İçeriğe geç

Güneş Tepede

Bölüm 8 · 6 dk okuma

Güneş Tepede

Bölüm 8

Kim Bu ''Arkadaş''?

8.Bölüm

Deniz, hızla Güneş ve merte doğru yaklaştı. Mert bu sert adımları hissetmiş olmalı ki biraz silkelendi ve duruşunu dikleştirdi. Güneş de sonunda Denizi fark edince kocaman gülümseyip Mert'i tanıtmaya başladı.

-Ha Deniz geldin mi? Bak bu da Mert, lisenin başından beri arkadaşım.

Deniz Mert'e bariz kurulmuştu. Onun Güneş'le bu denli samimi olması onu ziyadesiyle rahatsız etmiş olmalı ki, bunu bakışlarına da yansıtmıştı.

D: Deniz ben. Elini uzatır

M. Mert ben de, tanıştığımıza memnun oldum.. Yüzünde sinsi bir gülümseme belirir, o da elini uzatır

Mert'in aksine Deniz, bu tanışmadan hiç memnun olmamıştı. Kaşları çatık, gözleri kısık bir ifadeyle, sertçe sıktı Mert'in elini. Mert'se oldukça alaycı ve sinsi bir ifadeye sahipti.

Güneş aradaki gerginliği fark ederek Mert'e hafifçe gülümsedi. Denizin kolundan kavrayarak tokalaşmanın bitmesini sağladı. Yavaş adımlarla Denizi sıralarında götürdü, oturdular. Denizin Güneş'e birşey sormak istercesine bir hali vardı ama oldukça da çekingen gözüküyordu.

+Güneş

-Efendim Deniz

+Bu la-

Tam sormaya yeltendi ki sınıfa hoca girdi ve konuşmaları yarıda bölündü. İkisi de ayağa kalktı. Sonra geri oturdular. Birkaç dakika böyle susup beklediler. İlk adım Güneşten geldi.

-Deniz sen sankı bisey dıyodun, ne diyodun?

+Yok ya demiyordum bısey ne dicem.

-Dıyodun diyodun. Söyle ya hadıı

+Bişey demiyordum Güneş.

-Söööyyleee hadıı ya. Hadi hadiii.

Güneş böyle böyle ısrar etmeye devam etti. Denizin kolunu dürtüyor, devamlı aynı şeyleri tekrar ediyordu.

-Deniz söyle hadi neydi ne diyoduuunn?

+Ya güneş demiyordum bişey diyorum ne ısrar edıyosun hala yeter!

-Ha şey, Buruk bir tonla tamam ya pardon.

Güneş kısa bir süre sırada birşeylerle ilgilendi, sonra yüzünü pencereye döndü. Dirseğini masaya koydu, eline de yanağını. Öylece dışarıyı seyretti ki, bu Güneş'in genelde yapacağı birşey değildi. Ders ne olursa olsun her zaman dinler, not tutardı. Boş derste bile ya kitap okur ya test çözerdi.

Deniz de kolundaki bilekliği elinde çevirip oynuyordu. Bir o elinde bir o elinde gezdiriyor, parmaklarına doluyordu. Gözü bazen Güneş'e kayıyordu, sonra Güneş'in hiç bu tarafa bakmadığını fark edince hepten onu izlemeye başladı.

Hareketsiz dışarıyı izliyordu öylece. Düzenli nefes alıp veriyordu, bazen derindi, iç çeker gibi. Deniz bir süre öyle onu izledi. Sonra ışığa bakmaktan gözleri yoruldu, kırpıştırıp durmaya başladı. Anlık kafasını sıraya koydu. Amaç gözlerini dinlendirmek ama gecenin uykusuzluğu da bastırınca sırada öylece uyuyakaldı. Güneş de göz ucuyla Denize baktı. Uyuduğunu görünce o da onu izlemeye başladı. İçinden ''Bana öyle ters ters cevap verdi şimdi de uyuyo ya. Bayır domuzu mübarek'' diye geçirrmeden de edemedi. Öyle derin dalmıştı ki Denizi izlemeye, zilin çaldığını bile fark etmemişti. Aniden Mert'in sesiyle irkildi.

+Pişt

-Ayy. Ya Mert napıyosun ya ödümü kopardın.

