İçeriğe geç

Güneşi Takip Et

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Güneşi Takip Et

Bölüm 1

Minik Bir Antalya Meselesi

Yaz ayı benim için en güzel aydı. Hayatın yoruculuğundan sıyrılıp mola vermek için Antalya'daki yazlığımıza gelirdim her yaz.

"Sayın yolcularımız beş dakikaya iniş yapıyoruz. Lütfen eşyalarınızı uçak içerisinde bırakmayınız." Pilotun anaosuyla yanımda hala horul horul uyuyan kardeşim Oğuz'u dürttüm.

"Ne var ya?" dedi yarı uykulu bir sesle doğrulmaya çalışırken.

"Hadi, kalk artık." Biz eşyalarmızı toplamayı bitirdiğimizde uçak iniş yaptı. Oğuz'u annemlere kiltledikten sonra uçaktan indim. Her zamanki gibi en geç gelen ben olmuştum. Defne, Alya, Melis, Baran, Uraz ve Eren ellerinde kahvelerle beni bekliyorlardı. Hızla yanlarına gittim.

"Hoş geldin aşkoo!" dedi Defne bana sarılırken. "Yine en son sen geldin." Melis'te bize sarıldığında "Benim neyim eksik?" bağırarak Uraz'da üzerimize atladı. Alya ise garip bakışlarla bize bakıyordu. Mıç mıç ilişkileri seven biri değildi. Bizimkiler benden uzaklaşınca o sarıldı.

"Hoş geldin bebeğim." Her zamanki gibi saçlarını sıkı bir at kuyruğu yapmıştı. Aramızda en küçük Alya'ydı. Yine en olgunumuzda oydu. Çoğu insanın arkadaş olabileceği bir tip değildi. Buna rağmen benim en yakın arkadaşlarımdan biriydi.

"Hoş buldum." Diyerek geri çekildim ve kombinimi göstererek "Nasıl olmuşum?" diye sordum. Üzerime lacivert basic bir tişört giymiştim. Altımdada beyaz eteğim vardı. Boynuma İ harfli balon kolyemi takmıştım.

"Mükemmelsin." dedi Melis abartılı bir ifadeyle.

"O zaman İclal'de geldiğine göre bu akşam bendesiniz. Mangal partisi is coming." dedi Baran.

Baran benim yaz crushım. Devamlı flörtleşsekte ikimizde yılda sadece üç ay görebileceğimiz bir ilişkinin içine girmek istemiyorduk. "Bana uyar." İlk onay benden geldi. Sonra herkes onay verince Defne hariç herkes dağıldı. Defne hem burada hem de normal hayatımda en iyi anlaştığım arkadaşımdı. Birlikte havalimanındaki kiralık bisikletlere gittik ve bisiklet kiraladık.

Bisikletlere bindik ve benim bavulumuda zaten küçük olduğu için önüme koydum. Yazlığa vardığımızda burayı ne kadar özlediğimi fark ettim. Bisikletleri evin önne bıraktık ve içeri girdik. İki katlıydı ama her bir köşesi anı kokuyordu.

"Okul nasıl gidiyor?" diye sordu Defne koltukların üzerindeki örtüleri kaldırırken. Radyo, televizyon ve sinemacılık okuyordum. Sıralamam hukuk okumak için uygundu ama ben tutkularımın peşinden gitmiştim. Ailemde beni bu konuda bayağı desteklemişti.

"Yorucu." Buzdolabını açtım ve içinde ne var diye baktım. Sonrada "Tarihinin geçmesine 5 gün kalmış noodle var yer misin?" dedim.

"Neden olmasın." dediğinde noodleyi çıkarttım ve çaydanlığa su doldurup altını yaktım. Su kaynarken bavuldan bikinilerimden birini çıkardım. "Giyinip geliyorum." diyip hemen yanımızdaki tuvalete girdim.

"Kanka, bizim burada hani kokoş Azra vardı ya." dedi ben üzerimi çıkartırken. "Kocaya kaçmış diyorlar."

"Belliydi zaten." dedim ve "Kanka şunu bağlasana." diye ekledim. İçeri girdi ve üstümdekinin iplerini bağladı. "Baran sana nasıl bakıyordu, gördün mü?" diyerek güldü.

"Saçmalama." dedim flörtöz bir sesle. Enseme bir tane yapıştırdı ve "Madem seviyorsunuz neyi zorluyorsunuz anlamıyorum." dedi.

