resmen kucağına uçtuğum kişinin kim olduğuna baktım ve zaman resmen şu filmlerdeki gibi donuverdi.
Karşımdaki mavinin büyüleyici bir tonunda olan gözlere kitlenip kalmıştım. Benim gözlerimde maviydi ama asla bu kadar güzel değildi. Şaşırtıcı olansa karşıdaki bu mükemmel gözlerin sahibi olan adamında en az benim kadar büyülenmiş bir şekilde beni izliyor olmasıydı ama o büyüden benden önce çıktı ve bana beni bir kere daha kalbimden vurduğu harika bir gülümseme bahşetti. Karizmatik ve erkeksi bir ses tonuyla:
-Yerin rahat sanırım.
Söylediği şeyle kendime geldim ve olduğumuz duruma baktım. Ben adamın üstünde yatıyordum . Düşmenin etkisiyle refleks olarak onun elleri benim belime benimkilerse onun çıplak göğüsüne yapışmıştı ve yüzlerimiz oldukça birbirine yakındı. Az önceki yaşadığım büyünün etkisinden hala tam çıkamamıştım. Bu yüzdende sesimi bulmakta biraz zorlandım. En sonunda tam konuşucakken yanımdan gelen "ıhı ıhıh" sesiyle kafamı kadırdım ve Emre'nin "burada noluyor " bakışlarıyla karşılaştım. Onu görmemle tutukluk yapan beynim gerçek dünyaya geri döndü ve hala bu adamın çıplak göğüsünde yattığımı fark etti. Hızla toparlanıp ayağa kalktım. İkimizde toparlandığımızda karşıdaki yabancıyı biraz daha inceleme fırsatı buldum.
Siyah ve ıslak saçları dağınıktı . Hayran olunası (daha az önce olmuştum) mavi gözleri ve karizmatik yüz hatlarıyla oldukça yakışılıydı. Boyum 1.70 olmasına rağmen yüzünü görrmek için hafifçe kafamı kaldırmama bakıcak olursak 1.85-1.90 arası bir boyda olduğunu tahmin ediyordum. Aşırı kaslı değilde kararında bir vücudu vardı fakat nereden bakarsam bakayım çok etkileyici olduğunu inkar edemezdim.
Ben onu incelerken oda beni inceliyordu ve gözlerindeki ifadeden anladığım kadarıyla oda benim onu beğendiğim kadar beni beğenmişti. Daha sonra gözleri yanımdaki Emre kaydı ve bir süre ikimiz arasında gidip geldi. Ben üzerinden kalkmadan bir süre önce takındığı ve beni incelerken de yüzünden düşürmediği gülümsemesi yavaşça soldu. Ben ne olduğunu pek anlayamadan gözlerine daha soğuk ve mesafeli bir ifade yerleştirdi. Kafam karışmıştı ve bu değişimin sebebini anlamamıştım . Daha sonra bir özrü hak ettiği aklıma üşüşünce en tatlı gülümsememi takınıp özür dilemek için ağzımı açtım:
-Ben çok öz...
Arkamdan gelen çığlıkla cümlem yarıda kesildi. Sesten anladığım kadarıyla bu Rüya'ydı. Emre ile kısa bir an birbirimize baktık ve arkamıza dönüp kızların yanına koşmaya başladık.