+Korkutmak istememiştim, pardon güzelim. Gel dışarı çıkalım Güneş ya, ayağım açılsın kaç derstir oturuyorum.

-Ya hiç çıkasım gelmedi şuan

+Gel gel hadi nazlanma yaa

-İyi madem gelıyım hadi.

Güneş sıranın etrafından dolaşıp Mert'in yanına gitti. Sonra yavaş adımlarla sınıftan çıktılar. Bu sırada pencere de kapı da açık olduğundan cereyan yaptı. Kapı aniden sertçe çarptı. Sınıftakı kızların da irkilip ani ses çıkarmasıyla birlikte, Deniz kış uykusundan uyanmıştı. Yeni uyanmanın verdiği alıklıkla etrafı izlerken yanında bir boşluk hissetti. Güneş yoktu. Etrafa bakınıp durdu ama sınıfta da yoktu. Ayağa kalktı, sınıfı dolaştı. Ama Güneş yoktu. Sonra aklına dışarısı geldi, pencereye doğru yürüdü. Dışarı baktı, sağa sola bakındı. En sonda kafasını başka yöne çevirdiğinde aşağıda Mert ve Güneş'i yan yana dolaşırken gördü. Gözleri fal taşı gibi açıldı, beynine bı sinir sıçradı ama ne sinir. Gözü dönmüş şekilde dışarı yöneldi ama,sonra kendini tuttu. Öfkesi içinde sürekli dönüp dönüp dolaşıyor, garip duygulara dönüşüyordu. O bile anlam veremedi bu duygulara. Yani Güneş neden başka bir erkek arkadaş edinemeseydi ki? Buna neden bu kadar öfkelendi? Kafasında döndürüp döndürüp durduğu şeyler sadece bunlardan ibaretti.

Teneffüs bitti. Güneş'le Mert sınıfa gelmişlerdi. Mert kendi sırasına, Güneş kendi sırasına döndü. Ama Deniz ortada yoktu. Güneş etrafa bı bakındı ama, Deniz sınıfta da yoktu. Güneş ''Lavaboya falan gitmiştir herhalde'' diye düşündü, sırasına oturdu. 5 dakika oldu yok, hoca sınıfa geldi yok. Eşyaları da çantası da her şeyi burda. Nerde bu çocuk?

Dersin ortasına geldiler, Güneş saate bakıyor, kapıya bakıyor yani içinde değişik bir his var ama, Denizi bekliyor olduğu yerde. İyice de merak etmeye başlamıştı ki dayanamadı; Felsefe hocaları olan Kerim Bey'in yanına gitti ve lavabo izni istedi. Kerim Bey, başta iki mırın kırın etse de izin verdi sonunda. Güneş izin alabilmenin verdiği tuhaf başarmışlık hissiyle sınıftan çıktı ve katları dolaşmaya başladı. Bakmadığı bir tek erkekler tuvaleti kalana kadar her yere baktı. Deniz hiçbir yerde yoktu gerçekten de. Güneş endişelenmeye başladı. Arasa ulaşsa, telefonu çantada Deniz'inkinin nerede olduğu meçhul. Hafıf kırgınlıkla ve elinden başka hiçbir şey gelmeyeceğini düşünerek sınıfa geri döndü. Bi ümit sınıftadır diye sıraya baktı ama Deniz yoktu. Sırasına döndü ve Deniz'in çantasına baktı. Telefonu ordaydı. Yani arasa bile ulaşamadı. Çok içten bir ''Ooff'' çekti. Dersin bitmesine 3-5 dakika kalmış, Güneş sabırsız, endişeli gözü sürekli kapıda bir şekilde beklemeye devam etti.

En sonunda zil çaldı. Güneş direkt kalktı, hızla Mert'in yanına gitti.

-Ya Mert, Deniz yoktu bu ders çıkmış gitmiş nerde olabilir sence?

+Ya bı sakın ol sen bakiyim, ne bu telaş?

-Çıkmış gitmiş diyorum teneffüsün başında buradaydı yok şimdi nerdedir ki oof.

+Endişelenecek bir durum yoktur eminim güzelim. Sen gel Bi otur şuraya. Ben bı erkekler tuvaletine bakıp geleyim.

-Heh tamam ben bekliyorum burda sen bak gel.