"İkimizde bizden bir cacık olmayacağının farkındayız çünkü. Sen bizi bırak. Uraz'la sen ne ayak?"

"Ne alaka?" diye cırladı.

"Benim gözümden kaçar mı kızım?" dedim kahkahayla.

"Ya." Saçlarımı karıştırdı. "Bir şeyde kaçsın gözünden."

Gülerek banyodan çıktım ve az önce çıkardığım tişörtü üzerime geçirdim. Suyun kaynadığını görünce altını kapattım ve noodle paketlerinin içine döktüm. Baharatlarını da döktüm ve Defne'ye uzattım. "Dökül bakalım."

"Ne döküleyim ya?" dedi ve noodledan kocaman bir çatal aldı. Ağzı dolu doluyken yamuk bir türkçeyle "Sadece çıkıyoruz." dedi.

"Detaya geç!" diyerek bağırdım. "Ne zamandır?"

Utangaç bir şekilde bakışlarını kaçırdı. "Üç aydır." Tezgahın üstüne oturdu ve noodledan bir çatal daha aldı. "Bizim mahalleye taşındılar. Biz sürekli birbirmizle karşılaşmaya falan başladık..."

3 Ay Önce

Defne Nare Erdem

Benim şansımı özetlemek için şu sözleri kullanırım genelde; eğer ben piyango kazansam biletimi kaybederim. Ve her zamani gibi yine şansımın yüzüme gülmediği bir dönemde sınıfta oturuyordum. Elimde kalem sallayarak hocanın anlattıklarını dinliyordum. Aniden kapı çaldı ve içeri o girdi. Uraz Barışçı. Her zamanki pislik sırıtışı yüzündeyken havalı oldğunu düşündüğü bir giriş yaptı. Bir anda tüm sınıfta ne kadar yakışıklı olduğu dönmeye başladı.

"Hocam günaydın. Yeni öğrenciyim ben." Nilya Hoca sanki onu bekliyormuş gibi bir ifadeyle gülümsedi. Uraz'da sınıfa doğru döndü. "Adım Uraz. Soyadımı öğrenmeniz gerektiğini düşünmüyorum. Bu okula gelmemin nedeni taşınmamız." Beni görünce duraksadı. Ardından hafif şaşkınlıkla "Ve Defne, seni burada görmeyi kesinlikle beklemiyordum." Herkes bana döndüğünde adımın Defne olduğunu bile yeni öğrendiklerine emindim.

1 Hafta Sonra

Kulağımda kulaklığımla yolda yürürken bir anda ekmek almayı unuttuğumu fark ettim ve derince ofladım. Bir anda yanımda iki ekmek poşetiyle Uraz belirdi. Birini bana uzattı, ardındanda "Unutkan ve dalin kokan güzel kızlara ekmek dağıtıyorum. Alır mısınız?" diyerek güldü.

"Maalesef almak mecburiyetindeyim." dedim ve elindeki ekmek poşetini çektim. Yanımızdan geçen gün Uraz hakkında sevgilim olacak, peşimden koşacak diye konuşan kız ve arkadaş grubu geçiyordu. "Teşekürler." Onu arkamda bırakıp yürümeye devam ettim.

Uraz peşimden "Defne!" diye seslendi. Arkamı döndüm ve ne var dercesine baktım. "Şey..." diyerek kekeledi. Kızlrın durup bizi izlediklerini gördüm. "Yazın geliyorsun değil mi?" Uraz sani söyleyecek bir şey bulamamış ve bir anda bunu atmış gibi bakıyordu.

"Evet, nereden çıktı?" dedim gülümseyerek.

"Yani, şey işte." dedi ve işaret parmağını saçına yerleştirip düşündü. "Yani," Bir anda duraksadı ve çevresine bakındı. Ardından hiç beklenmedik bir şekilde "Defne Nare Erdem, benimle çıkar mısın?" diye bağırdı.

Kaşlarımı çattım. "Efendim?"

"Sevgilim olur musun?" dedi bu seferde. Olayın ciddiyetini anladığımda güldüm ve "Kiminle D C oynuyorsunuz?" diye sordum.

"Seninle. Ve sen her zamanki gibi doğruluğu seçtin varsayıyorum. Benimle çıkar mısın?"

"Şey..." dediğimde kekeleme sırası bana geçmişti. "Evet."

Şimdiki Zaman

İclal Deniz Sönmez

"Sen ciddi misin? Herkesin ortasında sana çıkma teklifi mi etti?" Üzerime su fırlattı.

"Bağırma gerizekalı."

