İçeriğe geç

Güneş Ve Ay

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Güneş Ve Ay

Bölüm 9

Neden?

Başsavcılıktan çıkan arama kararıyla birlikte operasyon düğmesine basılmış, adliye koridorlarında hummalı bir çalışma başlamıştı. Ancak Doğu’nun avukat odasını terk etmesinin ardından aralarındaki havanın ne kadar ağırlaştığı herkes tarafından hissediliyordu. Hayal, masasında duran o devasa buketten yayılan kokunun artık canını sıktığını fark etti. Doğu’nun "dikkatimi dağıtıyor" derken gözlerinde çakan o amansız kıskançlık ışığı zihninden silinmiyordu.

Resmi işlemler sürerken Hayal, çiçekleri odadaki sehpanın kenarına kaydırıp çantasını aldı ve Doğu’nun makam odasına doğru ilerledi. Aralarındaki bu sürekli iş kılıfına büründürülmüş gerginliğe ve Doğu’nun buz gibi mesafesinin altından beliren yakıcı tavırlarına artık bir anlam vermeliydi.

Doğu’nun odasının kapısına geldiğinde derin bir nefes aldı ve kapıyı iki kez çalarak içeri girdi.

Doğu masasında oturmuş, önündeki operasyon evraklarını incelıyordu. Kapının açılmasıyla başını kaldırdı. Gelenin Hayal olduğunu gördüğünde yüz hatları yine o kuralcı, geçit vermez duvarlarına büründü.

"Buyurun Avukat Hanım," dedi Doğu, sesi pürüzsüz ama alabildiğine soğuktu. "Arama ekibi hazırlanıyor, bir gelişme mi var?"

Hayal kapıyı kapatıp masaya doğru ilerledi. Kahverengi gözlerinde tereddüt yoktu ama sesindeki profesyonel mesafeyi korumaya özen gösterdi.

"Kişisel odamdaki çiçekleri bir kenara bırakalım Sayın Savcım," dedi Hayal. "Dünden beri ne yapmaya çalıştığınızı anlamıyorum. Sabah bahçede, dün akşam restoranda, bugün odamda... Soruşturma ciddiyeti kılıfının arkasına saklanarak bana uyarıda bulunmanızdan rahatsızlık duyuyorum."

Doğu elindeki kalemi yavaşça masaya bıraktı. Sandalyesinde geriye yaslandı. Yeşil gözleri, karşısında dimdik duran sarışın kadını baştan aşağı süzdü. İçindeki o kıskançlık ateşini bastırmak için gün boyu harcadığı çaba, kızın bu doğrudan hamlesiyle yeniden sınanıyordu.

"Ben kimseye gözdağı vermiyorum Hayal Hanım," dedi Doğu, sesini olabildiğince alçak ama ciddi tutarak. "Sadece bu davanın ne kadar tehlikeli olduğunu ve odağınızı dağıtacak şeylerden uzak durmanız gerektiğini hatırlatıyorum. Mesleki bir tavsiye olarak görün."

"Odamdaki çiçeklerin davanın tehlikesiyle ne ilgisi var?" diye sordu Hayal, masaya doğru bir adım atarak. "Alihan benim eski bir dostum. Bana tebrik çiçeği göndermesi tamamen insani bir jest. Ama siz sanki büyük bir disiplin suçu işlemişim gibi davranıyorsunuz."

"Alihan" isminin dökülmesiyle Doğu’nun çenesi kenetlendi. Ağır ağır ayağa kalktı. Masanın arkasından çıkıp Hayal ile arasında resmi ama gergin bir mesafe bırakarak durdu.

"Soruşturma yürütürken adliye binası içinde bu tarz kişisel yakınlıkların sergilenmesi profesyonelliğe aykırıdır Avukat Hanım," dedi Doğu. Sesi buz gibi bir ciddiyetle doluydu ama gözlerindeki karanlık fırtına tamamen kıskançlıktan besleniyordu. "O adamın adliyadaki varlığı da, size gönderdiği jestler de bu dosyanın ciddiyetini gölgeliyor."

Hayal, Doğu’nun bu kuralcı savunmasının arkasındaki gerçek duyguyu net bir şekilde sezmişti. Adam ne kadar profesyonellik zırhına bürünürse bürünsün, gözlerindeki kıskançlığı gizleyemiyordu.

"Demek tamamen profesyonellik..." dedi Hayal, başını hafifçe eğerek. "O halde ben de bir avukat olarak üzerime düşeni yapar, kişisel eşyalarımı adliye sınırları dışında tutarım. Sizin de mesleki sınırlar dahlinde kalmanızı rica ederim Sayın Savcım."

Doğu, Hayal’in bu resmi ama meydan okuyan duruşu karşısında gözlerini hafifçe kıstı. Aralarındaki o resmi mesafe bir kalkan gibi aralarında duruyordu ama bakışlarındaki gerilim adeta odayı yakıyordu.

"Şüphesiz," dedi Doğu, soğukkanlı bir ifadeyle ceketinin düğmesini iliklerken. "Kurallar herkes için geçerlidir."

Tam o sırada odanın kapısı vuruldu.

"Sayın Savcım, arama ekibi araçlarda hazır, çıkmamız gerekiyor!" diye seslendi dışarıdaki katip.

Doğu masadaki kilitli evrak çantasını aldı. Hayal’e doğru hafifçe başıyla selam verdi.

"Önden buyurun Avukat Hanım. Operasyon alanında resmi protokol kurallarına eksiksiz uyacağız."

Hayal de resmiyetini bozmadan başıyla karşılık verdi. "Nasıl isterseniz Sayın Savcım."

İkisi odadan çıkıp adliyenin uzun koridorunda yan yana yürümeye başladılar. Dışarıdan bakan biri için tamamen profesyonel, ciddi ve mesafeli iki devlet görevlisiydiler. Ancak adımlarının ritminde, söylenmeyen sözlerinde ve yan yana yürürken aralarındaki o çekimdepatlamaya hazır bir fırtına gizliydi. Adliyedeki resmiyet kalkanı korunmuştu ama kalplerindeki o yakıcı kıskançlık ve çekim, resmi kelimelerin ardında bile varlığını sürdürmeye devam ediyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.