Bir Masal / Bir Yara / Bir Işık
Bir zamanlar gökyüzünde iki yalnızlık yaşarmış.
Biri ışığıyla dünyayı aydınlatırmış: Güneş.
Öteki sessizliğiyle geceleri sararmış: Ay.
İkisinin de yeri ayrıymış, zamanları farklı, ama kalpleri… birbirlerine tesadüfen çarpıp durmuş asırlardır. Güneş sabahları doğar, Ay ise onun gittiği yerde belirirmiş. Her gün biri giderken, diğeri gelirmiş. Ve her batışta, bir özlem saklı kalırmış.
Bir gün Güneş sormuş yıldızlara:
“Neden ben her sabah doğarken onunla göz göze gelemem?”
Yıldızlar gülümsemiş:
“Çünkü sen ışığınla var olursun, oysa o… karanlığı sever. Siz birbiriniz için yaratıldınız, ama aynı anda parlamak için değil.”
Ay ise gece boyunca sessizce Güneş’e mektup yazarmış:
“Senin ışığınla yanmak isterdim. Ama bilirim, o ışık bana düşerse yok olurum.”
Ve kader onlara tek bir şans vermiş. Bir tutulma anı. Sadece birkaç dakikalık bir sarılma. O an Ay, Güneş’in kalbine yaklaşmış… ve Güneş tüm evreni susturmuş, sadece onun gözlerini izlemek için. Ama sonra… zaman geri akmış. Güneş yeniden doğmuş, Ay yeniden gitmiş ve gökyüzü tekrar susmuş.
⸻
Bazı insanlar birbirlerine aittir. Ama ait olmak, birlikte olmak demek değildir. Bazen aitlik, en çok da ayrı kalmayı kabullenmekte gizlidir ve işte onların hikâyesi, gökyüzüne yazılmış bir şiirin son satırı gibi bitmiş:
“Ve biz bayım, Güneş ve Ay’ın yan yana gelmesi kadar imkansızdık.” 🌙