Denize gelmek ani bir fikirdi. Temmuzun üçü olmasına rağmen suda hafif bir soğukluk vardı. Kleopatra Plajına gelmiştik çünkü ben nedensizce burayı çok seviyordum. Çocukluğum Antalya'da geçmişti zaten. İstanbul'a ben 9 yaşındayken taşınmıştık ve buraya sadece yazları gelmeye başlamıştık. İstanbul bana hiç bir zaman Antalya gibi hissettirmemişti. Burası benim için bambaşkaydı.

Defne'yle birlikte büyümüştüm. Buradan ayrıldığımda en fazla özlediğim kişide o olmuştu. Babamı işi dolayısıyla taşınmıştık, beni yuvam dediğim Antalya'dan ayırdığı için o masum kalbimle babamdan nefret etmiştim.

Oğuz'sa burada ayrıldığnda 4 yaşındaydı. Antalya onun için benimki gibi bir tutku olmadı hiçbir zaman. Hatta çoğu zaman bizimle yazlığa bile gelmezdi.

"Biraz ilerilere gidelim mi?" dedi Defne. Elinde buzlu limonata vardı. "Okey." İleriye doğru yüzmeye başladık.

"Dalgınsın biraz." Defne bir anda başımı suya batırdığında çırpınmaya başladım. Bıraktığında suyun yüzeyine çıktım ve çevredeki tüm oksijeni içime çektim. "Allah belanı vermiye Defne!" dedim sudan çıkmış köpekler gibi başımı iki kenara sallayarak.

"Ay hanimiş benim tatlışım, ınnışım mınnışım." Defne'ye ters bir bakış attım. "Saat geç olmadan çıkııp hazırlanalım. Geç kalırsak Baran bizi döver." dedi ve kıyıya doğru yüzmeye başladı. Bende peşinden ilerledim.

ˆˆˆ

Baran, Uraz ve Eren tavukları pişirmeye çalışırken biz Manifest'in yeni şarkısını söyleyerek havuzda dans ediyorduk. Eren sinirle bize döndü ve "Salatayı ne zaman yapcaksınız?" diye sordu.

"Siz yapmıyor muydunuz?" dedi Alya gözlerini kısarak. Baran'ın gözleri büyüdü, nefes alamıyormuş gibi ellerini boğazına sardı. "Allah'ım sabır ver. Ben bunları niye çağırdım?"

Melis kollarını göğsünde bağlayarak "İstemiyorsan gidebiliriz." dedi. Bu kız gerçekten harika trip atıyordu. Eren'se elindekileri bırakarak "Ben size kapıya kadar eşlik edeyim." deyince Alya onu bacağından tuttuğu gibi havuza çekti. Eren pata küte havuza düşünce Baran kahkaha attı. Bu sefer ben ve Defne havuzdan çıktık ve Baran'la Uraz'ın kollarından tuttuk.

Baran gözlerini büyüttü ve "İclal sakın!" diye bağırdı. Onu havuza ittirdiğimde bileğimi tuttu ve benide kendiyle birlikte suya çekti. Suyun üstüne çıktığımda Uraz'ın Defne'yi kucağına alıp suya attığını gördüm. Sonrada kollarını iki yana kaldırıp "WİNNER!" diye bağırdı.

Birkaç dakika sonra tavuklar piştiğinde hepimiz havuzdan çıkıp masaya oturduk. Eren hepimize servis yaparken Uraz salatayı yapmaya çalışıyordu. Eren az pişmiş tavukların olduğu bir tabak uzatınca Baran "O yanık seviyor." deyip tabağı Melis'e uzattı.

Eren garip bir bakış atıp "Sanane oğlum, kızın dili yok mu?"

"Eren sana bir çarparım İbo ustanın oto tamircisine uçarsın buradan."

"Tamam hava fazla romantikleşti ben hemen Yalvarıyo açıyorum." Defne yanındaki hoparlörde birşeylerle oynadı ve şarkı son ses yükseldi.

"Çok üzüldüm senin adına,

Biliyorum gelmek istiyorsun benim yanıma

Çok mu mutsuz kıyamam ona

İnanmıyorum o yalancı göz yaşlarına.

Çok geç artık af dile

Sen beni anlayamamışsın, tanıyamamışsın

Gerçeklerden kaç hadi

Sen yalana doymazsın nasıl bir adamsın?" Biz hep bir ağızdan şarkıyı söylerken erkekler bize umutsuz bakışlarla bakıyordu.

Bölüm sonu

2 yorum