Kraliyet salonunda büyük bir taç giyme eğlencesi düzenleniyordu. Bütün halkında bulunduğu bu eğlence sürerken , kral ve kraliçe birbirlerinin ellerini sıkıca tutarak prenses olacak olan kızlarına baktılar. Tam o sırada ise bir mağaradan siyah cübbeli , eşine rastlaması oldukça zor bir güzelliğe sahip bu kız asil bir şekilde mağarısından çıktı. Çıkar çıkmaz bastığı çimen bir anda çürümeye, ağaçlar ve bitkiler yavaş yavaş zehirli sarmaşıklar tarafından sarmalanıp yok olmaya başlıyordu. Kız küstah bir gülümseme ile eğlencenin olduğu kraliyet sarayına baktı. Önüne çıkan periler onu durdurmak istese de bunu beceremiyor ve hepsi birer heykele dönüşüp yere çakılmaya başlıyordu.Prenses , tacı giymek için babasının önünde durup hafifçe eğildi.
Kraliçe kızını kolundan tutup arka kapıyı açıp çıkaracağı sırada bir anda hiddetli bir rüzgar ile tahta çarptılar. Bir anda herkes sessizleştiği sırada bir sürü bardak kırılma sesi ile herkes gizemli kıza dikkat kesildi. Elindeki içkiyi nazikçe havaya kaldırarak "Şerefe! Sizin gibi şeref yoksunları ve onursuzlar için buraya gelmem ile birlikte şeref ve onur kattım. " Kral sinirlenir ve "Ne had ile buradasın sen!" Gizemli kız gülümser ve bir anda kral tahtına ışınlanır. Tahta oturur ve bacak bacak bacak üstüne atarak "Kraliçe belli zaten , siz prensesi seçebilirsiniz! İzin veriyorum devam edin." İçkiden bir yudum alarak şaşıran halka ve krala baktı. Kraliçe ve kızı şok olmuş ve durumu anlamayıp birbirlerine bakarken halk gizemli kızın önünde eğilip ona selam vermeye başladılar. Gizemli kız parmağını bardağın ağızında tam tur döndürdü. Kral sinirlenerek "Kaldırın kafalarınızı, ve sen ne işin var burada." Gizemli kız kısık gülmeden başlayıp kahkahalar ile devam ederek "Ne işim mi var, elbette hakkım olanı almaya geldim. Ben bu krallığın ilk ve tek veliahtıyım. Buna karşı mı geliyorsunuz yoksa ?" Kral kolundan tutup kaldırmak için yanına gelirken gizemli kız bir anda kralı ileriye iter.
-Hiçbiriniz benim kadar güçlü değilsiniz!
Prenses, annesinin yanından ayrılır ve gizemli kızın üzerine içkilerden birini döker ve "Kalk oradan sahtekar! Sen benim babamın kanından olamayacak kadar kibirli, yalancı ve çirkin bir cadısın. " Gizemli kız bir anda eli ile oluşturduğu mendil ile yüzünü siler ve gülmeye başlar. -Komik, gerçekten komikmiş. Peki aptal kız , beni buradan kaldırmak için yapabileceğin en iyi çözüm bu mudur ? tamam fazla uzatmayacağım , buradan gitmemi istiyorsun o zaman sana bir şans vereceğim!
-Ne , ne istiyorsun!
-Hım, bilmem bir dışarı bak istersen. Seni bekleyen güzel bir sürpriz var.
Prenses , annesine ve babasına dönerek "Merak etmeyin anne ve babacığım! Bu kraliyeti o cadıya kaptırmayacağım." Gizemli kız eli ile onun taklidini yapar ve "Lütfen , daha ne ile karşı karşıya olduğunu bile bilmiyorsun ki aptal!" Gizemli kız onu tetikleyerek prensesin pencereyi açtırır. Bir anda içeri zehirli duman dolmaya başladı. Herşey o kadar hızlı oldu ki kapatana kadar odanın yarısı neredeyse dolmuş ve herkes büyük salondan dışarı çıkmaya çalışıyordu. Kral gizemli kıza dönerek "Derhal bunları sonlandırmanı emrediyorum!" Diyerek sesini yükseltti. Gizemli kız bir parmağını sallayarak "Hayır , ben hiçbir şey yapmadım kızın yaptı. Ama senin için bir iyilik yapıp onu taşlaştırabilirim." Dedi ve parmağını prensesin karşısında döndürerek ona bir sihir fırlattı. Kral bir anda kızının önüne geçerek yavaş yavaş taşlaşmaya başlıyordu.
-Çok kıskandım ya! Bize de böyle bir baba ve anneme iyi bir eş olsaydın şuan bunları yaşamıyor olurdun. Ama bekle sen zaten bizi hiç sevmedin ki! Çok yazık , çok üzücü... Buldum , neden benim yaşadığımı o da yaşamıyor ki ?
-Buna asla izin vermemem!
Gizemli kız pelerinin altından sinsi gülümseme ile atağa geçen kraliçeye bakar.
-Zaten senden de izin isteyen olmadı ki. Niye havlamaya başladın , ne güzel sessizce uslu uslu duruyordun. Ben kararımı verdim.
Avucunun içinden siyah bir tüy oluşturur ve onu havaya fırlatır. Herkes oldukça endişeli ve merak ile tiye bakar ve tüy yere değer değmez bir anda yoğun bir sis oluşur. Sis dağıldığında ise, siyah keçi boynuzları ve büyük görkemli kanatları, yırtıcı bir avcı gibi bakan gözleri ile etraftaki herkesi süzer ve gizemli kızın önünde diz çöküp eğilir.
-Bana itaat edenlere müjdelerim, korkmanıza gerek yok halkım. Ama beni hor görüp yok sayanlara ne acı... Gizemli kız , prensesi işaret ederek "Git ve bana o kolyeyi getir! " Hizmetkarı bir hız ile kolyeyi çalar ve efendisine getirir. Elindeki kolyeyi incelerken bir anda eli ile kolyeyi paramparça eder ve prensese saldırır. Korkudan ne yapacağını bilemeyen prenses babasının arkasına saklanır. Gizemli kız söze girer ve "Daha demin dediğim lafı hatırlıyor musun! Benim yaşadıklarımı sana yaşatacağım diye." İki elini birleştirir ve avuçlarının içinden kem ve uğursuz bir duman birikir. Kral kızına döner ve "Buradan kaç kızım, ne pahasına olursa olsun seni koruyacağım. " Elindekini prensese doğru fırlatır ve kral son anda onu etkisiz hale getirir ve prenses hızlıca annesi ile kaçacakları kapıya yönelir. Kuş kadın efendisine bakar ve gizemli kız "Git ve onu bul. Ama acele etmene gerek yok istediğin gibi eğlen. " Önünde selamını verir ve doğruca prensesin peşinden giderken kral ona engel olur.
-Kızımı size yem etmem.
-Şey.. Ayaklarına mı baksan acaba! Haklısın biraz daha işi hızlandırmam gerekirdi.
Gizemli kız , kralın taşlaşmış bedenini daha da hızlandırır. Ve onu tamamı ile taşa dönüştürür. Kuş kadın izler sayesinde onu fark eder ve ikili arasında bir kovalamaca olurken, bir kahin krallıktan uzak evinde, pencereden saraya bakarken "Bu işte bir terslik var! " Der.