Güneş'in içi hafıf rahatlamış gibiydi. Mert'in sırasında oturup beklemeye başladı. Mert, tuvalete doğru sakince yürüdü. Tahmin ettiği gibi, Deniz oradaydı. Mert, Denizi görünce sırıttı. Deniz bu sırıtıştan içten içe şüphelenmişti. Bu çocukta garip bir şeyler vardı.

-Kimsin lan sen?

+Hop hoop, Güneş her yerde seni arıyo. Senin onu böyle merak ettirmeye ne hakkın var?

-Kimsin oğlum sen? Güneşle bı yakınlaşmalar gülüşmeler güzelimler falan? Hayırdır yani noluyoruz anlayalım yani.

+Sen bana hesap mı soruyosun?

-Soruyorum evet.

+Ben istediğimle istediğim gibi konuşurum, Sanane? Asıl sen kimsin? Güneşle daha dün tanışmışsın gelmişsin burda bana abilik taslıyosun. Bas geri. benim canımı sıkma.

-Basmazsam nolur?

+Güneş benim 3 yıllık arkadaşım. Hoş bu zamana kadar arkadaştık ama... Belki öyle olmaz ilerde Allah bilir. Sırıtarak

Bu lafın üzerine zaten burun buruna olan ikilinin arası iyice kızıştı. Deniz şöyle Bi gerildi esnedi, uzaklaştı. Sonra aniden gelip Mert'e yumruğunu yapıştırdı. Neye uğradığını şaşıran Mert sersemleyip yere düştü. Gülmeye devam etti, istediğini almıştı. Amacı da zaten Denizi kışkırtıp kendine zarar verdirtmekti. Yerden kalktı. Kanayan burnunu sildi ve tuvaletten yavaşça çıktı. Sınırden nefes nefese kalan Deniz de arkasından gitti.

Mert yüzündeki alaycı ifadeyi değiştirerek cıddı bır yüz takındı. Sınıfa eli yüzü kanlı girince Güneş hemen yanına koştu endişeyle. Denize olan endişesini unutmuş, tek bir odak noktası vardı.

Hemen ardından Deniz de koşa koşa sınıfa girdi. Kravatı gömleği dağılmış, parmaklarının ucunda kan vardı. Güneş sinirle, ona yaklaşan Deniz'e baktı. Denizin yüzünde hiçbir pişmanlık yoktu, aksine Güneş'in onu yanlış anlayacağından korkuyordu. Bütün sınıf onlara bakıyordu. Mert'in bazı arkadaşları da onların yanına geldi. Denizin elindeki kanı fark edince Deniz'in üstüne yürümeye kalkışsalar da Mert hepsini geri çekti. ''İyiyim ben birşey yok'' diyip burnunu sildi ve sırasına oturdu. Bütün sınıf da başın toplanmıştı. Herkes hep bir ağızdan konuşuyor, ''Bunu sana kim yaptı, noldu?'' sorularıyla çocuğu darlıyorlardı. Mertse hiç konuşmuyor, sadece baygın ve sinirle Deniz'e bakıyordu. Mert'in Denize baktığını gören Nazlı bı sinirle Güneş ve Deniz'in yanına gitti.

+Senin bu arkadaşın napmaya çalışıyor kızım? Daha ilk günden öğrencilere saldırmak falan? Vahşi misin oğlum sen?

-Sen işine baksana ya.

+Bakmazsam nolur?

-Senlik bı durum yok Nazlı, bu Mert ve Deniz'in arasında. Karışmak sana düşmez.

+Bak sen ya? Dünkü çocuk gelip benim sevgilime saldırıcak ve ben karışmicam öyle mi. Sesini yükseltir

-Nazlı siz Mert'le ayrıldınız hatırlatırım, hayal dünyanda falan mı yaşıyorsun sen?

+Bana bak-

Tartışmanın şiddetlendiğini gören Helin hemen araya girip Nazlı'yı alıp götürdü. Nazlı ''Seninle sonra görüşücez'' gibi laflar etse de Güneş çok takmadı. Zira odak noktası başkaydı. Denize dönüp:

-Evet bı açıklama bekliyorum?

dedi. Deniz hem mahçup, hem de sinirli bir yüz idafesiyle Güneşe baktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.